İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Çukurova'da Bir Kuvvacı Eşkıya – Kahraman Gizik Duran

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Gizik Duran 1897 yılında bugünkü Adana’nın Saimbeyli ilçesine bağlı Cumhurlu köyünde doğmuştu. Kayseri’nin güney sahasında bulunan; Develi, Yahyalı, Tomarza, Pınarbaşı, Sarız gibi yöreler ile Adana’ya bağlı Saimbeyli, Tufanbeyli, Feke, Kozan, Osmaniye’ye bağlı Kadirli gibi yörelerde ve Kahramanmaraş’ın Göksun, Andırın, Afşin ilçelerinde nesilden nesile Ermenilere karşı kahramanlığı ve hikayeleri anlatılan bir şahsiyet, bir kahramandır.
I. Dünya Savaşı sonrası, Fransızların güney bölgelerimizin bir kısmını işgali ve Ermeni komitacıların silahlanarak Türk halkına yönelik saldırılarına karşı, Millî Mücadele sırasında Develi’de Kilikya Komutanlığı karargâhı kurulmuş ve silahlı kuvvetlere ihtiyaç ortaya çıkmıştı.   
Feke’nin Pungu (Kılıçkaya) köyünde bulunan ve o dönemde otuz-kırk kişilik bir grup arkadaşıyla eşkıyalık yapmakta olan Gizik Duran ile Osman Tufan Paşa görüşerek, eşkıyalık yapmayacaklarına ve verilen emre itaat edeceklerine dair söz alarak, bunları Millî Mücadele saflarına geçmeye iknâ etmiştir.
Gizik Duran, bilhassa bugünkü Saimbeyli, Şarköy, Tufanbeyli, Doğanbeyli gibi yerlerin Haçın Ermeni çetelerinden geri alınmasında ve onlara karşı korunmasında kahramanlıklar göstermiştir. 1920 yılı başlarında Kuvây-ı Milliye’ye dahil olan Gizik Duran, silah arkadaşları ile birlikte Osman Tufan Paşa, Doğan Bey, Develi Kaymakamı Âtıf Bey gibi yetkili kimselerden aldığı tâlimatlara uyarak, Zamantı Irmağı boyundaki kasabalar ve köylerde Türk halkının güvenliğini de sağlamaya çalışmıştır.
Gizik Duran ve arkadaşları, komutan Doğan Bey’in emrinde öncü kuvvetler olarak, 9-10 Mart 1920 gecesi Doğanbeyli’deki Ermeni çetelerini bozguna uğratıp, Saimbeyli’ye kadar kovalamışlardır. Saimbeyli kuşatmasında önemli hizmetleri olan Gizik Duran, 3 Temmuz 1920 tarihinde kurtarılan Şarköy savaşlarında yer almıştır. Saimbeyli Ermeni çetelerinden alındıktan sonra Gizik Duran, Pağnık Jandarma Karakol komutanlığı da yapmıştır.
    Cumhuriyet Dönemi ile çiftçiliğe başlayan Gizik Duran, bir müddet sonra köylüleri ile anlaşamayıp, çıkan kavgada bir kişiyi öldürmüş ve kaçak duruma düşmüş ve yakalamakla görevli olan Jandarma onbaşı Osman Yazar komutasındaki müfreze tarafından 29 Haziran 1929’da öldürülmüştür. Gizik Duran eşkıyalık yapmış olmasına rağmen, Millî Mücadele’de göstermiş olduğu fedakârlık ve başarılarından dolayı, Adana yöresinde ve Kayseri’nin güney ilçelerindeki halk tarafından çok iyi tanınmaktadır. Ölümü üzerine anası, hanımı ve oğlu tarafından yakılan ağıtlar hala bölge insanları tarafından dilden dile söylene gelmektedir.
    Yöreyi ve Gizik Duran’ı iyi bilen sayın Ali Kocaman onunla ilgili diyor ki;
     “Gizik Duran'ın hayatını ikiye ayırmak gerekir. Saimbeyli'nin kurtuluşundan iki üç ay sonrasına kadar olan hayatı ve 1921 başından sonraki hayatı. 1919 başında Fransız komutanın Hacın'a gelmesinden sonra atıcılığı ile meşhur olan Gizzik Duran'ı gönüllü jandarma yazmak isterler, Duran kabul etmez, Fransız komutan ikinci kez köye geldiğinde Duran'ı bulamaz hanımını döver, Duran da yanına köyünden ve çevre köylerden bir kaç kişiyi alır dağa çıkar. Hacın'a maddi yardım götüren Ermeni atlılarını Feke yakınlarındaki Bozat Gediği'nde öldürüp, paralarını alıp Develi taraflarına kaçarlar. Fransız ve Ermeniler Bozat'ı yakarlar, muhtar ve kardeşini Kozan'da kurşuna dizerler.
