İrfan Ünver Nasrattınoğlu

BJK Kaptanı Ve Millî Takımımızın Yıldızı-Emirdağlı Orkun Kökçü

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Yaşamını Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da sürdüren, çok değerli gazeteci dostum İlhan Karaçay, yeni bir yazısıyla, Türk basın-yayın hayatının lideri olduğunu bir kez daha kanıtladı. Büyük Beşiktaş (BJK)’ın, büyük başkanı Orkun Kökçü’nün gerçek hayatını, mükemmel bilgilerle kaleme aldı ve intirnetteki çok önemli ve değerli sayfasında yayımladı. Ben de onun bu yazısının bir özetini okurlarıma aktarmak istiyorum.
    Hollanda Haarlem’de bir göçmen ailesinin çocuğu olarak futbola başlayan Orkun Kökçü, daha 22 yaşındayken Feyenoord’un kaptanlığına yükseldi; takımını Hollanda şampiyonluğuna taşıyan bir lider oldu.
O, yalnızca pasları, golleri ve kupalarıyla değil; şampiyonluk coşkusunun ortasında, maçlara sedyeyle getirilen ağır hastaları ve tekerlekli sandalyedeki taraftarları fark ederek yanlarına gitmesiyle de gönüllerde taht kurdu.Takım arkadaşı Quilindschy Hartman’ın, ‘Orkun saha içinde de dışında da bize örnek’ sözleri, genç kaptanın soyunma odasında nasıl bir güven ve saygı oluşturduğunu ortaya koydu.
Türkiye’yi yasa boğan 6 Şubat depremlerinden sonra acıyı sahaya taşıyan Kökçü, depremzedelerin unutulmaması için sergilediği hassasiyetle Hollanda’da geniş yankı uyandırdı. Siyah pazubandı takmayan Ajaxlı Tadić’in elini sıkmayan genç futbolcumuz, aynı ismin Fenerbahçe taraftarından alkış almasına üzülmüştü.De Telegraaf’ın 35 kişilik jürisi tarafından ezici üstünlükle Altın Ayakkabı’ya layık görülen Kökçü, daha sonra Eredivisie’deki 18 takım kaptanının oylarıyla da 2022-2023 sezonunun en iyi futbolcusu seçildi.
Feyenoord’dan Benfica’ya rekor transferle giden, ardından çocukluk aşkı Beşiktaş’a kavuşan Orkun’un hikâyesi; yetenek, aidiyet, aile terbiyesi, vefa ve merhametin aynı insanda buluşabileceğini gösteriyor. Orkun Kökçü’yü ve ailesini uzun yıllardır tanıyan Beşiktaş yöneticilerinden Erdal ve Aykut Torunoğulları, çocukluktan gelen Beşiktaş sevgisinin yıllar süren yolculuğunu anlattı: Erdal Torunoğulları geçmişte gerçekleşmeyen transfer girişimini, Aykut Torunoğulları ise Başkan Serdal Adalı’nın büyük rolüyle bu hayalin nasıl gerçeğe dönüştüğünü izah etti.
Bazı futbolcuları attıkları gollerle, bazılarını kazandıkları kupalarla, bazılarını da milyonlarca euroluk transfer bedelleriyle hatırlarız. Orkun Kökçü’nün hikâyesinde bunların hepsi var.Fakat O’nu farklı kılan asıl özellik, başarı basamaklarını çıkarken çevresindeki insanları görmeye devam etmesi; alkışların en gürültülü anında bile bir hastanın, bir engellinin, bir depremzedenin acısını fark edebilmesidir.
Bu nedenle Orkun Kökçü’yü anlatırken yalnızca futbol istatistiklerine bakmak eksik kalır.
Çünkü O’nun kaptanlığı, koluna taktığı pazubanttan ibaret değildir.Kaptanlık O’nun için, gerektiğinde takım arkadaşının sorumluluğunu almak, sevincin ortasında unutulan insana el uzatmak, ailesini ve köklerini unutmamak, inandığı değerleri açıkça savunurken başkasının varlığına da saygı göstermektir. 
    Henüz 25 yaşındaki bu gencin hayatında elbette tartışmalar, kırgınlıklar ve sert dönemeçler de oldu. İnsanlık timsali olmak kusursuz olmak değildir. Asıl değer, büyük başarıların ve büyük baskıların ortasında vicdanını kaybetmemektir. Orkun’un kısa fakat yoğun hayat çizgisi, tam da bunu anlatıyor.
