Hasan Tahsin Günek

Batı Kaynaklı Bazı Hikâye ve Romanlarda Afyonkarahisar

Hasan Tahsin Günek

Sahip olduğu tarihi ve doğal güzellikleriyle herkesi kendisine hayran bırakan Afyonkarahisar hakkında yazılmış pek çok seyahat anıları, şiirler ve türküler vardır. Bunlar Afyonkarahisar’ı anlatır. Bunun yanında Afyonkarahisar özellikle batı kaynaklı bazı hikâye ve romanlarda zaman zaman ismi geçen bir yer de olmuştur. Bu hikâye ve romanların konusu bazen Afyonkarahisar olmuş, bazen de Afyonkarahisar’dan geçenler konu olmuştur.

Bizimde, içinde Afyonkarahisar geçen eserleri arama gayemiz bu sebeptendir. Yani hikâyenin veya romanın içinde Afyonkarahisar geçmesi veya Afyonkarahisar hakkında yazılmasıdır.

Eserlerinde Afyonkarahisar geçen yazarlardan kimi burayı övmüş, kimisi de yermiştir. Kimi Afyonkarahisar’a ilişkin hayranlığını gizleyemezken, kimi de kentin bakımsız ve özensiz yönlerini yazarak öne çıkarmıştır. Şehrimizin sembolü olan muazzam Karahisar Kalesi devasa kayalıkları ve heybetli duruşuyla hemen hemen tüm yazılarda ve eserlerde kendisine yer bulmuş ve kendisinden söz ettirmiştir.

Daha önce içeriğinde ana unsurlardan biri olarak Afyonkarahisar’ın olduğu bilim kurgu romanı Mission Earth: Black Genesis’ten bahsetmiştik.1 Bu yazımızda da içinde Afyonkarahisar geçen tespit edebildiğimiz batı kaynaklı diğer hikâye ve romanlardan kısaca bahsetmek isteriz.

Afyon Kalesinde…

Dikkatimizi çeken ve konusu Afyonkarahisar’da geçen ilk eser İzmir doğumlu Fransız yazar Paul Lorenz (1903-1996) tarafından kaleme alınan ve 1942 yılında Fransa’da haftalık “7 jours” dergisinde iki bölüm halinde “Dans La Citadelle De L'opium” orijinal ismiyle yayınlanan “Afyon Kalesinde” adlı eserdir.2

Eserin konusu 1920’li yılların başlarında geçmektedir. Konusu ise Afyonkarahisar’da yaşayan Vassilia adlı genç bir Rum hizmetçi kızdır. Vassilia, Afyonkarahisar'da Cemal Bey'i öldürmekle suçlanır ve yakalanarak hapsedilir. Vassilia, Marmara Denizi yakınlarındaki Fulacık köyünde doğmuştur. Savaş sırasında anne ve babasını kaybedip yetim kaldığında henüz sekiz yaşındadır. İpekböceği yetiştirilen çiftliklerde yaşamını sürdürür. On dört yaşındayken bir aile onu yanlarına alarak Uşak’a götürür. Orada iki yıl kalır. Daha sonra haşhaş toplamak için Afyon’a geldiklerinde zengin bir malikânesi olan Cemal Bey'in eşi Asiye Hanım'ın hizmetine girer. Burada rahat bir hayat sürerken bir gün Cemal Bey’in kendisine sahip olmak istemesi üzerine Vassilia, Cemal Beyi öldürür. Yakalanan Vassilia yargılanmak üzere hapsedilir. Bir süre hapiste kalan Vassilia çeşitli girişimlerle daha sonra affedilir ve serbest kalır. Ege Denizindeki adalardan birine gidip yerleşerek hayatını burada sürdürür. Hikâyenin bir bölümü şu şekildedir:

“…..Tren, Anadolu'nun çorak platosunu geçmek için zeytin ağaçlarından, incir ağaçlarından ve asma bahçelerinin arasından süzülüp pürüzlü ahşap evlerin yanından geçtiğinde bol pantolonları, kısa yelekleri, çizme kadar uzun siyah kumaştan tozluklarıyla yöresel kıyafetleri içinde Rumların bölgeye yeniden geldiklerini görebiliyordum.

