Elif Çaylıoğlu

Öfkenin İlacı İnşirah Suresi

Elif Çaylıoğlu

Yılmaz Hocam, dünya yaşantısına başlarken kendimizi içinde bulduğumuz dunihi algı kaynaklı ilahlık hissiyatını ve onun en öne çıkan özelliklerinden olan kavgacılığı insan cazip kılan faktörler neler acaba? Çünkü ilahlık hissiyatı ve ona ait kavga dosyaları bitmeden selamete çıkamıyoruz sanki?

Dûnihi algı ve ilahlık hissiyatının kavgacılık hallerini coşturan ve insanların bu hal üzere ölmeleri için zemin hazırlayan bir şeytanlık patronaj sistemi var. O sistemin işi insanları dunihi algıya sabitlemek, ilahlık hissiyatıyla yaşamaya, kavgacılığa teşvik etmek! Efendimizin (SAV) bir hadisleriyle bize öğrettiği bir duada, şeytanlık patronaj sisteminin zihni tesirlerle ve nefsin şerrini coşturan yöntemlerle kavga duygularını, sadırda öfkeyi motive ettiğini, bu sebeple bunlara karşı korunmak için dua ettiğimizi hatırlayın. Bu konuda Maide Suresi 91. ayet de şeytanî patronaj sisteminin esas amacının insana Allah’ı unutturmak olduğunu hatırlatır. Peki, şeytanlık sistemi bunu nasıl yapıyor? Lütfen önemseyin, bu çok önemli: İnsanları hissen Allah’tan uzağa düşürerek, yani dunihi algıyı güçlendirerek. 

Şeytanlık “hissen Allah’tan uzağa düşmektir” diyebilir miyiz peki Yılmaz hocam?

Şeytanlık sistemi bunu yaptığına göre, bunu önemsediğine göre! O sistemin asıl işi insanı hissen Allah’tan uzağa düşürmek ve Allah’ı unutturmak! O kadar uzağa (Allah’ın dışı algısına) düşürür ki unutturur. Şeytanlık Patronaj Sisteminin bir diğer önemli işi ise kullar arasında kavga ve hırsı yaymaktır, ikisini birden yapıyor! Müthiş bir teknik ve taktik; hem Allah’ın hakkını, hukukunu unutturuyor hem de insanlar arası hak ve hukuku işlevsizleştirmeye çalışıyor. Maide-91. ayet her iki noktaya da vurgu yapıyor: Şeytaniyet sistemine tabi olan insanlar Allah’ın hakkına göre davranmıyor, O’nu unutuyorlar. Ama aynı zamanda birbirlerinin haklarına da riayet etmiyorlar. Çünkü ilahlar kavga eder! Allah’la kavga etmek için O’ndan uzaklık hissine girer, kullarla kavga edebilmek için de fırsat bulunca onların haklarına riayet etmez. Dunihi algıyla yaşayanlardaki ilahlık hissiyatı sebebiyle aktif olan kavgacılık özelliğinden yararlanan şeytanlık patronaj sistemi işte bu sebeple onlar kavga ve hırs içerisinde olsunlar diye onların bu özelliği üzerinden çalışır. 

Şeytanlık Patronaj Sistemi kavgacı kişiliği mi dürtüyor?

Onların kavgacı kişiliklerinin açığa çıkmasını sağlıyor. Bu, dûnihi ilahların sesli veya sessiz, gizli veya açıktan öfkelenmeleriyle olur. Dûnihi ilahların öfkelenmeleri onların ilahlık hissiyatları ile ilgilidir; o hissiyatla bir şeyi kabullenememeleri, hazmedememeleri, karşılaştıkları olayları kendilerinin ilahlık hissiyatı makamlarına hücum olarak görmeleri sebebiyle öfke başlar; devamı kavga, didişme olur genellikle. Buradan anlamalıyız ki, dunihi ilahların öfkeler doğrudan bir ilah saldırısıdır, kişi dunihi ilahsa öfkelenir. Kim öfkeleniyorsa mutlaka o an dunihi ilahtır. Hal böyle olunca da öfkelenmek bir ilah ürünüdür ve birincil dereceden şirk kapsamına girer. Bu birincil dereceden şirkin ürünleri olarak ortaya çıkan kavga, huzursuzluk, didişme gibi şeyler ise ikinci şirk kapsamına girer. 

Efendimizin hadisleriyle öğrettiği o duada vurgu nasıldı Yılmaz Hocam?

O dua böyle başlıyordu: “Nebi Muhammed’in Rabbi Allahım, lütfen kalbimin öfkesini gider.” İşte şimdi o duadaki “kalbimin öfkesini gider” sığınışı neden ve nasıl önemli, ona anlama noktasına geldik. Öfke doğrudan ilahın, ilahlık hissiyatının ürünü, kavga ise öfkenin ürünü. Bu yüzden öfke birincil şirktir, ürünleri ikincil şirke dönüşebilir. Birincil şirki oluşturan o öfke dışarıdan anlaşılamayabilir, yani kişi içinden öfkelense göremeyiz, bilemeyiz, hatta sesli bile olsa tespit edemeyebiliriz ama kavga onun bir belirtisi, bir işaretidir. Bu sebeple bunlar, Billahi anlamda imanlı olanların korunmaya çalıştıkları, içine düşmek istemedikleri hallerdir.

Anlıyorum ki, Billahi Anlamda İmanlıysak öncelikli işimiz öfkeyi yok etmek?