    1919 sonunda Atatürk Sivas Kongresi'nden sonra Binbaşı Doğan Bey'i ve yüzbaşı Tufan Bey'i bölgenin kurtarılması için görevlendirir. Ancak Develi'ye geldiklerinde Kozan'a gitmenin mümkün olmadığını öğrenirler. Dağlardaki en büyük tehlike Gizzik Duran grubudur. Sonunda Tufan Bey Duran'la görüşür, ikna eder. Arap Ali ve bir kaç kişi 1920 şubatında Tufan Bey'i Göksun üzerinden Andırın'a geçirirler. Duran ve arkadaşları büyük mücadele verir. Sonunda Hacın kurtulur. Doğan Bey askerlik yapmayan Duran ve arkadaşlarına ve daha bir çoklarını Gazi olarak rapor eder Duran'ı yüzbaşı rütbesi ile Çatak Karakol Komutanı yapar. Kısa zaman sonra ayrılır, 1915de Tehcir'e gitmeyip müslüman olan ve ya 1920 sonrası kaçmayıp müslüman olan Ermeniler'i öldürmeye başlar. Doğan Bey Duran'ı çağırır, "böyle yapmasının suç olduğunu" söyler ancak Duran bildiğine devam eder. Duran için vur emri. İşin içine namus ve soygun meselesi de girince kocası Mersin'de asker olan Kel Koda Osman'ın hanımı da işin içine dahil olur. Olayı duyan Osman durumu komutanına anlatır, komutan da yanına bir Aydınlı askeri verir, çünkü Duran için vur emri vardır. İki asker Elpen'e gelirler, 29 Mayıs 1929’da Duran'ı vururlar.Vuran Aydınlı askerdir ama Osman "ben vurdum" der.
    Fransız işgal kuvvetlerine milis yazılan Haçın (bugünkü Saimbeyli) Ermenileri, işi gücü bırakmış, Gizik Duran'ı arıyorlardı. Çünkü Gizik Duran, Toroslar’da nam salmış bir eşkiyaydı. Tüfek tutmayı biliyordu! Çetesi de kendisi gibi savaşçı Avşarlardan oluşuyordu. Haçın, Ermenilerin eline geçince Gizik Duran Develi Karargâhıyla anlaşmış, Kuva-yı Milliye’ye katılmıştı. Ne olmuşsa da ondan sonra olmuştu. Gizik Duran'ı yakalayamayan Ermeniler, sık sık köyünü basıyorlardı. Akrabalarını ve köyün yaşlılarını falakaya yatırıp, işkence ediyorlardı.Kozan işgal kuvvetlerinden Ermeni Teğmen Misak, Gizik Duran'ı yakalamaya yemin etmişti.
Misak, bir gece Cumhurlu köyünü bastı. Gizik Duran'ın evine girdi ve eşi Şerife Hanım’a sataştı !...
O sırada Feke Belediye başkanı Cezmi Bey, Gizik Duran'a, Haçın'a silâh ikmali yapan 40 kişilik bir Fransız müfrezesine baskın görevi veriyordu. Gizik Duran 15 kişiden oluşan çetesiyle, Bozat Gediği denen yerde pusus kurdu ve  "ben ateş etmeden kimse ateş etmesin !" diye talimat Verdi. 
Böylece ilk vurulan, Ermeni çetelerinin başındaki Teğmen Misak oldu. Misak yaralıydı ama başına geleceği de biliyordu. Nitekim kısa sürede gebertildi!...ve Haçın yolları tutuldu. Ele geçirilen silâh ve mühimmat millî kuvvetlere aktarıldı.
Gizik Duran hem namusunu temizlemiş, hem de Haçın kurtuluşuna giden yolu açmıştı.
Sarp ve kayalık bir yerde kurulmuş olan Haçın (Saimbeyli), harekâttan önce 30.000 nüfusuyla Ermenilerin en kalabalık olduğu ilçeydi.
Haçın'daki 7.000 Ermeni milisin başı olan Terziyan Aram: "Yakında atımın dizginlerini Kayseri'de çekeceğim, büyük intikam günü geldi", şeklinde atıp tutuyordu.
    Bu arada Yahyalı'da Avşarlar, 1000 kişilik bir müfreze kurmuş; Terziyan'ı bekliyordu. Silahlar Niğde'deki II. Tümen'den geliyordu. 5 Nisan 1920'de Türk kuvvetlerinin tamamı 2.000 kişiyi ancak buluyordu. Ermenilerin mevcudu ise 1500'ü süvari olmak üzere 15.000'e yakındı.
6 Nisan 1920'de taarruz başladı. Kozan Kadirli, Feke, Develi, Yahyalı, Pınarbaşı, Göksun, Tomarza havalisinden binlerce gönüllü Türk millî kuvvetlerine yardım için Haçın'a koşuyordu.
Sonunda Haçın, 7 ay süren bir mücadeleden sonra 15-16 Ekim 1920 gecesi Türkler tarafından kurtarıldı.    
