İlkokul sıralarına kadar gider benim okuma alışkanlığım… Top oynamaya başladığım yıllar da diyebilirim buna… Yaşamımın ayrılmaz etkinlikleri okuma ve futbol…
Bu hafta futbol yazacaktım, Afyonspor –Kütahya maçına dair görüş düşünce ve önerilerimi sergileyen bir yazı… Sonra vazgeçtim… “Ya Agah Hoca, yazmak kolay iş; bir profesyonel takımın yöneticisi, hocası futbolcusu olmak hiç de kolay değil; hele bu takımın bir numaralı sıkıntısı ekonomikse…” dedim.
Pazar günü yenildi Afyonspor…
Son günlerde biraz gaza bastım galiba ..Okuduğum kitapların sayısı oldukça artmış son bir ayda… Behçet Necatigil, Said Halim Paşa, Kuşçubaşı Eşref, Hakka Sığındık… ve de Tutunamayanlar…
“ Toplumun ve kişinin uygarlığının, çağdaşlığının ölçütlerinden biridir kitap; insan kılar kişiyi…
Başka yaşamlardır kitaplarda gördüğümüz.
Başka insanların, benzer koşullarda nasıl davranmış olduklarını öğreniriz kitaplardan.
İnsanlarla ilişkiler, komşuluk, dostluk, dayanışma, direnme kitaplardaki örnekleriyle büyütür, zenginleştirir yaşamı.
İnsanın dünyaya ve yaşama bakış ufkunu genişletir; dünyayı anlamanın, yaşamdaki yanlışlıkların değiştirilmesi çabasının anahtarlarını verir kitaplar.
Doğayı ve insanları daha iyi tanır, her şeyi aklın süzgecinden geçirmenin yöntemlerini öğreniriz kitapları okudukça.
Aklın gerçekle düşü, geçmişle geleceği bütünleştirerek bilmediğimiz yönlerimizi keşfetmemizi sağlayan kitaplar sayesinde kendi özelliklerimizin derinliğine iner, kendimizi daha iyi tanırız.”
Yukarıda saydığım kitaplar arasında Tutunamayanlar Romanı çok ilginç fakat zor okunan katmanlı bir kitap… Genç yaşta vefat eden Cahit Atay yazmış bu kitabı… Cahit Atay’ın dramatik bir yaşamı var bu da ayrı bir konu…
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın hemen bütün kitaplarını bilirim ancak hepsini okudum diyemem “Hakka Sığındık” sürükleyici bir roman.. Şaşırmamak elde değil “Abdülhamit dönemini mi yazmış bugünü mü?
Tutanamayanları özetlemek gerekirse: “Selim Işık'ın intihar ettiğini öğrenen Turgut Özben, ihmal ettiğini düşündüğü arkadaşının geçmişinin izini sürmeye ve Selim'in tanıdığı insanlar aracılığıyla onu tanımaya çalışır. Her insana farklı bir yönünü gösteren Selim'in görüntüsü, Turgut'un bu insanlarla konuşması sonucu okuyucunun ve Turgut'un gözünde netlik kazanacaktır. Romanda birçok kişi vardır ama her biri aslında Selim'in hayatındaki kişilerdir ve tüm anlatılanlar Selim Işık'ı aydınlatır. Selim ışık, düşünen ve sorgulayan insanın simgesidir ve bu yüzden hayata tutunamamış ve bir tutunamayan olmuştur.
Tutunamayanlar, 1970 TRT Roman Ödülü'nü almasına rağmen, pek bir ilgi görmemiş ve hatta bir, iki sene sonra unutulmuştu. Oğuz Atay da Günlük’te "Ben, yaşarken unutulmuş biriyim." diyerek bu durumu betimlemiştir.
Çevremizdeki pek çok “tutanamayan “ değerlerimizle yaşayıp gidiyoruz.. Uzaktan yakından tanıyoruz onları…
“Ey Fuzûlî ister isen izdiyad-ı rütbe-i fazl//Diyar-ı Rûm’u gözet terk-i diyar-ı Bağdat et” dememiş boşuna yaklaşık dört yüz elli yıl önce...
(Ey Fuzûli, rütbenin artmasını, kıymetinin bilinmesini istiyorsan. Bağdad’ı terk et Anadoluya git)