Sevgili Hocam, bu hafta daha önce tefekkürüne başladığımız hadisimizin devamını tefekkür edelim istiyorum. Elhamdülillah, burada sizinle hadisleri bize göre derinlemesine ama aslında billahi manada incelemeyle şuna şahit olduk; önceki hadis okumalarımız ya yetersiz veya kimi zaman da yanıltıcı sonuçlar üretmişiz.
Hadiste Efendimiz, kendisine salatta da okuyabileceği bir dua öğretmesini isteyen eşine çok önemli bir dua öğretiyordu. İşte o duanın bir çırpıda okuyup geçtiğimiz ama manasal açılımı çok derin olan bu kısmını okuyayım. Rasulullah (SAV) Efendimiz’in mübarek eşlerine öğrettiği dua şöyle devam ediyordu: “Ve Allah’ım beni fitne tasallutundan koruyarak kurtar.” Daha öncesinde yani duanın baş kısmında “Günahımı bağışla, kalbimin ğayzını, öfkesini gider ey Nebi Muhammed’in Rabbi Allahım” diyen bir sığınış vardı.
Bu kısımda geçen “fitne” nedir Yılmaz Hocam, onu nasıl anlamalıyız? Bu kısmı soracağım ama öncelikle duadaki “koruyarak kurtar” vurgusunu nasıl tefekkür etmeliyiz? Korunarak kurtulmak nasıl bir hal, bu hafta hasbihalimizde bunu tefekkür edelim mi?
Elhamdülillah, bu dikkatimizi çekmesi gereken bir sığınış: Allahım, beni fitne tasallutundan koruyarak kurtar (âmin). Bakara Suresi 191 ve 217. ayetlerde Rabb’imiz “Fitnenin öldürmekten daha büyük, daha azim bir günah olduğunu bildirmektedir.” Bu duamız vesilesiyle bu ayeti de düşünelim lütfen, fitnenin nasıl bir karşılığı varmış Allah indinde.
Ayette “öldürmek” tanımı geçtiği için onun üzerinden söyleyelim; çoğu kere öldürmek insanlar arasındaki bir hak hukuk iken, fitne doğrudan Allah’ın hakkıyla ilgili bir hukuktur. Bu yüzden fitne çok daha yüksek derecede şiddetli bir günahtır. İkinci sorunuz olan “koruyarak kurtar” manası idi; duada “Beni koruyarak kurtar ya Rabbi.” diye geçen fiil “ecirniy” kelimesidir; o da koruyarak kurtarmak demektir. Yalnız “kurtar” manası vermek o kelimenin manasını tam ortaya koymaz. Koruyarak kurtar hem kelimenin manasına daha uygundur hem de Allah zaten “koruyarak kurtaran”dır. Koruyarak kurtaran Allah! “Ecirniy” fiilini yani “Allah’ım bizi koruyarak kurtar.” sığınışını, Efendimiz (SAV)’in öğrettiği bir başka duada da kullanırız; “Allahumme ecirniy mine’n nar: Allah’ım beni ateşten (cehennemden) koruyarak kurtar.” deriz. Bu da çok tefekkür edilmesi gereken bir duadır. Çünkü Nebe Suresi 21. ayete bakacak olursak, cehennem herkesin güzergâhı üzerindedir, ayet öyle demektedir. Cehennem herkesin güzergâhı üzerindeyse bu bizi korkutmalı değil mi? Herkesin güzergâhı üzerinde olan cehennemden korunarak kurtulmak bu yüzden önemli...
Nebe 21 dedi ki; cehennem herkesin güzergâhı üzerindedir. Bu herkesin güzergâhı üzerinde olan cehennem, Meryem 71 ve 72. Ayetlerde ise dünya hayatında kendilerini korumuş olanların (müttakilerin) kurtarılacakları bir hal olarak tanımlanıyor. Herkesin güzergahında cehennem var ama Meryem 71-72’den öğreniyoruz ki billahi anlamda imanlı olanlar yani muttakiler bu güzergahta kurtarılacaklar. Nasıl? Korunarak! Zalimler yani nefislerine zulmedenler, ilahlık hissiyatının inatçısı ve ısrarcısı olan dunîhi ilahlar ise orada, cehennem halinde, cehennem ortamında diz üstü bırakılacaklardır. Muhafaza buyur Allahım (âmin). Al-i İmran Suresi 185. Ayet ise, korunarak kurtarılanların cennete dahil edileceklerinin müjdesini verir.
Tekasür Suresi 5, 6, 7. ayetleri cehennem gerçeğinin dünya hayatında ilmel yakîn görülebileceğini bildirmektedir. Cehennemi yani “Cehennem varmış” halini dünya hayatında ilmen yakîn görebilirsiniz diyor ayet. Dünyada onu ilmel yakin göremeyenlerin, yani kâfir, örtücü, ilahlık hissiyatlıların dünyada ilmen yakîn göremedikleri o cehennemi neticede aynel yakîn görecekleri, daha sonra bizzat tanışacakları, onu hakkal yakin yaşayacakları bildirilmektedir.
Sevgili hocam “ilmel yakin” görmek daha somut olarak anlamak istesek, ne demektir? Aynı durum cennet için de geçerli midir? Cenneti de ilmel yakin görebilir miyiz dünyada?
