İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Bulgaristan'da Komünist Mezalimi Unutulmamalı Mefkûre Mollova

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

                 Mefkûre Mollova, 22 Temmuz 1927 tarihinde Bulgaristan’ın Hacıoğlu Pazarcık kentine bağlı Dobrich yerleşim biriminde dünyaya geldi. Bulgaristan'da bir üniversite öğretmeni, uluslararası alanda tanınan bir bilim kadını ve doktora mezunu, ilk Türk kadını. 
                O, Türk dilinde, yaklaşık 150 bilimsel makalenin yazarı ve bilimsel çalışmanın Türk akademisyenidir. Ayrıca, Mefkûre Mollova, 1990'ların başlarında Bulgaristan'da  Türk şiiri kitabını yayımlayan ilk yetenekli kadın şairdir. 
                O, sadece bu yönleriyle  Bulgaristan'da üne ulaşmış olan ilk Türk kadın değildi, ayrıca salt üniversite öğretmeni değil, uluslararası olarak ünlü, doktora tezini de başarıyla savunmuş olan bir akamedisyen, çok sayıdaki makale ve şiirler yazıp yayımlayan, usta bir şair ve yazardı.
                Mefkûre Mollova, Türk dilinde yazıyor, Türk dilinde yayınlıyor ve dilimizin, o Balkan bölgesinde de canlı olarak yaşaması mücadelesini veriyordu.1964 yıllında basılıp yayımlanan ilk “Türk Şiiri Antolojisi”ni o yayımlamıştı.… 
                Mefkûre Mollova, kendi doğum yerindeki bir Türk ve Romanya okulunda ilkokul eğitimi ve Varna'daki “Saint Andre” Fransız kolejinde lise eğitimi aldı. 1953'in sonunda, Sofia Devlet Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olduktan sonra, yeni açılmış olan Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde uzman olarak görevlendirildi. 
                1961'de, eşi Riza Mollov ile birlikte, Üniversiteden kovuldular!... 
                Rıza Mollov, zihinsel olarak hasta olduğu ve Moskova'daki ruh sağlığı hastanesi Koshchenko'nda tedavi gördüğü, dünya çapında tanınan, diktatör, şair ve yazar Joseph Brodsky'nin "tedavi" edildiği, devlet güvenlik güçleri tarafından hayatının sonuna kadar zorlandığı ve 1986'nın başlarında şüpheli koşullar altında öldüğü için suçlandı. 
                 Mefkure Mollova’nın, 1989 yılına kadar akademik kuruluşlara girmesine izin verilmedi.1961-1989 yılları arasında, siyasi ve bilimsel baskı altında yazmaya devam etti ve o arada 100'den fazla makale yazdı. 1989'da 27 Haziran 2009'da, Paris'te öldü.
                 Mefkure Mollova'nın kişisel ve mesleki kaderi, komünist rejimin Türkler'in şiddetli bir şekilde asimile edilmesi politikasına bağlıydı. Ancak, ne Mefkûre Hanım ve ne de onun aziz ve muhterem eşi Rıza Mollov  komünist rejimin ağır baskılarına, taviz vermeden direndiler. Ama maalesef bu iki Türk karı/koca akademisyenler yüksek bir bedeller ödediler. Ancak yaşamlarının sonuna kadar ahlaki, bilimsel ve ulusal onurlarını korudular ve ilkelerinden sapmadılar… 
                 Mefkure Mollova, komünist Bulgaristan'da unutulmaya mahkûm edildi ve bilimsel faaliyetlere yaptığı katkıları engellendi ve bir şekilde susturuldu..Ama onun büyük çalışmaları hâlâ anılıyor ve ona duyulan sevgi de saygı da devam ediyor…