Afyonkarahisar şehri, sadece haşhaş yetiştirilen kırmızı renkli bir ovanın ortasında, eski yıkılmış bir kalenin kalıntılarını taşıyan sarp bir kayanın altında uzanır. Yolda derilerle yüklü kervanların bir günbatımında gökyüzünün kızıllığıyla perdelenmiş geçişini izlemekten başka bir amacım olmadan orada durmuşken, geçmişin mücadelelerinin son sözünü bulmayı ve bir kadının hayatını kurtarmayı beklemiyordum. Gecenin bir yarısı yakalanmış, dövülmüş, çiğnenmiş, geçişinin halkı uyandırdığı ışıltılı sokaklarda sürüklenmişti.

"Cemal Bey öldürüldü!" diye bağırdı bir asker çılgınca. “Evi yanıyor!”

Lambalar yakıldı, perdeli balkonlar kadınların gölgeleriyle doldu. Yataklarından kalkmış olan erkekler battaniyelerine sarınmış halde kapı eşiklerinde belirdi. Afyonkarahisar'ın tamamı kısa süre sonra Cemal Bey’in, bir Rum olan Vassilia adında bir hizmetçi kız tarafından öldürüldüğünü öğrendi….”

“World War Cthulhu: a collection of Lovecraftian war stories”

Yine kısa hikâyelerden oluşan “World War Cthulhu: a collection of Lovecraftian war stories” adlı kitabın bir bölümünde I. Dünya Savaşı sırasında esir düşen ve esaret günlerini Afyonkarahisar’da geçiren İngiliz savaş esirlerinin hikâyeleri anlatılmaktadır. Hikâyeden bir bölüm şöyle:

“……..Kut-ül Amare kuşatması boyunca, Yarbay Nathan Longcroft bir gün daha yaşamasına izin vermesi için Tanrı'ya yalvarmıştı. Afyonkarahisar’a vardığında bir Türk esiri olarak, kaderini paylaşan birçokları gibi bazen yaşam için değil, hızlı ve acısız bir ölüm için dua etti. Sadece Madras'taki duvarlarla çevrili bahçesine eve dönme düşüncesi onu umutsuz girişimlerden alıkoydu. Sevgilisi Clarissa ile ilgili düşünceleri, hayatta kalmayı bir zorunluluk haline getirdi…….”3

İçinde Afyonkarahisar Olan Gizem Dolu Başka Bir Roman “Exit Actors, Dying”

Gizem ve gerilim yüklü olan hikâyenin bir kısmı Afyonkarahisar’da geçiyor:

“…… Zaten her an yakalandıklarını duymayı bekliyorum. Çünkü bu benim ikinci güzel haberim: karavan bulundu!" Toby'ye muzaffer bir edayla başını salladı.

"Nerede?"

Afyonkarahisar'ın hemen varoşlarında terk edilmiş halde bulundu, diyelim ki kolayca fark edilebileceğine karar verdiler ve biz onları fark etmeden, kaçmak umuduyla ya başka bir araba kiraladılar ya da Afyon'dan İstanbul'a giden bir uçak tuttular."

"Afyon yetiştirilen bölgenin merkezi Afyonkarahisar! Ve sen bunu önemli bulmuyor musun?" diye sordu Toby.
"Özellikle değil. Muhtemelen İzmir'i tekrar riske atmaktan çok korkmuşlardı ve Vincent, Afyon'a yaptığı son seyahatinden İstanbul'a uçak seferleri olduğunu zaten biliyordu. Orada olduğunu biliyorum, çünkü içlerinden birinin ikametiyle ilgili bazı zorluklar yaşadılar.……”

Yukarıda bir bölümünü aktardığımız ve içinde Afyonkarahisar’ın da olduğu 1970’lerde geçen gizem kurgu türündeki “Exit Actors, Dying” adlı roman4 Penny Spring ve Sir Toby Glendower serisinin yaratıcısı ve bir gizem kurgu yazarı olan ve Margot Arnold takma adıyla bilinen İngiliz asıllı Amerikalı kadın yazar Petronelle Marguerite Mary Cook (1925 - 2016) tarafından yazılmıştır.1979 yılında yayınlanan eser aynı zamanda yazar Margot Arnold’un, Penny Spring ve Sör Toby Glendower adlı kitap serisinin ilk kitabıdır.

