Hasan Tahsin Günek

Afyonkarahisar'da Ticari Boykotlar Tarihi

Hasan Tahsin Günek

Fransızca bir kelime olan boykot’un Türk Dil Kurumu Sözlüğüne göre anlamı, Bir işi, bir davranışı yapmama kararı alma; Bir kimse, bir topluluk veya bir ülkeyle amaca ulaşmak için her türlü ilişkiyi kesme’dir.

Tarihimizde dışarıya karşı boykot uygulamalarını, Osmanlı Devletinin özellikle 20. yy başlarından itibaren askeri ve ekonomik yönden zayıf olduğu bir dönemde kendisine karşı hasmane tutum içerisine giren devletleri tutumlarından vazgeçmeye zorlamak amaçlı ekonomik boykot olarak görmekteyiz. Örneğin Osmanlı zayıf ve güçsüz düştüğü son yıllarında Avusturya-Macaristan İmparatorluğu tarafından 1908’de Bosna-Hersek’in ilhakı ve yine 1909’da Girit adasının Yunanistan tarafından fiilen işgal edilmesi üzerine bu devletlere karşı askeri güç kullanmak yerine ekonomik boykot uygulanmasını tercih etmek zorunda kalmıştı.

Bosna Hersek’in İşgali ve Avusturya Mallarına Karşı Başlatılan Boykot

İlk ekonomik boykot, bir oldu-bittiyle Bosna-Hersek’i ilhak eden Avusturya-Macaristan’a karşı yapıldı. Avusturya 1908 senesinin 5 Ekim’inde Osmanlı toprağı olan Bosna-Hersek’i işgal etmiş o günlerde bir hayli güçsüz durumda olan Osmanlı devleti bu işgale askeri olarak karşılık vermek yerine çok daha hafif bir tepki göstermek suretiyle Avusturya’dan ithal edilen fesleri boykot ederek karşılık vermeye çalışmıştır.

Avusturya mallarına karşı başlatılan boykot hızla yaygınlaşmış ve Afyonkarahisar’da da karşılık bulmuştur. Dönemin gazetelerinden olan ve İstanbul’da Fransızca olarak yayınlanan La Turquie Gazetesi 17 Kasım 1908 tarihli haberinde:

Afyonkarahisar İttihat ve Terakki Cemiyeti Başkanının girişimleriyle Karahisar’ın önde gelen tüccarlarının Avusturya menşeili malları satın almayı boykot eden bir bildiri imzaladıklarını ve boykotun giderek yaygınlaştığını, Fransız ve İngiliz ticareti yararına bu durumun uzun süre devam etmesinin umulduğu, belirtilmekteydi.1 
Ama ülke genelindeki tüm bu çabalara rağmen boykot bir işe yaramamış ve Bosna-Hersek elimizden çıkmıştır.

Girit Adasının İşgali Üzerine Yunan Mallarına Karşı Boykot
Osmanlının son döneminde bir diğer ekonomik boykot hareketi ise Yunanistan’ın Girit Adası’nı Temmuz 1909 tarihinde fiilen işgal etmesi üzerine Yunan ticari mallarına ve gemilerine karşı başlatılmıştı. Bunun için birçok şehirde boykotaj cemiyetleri kurulmuştu.

Afyonkarahisar’da Yunan Mallarına Karşı Boykot Hareketi

Girit Adasının 1909 yılında Yunanlılar tarafından fiilen ilhak edilmesi üzerine başlatılan bu boykota Afyonkarahisar’daki halk ve tüccar kesimi de katılarak destek vermişti.

La Turquie gazetesi, 30 Ağustos 1909 tarihli “Boykot”  başlıklı haberinde başta İstanbul olmak üzere yurt sathında Yunan mallarına ve gemilerine karşı uygulanan boykotlardan bahisle, Afyonkarahisar’daki özel muhabirinin gönderdiği 26 Ağustos tarihli boykot haberini sayfasına taşıyordu. Gazetenin Afyonkarahisar muhabiri haberinde şunları yazıyordu:

“Karahisar da, kendi boykot komitesinin kurulmasını istiyordu. Dün farklı yerlere asılan duyurular, şehrimiz sakinlerini Yunan tebaasından mal almamaya davet ediyordu.2 

Habere göre, Karahisar’da konu olabilecek tek bir Yunan vardır. O da şehrin hemen dışında bulunan Chemins de Fer Ottomans d'Anatolie (C.F.O.A.) - Osmanlı Anadolu Demiryolları istasyonundaki (Bugünkü İstanbul İstasyonu) büfenin sahibidir. Onun dışında Ortodoks mezhebine mensup ancak 3-4 Osmanlı vatandaşı vardır.

