Erdoğan Emre

AFYONKARAHİSAR'DA ŞEB-İ Arûz

Erdoğan Emre

Mevlâna hz.nin vefatının 751. ci senesi dolayısıyla, her sene olduğu gibi Aralık ayının 2.-3.cü haftaları Konya’da geleneksel ihtifal kalabalığı olur. 1925 te tekke ve zaviyelerin kapatılmasından sonra Konya Mevlevihanesi de kapanmış, sema vb faaliyetler durmuş, 1950 başlarına kadar geçen 25 yıl boyunca Konya’da çelebi ve mevleviler azalıp kaybolmuş, ancak Afyokarahisar’da bu ateş hiç sönmemiş, mangal kömürü gibi kül altında canlı kalmıştı. 

Mevlâna Hz.nin (1207-1273) vefatından sonra oğlu Sultan Veled özellikle meydanı boş bırakmış, babasının yakın dostları (Selahaddin Zerkubi, Hüsameddin Çelebi, Seyyit Burhaneddin, Ekmeliddin Tabib) ile boy ölçüşmemek ve Onların aziz hatıralarına olan vefası sebebiyle Konya’yı terk ile Afyon’a gelmiş, buradaki ilk âsitane fikri böylece doğmuştur.(Şimdiki bina Hicri 710-Miladi 1289/90 da Germiyanoğlu Yakup Bey tarafından inşa edildi)

Yıllarca sonra, 1448 de doğan ve inas çelebilerinden Abapuş-u Bâli Çelebi’nin (1368-1485) oğlu olan (Mevlâna’nın 7.ci göbekten evladı) Mehmet Semai hz. (1448-1547) burada Afyonkarahisar’da, Anadolu’nun birçok yerinde, Balkanlar’da, Ortadoğu da Suriye, Irak, İran’da, Kıbrıs’ta, Midilli’de, hatta Kuzey Afrika’da Kahire’de Mevlevihaneler açılmasını gerçekleştirmiştir (17 tane)..

Bilindiği gibi Afyonkarahisar Mevlevihanesi ilk âsitanedir; inşa edildiği 1290/1300 den günümüze 3 defa yangin ve deprem geçirmiş, son olarak II. Abdülhamid döneminde 1905 yıllarında bugünkü şeklini almıştır. İlk kurulduğundan bu yana 725 yıldır kuruluş gayesinden sapmamış, tekkelerin kapanması döneminde dahi dinî faaliyetine devam etmiştir; ancak 1932 de Halkevlerinin açılması ve buna bağlı musikî kolunun etkin faaliyeti sonucu teşekkül eden meşk erbabının dinî musikiyi ön plana çıkarması ileride önemli sonuçlar doğuracaktır.

Bu grupta yer alan önemli isimlerden Neyzen Feyzi Dede, Dar-ül Elhan üyelerinden Reşat Hoca.., gibi müzisyenler klâsik türk musikisi dersleri vermeye başladılar. İcra heyetinde; Murat Öztorun Çelebi (Tamburi Cemil Ef. talebesi), Bayındırlık il Müdürlüğü mühendislerinden bestekâr Fehmi Tokay, Hulusi Yamaner, kardeşi Selahattin Yamaner, Cemal Altıniğne, Aynacıoğlu Yusuf, İbrahim Nurata, Boşnak Mehmet, Mehmet ve Fehmi Bayraşa, bunlara ilaveten TCDD Afyon gar istasyon müdürünün kızları Nezahat Bayram ve kardeşi Ülkü Beşgül.. vardı.

1946 seçimlerinde tek partiden çıkış yılları ve II.ci Dünya Savaşının son bulup Avrupa ve Türkiye’de pek çok fikirlerin değişmesiyle, Mevlâna Hümanizması 700 yıllık uykusundan uyanıp yeniden filizlenmeye başladı. Cezbeye kapılan pek çok şarkiyatçı (müsteşrik) ilim adamı ve Mevlâna hayranları Konya’ya akın etmeye başladılar.

