Agah Bıyıkoğlu

ÜNİVERSİTELERDE UZAKTAN EĞİTİMİN AMATÖR TAKIMLARDA YOL AÇTIĞI SORUNLAR

Agah Bıyıkoğlu

6 Şubat pazartesi günü tan yeri ağarmadan korkunç bir sarsıntıyla uyandı Türkiye.. Kahramanmaraş-Pazarcık ve ardından Malatya merkezli şiddetli depremler, on bir ili ve onca yerleşim yerini yerle bir etti… Binalar yıkıldı, yollar yarıldı köprüler koptu; karlı kışlı dondurucu soğuk altında perişan oldu binlerce yurttaşımız. Yasa boğuldu ülkemiz..
Yersiz yurtsuz, aç ve açıkta kalan binlerce yurttaşımıza bu zor zamanda yardım elleri uzatıldı.. “Ulusumuzun birlik ve beraberlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhu şahlandı”; sel gibi aktı yardımlar bölgeye… Fakat felâketin büyüklüğü karşısında kolay olmuyor işler..
Bölgedeki binlerce depremzede aile, üniversite öğrencilerinin kaldıkları KYK’ya (kredi ve Yurtlar Kurumu) ait yurtlara nakledildiler ve yerleştirildiler… Bu yurtlarda kalan öğrenciler yurtlardan çıkarıldılar; onlar da memleketlerine gitti.. Bu nedenle de YÖK; üniversite öğrencilerine “uzaktan eğitim kararı aldı..
Âcil ve kısa vadeli bu karar kimilerince uygun bulundu kimilerince de başka sorunlar yarattı..
Bu kararın başta eğitim olmak üzere ekonomik, sosyal, kültürel ve psikolojk yönlerden getirdiği sorunları işleyen yazılar arasında değerli hocamız Prof. Dr. Mehmet Sarı’nın 18 Şubat tarihli Türkeli Gazetesi’ndeki köşe yazısı dikkate değer.. Bunun yanında kimi hemşehri gazeteci, yazar ve radyo yorumcularımız da “uzaktan eğitim, yüz yüze eğitimin yerini asla tutamaz” görüşünü ele aldılar..
Evet… Yaklaşık otuz yıl formel eğitim vermiş, hâlen de informel eğitim veren bir eğitimci-antrenör olarak ben de diyorum ki “Uzaktan eğitim sistemi hiçbir zaman yüz yüze eğitimin yerini tutamaz” “Anlatırsan unuturum, gösterirsen hatırlarım, beni işe dahil edersen öğrenirim” sözü boşuna değil.. “Aktif eğitim, interaktif eğitim”…
Rektörlerin görüşleri alınıp her üniversite kendi koşulların göre karar verseydi daha uygun olurdu… Şimdiki profesörler kusura bakmasınlar ama çok asosyaller, bırakın bizim 68 kuşağının efsane profesörlerini-rektörlerini; bir Yılmaz Büyükerşen, bir Şan Öz-Alp, bir Şahabettin Yiğitbaşı yok artık..
Halkımız kendisini tedavi eden, ameliyat eden veya siyaset sahasında varlık gösteren bir profesörden başkasını tanımaz.. Örneğin Veysel Eroğlu’nu her Afyonlu tanır ama onun çevre mühendisliği dalında profesör olduğunu bilen çok azdır…
Uzaktan eğitimin yaratacağı sorunlardan bir de ülkemizdeki amatör takımların ve bu takımlarda spor yapan binlerce sporcunun olumsuz yönde etkilenmesidir. Üniversitelerin “bahar dönemi uzaktan öğretime geçince “ilimizde ve ülkemizdeki amatör takımların futbol, voleybol, basketbol, kadın futbolu dallarındaki faaliyetleri de aksayacak bu gidişle.. Çünkü amatör takımlarda özellikle BAL ve Süper Amatör Futbol liglerinde oynayan üniversiteli futbolcular eğitim, ulaşım, gıda, giyim ve barınma gibi harcamalarının bir kısmını, amatör spor kulüplerinden aldıkları harçlıklarla karşılıyorlar; amatör takımlar da bu futbolculara güvenerek takım kuruyorlar ve liglere katılıyorlar oldukça yüklü harcamalar yapıyorlar… Maddi ve manevi risklere giriyorlar.. Bunların yanı sıra Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okullarında –fakültelerinde okuyan birçok öğrenci, futbol oynuyor, hakemlik, antrenörlük yapıyor çeşitli dallarda..
Uzaktan eğitim, amatör takımlara çok zor günler yaşatacak bu gidişle…
YÖK başkanı, uygulamalı derslerin yüz yüze yapılacağı yönünde açıklamalar yapıyor; “Kısa süre sonra yüz yüze eğitime geçilebilir, en azından “hibrit eğitim verilecek“ diyor..
YÖK başkanının eğitimden anladığını anlıyorum ve rahatlıyorum…
Dost bîvefâ, felek bîrahm, devran bîsükûn, /Dert çok, hemdert yok, düşman kâvî, tali’zebûn.. (Fuzûlî)
(Dost vefasız, dünya acımasız, devir sâkin değil-çalkantılı, dert çok, derdimi paylaşan yok, düşman kuvvetli, talihim zavallı ve çaresiz…)
Fuzûli karamsar; ama ben değilim…

Yazarın Diğer Yazıları