Ancak, muhabir boykot için kurulan “Mahsus Boykot Cemiyeti” üyelerini eleştirerek, üyelerin her şeyi birbirine karıştırdığını, Singer makinelerinin Afyon acentesi müdürünün Osmanlı Ortodoksu olduğu bahanesiyle bu makinelerin alınmamasını tavsiye ettiklerini, ancak bu girişimlerinin ise Singer makineleri için çok iyi bir reklam fırsatı olduğunu, hatta fabrika yönetici ve sahiplerinin Mahsus Boykot Cemiyeti üyelerine teşekkür etmeyi ihmal etmeyeceklerini düşündüğünü haberinde belirtiyor. 
Yine aynı haberde, cemiyetin boykota yönelik yayınladığı bildirilerin kanunlara aykırı olmaması gerektiğini, bu nedenle de yetkililerin bu bildiri ve ilanların asılmasına izin vermemesi gerektiğini, çünkü burada Yunanlı olmadığını, bu tür girişimlerin Osmanlı milletinin tüm unsurları arasında var olması gereken iyi ilişkilere zarar verebileceği yorumunda bulunuluyordu.3
Yunan gemilerine ve ticari mallarına yönelik olarak başlatılan boykot hareketine, İtalya’nın Trablusgarp’ a saldırması üzerine Kasım 1911 tarihinde son verilir. Balkan Harbinden sonra 1913 yılında Girit Adası resmen elden çıkar.

Yakın dönem ticari boykot hareketleri

Yakın dönem ticari boykot hareketlerine baktığımızda Afyonkarahisar halkının da iştirak ettiği 1990’ların başlarında yapılan kola ve et boykotlarını, 1998’de tüm yurt sathına yayılan ve İtalyan mallarına karşı uygulanan boykotu,

Yine İsrail’in uyguladığı soykırım nedeniyle dönem dönem İsrail mallarına karşı başlatılan boykotları,

Keza 2006 yılında Fransız Meclisi tarafından kabul edilen ve Ermeni soykırımını kabul etmemeyi suç sayan kararın geri alınmasını sağlamak için ülkemizde Fransız mallarının alınmaması yönündeki ticari boykot girişimlerini burada sayabiliriz.

Ancak Osmanlı döneminden bugüne kadar çeşitli nedenlerle ticari mallara yönelik başlatılan boykot hareketlerinden tam manasıyla bir sonuç alınamadığını, yapılan boykotların arzu edilen sonuçlara ulaşmadığını görmekteyiz. Zira Osmanlı döneminde yapılan ticari boykotlar dönemin önde gelen güçlü devletlerinin araya girmesi veya baskıları neticesinde bir süre sonra sonlandırılmak zorunda kalınmıştır.

Keza yakın dönemde gördüğümüz ticari mallara yönelik boykot hareketleri de bir süre sonra halkın ilgisinin azalmasıyla etkisini kaybetmiştir. Ancak bunun bir tek istisnası var dersek sanırım yanılmış olmayız. O da 1990 yılında yapılan kola boykotudur.

Tüm Kesimlerin Katılımıyla Yapılan Bir Ticari Boykot “1990 Kola Boykotu”

Ülkemizde Mayıs 1990 tarihinde kolalı meşrubatlara kola firmaları tarafından büyük bir zam yapılması üzerine başta bakkallar, bayiler, lokantacılar ve kahveciler olmak üzere konuyla ilgili diğer birçok meslek kuruluşları biraraya gelerek zammın geri alınması için kolalı içecek üreten firmalara süre tanımışlardı. Buna göre eğer fiyat indirilmezse hiçbir yerde kolalı ürün satılmayacaktı. Ancak esnaf kuruluşlarınca talep edilen indirim verilen sürenin sonunda üretici firmalar tarafından yapılmayınca boykot başlamıştı. Bütün dernekler ve odalar bir araya gelmişti. Boykot İzmir’den başlamış ve iki gün gibi kısa bir süre içerisinde tüm yurda yayılmıştı. Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu, üyelerine kolalı meşrubatları “satmama ve içmeme” çağrısında bulunmuştu. 

Zaten boykotun başarıya ulaşmasındaki en büyük etkende boykotun başında ve içinde esnaf kuruluşlarının olmasıydı. Yani esnafın “satmama” kararı boykotun başarıya ulaşmasını sağlayan en büyük etken olmuştu. Bu yönüyle genel kanaat olarak kola boykotu, bir tüketici hareketi olmaktan ziyade, bir esnaf protestosudur. Yani bakkallar ve bayiler kendi kâr paylarını arttırmak için bir eylem yapmışlardı. 

Esnafın başlattığı kolalı ürün satmama boykotuna halkta dolaylı destek verince kola satışları bir anda kesilmişti. Sonunda durumu gören kola firmaları da yapılan zamları geri çekmek zorunda kalmışlardı. 

Kola fiyatlarına yapılan yüksek zam nedeniyle başlayan kola boykotu hareketi Türkiye’nin ilk organize, geniş katılımlı ve başarıya ulaşmış bir boykot hareketine dönüşerek tarihe geçmişti. Yaklaşık on gün süren kola boykotuyla esnaf ve tüketiciler amaçlarına ulaşmışlardı. Zaten sonraki tarihlerde bir daha böyle organize, geniş katılımlı ve başarıya ulaşan ticari boykotlar yapılamadı. Bu nedenle 1990’da yapılan kola boykotu başarıya ulaşarak tarihe geçmiştir.

Dip Notlar:

1 La Turquie Gazetesi, 17 Novembre 1908 Mardi s.2

2 La Turquie, 30 Aout 1909, Lundi, s.2

3 La Turquie, 30 Aout 1909, Lundi, s.2

4 Mizah Dergisi Arşivi, (https://www.facebook.com/photo?fbid=1327841303942226&set=a.409816965744669 erişim: 17.01.2025)
 

Yazarın Diğer Yazıları