Orkun Kökçü, 29 Aralık 2000’de Hollanda Haarlem’de dünyaya geldi. Ailesinin kökleri Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesine bağlı Suvermez köyüne uzanıyordu. Hollanda’da doğup büyüyen iki kardeşten ağabey Ozan da profesyonel futbolcu oldu. Azerbaycan Millî Takımı’nı seçti. Küçük kardeş Orkun ise ilerleyen yıllarda Türkiye formasını giyecekti.
Kökçü ailesinde futbol yalnızca bir meslek değildi. Fedakârlık, yolculuk ve dayanışma demekti.
Baba Halis ile anne Sibel, çocuklarının antrenmanlarına ve maçlarına yetişebilmek için Hollanda yollarında yıllarca kilometreler yaptı. Orkun’un yeteneği elbette doğuştan geliyordu; fakat yeteneğin disipline dönüşmesini sağlayan, arkasındaki aile düzeni ve hiç eksilmeyen destekti.
Orkun, Haarlem çevresindeki Olympia Haarlem, EDO ve Stormvogels gibi kulüplerden sonra
FC Groningen altyapısına geçti. 2014 yılında Feyenoord Akademisi’nin kapısından girdiğinde henüz 13 yaşındaydı. Dört yıl sonra, 17 yaşında A takım formasını giydi. Hollanda KNVB Kupası’nda
VV Gemert karşısındaki ilk resmî maçında gol attı. 9 Aralık 2018’de FC Emmen karşısındaki ilk lig maçında ise oyuna sonradan girip bir gol ve bir asist üretti. Hollanda futbolu yeni bir yıldızın gelişini daha ilk adımlarda görmüştü.Teknik director, 2 Eylül 2022’de Feyenoord kaptanlığını Orkun Kökçü’ye verdi. Bu kararın ağırlığını anlamak için yalnızca yaşına bakmak yeterlidir: Orkun henüz 21 yaşındaydı. Rotterdam gibi futbolun tutkuyla, kimi zaman da acımasız bir baskıyla yaşandığı bir şehirde, Feyenoord gibi köklü bir kulübün kaptanlığı genç bir futbolcuya kolayca teslim edilmez.
Orkun, o sezon takımın yalnızca oyun kurucusu olmadı. Orta sahada tempoyu belirledi, arkadaşlarının birbirine bağlanmasına katkı sağladı, sorumluluktan kaçmadı. Feyenoord 2022-2023 sezonunda Hollanda şampiyonu olurken, Orkun ligde 32 maçta 8 gol kaydetti. Avrupa ve kupa karşılaşmalarıyla birlikte sezonu 12 golle tamamladı. Ancak rakamların söylemediği başka bir gerçek vardı: Takım arkadaşları O’nu, yaşından büyük bir olgunlukla bir lider olarak gördüler.
    Şampiyonluğu tek bir futbolcu kazanmaz. Bu nedenle ‘Feyenoord’u tek başına şampiyon yaptı’ demek futbolun takım ruhuna haksızlık olur. Fakat Orkun’un o şampiyonluğun oyun aklı, karakter merkezi ve en belirleyici liderlerinden biri olduğunu söylemek hiç de abartı değildir.
14 Mayıs 2023’te Feyenoord şampiyonluğunu ilan etti. Ertesi gün Rotterdam’daki Coolsingel, on binlerce taraftarla doldu. Belediye binasının balkonunda kupa kaldırılıyor, marşlar söyleniyor, şehir yıllardır beklediği şampiyonluğu kutluyordu. Bir futbolcunun böylesi bir anda kendisini kalabalığın ve alkışların büyüsüne bırakması son derece doğaldı. Fakat aşağıda, kutlamaya sedyeyle getirilen ağır hasta taraftarlar ile tekerlekli sandalyedeki futbolseverler vardı. Kalabalığın içinde kolayca görünmez hâle gelebilecek bu insanları kaleci Justin Bijlow fark etti ve Orkun’u çağırdı. İki futbolcu balkonun ihtişamından ayrılıp onların yanına indi; sohbet etti, fotoğraf çektirdi, imza verdi ve sevinçlerini paylaştı. Medya bu anları canlı yayınında özellikle duyurdu. Görüntüler ekrana geldiği sırada röportaj yapılan takım arkadaşı Quilindschy Hartman’ın ilk tepkisi çok anlamlıydı: “Orkun saha içinde de dışında da bize örnek. İnsanlar bazen O’nun daha 22 yaşında olduğunu unutuyor.” Hartman, Orkun’un takımı şampiyonluğa götüren gerçek liderlerden biri olduğunu da vurguladı. Daha da önemlisi, bu davranış bir defalık ve kameralar için hazırlanmış bir gösteri değildi.Orkun, bir hafta önce Excelsior deplasmanının ardından da hasta taraftarların yanına gitmişti. Coolsingel’deki buluşma sorulduğunda, övgüyü kendisine mal etmedi. O gün hastaları Bijlow’un fark ettiğini anlattı ve sözü takım ruhuna getirdi.  Bu tavır, yaptığı iyilik kadar değerlidir: İyiliğin reklamını değil, iyiliğin çoğalmasını önemsemek.
