Dâhiliye Nazırı Talat Paşa ve Maliye Nazırı Cavit Beyin 1909 Yılında Çıktıkları Anadolu Seyahati ve Afyonkarahisar'a Gelişleri
Hasan Tahsin Günek
Osmanlı da II. Meşrutiyet’in 1908’de ilanından sonra ilerleyen süreçte İstanbul’da ortaya çıkan karışıklık nedeniyle 31 Mart 1325/13 Nisan 1909 tarihinde Selanik’ten gelen Hareket Ordusu meşrutiyetin muhafazası için İstanbul’a girmiş ve yaşanan olayları bastırmıştır. 31 Mart Vakası sonucunda padişah II. Abdülhamit tahttan indirilmiştir.
31 Mart Vakası sonrası kurulan Hüseyin Hilmi Paşa (1855-1923) kabinesinde iki önemli şahsiyet Talat Paşa (1874-1921) ve Cavit Bey’de (1875-1926) bulunuyordu. Cavit Bey Maliye Nazırı ve Talat Paşa Dâhiliye Nazırı olarak kabinede görev almışlardı.
Talat Paşa ve Cavit Bey bir yenilik yaparak yıllarca ihmal edilmiş olan Anadolu’yu ziyaret etmeye karar verdiler. Gayeleri ülkenin iç kesimlerindeki bölgelerde yaşayan halkla temasa geçmek ve onlara Anayasa’nın ruhunu ve jön Türklerin programlarını anlatarak anlamalarını sağlamaktı. Ayrıca birçok konuda bürokrasi tarafından kendilerine gönderilen raporlara bağlı kalmak yerine ülkenin ihtiyaçlarını bizzat yerinde görmeyi tercih etmişlerdi.1
Bakanlar bu amaçla Konya’ya bir ziyaret planlamışlar ancak seyahatleri süresince gerek gidiş ve gerekse dönüşlerinde güzergâhları üzerindeki şehir ve kasabalar da yaşayanların yoğun ilgi ve alakaları nedeniyle buralarda da planlı olmayan ziyaret ve konuşmalar yapmışlardı. Bu geziyi İstanbul’da Fransızca olarak yayınlanan Stamboul Gazetesi de takip etmiş ve muhabiri vasıtasıyla gidilen yerlerden gün gün haberler vermişti. Stamboul gazetesi bakanların İstanbul’a dönüşlerinden sonrada geziyi kronolojik olarak başından sonuna kadar tekrar yayınlayarak genel bir değerlendirme de bulunulmuştu.2
Gazetenin 14 Ekim 1909 tarihli haberinde seyahat programı hakkında şu bilgiler veriliyordu: Buna göre özel bir tren aynı gün sabah saat 8'de Haydarpaşa'dan Konya'ya hareket etmiştir. Eskişehir'de durduktan sonra 15 Ekim sabahı saat 7'de Konya’ya varacaktır. Bu trende İçişleri Bakanı Talat Bey ve Maliye Bakanı Cavit Bey’in yanı sıra, Anadolu Demiryolu Genel Müdürü Huguenin ve Anadolu Demiryolu Hareket Müfettişi Hasenfralz da bakanlarla birlikte seyahat edeceklerdir. Bakanlar 15 Ekim sabahını Konya'da geçirdikten sonra yola çıkacaklar ve Ereğli’den itibaren Bağdat demiryolu hattının ilerleyişini ve Çumra'daki sulama çalışmalarını ziyaret edeceklerdir.
Dönüşte Afyonkarahisar ve Kütahya'yı ziyaret edecekler. Pazar günü Ankara'da duracaklar. Trenle pazartesi sabahı Haydarpaşa'ya döneceklerdir.
İki bakan için gaye halkın ihtiyaçlarının tespit edilmesinin yanı sıra yapılmakta olan tohumluk dağıtımının nasıl yapıldığını da yerinde görerek kontrol etmektir.