İçinde Afyonkarahisar Olan Bir Macera Romanı “Le Tombeur Des Boches”

Fransız deniz ticaret gemilerinde kaptanlık yaparken, sonradan gazeteci ve yazar olan, yüzden fazla polisiye, bilimkurgu ve tarihi romanlar ile macera hikâyeleri yazan Joseph Théophile Maurice Moselli yâda daha bilinen ismiyle Jose Moselli’nin (1882-1941) hayat verdiği bir macera kahramanı olan “Boksörler Kralı” lakaplı Marcel Dunot’un hikâyesini 2018 yılında “Boksörler Kralı Marcel Dunot Şehrimizde” başlığıyla burada yayınlamıştık.5

Yazar Jose Moselli’nin 1915-16 yıllarında “L’epatant” dergisinde bölümler halinde yayınlanmaya başlayan ve hikâyenin başkahramanı Boksörler Kralı Marcel Dunot’nun Afyonkarahisar’da kısa süre de olsa bulunduğu “Le Tombeur Des Boches” adlı hikâyesi özetle şöyle gelişiyor:

Hikâyenin kahramanı Marcel Dunot I. Dünya Savaşı sırasında Avrupa’da yaşadığı olağanüstü maceralardan sonra tutsak edilmiştir. Yakalandıktan sonra Türklerin hizmetinde olan Alman Generali von Blottwein’e teslim edilir. Ancak Von Blettwein tarafından tutulduğu tahıl deposu olarak kullanılan binadan, Ermeni Ardobast Hemjian’ın yardımıyla kaçarak beraberce Antalya’ya gelirler. Buradan yollarına devam eden Dunot ve Hemjian Konya’ya ulaşırlar. İstanbul’a gidecek olan trene binmek üzere bilet alırlar. Bu sırada Marcel Dunot Mondros’ta (Limni Adasında) fena halde hırpaladığı Bulgar Casusu Poutcheff’i görür. Boksörler Kralı, Bulgar casus Poutcheff’in ne amaçla buralarda olduğunu ortaya çıkarabilmek için onu takip etmeye karar verir. Bunun içinde dikkat çekmemek amacıyla yanındaki Ardobast ile ikinci mevkii yolcu vagonuna binerler. Tren gece boyunca yol alır. En nihayetinde sabah saat 8’de oldukça önemli bir istasyonda durur. Burası Afyonkarahisar Tren İstasyonudur.

Birer kahve içmek için perona indiklerinde Bulgar casusu ve yanındakilere yakalanma tehlikesi geçirir. Bir türlü geçmek bilmeyen dakikaların ardından bir yolunu bularak oradan uzaklaşıp kendilerini emniyette hissettikleri vagonlarına geri dönerler. Afyonkarahisar Tren İstasyonundan hareket eder. Yolculuğun geri kalanı olaysız tamamlanır. İstanbul’a vardıklarında Marcel ve Ardobast, takip ettikleri iki casusu gece bir sokakta amansız bir mücadeleden sonra ortadan kaldırırlar.

1922 “Bir Rüyanın Sonu”

İçinde Afyonkarahisar bulunan bir başka eser ise çizgi roman türünde olan“1922: Bir Rüyanın Sonu”dur.6

Yunan yazar Thanasis Petrou’nun 2021 yılında yayınlanan çizgi roman tarzındaki eseri, Türklere karşı savaşmak için Yunan ordusuna katılan İzmirli bir Rum olan Giorgos Ambatsiz’in gözünden Anadolu içlerine ilerleyen Yunan işgalini anlatıyor.

Çizgi romanda, Afyonkarahisar’a dair Ayazin kaya oymaları, Afyonkarahisar’da Yunanlılar tarafından yine Yunan askerlerine yönelik düzenlenen tiyatro gösterilerine ilişkin resim çizimleri ilk etapta göze çarpıyor.