Orkun’un muhteşem 2022-2023 sezonu iki büyük bireysel ödülle taçlandı. Bunlardan ilki, De Telegraaf’ın eski millî futbolcular ve gözlemcilerden oluşan 35 kişilik jürisinin verdiği Altın Ayakkabı’ydı. Orkun 96 puan toplarken, PSV’nin yıldızı Xavi Simons 54, Feyenoord’dan Dávid Hancko ise 19 puanda kaldı. Böylesine büyük bir fark, Hollanda futbolunda ender görülen bir üstünlüktü.
Feyenoord ve Hollanda futbolunun efsane isimlerinden Rinus Israël, Orkun’un kondisyon gücünü, boş alanı bulmasını, sürekli derinlik aramasını, pas kalitesini, vuruş tekniğini ve oyun görüşünü övdü. Bu değerlendirme yalnızca popülerliğe değil, futbolun içinden gelen insanların sezon boyunca tuttuğu notlara dayanıyordu. Ödül haberini Orkun’a babası Halis Kökçü verdi. Şampiyonluğun ilan edildiği maçtan sonra soyunma odasında yaşanan sürpriz buluşma, başarı hikâyesinin aile tarafını da görünür kıldı. Baba ile oğulun duygulandığı o an, yıllarca yapılan yolculukların, bekleyişlerin ve fedakârlıkların karşılığıydı.
İkinci büyük ödül 4 Eylül 2023’te geldi. Eredivisie’de mücadele eden 18 takımın kaptanları,
Orkun Kökçü’yü 2022-2023 sezonunun en iyi futbolcusu seçti. Böylece Orkun, De Telegraaf’ın Altın Ayakkabı’sından sonra ligin resmî ‘Yılın Futbolcusu’ ödülünü de kazandı. İki ödül aynı başarı dönemini onurlandırıyordu, fakat iki farklı seçim mekanizmasının sonucuydu.
Orkun’un hikâyesinde aile, başarı fotoğraflarının kenarında duran bir ayrıntı değil, hikâyenin merkezidir. Baba Halis’in Altın Ayakkabı müjdesini bizzat vermesi bunun en güzel örneklerinden biriydi. Aile, Feyenoord’a ilk profesyonel imzadan kaptanlığa, Hollanda şampiyonluğundan Benfica transferine kadar her döneme birlikte tanıklık etti.
Halis Kökçü’nün Orkun’un Beşiktaş’a gelişi üzerine kaleme aldığı mesajdaki, ‘Sen hayalini, biz hayalimizi yaşıyoruz’ cümlesi de bu ortak yolculuğu özetliyordu. Bir çocuğun başarısı, anne ve babanın yıllarca sessizce taşıdığı hayalin gerçeğe dönüşmesiydi.
Feyenoord’daki şampiyonluk ve bireysel ödüllerin ardından Orkun, 10 Haziran 2023’te Benfica’ya transfer oldu. Portekiz kulübü 25 milyon euro sabit bedel ve 5 milyon euroya ulaşabilen bonuslarla beş yıllık sözleşme imzaladı. 45 milyon euroyu bulan bu transfer, o tarihte Benfica tarihinin en pahalı alımı ve Feyenoord’un en büyük satışlarından biri olarak kayda geçti.
