Elif Çaylıoğlu

Kavga İlahların İşidir Peki, Biz Kavga Ediyor Muyuz?

Elif Çaylıoğlu

Yılmaz Hocam, önceki hasbihalimizde demiştiniz ki, kavga ilahların işidir. Bu cümle  ayet ve hadislerin ışığında, onların nurlarıyla üretilmiş bir mana elhamdülillah. Anlıyoruz ki, konu ve olay ne olursa olsun, bir billahi anlamda imanlı için, o imana göre yaşama gayretinde olan için kavga, didişme haram. Dolayısıyla mutlaka ve hızlıca kurtulmamız gereken kavgacılık hali için ne yapmamız gerekir, bunu tefekkür edelim istiyorum. Bu kavga işinin kaynağını kurutabilmemiz, sorunu temelden çözebilmemiz için nereden başlayalım?

Elif hanım kardeşim, şu bir kural; bir problemi çözebilmemiz için daima Billahi anlamda imanı bilmek, uygulamak gerekiyor. İşte bu olmadığında ki dünya imtihanı gereği bu normal şartlarda hemen mümkün olmuyor, kişi kendiliğinden kavga halini tercih ediyor, billahi anlamda imanı istemiyor. Bütün mesele burada. Enbiya Suresi 22, Müminün 91, İsra 42. ayetlerde kavganın sebebinin ilahlık hissiyatı olduğunu, kavganın ilahların işi olduğunu Rabbimiz açıklamıştır: Eğer Allah ile beraber başka ilahlar bulunsaydı arşı elde etmek için savaşırlardı, yönetimi ele geçirmek için kavga ederlerdi. 

Hocam, dunihi algıda olanların ilahlık hissiyatları sebebiyle dünyada bir ilahlar savaşı yaşandığını anladım elhamdülillah ama ayetimizde neden arşı elde etmek için kavga ederlerdi deniyor, ona da değinelim mi?

Moleküler yapının yani evrenin yönetimi Arş’ta kurulu bir sistem. Arş’ta öyle bir evren yönetim servisi var ki tıka basa uzman meleklerle dolu. Hani bazen bir belgeselde veya haberlerde uzayla ilgili çalışmaların yapıldığı servisleri gösterirler de oldukça uzmanlaşmış çalışanları, teknik donanımları görünce şaşırırsınız ya, oradan hayal edin. Oysa oradaki bütün o ekip, o donanım sadece bir roket yapmak ve o roket patlamadan düşmeden yukarı çıksın diye. Oysa Arş tüm evrenin yönetimi için bir yönetim teknik servisi. Arş’ı ele geçirmek için savaşmaları, kavga etmeleri o sebeple…

Biz nedense Arş’ı soyut bir kavram gibi düşünmüşüz sevgili hocam, hayalimiz ne kadar yanılgı dolu. Bu konuda da muhtemelen Hristiyan figürleri algımızı etkilemiş olabilir mi?

Melek denince tabii hiç fark etmeden Hristiyan imajları zihnimizi etkiliyor olabilir, onlar melekleri pilli bebek gibi, süs figürleri gibi tasvir ediyorlar ya; oysa öyle bir şey değil melekler. İşte Arş tıka basa işlerinde uzman meleklerle dolu; miadı dolan melek değişecek şekilde bir görevli döngüsü var. Rabbinin sadık kullarından oluşan, behemehâl görevini yapan bizzat sıkı çalışan bir ekip var. Bu ayetlerden anlıyoruz ki, eğer gerçekten Allah seviyesinde ilahlar olsaydı kavga olurdu; Rabbimiz böyle söylüyor. Ve yine anlıyoruz ki öyle bir şey yok; yani evrenin yönetiminde kavga yok, demek ki ilahlar yok. Şimdi bu bilgiyle bir de dünyaya bakalım. Dünyada kavga var, demek ki ilahlar var. İşte insanlardaki ilahlık hissiyatının delillerinden en önemli birisi budur: Yaşantılarında neredeyse her detayında bir kavga var, demek ki ilahlar var. 

 

Yılmaz Hocam, dunihi ilahlar olduğu sürece yani dünya yaşantısındaki ilahlık hissiyatlı insanlar mevcut oldukça onlar mutlaka kavga edecekler, kaçınılmaz öyle mi? 