Keza Anadolu Demiryolu Şirketi'nin çiftçilere bu tohumluk tahılları sağlamak amacıyla 230.000 liralık avans verdiği bilinmektedir. Bu nedenle bakanlık gezisi her şeyden önce tarımsal denetim niteliğinde olacaktır. 3
Nazırların Afyonkarahisar’a Gelişleri
l. GÜN – 14 Ekim Perşembe. Eskişehir— Afyonkarahisar
Nazırlar Talat Paşa ve Cavit Bey yukarıda bahsedilen amaçlar doğrultusunda 14 Ekim 1909 Perşembe günü sabahı İstanbul’dan Konya’ya gitmek üzere trenle yola çıkarlar. Aynı gün akşam Eskişehir’de dururlar. Buradaki karşılamadan sonra hükümet konağı ve İttihat Terakki kulübünü ziyaret ederler. Madam Tadia’nın otelindeki akşam yemeğinden sonra birkaç yerde daha konuşmalar yaparak Eskişehir istasyonuna geri gelirler. Bir süre sonra tren Afyonkarahisar’a gitmek üzere hareket eder.
Aynı gece saat 02.00 sularında Afyonkarahisar’a gelirler. Tren Afyonkarahisar İstasyonuna girdiğinde heyetteki tüm yolcular derin bir uykudadırlar. İstasyonda ise kendilerini karşılamaya gelen askerler, komutanlar, din adamları ve halkın tüm kesimlerinden oluşan bir kalabalık kendilerini beklemektedir. Heyetteki görevliler aceleyle nazırları uyandırmaya giderler. Hazırlanıp halkın karşısına çıkan bakanlardan Cavit Bey gecenin 2’sinde Afyonkarahisar İstasyonunun bekleme salonunda o günkü dördüncü konuşmasını yapar. Konuşmadan sonra bindikleri tren alkışlar arasında yeniden hareket eder.
Öte yandan Stamboul gazetesi Osmanlı Ajansının, bakanların Eskişehir-Konya arasındaki seyahatine ilişkin bazı detayları kendilerine de ulaştırdığından bahsederek Osmanlı Ajansından da şunları aktarmaktadır:
“Ramazan'da geceyi ayakta geçiren Afyonkarahisarlılar, Jön Türk kabinesi üyelerini ayakta alkışladı. Bu şehirde yaşayanların tutucu ve muhafazakâr yapıları göz önüne alındığında, Afyonkarahisarlılar da tüm Osmanlılar gibi vatansever ve özgürlük dostu olduklarını kanıtlamış durumdalar.”4
Maliye Nazırı Cavit Bey ve Dâhiliye Nazırı Talat Paşa’nın içinde bulunduğu heyetin Konya’ya gitmek üzere çıktıkları yurt gezisi sırasında Afyonkarahisar istasyonuna geldiklerinde yaşananları yine Fransızca yayınlanan 16 Ekim 1909 tarihli La Turquie gazetesi “Bakanların Gezisi” başlıklı haberinde şöyle aktarıyordu:
“Konya, 15 Ekim — Bakanlık gezisi mükemmel şartlarda devam ediyor. Yol boyunca coşkulu bir kalabalık bakanlara tezahürat yaptı. Afyonkarahisar'a vardığımızda halkın tezahürat ve alkışlarıyla uyandık. Bu nedenle Konya’ya gidecek treninin hareketi birkaç saat ertelenmek zorunda kalındı. Cavit Bey'in söylediği vatansever sözler çılgınca alkışlandı.”5
II. GÜN. — 15 Ekim Cuma — Konya
Bakanlar Talat Paşa ve Cavit Bey 15 Ekim 1909 Cuma günü Konya’ya varırlar. Karşılama töreninden sonra vakit kaybetmeden hükümet konağına giderler. Burada halka iki konuşma daha yaparlar. Öğleden sonra Müslüman, Rum ve Ermeni okullarını ve çeşitli kulüpleri ziyaretle geçer. Şehirde büyük bir sevinç havası vardır.