Ayet; cehennemi ilmel yakîn, yaşadığınız hayatın içerisinde görebilirsiniz diyor. Müthiş bir şey. Şimdi hasbihal çok uzayabilir diye detaylandırmayacağız ama lütfen dikkat edin ve bunun nasıl bir uyarı olduğunu, yani işin müthişliğini fark edin, yakalayın. Sıradan okuyup geçilemeyecek bir ayet, her bir ayet öyle aslında… Billahi anlamda imanlılar için bu ayette de müthiş bir ders var. Sorduğun için şunu da söyleyelim, cennet için böyle bir bilgi yani cenneti dünyada ilmel yakin görürsünüz bilgisi, açıklaması yok, öyle bir şey açıklanmamış. Ama dünyada bu görme cehennem için var. Cehennemi ilmel yakîn görebilirsiniz, cümlesini bu yüzden çok tefekkür ederek kazanımlar elde edebiliriz. Çok önemli. Niye? Çünkü bu şekilde de iki grup oluşuyor: Dünya hayatında cehennemi ilmel yakîn görebilenler ve göremeyenler. Görenler var, onlar cehennemi ilmel yakîn görecekler, yani görebilirler. Göremeyen ve kâfir olanlar de var ki onlar da ölümle birlikte aynel yakin ve hakkal yakin görüp yaşayacaklar. Allah Allah... Onu göremeyenler, kâfir olanlar dunîhi ilahlardır; görebilenler de billahi anlamda imanlılardır. Ancak onlar görebilirler, gayret ederlerse Billahi İmanlı olanlar cehennemi her an görebilirler.
Bir şeyin ilmel yakîn olması durumunun ne demek olduğu merak ediliyor, aslında çok basit; ilim yoluyla görülmesi demektir, Kur’an ilmi yoluyla yaklaşılarak fark etmek demektir. Kur’an ilmi Allah’ın sünnetullahını, sistemin işleyişini de kapsar. İlim denilince yalnızca dışarıdaki moleküler bilimselliği düşünmek bizi dar düşünmeye sevk eder, ilim diye sadece moleküler yapıyı ele alırsanız bir şey elde edemezsiniz. O yüzden Kur’an ilmi ikisini de kapsayan ilimdir. İlim yoluyla yani ilmel yakin denilince bunu anlamalıyız. Yoksa “Oxford’da şöyle bir matematikçi var, o görmemiş de biz mi göreceğiz?” gibi cümleler değil ilmel yakin… “Harvard’da şu var, o görmemiş de biz mi göreceğiz?” diyenler bunu fark edemeyenlerdir. Yanıldıkları için. Çünkü o sadece moleküler yapıyla ilgili sünnetullahla meşgul yani doğrusal ve düzlemsel düşünce boyutlarıyla meşgul, iki boyutlu düşünüyor yani. Oysa Kur’an ilmi bize en az üçüncü boyuttan hitap ediyor, üç boyutludan başlayan bir ilim ve öğretme var. Oysa diğerlerinde üçüncü boyut yok.
İlim yoluyla ilmel yakîn uğraşılan şey neyse o şeyin varlığı hakkında şüphe edilemez. Şüphe olursa yakîn olmaz. Neyin ilmel yakîninden bahsediyorsak onun varlığı hakkında şüphe edilmeyen hisleri oluşturabilmek bu yüzden hem önemli hem de şart. “Şu şey var ya, onu şüphe edilmeyecek derecede hissediyorum.” Diyebilmeliyiz o şey için. “Şu şöyledir, hiç şüphe yok öyle, şüphesiz öyle olduğunu hissediyorum.” Diyebilmek önemlidir. Peki o hisse nasıl ulaştıyoruz? İlim yoluyla. İşte ilmel yakîn dediğimiz odur.
Demek ki cehennemi de bu şekilde hissetmemiz mümkün ve önemli ve gerekli... İlmel yakîn diyebilmeliyiz ki; “Hiç şüphem yok, cehennem şudur ve ben onu hiç şüphesiz hissediyorum.” Ayetler bize böyle diyebilirsiniz, Billahi imanlı iseniz böyle demelisiniz diyor.
La ilahe illallah dediysek cehennemi ilmel yakin görebilmeliyiz. La ilahe illallah ifadesi, görmemiz gereken cehennemin dûnihi algı olduğunu öğretir bize. Müstakilen var ve muhtar iddiasındaki ilahlık hissiyatı ve dûnihi ilahlar ve onların yaşantıları cehennemdir, ayet bunu söylüyor.
Peki, bunun böyle olduğunu kimler ilmel yakin göremez?
O yaşantıda olanlar… Sen Billahi Anlamda İmanlı olarak İlmel yakîn bunu görebilirsin, görmek zorundasın, ilmel yakîn bu cehennemi görmek zorundasın. Ama o inatçı, ısrarcı dûnihi ilahlar bizzat yaşaadıkları o cehennem hayatını göremezler. Onu söylüyor ayet. O göremeyenler, dûnihi ilahlardır ki, işte onlar zamanı gelince aynel yakîn görecekler...
Düşün şimdi, korunarak kurtulan olmak nasıl bir şeymiş, bir de hiç görmeyip, göremeyip bu acı duruma düşmek nasıl bir hal muhafaza buyur Allahım (âmin)…
Demek ki Billahi Anlamda İman bu kadar hayati, bu kadar gerçeği görmemiz sağlayıcı, bu sebeple de koruyucu ve böyle kurtarıcı sevgili hocam, elhamdülillahi ala külli hal…