Afyonkarahisar Milletvekili İsmail Hakkı Baltacıoğlu'nun Anlatımıyla 1941 Yılında Afyonkarahisar
Hasan Tahsin Günek
Afyonkarahisar’dan 1942 yılında milletvekili seçilen İsmail Hakkı Baltacıoğlu, 28 Şubat 1886 tarihinde İstanbul’da doğdu. 1903 yılında Vefa Lisesi’ni bitirerek,1904 yılında üniversite eğitimi için Dârülfünûn-ı Osmânî’nin Tabiiye şubesine girdi. Dârülfünun’da öğrenci iken aynı zamanda Dîvân-ı Hümâyun kâtipliğinde memuriyete başlar. 1910’da pedagoji alanında incelemelerde bulunmak üzere Fransa’ya gönderilir.
II. Meşrutiyet yıllarında İttihatçılara yakın duran Baltacıoğlu, 1930’da ise bu kez Serbest Cumhuriyet Fırkası içinde İstanbul Ocağı reisi olarak bilfiil faaliyet gösterir. 1934’te haftalık kültür, edebiyat dergisi Yeni Adam’ı yayımlamaya başlar. 1950 seçimlerine kadar iki dönem Meclis’te bulunur. 1942’de Afyon’dan, 1946’da Kırşehir’den milletvekili seçilir.1
Merhum Baltacıoğlu’nun 1941 yılı son baharında çıktığı bir seyahat esnasında yazdığı memleket yazıları o günkü Vatan gazetesinde yayınlanır. Bu yazılardan biriside ziyaret ettiği Afyonkarahisar hakkındadır.2
Vatan Gazetesinde “Afyon’da” başlığı ile yayınlanan yazısında şehrimizin imar ve eğitim faaliyetlerinden, coğrafyasına kadar birçok konuya değinir. Yazı özetle şu şekildedir:
“Afyon’da”
Afyon’a çeyrek asır ara ile ikinci defa ayak basıyorum. Afyon’u ilk defa gördüğüm zaman hiç te sevmemiştim. En çok gözüme batan o mânasız kayalarıydı, Şimdi eski intibaımı (izlenim) bir türlü canlandıramadım, Ne için? Sebep şu: Buraya insanın yapıcı eli dokunmamıştır. Önce bir binadan çok bir meram anıtı gibi dikilen istasyonu var. Sonra bu binadan şehrin kalbine doğru bir kalın damar gibi gerilen bulvarı var. Her kıyısına muntazam aralıklarla dizilen aşılı top akasyaları sürrealist (gerçeküstücü) sanat anlayışına göre dizilmiş heykellere benziyor.
Şaşırıyorsunuz, heykel gibi kalın damarın kanını yaptığı meydana geldiğimiz zaman, Afyon’un meşhur heykeli ile karşılaşıyorsunuz. Taksim abidesini yapan Kanonika usta adamdır; fakat Afyon Abidesini yapan adam hiç şüphesiz sanatın sırrına el uzatan bir cüretkârdır. Çırılçıplak ejder gibi ayaklanan bir adam, iradesini yenmeğe çıkan iri bir düşmanı yere vurmuştur. Düşman önündeki uçurumlardan tekerlenip (yuvarlanıp) gidiyor. Afyon heykeline ne için bu derece diri bakıyoruz? Bunun hikmeti var; işte: Çıplak adam; arkasını verdiği kaya doğunun devamıdır. Düşmanı sanki o yıkmıyor. Arkasını dayadığı kaya dağı onunla birlikte yıkıyor!
Afyon’u anlamak için tepeleriyle birlikte düşünmelisiniz.
Evet, Afyon’u anlamak için tepeleriyle birlikte düşünmelisiniz. İşte tepeleri: Kale, Ortasivri, Ciritkayası, Fatmacık, Türk böyledir: Eline geçen dört kaya dağına ad taktığı zaman mutlaka dörtte üçüne insan şahsiyeti takar:
Fatmacık3; Bu ne coşkun aşktır! Unuttum, karşıda bir kaya dağı var. Onun da adı Ulupınar kayası4, şehrin ortasında bir altıncı kaya daha var: Kazankaya…
Burada göze çarpan bir belediye var. İç mahallelere varıncaya kadar, bütün sokakların kaldırımlarını tamir etmiş. En ücra sokaklara bile lâmba koymuş. Yeniden çeşmeler yaptırmış. Mecraları (su gideri, yatağı) tamir etmiş. Abidenin önündeki çiçek tarhları koyu, parlak çiçekleriyle gözü almaktadır. Bunlara çok iyi bakıyor. Belediye reisi İsmail Kemal Ayşakar (1907-1972)5 hukukçudur. İyi bir belediyeci olduğu kadar bir fikir adamıdır da.