Akşam saatlerinde ise belediye, istasyon otelinde bakanlara yemek verir. Talat Bey'in sağındaki yerini vali almıştır. Cavit Bey Büyük Çelebi'nin sağındadır. Bay Soulié’nin işlettiği otelde akşam yemeği yenir. Daha sonra herkes istirahate çekilir.
lll. Gün. Ziyaretler - 16 Ekim Cumartesi. — Çumra- Karaman- Ereğli
Sabah, şafak vakti Konya’dan hareket eden bakanlık heyetleri sulama projelerini yerinde görmek için Çumra’da dururlar. Çevredeki halkla ve çocuklarla konuşurlar. Burada büyük bir ekskavatörün çalışmasını izlerler. Daha sonra Karaman ve Ereğli’yi ziyaret ederler. Yine bu yerlerdeki halkla, okul çocuklarıyla konuşurlar. Cavit Bey buralarda da uzun konuşmalar yaparak halka hitap eder.
IV. Gün— 17 Ekim Pazar —İshaklı — Akşehir —Afyonkarahisar—Kütahya
Ereğli’den sonra dönüşe geçen bakanların treni bütün gece yol alarak Pazar şafak vakti, Nasrettin Hoca'nın memleketi Akşehir'de plansız bir mola vermek zorunda kalır. Geziyi takip eden Stamboul Gazetesi muhabiri bundan sonrasını şöyle aktarıyor:
Kasaba, istasyondan biraz uzakta ve Sultan Dağı'nın eteklerindedir. O kadar ileri gidecek vakit yoktur. Ama ikram edilen yöresel ürünleri kabul etmek için durduk. Su ve süt ürünleri bölgede çok eski zamanlardan beri yapılmakta olan, orijinal şekilli altın renkli vazolarda sunuluyordu. Kısa tanışmalar ve güzel sözlerin ardından yeniden yola koyulduk.
Yeni durak İshaklı (Sultandağı): İshaklı küçük bir kasaba, basit bir nahiye ama istasyonun her geçen gün daha fazla önem kazandırdığı bir kasaba. Bakanların geleceği söylentisi tüm bölgeye yayılmıştı. İnsanlar yürüyerek, arabayla ve at sırtında geldiler. Köylü heyetlerinin ellerinde pankartları vardı. Özgürlük müjdesini yayan bakanları görmeye geldiler. Bakanların da bu cesur insanlara teşekkür etmek için dokunaklı içten sözleri vardı. Cavit Bey, yolcu vagonunun yüksek merdivenine çıkarak tekrar konuştu. Ve yine tüm kalpleri kazanacak yeni şeyler söyledi.
Belki daha da dokunaklı ve duygusal yeni bir karşılama Çay’da yaşandı. Aynı kalabalık, daha canlı bir şey. Oldukça iyi idare edilen Türk okulunun çocukları, Marseillaise (Marsilya) şarkısını söyleyerek treni karşıladılar. Fransız milli marşına Türkçe sözler uyarlanmıştı. Ve Anadolu'nun ortasında kaybolan Çaylı'nın bu okul çocukları koro halinde şarkı söylüyorlardı:
Bakanlar bu şarkıyı kendilerine kimin öğrettiğini merak ediyorlardı. Boş zamanlarını köyün çocuklarına Fransızca dersleri vermek için kullanan ve bir tür koro kurma gibi dâhiyane fikre sahip olanın bir subay olduğunu öğrenince çok sevindiler. Bakanlar Fransızcayı iyi anlayıp anlamadığını görmek için bu çocuklardan birine sorular sordular. O da Fransızca şiirleri İstanbul’daki liselerimizde okuyan pek çok öğrencinin imreneceği bir doğrulukla Türkçeye çevirdi. Bakanlar bu çocuğa tekrar sorular sordular ve cevaplarından o kadar memnun kaldılar ki, Cavit Bey saatini çıkarıp ona verdi. Bu subayın üstünlüğü dikkate alınmayı hak ediyor ve eğer sadece dilimizin propagandacısını övüyormuş gibi görünmekten korkmasaydık, onu daha çok övebilirdik.