                 Mefkûre Mollova'nın hayat ve akademik kariyeri, komünist Bulgaristan'da unutulmayı bekleyen bir komünist rejim politikasının izlerini taşıyor. Ancak, o ve eşi, 1953 yılından beri, hayatlarının sonuna kadar, ahlaki ve bilimsel onurlarını kaybetmediler. O, 1961 yılından beri, 1989 yılına kadar, Bulgaristan'daki akademik kurumlar içinde çalışmaktan mahrum kaldı. 
    Rıza Mollov 1989, Mefkûre Mollova ise 2009 yılında Paris’te Dünyaya veda ettiler….
                 Mefkûre – Rıza Molov çiftinin Yıldız adlı bir oğulları vardı. Yıldız’ı çocukluktan, ilk gençlik yıllarına adım attığı günlerde Bulgaristan’da görürdüm. Yıldız, halk el sanatları yapımı ve ressamlık ile meşgul oluyordu. Güzel şeyler yapıyordu. Ama bir gün, eve yapılacak bir baskınla, nasıl ki çok sayıda kitapları polis tarafından alınıp götürüldü ise, Yıldız’ın yaptığı eserlerin de gasp edilerek alınacağından korkan Rıza Bey Bir Bulgaristan seyahatimde Sofya’da bana bir tomar resim ile birkaç el sanatı ürünü vererek, arzu edersem, bunların herhangi bir müzeye vermemi söylemişti. Ve ben Rıza Beyin bana emanet ettiği şeyleri, Ankara’ya getirip. Halk Kültürü Araştırmaları Kurumumuzun, merkezinde aylarca korumuştum. Aylar, hatta yıllar sonra bir gün orta yaşlı bir kişi bana gelerek, Yıldız’ın eserlerinden oluşan emaneti istemişti. O kişi Yıldız’ın hayatını birleştireceği kızın babası idi...
                Todor Jivkov adlı komünist Bulgaristan Devlet Başkanı, ölümünden kısa bir süre önce, Türkler’e baskıyı artırmış, onların Müslüman Türk kimliklerini bırakarak, her şeyleri ile, komünist, Ortodoks Bulgar olmaları için adlarını, kimliklerini vb. değiştirmelerini istemiş, bunun için cinayetler işlemişti. Aç, susuz, halsiz, çaresiz kalmamak için Türkler isteyerek veya devlet zoru ile, Hristiyan isimler almışlardı. Ama Türk doğmuş, Türk yaşamış ve Türklüğünden vazgeçmeyen Rıza Mollov bunları reddettiği için, bir polis merkezinde döve döve öldürülmüştü!...    
                Rıza Beyin katledilmesinden sonra Mefkûre Hanım ile oğlu Yıldız, bir yolunu bularak Fransa’ya gitmişler ve orada Fransa Devletine iltica etmişlerdi…İşte Rıza Beyin bana emanet ettiği resimlerle el sanatı ürünleri, yıllar sonra, Yıldız Mollov’un kayın pederine tarafımdan teslim edilmişti…
         Akademisyen bir şair olan Mefkûre hanımın çok sayıdaki makalelerinin yanısıra kitap bütünlüğünde yayımlanan eserlerinrden bazıları şunlardır:

1.Bilmeceler (Sofya 1958) 
2.Şiirler (Sofya 1964) 
3.Şark Kavimlerinden Geçen Bazı Bulgar Ad ve Soyadları (İstanbul 1976) 
4.Balkanlar’da Türkçe Ağızları (İstanbul 1974)
5.Doğu Rodop Türk Ağızlarının Sözlüğü (2003)
Ve şaire Mefkûre Mollova’dan dizeler:
                                  -1-
              Çoktandır unutmuştum
              kadın olmayı
              Aklımı kalbime katıp da
              Dalgalanmayı
              Otuzbeş yaşındasın diyordum
              Ak yollar var başımda
                                   -2-
            Hani
            Bir ninniyle uyutmuştum ya seni
            Uyku senin
            Şiir benim olmuştu
            Anlaşmıştık ya sözde
            Seninle
            Niçin geldin yine böyle
                                  -3-
            Kalbim o kadar engin ki
            Bütün Cihanı kaplayacak
            Kalbim o kadar minicik ki
            Bir tek sevgiden çatlayacak

Yazarın Diğer Yazıları