Afyonkarahisar’da Eğitimin Durumu
Merhum Baltacıoğlu 1941 yılı itibariyle Afyonkarahisar’daki eğitim durumuna dair şu tespitlerde bulunuyor:
“Afyon’da çok canlı bir okul hayatı vardır. İlk merak ettiğim şey vilayetin muhtelif taraflarından gelen, fakat yatacak yeri olmayan çocukların, gençlerin durumu oldu. Öğrendim ki:
Çocuk Esirgeme kurumunun 200 talebelik bir pansiyonu var. Maarif müdürlüğü bunlar için ilkokulun birinde bir mütalâa (Ders çalışma, okuma) salonu hazırlamış. Sandıklı’nın da 90 talebe alan bir talebe yurdu var. Ayrıca Senirkent talebe yurdu var. Burası da 55 talebe alıyor. Köy enstitüleri için seçim yapıyorlar, 250 talebe gönderecekler. Heykelin bulunduğu meydanın kenarında yepyeni, güzel bir kız enstitüsü var. Talebesi çok azdır. Acaba Afyonlular bu enstitünün değerini anlayamadılar mı? Buna ihtimal veremiyorum. Mesele şu:
Enstitüye gelecek olan kızların çoğu fakir, hâlbuki iş dersleri için malzeme almak lazım. Bunun için de para sarf etmek lazım. Ne yapsınlar, paraları yok. Öyle ise buna bir çare bulmak ister. Yapılacak şey basittir. Mütedavil sermaye (Döner sermaye) ile işler bir sipariş atelyesi açmak, bu sayede çocukların ailelerini masraftan kurtarmak değil, çocuklara emekleri karşılığı olarak gündelik vermek bile kabil olur. O zaman bu elli kişi yüzlere çıkar.
Vilayette 132 tane ilkokul var. Bu ilkokullarda 265 öğretmen vardır. Bunlardan 126’sı eğitmenli, 115’i öğretmenlidir. Vilayette beş yıl içinde okulsuz köy kalmayacaktır. Maarif müdürü Lütfi Engin çok iyi çalışıyor. Çok zeki ve enerjik bir insan. Onunla görüştüğüm zaman herhangi bir memur olmadığını, yaratıcı bir kabiliyet taşıyan insan olduğunu sezdim.
Burada Halkevi muhitini çok sıcak buldum. Haber gazetesi sahibi Mahir Erkmen, Halkevi başkanıdır. Taşpınar dergisinde yazılarını gördüğümüz kalemler bu Halkevinin en yakın, en candan fertleridir. Arkadaşlarla görüştük. Ben orada iken modern bir orta oyunu tecrübeleri yapacağız. Vakit çok az, prova, temsil hepsi bir günde oluverecek. Yakınlarda çıkarılmış olan Karagöz adlı kitapta benim iki Karagöz oyunum vardır. Bunlardan birini orta oyunu tekniğine uygun olarak hazırladım. Sabahleyin prova yaptık. Gençler çok arzu ve istidat (yetenek) gösteriyorlardı. Muvaffak olacaklarından emindim.
Yine o akşam benden bir konferans istemişlerdi. Halkevinin bir kısmı geniş çok uygun bir sinema salonu var. Konferansı burada verdim, Salon dolmuştu, Afyonlu vatandaşlara bende milliyet şuurunun nasıl doğduğunu anlattım.”
Pişekâr ile Kavuklu
Baltacıoğlu konferanstan sonra Halkevinin ufak salon olarak adlandırılan bölümüne geçildiğini ve burada modern orta oyununda Pişekâr ile Kavuklu oyununun sergilendiğini ve bunun Afyonlular için sürpriz olduğunu belirtiyor.
Baltacıoğlu’ndan Bir Tespit…
İsmail Hakkı Baltacıoğlu yazısının sonunda Afyonkarahisar’da gördüğü ve tespit ettiği bir eksikliği de şu şekilde dile getirir:
Gelişmekte olan bu şehrin bir oteli yoktur. Var, fakat kendine layık değil, der. Yine otel, şehirleri sevdiren en yakın, en emin kılavuzdur, tespitinde bulunur.
Merhum Baltacıoğlu Afyonkarahisar’ın bugün sahip olduğu ve her yıl on binlerce ziyaretçiyi ağırlayan ve sayıları her geçen gün daha da artan, neredeyse her biri beş yıldızlı olan otellerini görebilseydi sanırım çok şaşırır ve aynı zamanda çokta mutlu olurdu.
Dip Notlar:
1 https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/bilgi/ismayil-hakki-baltacioglu-1886-1978/?pdf=3574 Erişim: 06.03.2023.
2 İ. Hakkı Baltacıoğlu “Afyon’da”, Vatan Gazetesi, 8 Birinci teşrin 1941, Sayfa: 3
3 Burada adı geçen “Fatmacık” Kayası Malatya’nın Darende ilçesindedir.
4 Yazısında “Ulupınar” olarak basılmış, “Ilıpınar” olacak.
5 Yazısında “Ayşakar” olarak basılmış, “Aşkar” olacak.