Öfke dosyasını yok etmek ancak billahi anlamda imanı takip eden, onun üzerine hayat tarzı oluşturmak için gayret edenlerin meselesi. Öfkelenmemeyi dunihi ilahlar da başarabilir ama dikkat edin, öfke ortaya çıkmasın diye onu neyle engellemeye çalışmışlarsa o da bir şirk ürünüdür, onların yaptığı Billahi anlamda imanlının öfke mücadelesi gibi değildir. Dolayısıyla mesele sinirleri aldırmak değil, “Şu kişi sinirlerini aldırmış, tepkisiz yaşıyor” noktası değil hedefimiz. Öfke yok, şu yok, bu yok değil, mesele sinirleri aldırmak değil, insani vasıflardan noksanlık yapmayacaksın, mesele şirki kaldırmak. Sinirlerini aldırmış, hiç öfkesi yok diye bir kişinin mükafat alması mümkün değil. Mesele ilahlık hissiyatı, mesele şirkin kalkması. İlahlık hissiyatını uyuşturmuşsun, öfkelenmiyorsun ama ilahlık hissiyatı duruyor. İlahlık hissiyatını yok ederek öfkelenmemen makbuldür. Bu sebeple de Efendimiz buyuruyor “Güçlü kişi herkesi yenen kişi değildir; öfke anında kendisine hâkim olabilen kişidir.” Abdullah bin Amr naklediyor, bir zat Rasulullah (SAV) Efendimize sormuş: “Beni Allah’ın öfkesinden uzaklaştıracak şey nedir? Ne yaparsam Allah’ın öfkesinden korunurum?” Efendimiz; “Öfkelenmemen; öfkelenmeyerek korunabilirsin.” Buyuruyor. Çünkü öfkelenmemeyi iman yoluyla öğrenirsen ilahlık hissiyatını yok ettin demektir. O zaman Rabbinin merhametine dahil olursun. Ne kadar güzel bir çözüm. 

Al-i İmran Suresi 134. ayette Rabbimiz billahi anlamda iman edenlerin vasıflarını söylerken “Onlar ki bollukta ve darlıkta infak ederler, öfkeyi yutarlar, insanları affederler.” buyurmakta. Ve Efendimiz sahabeye “Size Allah indinde en kıymetli yudumu haber vereyim mi?” dediğinde, Allah’ın hoşnut olması için ne yaparız diye çırpınan sahabe çok sevinir ve “Söyle ya Rasulallah, öğret bize.” derler. Efendimiz (SAV) buyurur: “Öfkelendiğinizde onu yutarsanız Allah indinde çok değerli bir yudum yutmuş olursunuz.” Bu ayet ve hadis elbette işin başlangıcını öneriyor; asıl mesele öfkelenip öfkelenmeyi yutmak değil, öfkelenmemektir, kişinin oraya ulaşması lazım. Çok öfkelendim ama dayandım, yuttum hali doğrudur ve Allah’ın hakkıyla ilgilidir. Doğrudan Allah’ın hakkıyla ilgili olduğu için de Allah’ın indinde çok değerli bir yudumdur.

Önce ilahlık hissiyatının ürünlerini baskılamak sonra da ilahlık hissiyatını yok etmek gibi bir hedef mi var bu ayet ve hadislerde Yılmaz Hocam?

Öfkelendiğinizde o öfkeyle çıkacak olan fiil, söz, fikir ilahlık hissiyatına ait olacaktır. Yani Allah’a eş koştuğun şeye (ilahlığına) ait olacaktır. İlkin Allah’a karşı bir ilahı susturduğun için, Allah’a karşı bir ilahı tokatladığın için Allah’ın indinde makbul bir yudum. Ama billahi anlamda imanlının hedefi öfkelenmemektir, öfkelenip yutmak işin başlangıcıdır. Öfkeyi yutmak o hedefin antrenmanı. Öfkelenmemeyi öğrenmenin antrenmanıdır o. Yuta yuta öfkelenmemeyi öğrenmeli. Hatta öyle öğrenmeli ki bu sadır genişliği onda yerleşsin. “Nasıl öfkelenmeyeceğim, sadrım daralıyor.” hali bitmeli; ne yaparlarsa yapsınlar, Allah’a karşı hakaret bile etseler öfkelenmeden mücadele etmeyi öğrenmeliyiz. Aksi halde o mücadelede ilahlık hissiyatınız söz konusudur, yani Allah için mücadele ederken ilahlık hissiyatınla mücadele ediyor olursun. Sadrının geniş olması bu yüzden önemli.

Sadır genişliği tepkisizlik, vurdumduymazlık değil elbette? 

Elbette vurdumduymaz olmak değil, sinirlerini aldırman demek değil, “Bana ne, onun hesabını Allah görür.” demen değil. Öfkelenmediğinde, öfkelenmediğin için herkesten daha fazla aklın başında olacağı için daha akıllı yöntemlerle mücadele edeceksin demektir. Aksi halde “öfkeyle kalkan zararla oturur”sa ne yapacaksın? 

Sevgili Hocam, geldik çare sorumuza; öfkeden kurtulmak için ne yapalım?

İnşirah Suresi, bütün bu hedefler için çok güzel bir duadır, çok güzel bir yol göstericidir, billahi anlamda iman edenler için. Onu salatlarda her gün mutlaka bazı rekatlarda okumak, buna alışmaya çok çalışmak lazım. Fırsat bulunca bir kere, iki kere, üç kere... Ama asıl önemli olan onun hissiyatı; o hissiyatla okuyarak zikrullahını yapmak çok faydalı olur biiznillah.
İnşirah Suresi ve surenin hissiyle sıkı arkadaş olabilmek duasıyla bu hasbihalimizi tamamlamış oluyoruz Yılmaz Hocam, çok teşekkür ediyorum, elhamdülillah ala külli hal...

Yazarın Diğer Yazıları