Orkun Kökçü’nün Beşiktaş sevgisi sonradan kurulmuş bir transfer hikâyesi değildi.Kökçü ailesi yıllardır siyah-beyaz renklere gönül vermişti.Orkun, Avrupa’nın büyük kulüplerinde oynarken de bir gün Beşiktaş formasını giymek istediğini saklamadı.Temmuz 2025’te Benfica ile Beşiktaş arasında anlaşma sağlandı.13 Temmuz 2025’te Beşiktaş Park’ta 50 bin taraftarın önünde imza attığında, ailesinin yaşadığı duygu paradan ve kariyer hesabından daha büyüktü.Baba Halis’in ifadesiyle, ‘Âşıklar buluşmuştu: Orkun Beşiktaş’ına, Beşiktaş evladına kavuşmuştu.’
Orkun, Beşiktaş’a kavuştuğu gün duygularını, “Ailem, taraftarlarımız ve bütün camiamız için savaşacağım. Yüzde yüz değil, yüzde iki yüz, üç yüz; her şeyimi vereceğim” sözleriyle dile getirmişti.
Beşiktaş yönetimi 17 Ekim 2025’te Orkun’u birinci kaptanlığa getirdi.Feyenoord’da 21 yaşında kaptanlığa layık görülen Haarlemli çocuk, bu kez çocukluk aşkının pazubandını taşıyordu. 
Hollanda’daki yaşamıyla Orkun’u çok iyi tanıyan İlhan Karaçay kardeşim diyor ki;  “Orkun’u yalnızca yetenekli bir futbolcu olarak değerlendirmek eksik olur. O, sahadaki sorumluluğu üstlenmekten kaçmayan, mücadele gücü yüksek ve lider karakterli bir oyuncudur. Sahaya çıktığında kafasında yalnızca kazanmak vardır. Takımını harekete geçiren hırsı, oyunun hiçbir anında mücadeleden vazgeçmeyen yapısı ve profesyonelliği, onu diğer oyunculardan ayıran önemli özelliklerdir. Bence Orkun’un Beşiktaş sevgisi de sonradan ortaya çıkmış veya şartlara göre oluşmuş bir sevgi değildir. O, Beşiktaş’la büyümüş; bu camianın kültürünü, duygusunu ve taraftarının beklentilerini bilen bir futbolcudur. Beşiktaş formasının taşıdığı anlamın ve sorumluluğun farkındadır. Bugün geldiği noktada Orkun, hem futbolculuğu hem de Avrupa’da kazandığı tecrübeler sayesinde çok daha olgun ve güçlü bir oyuncu haline geldi. Ben, Orkun’un Beşiktaş formasını giymesini her zaman istedim. Çünkü Beşiktaş’ın yalnızca yetenekli futbolculara değil, sorumluluk alabilecek, takımına yön verebilecek ve zor anlarda öne çıkabilecek karakterlere de ihtiyacı vardır. Orkun, yeteneğinin yanı sıra Beşiktaş’ın ihtiyaç duyduğu bu liderlik karakterine de sahiptir.”
Hollanda’da doğan, bu ülkenin genç millî takımlarında oynayan Orkun’un önünde iki yol vardı.
O, 2019 yılında Türkiye’yi seçti. Önce Ümit Millî Takım formasını giydi; 6 Eylül 2020’de Sırbistan karşısında A Millî Takım’da ilk maçına çıktı. EURO 2020 ve EURO 2024 kadrolarında yer aldı.
    Orkun’un millî takım yolculuğu, 2026 Dünya Kupası ile yeni bir zirveye ulaştı. Türkiye’nin 24 yıllık aradan sonra Dünya Kupası’na katılma hakkı kazanmasında önemli rol oynayan Orkun, turnuvada üç karşılaşmada forma giydi. Amerika Birleşik Devletleri karşısında alınan 3-2’lik galibiyette bir asist yapan genç futbolcu, çocukluk yıllarında gönülden bağlandığı ay yıldızlı formayı bu kez dünyanın en büyük futbol sahnesinde taşıdı.
Orkun, Hollanda futbol eğitiminin disiplinini Türkiye’ye duyduğu aidiyetle birleştirdi. Haarlem’den Rotterdam’a, Lizbon’dan İstanbul’a uzanan hayatı iki toplum arasında canlı bir bağ oluşturdu. O, Hollanda’nın yetiştirdiği; Türkiye’nin formasını gururla taşıyan bir futbolcuydu.

Yazarın Diğer Yazıları