Afyonkarahisar'a frenk saatiyle sabah saat 10 civarında vardık. Bakanlar burada iki saat durdu. Karşılamada perşembeden cumaya bağlayan geceki, ilk ziyarette yaşanan aynı sıcaklık var. Bakanların söylediği sözler büyük etki yaratmıştı.6
İlk anda bakanların yollarına kalabalığın çıkmasına izin verilmedi. Herkes onları görmek ve alkışlamak istiyordu. İstasyonda inanılmaz bir kalabalık vardı. Bakanlar şehri gezdikten sonra konuşma yapmak üzere hükümet konağına gittiler. Burası Cavit Bey'in konuşmalarının belki de en anlamlısını yaptığı yer. Seyirci kelimenin tam anlamıyla büyülendi. İstasyona dönüldüğünde bütün şehri orada buldular. Hepsinden önemlisi, tüm dinlerden çok sayıda temsilci vardı. İmamlar ve dervişler yanında Hıristiyan papazlar yan yana duruyordu. Temmuz 1908'in ilk günlerindeki büyük alev yeniden yükselmişti.
Afyon ile Alayunt arasında, kırsalın ortasındaki Çöğürler’e de köylüler geldi. Sonunda akşam saat 4 civarında Kütahya’ya vardık. Orada, istasyonda ve istasyon çevresinde, şehre giden yolda yeni karşılama merasimleri yapılıyor. Bakanlar konağa gittiler, orada konuştular. Cami ve çeşitli kiliselerin yanı sıra tüm okulları ziyaret ettiler. Oradan sunulan güzel manzaranın tadını çıkarmak için kaleye bile tırmandılar.
Gece yaklaşıyordu ve saat 7 civarında istemeyerek oradan ayrılmak zorunda kaldık. Akşam saat 9 civarında, yine bir buçuk saat daha Eskişehir'de durmak zorunda kaldılar. Karşılamaya gelenlerin sayısı arttı ve bunu kesintiye uğratan sadece yola çıkma zorunluluğuydu. Saat 10.12'de Ankara'ya doğru yola çıktık.
5. GÜN.—18 Ekim Pazartesi.— Ankara’ya Gidiş- İstanbul’a Dönüş
Bakanların gezisinin beşinci ve son günü Ankara ziyaretine ayrılmıştı. Eskişehir’den ayrılıp Ankara’ya vardıktan sonra şehir turu yapıp, halkla konuşmuşlar, okulları, cami ve kiliseleri gezmişler ve hükümet konağına giderek burada bir konuşma yapmışlardı. Bakanlar ziyaretten sonra Ankara’dan ayrılarak yine trenle Eskişehir, Bozüyük, Sapanca ve İzmit üzerinde bazı noktalarda durarak nihayet İstanbul’a dönerek seyahatlerini tamamlarlar.
Böylece yöneticiler ilk defa halka giderek onların ihtiyaç ve taleplerini ilk elden dinlemek fırsatını bulmuşlardı. Halkta yöneticilerini ilk defa yanında görmüş oluyordu. Maliye Nazırı Cavit Bey bu geziden yaklaşık bir yıl sonra kalabalık bir heyetle bu defa İzmir’e giderken Afyonkarahisar’a gelmiş ve ziyaretlerde bulunmuştur. Bu ziyaretten de bir daha ki yazımızda bahsedeceğiz.
Dip Notlar:
1 “Bilans Hebdomadaires”, Stamboul Gazetesi, 16 Octobre, Samedi, s.1
2 “La Tournée Ministérielle En Anatolie”, Stamboul, 20 Octobre 1909, Mercredi, s.1
3 “Tournée Ministérielle”, Stamboul, 14.Octobre 1909, Jeudi, s.1
4 “La Tournée Ministérielle à Konia”, Stamboul, 16 Octobre 1909, Samedi, s.1
5 “Le voyage des ministres”, La Turquie Gazetesi, 16 Octobre 1909, Samedi, s.1
6 “La Tournée Ministérielle”, Stamboul, 18 Octobre 1909, Lundi, s.1
Sadrazam Hüseyin Hilmi Paşa
Dâhiliye Nazırı Talat Paşa
Maliye Nazırı Cavit Bey