Agah Bıyıkoğlu

Ulusal Egemenlik - Pes Etmeyenlerin Hedefi

Agah Bıyıkoğlu

Yıl 1920… Ülkemiz işgal ve istila altında… 250 bin kirli çizme var topraklarımız üstünde… 45 bin İngiliz, 60 bin Fransız, 20 bin İtalyan, 125 bin Yunan ..

Düzenli ordu henüz yok… Bir taraftan Yunan ordusu ilerliyor vatanın bağrına doğru.. Bir taraftan da işbirlikçilerin çıkardıkları iç isyanlar ülkenin sırtına saplanan birer zehirli hançer..
15 Mart’ta İstanbul’daki “Meclis-i Mebusan” kapatılmış, tanınmış aydınlar, mebuslar işgalciler tarafından (İngiliz -Fransız- İtalyan) tutuklanarak  Malta’da sürgüne gönderilmişlerdir. Bunlar arasında Afyon Mebusu Ali Çetinkaya da vardır.. 16 Mart’ta da İstanbul resmen İngiliz askeri denetimine alınmıştır.

Ankara’da bulunan Mustafa Kemal Paşa, 19 Mart 1920’de tüm Anadolu ve Trakya’ya gönderdiği bildiride seçim yapılmasını, seçilecek milletvekillerinin Ankara’ya gelmesini “olağanüstü bir Meclis” toplanmasını ve “milletin kaderine el koymasını” istemiştir.. 
İşte bu süreçte Ankara, yorgun ve yoksul bir kenttir bozkırın ortasında… Konaklama, ısınma ve aydınlanma koşulları yetersizdir. Anadolu’nun en ücra köşelerinden kimi at sırtında kimi yayan yapıldak tozlu yollardan bin bir zorlukla Ankara’ya gelen temsilcler, yurtsever Ankaralıların evlerinde kalırlar. İstanbul’dan kaçan hükümet adamları, genç gazeteciler, Ankara’da görev almaya koşan kurmaylar, subaylar iş ve hizmet adamlarının çoğu yatak ve yorganlarını getirmişlerdir..

23 Nisan 1920 Cuma.. Güneşli parlak bir gün… Hacı Bayram Veli Camii’nin önü  tıklım tıklım dolu.. Cuma Namazı kılınır ve sarıklı, kalpaklı fesli, mebuslar; vali ve yüksek rütbeli zabitler ve her yaştan binlerce insan Meclis’e doğru akmakta…

Kurbanlar kesildikten sonra Mustafa Kemal Paşa, kırmızı beyaz kudelelerle bağlanmış kapıya yaklaşır, elindeki makasla keser kurdeleyi ve Meclis’e girer..

Mebuslar, Öğretmen Okulu’ndan getirilen sıralara otururlar, Sinop  mebusu Şerif Bey en yaşlı üye sıfatıyla, Ankaralı vatansever marangozların yaptıkları kürsüye çıkarak  açar ilk celseyi..
Türk Ulusu için  takvimden koparılan bir yaprak, rastgele bir gün değildir 23 Nisan.. Bu güne engellerle, tuzaklarla, ihanetlerle dolu bir süreçten geçerek  gelinmiştir..  

Bu tarihi günün mimarı ve önderi Mustafa Kemal Paşa, 16 Mayıs 1919 Cuma günü Galata Rıhtımından Demir alan ve Karadeniz’in dalgaları arasında boğuşan Bandırma Vapuru’nun güvertesinden bakarken sırtındaki Trablus Savaşı, Çanakkale- Conkbayırı, Anarfartalar muharebeleri, Irak ve Suriye’deki askeri dehâsını da taşıdı Samsun ufkuna; oradan da Anadolu bozkırının ortasındaki Ankara’ya…

“Hacı Bayram‘ın “Nâgehan ol şara vardım, ol şarı yapılır buldum /Ben dahi bile yapıldım, taş ile toprak arasında” dediği Ankara’ya… 38 yaşındaki bu gözüpek generalin yanında, kendisi gibi vatan sevgisiyle gözünü karartmış silah arkadaşları da vardı.  Umutlu kararlı, cesur, liyakatli vatan sevgisiyle dolu “çılgın Türkler”…

Kurtuluş destanının ilk satırları, bağımsızlık mücadelesinin de başlangıcıydı bu yolculuk; Mustafa Kemal Paşa ve kurmaylarının Samsun'a yolculuğu, bir ulusun kaderini değiştirdi.

24 Nisan 1920 günü, yani  Meclis’in ikinci oturumunda Ankara mebusu Musafa Kemal  Paşa söz alır… Bu onun Millet Meclisi’ndeki ilk konuşmasıdır. Sivil kıyafeti içinde oldukça zayıf yorgun hatta sıkılgandır; ancak yaptığı dört saatlik konuşma, onun yalnız siyasi hayatının değil, o gün bütün cepheleriyle meydan çıkan yeni kişiliğinin de önemli bir belgesi, yürüyeceği yolun da pusulasıdır..

“Memleketi dağılış ve çöküş tehlikesinden kurtarmak için, milletin bütün kuvvetlerini, esaslı bir teşkilat içinde birleştirmekten başka çâre yoktur.” Türk’ün İstiklâl Savaşı artık halka dayalı bir Meclis’le yürütülecektir. Bu karar Mustafa Kemal’in dehasının, ileri görüşünün bir ürünüdür.
24 Nisan 1920 Mustafa Kemal Paşa mevcudun oy birliğiyle TBMM Başkanlığına seçildi. 39 yaşında bir devlet adamı; aksiyon adamı, fikir adamı, ülkeyi yüz yıllardır geri bıraktıran kurumların yerine çağdaş kurumlar inşa edecek yılmaz bir devrimci…

Açıldığı günün bütün olumsuz  ve sıkıntılı koşullarına, cesaret kırıcı olaylarına, ihanetlere rağmen sosyal yapısından gelen ruh, inanç, eğilim ve formasyon farklarını yenerek ülkenin kurtuluşu ve bağımsızlığı, neredeyse imkansız gibi görünen zafer üç yılda sağlanmıştır..

Bu sonuç, ulusal iradenin, ulusal egemenliğe ulaştığı geri dönülmez bir dönemeçtir.. Bu sonuç pes etmeyenlerin ulaştığı parlak bir zaferdir..

“Dağ nice yüksek olsa yol onun üstünden aşmıştır. Ya bir yol bulmuş ya da bir yol yapmıştır Mustafa Kemal Paşa… Çünkü o, başarmak için doğmuştur başarısızlık için değil..

“Ankara’da Meclis’in kurulması Mustafa Kemal’in yaktığı Milli Mücadele ateşinde önemli bir dönüm noktasıdır. 23 Nisan aynı zamanda Atatürk’ün geleceğimize, çocuklarımıza olan güveninin de semboldür“

İlk okula giderken duymuştum , “Bugün 23 Nisan, neşe doluyor insan “repliğini yetmiş yıl önce… Hiç unutmadık bugüne dek… Unutmayacağız..

Yazarın Diğer Yazıları