    Cumhuriyet ilan edilince de şehit Üsteğmen Saim Bey'in adını alarak, Haçın adının yerini, bugünkü  “Saimbeyli” aldı.
Gizik Duran 1897 yılında bugünkü Adana’nın Saimbeyli ilçesine bağlı Cumhurlu köyünde doğdu. 
    Kayseri’nin güney sahasında bulunan; Develi, Yahyalı, Tomarza, Pınarbaşı, Sarız gibi yöreler ile Adana’ya bağlı Saimbeyli, Tufanbeyli, Feke, Kozan, Osmaniye’ye bağlı Kadirli gibi yörelerde ve Kahramanmaraş’ın Göksun, Andırın, Afşin ilçelerinde nesilden nesile Ermenilere karşı kahramanlığı ve hikâyeleri anlatılan bir kişi idi. I.Dünya Savaşı sonrası, Fransızların güney bölgelerimizi işgali ve Ermeni komitacıların silahlanarak Türk halkına yönelik saldırılarına karşı, Millî Mücadele sırasında Develi’de Kilikya Komutanlığı karargâhı kurulmuş ve silahlı kuvvetlere ihtiyaç ortaya çıkmıştı.
    Feke’nin Pungu (Kılıçkaya) köyünde bulunan ve o dönemde otuz-kırk kişilik bir grup arkadaşıyla eşkıyalık yapmakta olan Gizik Duran ile Osman Tufan Paşa görüşerek, eşkıyalık yapmayacaklarına ve verilen emre itaat edeceklerine dair söz alarak, bunları Millî Mücadele tarafına geçmeye iknâ etmiştir.
    Gizik Duran, bilhassa bugünkü Saimbeyli, Şarköy, Tufanbeyli, Doğanbeyli gibi yerlerin Haçın Ermeni çetelerinden geri alınmasında ve onlara karşı korunmasında çok önemli kahramanlıklar göstermiştir.
    1920 yılı başlarında Kuvây-ı Milliye’ye dahil olan Gizik Duran, Yırtlaz İsmail, Deli Bayram, Arap Ali (Yıldırım), Yerebakanlı Hasan, Yavuz Ali, Halil İbrahim, Mahya Murtaza Vezir Ali, Gür Ali vb silâh arkadaşları ile birlikte Osman Tufan Paşa, Doğan Bey, Develi Kaymakamı Âtıf Bey gibi yetkili kimselerden aldığı tâlimatlara uyarak, Zamantı Irmağı boyundaki kasabalar ve köylerde Türk halkının güvenliğini de sağlamıştır.
    Gizik Duran ve arkadaşları, komutan Doğan Bey’in emrinde öncü kuvvetler olarak, 9-10 Mart 1920 gecesi Doğanbeyli’deki Ermeni çetelerini bozguna uğratıp, Saimbeyli’ye kadar kovalamışlardır. Saimbeyli kuşatmasında önemli hizmetleri olan Gizik Duran, 3 Temmuz 1920 tarihinde kurtarılan Şarköy savaşlarında yer almıştır.Saimbeyli Ermeni çetelerinden kurtarıldıktan  sonra Gizik Duran, Pağnık Jandarma Karakol komutanlığı da yapmıştır.
Büyük Türk Tarihi ve Kültürü grubunu internette yöneten Ayhatun Cngz’ün bu konudaki yazısından da edindiğimiz bilgilere göre “Cumhuriyet Dönemi ile çiftçiliğe başlayan Gizik Duran, bir müddet sonra köylüleri ile anlaşamayıp, çıkan kavgada bir kişiyi öldürmüş, bu yüzden kaçak duruma düşmüş, onu yakalamakla görevli olan Jandarma Onbaşı Osman Yazar komutasındaki müfreze tarafından 29 Haziran 1929’da vurulup öldürülmüş; Cumhurlu köyünde, eşi Emine Hanımın yanına defnedilmiştir.
Ölümü üzerine yakılan çok sayıdaki ağıtlardan bazı dizeler şöyledir:

Yaşa kara aslanım yaşa
Yazılanlar gelir başa
Öldüğünü yeni duymuş
Ankara’da Kemal Paşa
Değirmenin çifte gözü
Dizlerime indi sızı
Öldürmüşler Duran’ımı
Yetim kaldı körpe kuzu
Feke’nin de dağı yüce
Düşmanların gezer gece
Kelep öldüğünü duymuş
Düğün etmiş on beş gece
Arabaya bindirmişler
Acısuya indirmişler
Duran ağam öldüğünü
Ankara’ya bildirmişler
Ünlü Duran ağam ünlü
Döşünün arası enli
Bana gurşun geçmez derdin
Niye geldin ala ganlı
Elpenli’nin dağlarına
Duman indi bağlarına
Bir yığılca gurşun değmiş
Cumhurlu’nun beylerine

Yazarın Diğer Yazıları