Dünya kamuoyunda, Türkiye’de ve özellikle Afyonkarahisar’da oluşan fikirler anma törenleri yapılmasına kadar dayandı ; 17 Aralık 1951 Şeb-i Aruz’unda Konya Belediye Başkanı Reşat Özal’ın başkanlığında Mevlâna Müzesi başasistanı Mehmet Önder’in de içinde bulunduğu ihtifâl heyeti, Şahin Sinemasında tertipledikleri törene Afyonkarahisar’dan mutrip heyeti davet ederler. Zira Konya’da bu işi hakkıyla götürecek ne Mevlevî, ne çelebi, ne âşık.. kalmamıştır.

Burada birkaç selâm Mevlevî âyini icra edildi ve Mevlevî musikisinden değerli örnekler sunuldu; İstanbul’dan Neyzen Halil Can (1905-1973,Selimiye Kışlasında askeri eczacı), TRT Ankara’dan Neyzen Hayri Tümer(vef. 1973),Afyon’dan Neyzen Kemal Bayık (1904-1983). Ayrıca Arif ve Hüsrev Çelebi, Ahmet Öğüt, Murat Çelebi, Mehmet Bayraşa, Bekir Gümüş, Hasan Sanlı ve daha başka Mevlana aşığı kişiler davet edilerek ağırlanmışlardır. (Bu bilgiler, sonradan 1963 yılına kadar Mevlâna Müzesi Müdürlüğü yapan Mehmet Önder’in kitabından alınmıştır. M. Önder1926-2004,Ankara Dil Tarih Coğrafya Fak. Mezunu olup, kendi dalında pek çok kitap ve binden fazla makale kaleme almış, Kültür ve Turizm Bakanlığı başmüşavirliği, Eski Eserler ve Müzeler Genel md.lüğü,T.İş Bankası kültür ve sanat müşavirliği, Dil-Tarih Yüksek Kurum üyeliği vb yüksek görevlerde bulunmuş bir ilim adamı idi. ) 

Halkın çok ilgisini çeken bu proğram ertesi yıllarda daha da şumüllü icra edildi; Afyon’dan Derviş Yahya Tekin Dede, Mehmet Mollaoğlu, Mehmet Yüce,.. semazen olarak iştirak ettiler; âyinin kapsamı genişletildi, bütün edebiyatçılar, şairler, âşıklar, ozanlar, mevleviler, müzisyenler.. Konya’ya akın ettiler.

Durumun ciddiyetini gören Konya’nın bu işi tümüyle sahiplenip bir tür ticari havaya sokması, İstanbul’dan profesyonel ekip ayarlayıp değişik ticari tutumlar içine girmesi; bu işi sırf aşk için yapan Afyon ekibini gücendirdi ve manevi lider durumundaki Arif Çelebi durumu protesto ederek Afyonkarahisar’dan katılımı durdurdu.

Bu arada 1961 yılında İçişleri Bakanlığı’nın özel izni ile Afyonkarahisar Belediyesi Meclis Salonunda muhteşem bir ihtifal icra edildi; ilk ve en büyük Asitane durumundaki Afyon’da klasik törenler en yetkili çelebi- dede ve muhiplerce profesyonelce yapılmaya başlanmış oldu, kadro şöyle idi;

Şeyh Postunda…….; İstanbul Bahariye Mevlevihanesi Şeyhi Ferruh Çelebi’nin                  oğlu Hüsrev Çelebi

Mutrip Heyeti……….; Neyzenler Kemal Bayık, Hasan Sanlı, Kemani Hulusi Yamaner, Kanuni Selahattin Yamaner, Kudümzen Zahit Sagun, Ekrem Taşkınsel, Hulusi Arık, Kemal Alpergül, Ahmer Abay, İhsan Doğan..

