Trend yol Türkiye Süper Lig ve Trendyol Türkiye 1. Lig maçları başladı; 11 Ağustos Cuma günü ve 14 Ağustos Pazartesi günü oynanan maçlarla bitti ilk hafta… Maçların kalitesini beğenmeyen, umdukları skorları ve pozisyonları göremeyen başta GS, FB, ve BJK’lılar olmak üzere binlerce taraftar biraz buruk ayrıldılar türibünlerden; TV’lerin başından… Kimi oyundan memnun kalmadı, kimi skordan… Anlaşılıyor ki hazırlık kampları pek verimli geçmemiş, çalışmalar tam takım oluşmadan başlamış, kampa sonradan katılanlar, yeni transferler arasında uyumsuzluklar var gibi…
GS, hızlı ve tempolu oyununa rağmen gol noktalarında zayıf kaldı. Hayal kırıklığı yarattı geçen yılın şampiyon takımı… Maçın hemen başında rakip fileleri sarsan FB’nin ilk 20 dakikadan sonra temposu düştü; duran topları verimli kullanamadı Kanarya… Kaleci Altay da konsantrasyon bozukluğu olmalı ki hatalı bir gol yedi… BJK da beklenen hız ve tempodan uzaktı, pas ve tercih hataları nedeniyle son dakikalara kadar golü bulamadı, direkleri iki kez sarstı ama fileleri bir kez… Topla yapılan hareketler kadar topsuz hareketlerin de gol atmak amacıyla yapılmasının gerektiğini unutmayan Fernandez harika bir vuruşla üç puanı kazandırdı takımına… Matadorun kırmızı pelerinine saldıran kızgın boğa gibi koşan BJK’nın ünlü futbolcusu Ebubekir, penaltıyı kaçırdı ukalaca kullanınca… Vuruş sırasında nereye bakacağını kestirmeyince adamı morartır bu futbol topu…
“Hazırlık kampları verimli geçmemiş” dedik yukarıda;hazırlık sezonu denilen dönemde yapılan çalışmalar sürecinde futbolcuları fiziksel ve fizyolojik özellikleri geliştirilir;yeteri kadar gelişmeyen bu özelikler oyun performansını olumsuz yönde etkiler;çünkü taktik-teknik performanslar da gelişemez,yetersiz kalır;ondan sonra 5 metreden gol kaçırma ,savunmada kademe, denge bozukluğu, konsantrasyon eksikliği ,oluşan sürpriz pozisyonlara karşı reaksiyon ve pozisyon hataları ve erken yorulma geç dinlenme sorunları…
Futbol çok sevilir ülkemizde; her takımın taraftarı takım yapar,transfer yapar, antrenör getirir,hakemi,TFF’yi sorgular..Kısa sürede bol gollü galibiyetlerister,başarı ister, şampiyonluk ister taraftar… Bunlar hemen olmaz elbette; Planlı programlı, takım halinde ve sabırlı çalışmalarla güzel işler üretilir… Başarı ,küçük ama sürekli çabaların harcanmasıyla ulaşılan bir aşamadır; “takım olmak” “ takım ruhu” dediğimiz değerlerdir bunlar… Başarılı olabilmek için takım olmak gerekli.
Amatör olsun, profesyonel olsun; açık alan sporları olsun, salon sporları olsun ,“Takım olabilmek başarı için vazgeçilmez bir değerdir. Futbol dinamik bir oyundur, bir saniye sonra bile ne olacağını kimse bilemez, gelişir ve değişir; bencillik, ilkesizlik, fırsatçılık, gösterişe kaçış, özverisizlik , takım ruhunu engelleyen davranışlardır. Her biri fiziksel, teknik-taktik ve mental yönlerden değerli ve değişik futbolcuların belirlenen bir hedefe bir amaca ulaşmak üzere bir araya geldikleri guruplar süreç içinde “takım olurlar”…“Bir araya gelmek bir başlangıçtır; bir arada bulunmak, bir gelişmedir; beraber çalışabilmek ise başarıdır.”demiş ünlü işadamı, sanayici Henry Ford…Takım ruhunun oluşmadığı noktada toplam güç, bireylerin tek tek gücünden daha az olacaktır. Parçaları iyi seçerseniz ve birbirlerini tamamlarlarsa bütün, parçaların toplamından daha büyük olacaktır. ”Sinerji de diyebiliriz bu etkili güce..
Bir takımın başarılı olmasında, “takım olma” değerine ulaşmasında, o takımın mensup olduğu spor kulübünüm tarihi, yapısı, gelenekleri, başkanları ve yöneticileriyle süreç içinde görev almış teknik adamlarının silinmez izleri rol oynar…
Başarı için kişisel nitelikler elbette çok önemlidir; ancak yeterli değildir. Taktik, teknik perfeksiyon, strateji ne kadar doğru olursa olsun “takım olma” bilinci yerleşmemişse başarıya ulaşmak mümkün olmuyor…
Yönettiğim, antre ettiğim,maçlarda sevk ve idare ettiğim takım futbolcularına maçtan önce şunları söylerim bağıra bağıra…:
“Takım oyuncusu olduğunuzu unutmayın… Koşan, kazanmak için yılmaz bir mücadele gösterin ,cesur yürek ,ateşli futbolcular olun; bu anlayış ve felsefeyle sahada basmadık yer bırakmayın.”