Zuhruf Suresi 58. ayette Rabbimiz işte bu ilahların hasımlık ve didişme konusunda çok yetenekli olduklarını belirtmiş. Onlar kavgacılar ve bu konuda çok da yetenekliler, en ufak bir konuda birisiyle hemen hasım olabilirler. Hısım olmaları işi değiştirmez, fark etmez. Mesela mrasta biraz bir yanlışlık olmuşsa hemen kardeş kardeşe hasım olur. O da yetmez, gider pompalı tüfeği alır, kardeşini, akrabasını vurur atar. Bu öyledir ki, aynı şey ahirette de devam edecek! Orada da bu kavgacılıklarına devam edecekleri için Sad Suresi 64. ayette Rabbimiz; ehl-i nâr olanlar, yani cehenneme gidecek olanlar, ateşi hak etmiş olan dunihi ilahlar orada da hasımlaşıp münakaşa edip didişecekler demektedir, orada da aynısını yapacaklar. Hesap zamanında da birbirlerini suçlayacakları, birbirleriyle didişecekleri bir hayat süreci var. Ahiretteki bu olay bir anlık bir manzara değil, böyle bir yaşantı olacak, kim bilir kaç yıl, ne kadar… Bilmediğimiz bir süreç ama böyle bir yaşantı dönemi var. 

Çok korkunç bir durum, böyle yaşayıp böyle ölmekten bizi muhafaza buyur Allahım. İnsana bu dunihi algıyı, ilahlık hissiyatının kavgacılığını cazip kılan faktörler neler acaba Yılmaz Hocam?

Dûnihi ilahların bu kavgacılık hallerini coşturan ve onları bu hal üzere ölmeleri için hazırlayan şeytanlık patronaj sistemi var, o sistemin işi onları bu konuda teşvik etmek! Daha önceki bir hadis duasında gördük, onlar zihni tesirlerle ve nefsin şerrini coşturan yöntemleriyle kavga duygularını, sadırdaki öfkeleri motive ederler. Maide Suresi 91. ayet bu yüzden diyor ki şeytanî patronaj sisteminin esas amacı insanlara Allah’ı unutturmaktır. Bunu nasıl yapar? Hissen Allah’tan uzağa düşürerek! Yani dunihi algıyı güçlendirerek. 

Şeytanlık patronaj sisteminin insanı tuzağa çekerken kullandığı önemli bir yöntemi bu demek ki?

Evet, hissen Allah’tan uzağa düşürerek Allah’ı unutturmak! O kadar uzağa düşürür ki unutturur. Şeytanlık Patronaj Sisteminin bir diğer işi de kullar arasında kavga ve hırsı yaymaktır, ikisini birden yapıyor! Müthiş bir şey… Yani hem Allah’la ilgili hak hukuku unutturuyor hem de insanlar arası hak hukuku işlevsizleştirmeye çalışıyor. Maide-91. ayet her iki noktaya vurgu yapıyor. Allah’la ilgili hak hukuk konusunda, insan Allah’ın hakkına göre davranmıyor, O’nu unutuyor; bir de birbirlerinin haklarına da riayet etmiyorlar. Neden? Çünkü ilahlar kavga eder! Allah’la kavga etmek için O’ndan uzaklık hissine girer, kullarla kavga edebilmek için fırsat bulunca nefret hissiyle birbirlerinin haklarına da riayet etmezler. Onlardaki ilahlık hissiyatı sebebiyle aktif olan kavgacılık özelliğinden yararlanan şeytanlık patronaj sistemi, dunihi algıdaki insanlar kavga ve hırs içerisinde olsunlar diye çalışır. 

Şeytanlık Patronaj Sistemi onlardaki bu ilahlık hissiyatı kaynaklı kavgacı kişiliği mi dürtüyor Yılmaz Hocam?

Evet, onların kavgacı kişiliklerinin açığa çıkmasını sağlıyor. Bu ise dûnihi ilahların sesli veya sessiz, gizli veya açıktan öfkelenmeleriyle olur. Dûnihi ilahların öfkelenmesi onların ilahlık hissiyatlarına yöneliktir. Onların o hissiyatla bir şeyi kabullenememeleri, hazmedememeleri, karşılaştıkları olayları kendilerinin ilahlık hissiyatı makamlarına hücum olarak görmeleri, öyle kabul etmeleri sebebiyle öfke başlar ve devamı kavga, didişme, nefret olur genellikle.

Yılmaz Hocam, anlıyoruz ki, bir kişi dûnihi ilahsa öfkelenir; öfkeliyken ki halimiz bir ilahlık hissiyatı hali demek ki! Aslında dunihi ilahların öfkeleri, kavgaları bir ilah saldırısı bu durumda; kim öfkeleniyorsa mutlaka o an o dunihi bir ilahtır. Hal böyle olunca öfkelenmekten kurtulmanın yolunu sormak istiyorum ama biraz merak edilsin diye inşaAllah bir sonraki hasbihâlimizde onun tefekkürünü yapalım mı inşaAllah?

Muhammeddün Nebi’nin Rabbi Allahım, kalbimin (sadrımızın kalbi esir eden) öfkesini gideriver lütfen (âmin). 

Yazarın Diğer Yazıları