Semazenler…………...; Derviş Yahya, Tekin Dede, Ahmet Öğüt, Rıza Sarı, Mehmet Yüce, Enver Turunç, Mehmet Dönergöz, Mahmut Mollaoğlu, Bekir Alpergül, Senih Bayık, Selçuk Bayraşa.. 

1964 yılına kadar paralı asker gibi ihtifallere katılan ruhsuz ekibin durumu daha fazla idare edemiyeceği ortaya çıkınca , Konya Turizm Derneği’nin (Bşk Fevzi Halıcı) çaresizliği karşısında İstanbul semazenlerinden Galata Mevlevihanesi Semazenbaşı Ahmet Bican Kasaboğlu araya girerek, Afyon Mevlevilerinin mutlaka takviye ve eğitim desteğinde bulunması gerektiği hususunda ricacı olması üzerine; Rıza Sarı, Enver Turunç, Selçuk Bayraşa, Senih Bayık ve küçük semazen Bekir Alpergül.. Konya’ya gittiler.

Haber

2 hafta kadar Konya büyük Spor Salonu’nda bestekâr Avni Konuk’un (1868-1938) ruy-i ırak ayinine iştirak ederek sema yaptılar ve oradakilere ders verdiler.(Ruy-i ırak; sanatın bütün imkânlarıyla ruhun coşkunluğunu terennüm eder, eseri dinleyenler gayri ihtiyari başka alemlere dalar, makam değiştikçe dinleyici onunla beraber vecd içinde seyreder..)

Ekibin dönüşünde 20-21 Aralık 1964 günleri Afyon Orduevi Sinema salonunda Kuçek Mehmet Dede’nin beyati ayini şerifi icra edildi. Bu ihtifalde de diğer yıllarda olduğu gibi Prof Feridun Nafiz Uzluk  Abdülbaki Gölpınarlı, Prof Abdülkadir Karahan katılıp Mevlâna’nın kişiliği ve ilmi hakkında konuşmalar yaptılar. Bu ihtifaller Belediye Nikah Salonunda, Orduevi Sinemasında, Halkevi Eğitim Salonunda (İnci Sineması) uzun yıllar devam etti, her ihtifalde başta tıp tarihi profesörü F. Nafiz Uzluk (1902-1974, anne tarafından Mevlâna torunu) ve bazı ilim adamlari koşarak geldiler.

Sonraki zamanlarda Konya tam anlamıyla konulara hâkim olunca Afyon’daki anma törenleri gittikçe yerel faaliyet haline geldi; başrol kahramanlarının hemen tamamı 1990 larda öbür tarafa göçettiklerinden işi hakkıyla devam ettirmek imkanı da kalmadı. Tanımaktan büyük onur duyduğum adeta akranım-arkadaşım gibi olan Hafız Ahmet Öğüt amcam (1904-1999) Mevlevihanede yapılan 40 hatimli aşure töreni sırasında 95 yaşında aşka gelerek kalp krizi geçirip vefat etmişti, son mevlevilerden idi.

Şeb-i Aruz, (düğün gecesi) sebebiyle hatırladıklarımı kendime saklamayıp paylaşmak istedim. Bu anılar; dedem Kemal Bayık’ın zaman-zaman dile getirdiği ve oğlu küçük dayımız Senih Bayık’ın düzeltme ve ilaveleriyle, yer-yer arkadaşım(!) Hafız amcam Ahmet Öğüt ile dedem H.Ali Emre’nin (1878-1965) gezek arkadaşlarından Gümüşzade Bekir Hoca, Başkatip Hamdi Hondu, ve hayranı olduğum büyük kumandan Hulusi Açıkgöz’den hatırımda kalan kırıntı bilgilerden derlenip harmanlanmış ziyafet sofrası niteliğindedir; hep beraber oturalım diye.. Umarım yaşıtlarımın hayalinde saklı kalan bazı anıları canlandırmışımdır ve umarım gençler istifade etmişlerdir. 

Huu diyelim; şerler def ola, hayırlar ref ola, vakti şerifler hayrola..!!

Haber

Yazarın Diğer Yazıları