Yazar Thanasis Petrou kendisiyle yapılan bir söyleşi de çizgi romanında kullandığı görseller için de Yunan kaynaklarından fotoğraf materyali toplamak için çok araştırma yaptığını, kitapları, web sitelerini, fotoğraf arşivlerini, haritaları ve aynı zamanda birçok Türkçe kaynakları araştırdığını söylüyor.

Yaşayan Karahisar

Yukarıda bahsettiklerimizin yanında şehrimizin ismi olan Karahisar’ın yine batı kaynaklı birkaç hikâyede yaşayan bir canlı haline dönüştüğünü, hikâyenin kahramanlarından biri haline geldiğini görmekteyiz. Zira Fransız yazar Edmond Gondinet (1828-1888) tarafından yazılan ve ilk kez 15 Kasım 1873’te Paris’te Theatre Palais-Royal’de sergilenen üç perdelik “Le Chef De Division” adlı bir komedi oyununun ana karakterlerinden olan Dindonnette’nin zengin kocasının adı “Karahisar Han” dır.7

Bunun haricinde Karahisar’ı yine canlı bir karakter adı olarak, 1978 yılında Belçikalı Flaman yazar Karel Biddeloo (1943-2004) tarafından yazılan ve çizimleri yine Biddeloo tarafından yapılarak iki bölüm halinde yayınlanan “De Vluchtelingen” yani “Ziyaretçiler” ve “Karpax De Stalen Man” yani “Karpaks, Çelik Adam” adlı bilimkurgu hikâyelerinde görüyoruz.8

Hikâye de uzayda birbirleriyle savaş halinde olan Zadokslar ve Grywyl’ler vardır. Dünya gezegeninde yeni bir hayat kurmak üzere yola çıkarak gezegenimize kadar gelmişlerdir. Grywyl’ler acımasız Zadoksların aksine, cesarete ve akla saygı duymaktadırlar. Zadoks’ların lideri ise Karahisar’dır.

Şimdilik bir yer ve coğrafi bölge adı olarak ve ayrıca hikâyelerde canlı bir karakter halinde kişileştirilmiş olarak içinde şehrimiz Afyonkarahisar’ın adı geçen ulaşabildiğimiz roman ve hikâyeler bunlardan ibarettir. Umarız zaman içerisinde başka hikâyeleri ve romanları da bulup bunlara ekleyebiliriz.

Dip Notlar:
1“Uzaylıların Gizli Üssü Afyonkarahisar’da mı?”, Kocatepe Gazetesi, 30 Eylül 2024, s.8
2 “Dans La Citadelle De L'opium”, 7 jours: grand hebdomadaire d'actualités, Yazan: Paul Lorenz, Directeur: Jean Prouvost, Lyon, 08/03/1942, Sayfa:8 ve;
a.g.e., Yazan: Paul Lorenz, Directeur: Jean Prouvost, Lyon, 15/03/1942, Sayfa:8
3 World War Cthulhu: a collection of Lovecraftian war stories, Edited By: Brian M. Sammons ve Glynn Owen Barrass, Yıl:2014, Portland / Oregon (https://archive.org/details/worldwarcthulhuc0000unse/page/n9/mode/2up?q=%22kara-hissar%22 erişim:22.07.2022)
4 Margot Arnold, “Exit Actors, Dying”,1979
5 “Boksörler Kralı Marcel Dunot Şehrimizde”, Kocatepe Gazetesi 28-29 Kasım 2018
6 Thanasis Petrou, «1922» - Από το άσβεστο όνειρο στην εθνική τραγωδία  / «1922»- Bir Rüyanın Sonu
https://www.hartismag.gr/hartis-35/komiks/1922-apo-to-asbesto-oneiro-sthn-eonikh-tragwdia# erişim:18/01/2023)
7 Le Chef De Division Comédie En Trois Actes Par Edmond Gondinet, Paris 1873
8 Yazan ve Çizen: Karel Biddeloo, “De Vluchtelingen”  ve  “Karpax De Stalen Man” adlı çizgi romanlar, 1978

 

Yazarın Diğer Yazıları