İrfan Ünver Nasrattınoğlu

N o g a y l a r

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Nogaylar,  Kuzey Kafkasya’da yaşayan bir Türk topluluğudur. Çoğu Dağıstan’ın kuzeyinde ve Stavropol Bölgesinin yanı sıra Karaçay-Çerkesya ve Astrahan vilayetinde bulunur; bazıları da Çeçenistan'da da yaşarlar. Nogayca konuşurlar ve Nogay cemaatini oluşturan çeşitli Moğol ve Türk kabilelerinin torunlarıdır. Yedi ana Nogay boyu vardır. Bunlar: Ak Nogay, Karagaş, Kuban-Nogay, Kundrov-Nogay, Kara-Nogay, Utarlar, Yurt-Nogay’lardır.
Nogaylar, adlarını 13. yüzyılda Altın Orda Devleti'nde etkili bir komutan ve siyasal figür olan Nogay Han’dan alırlar. Nogay Han, Cengiz Han’ın büyük oğlu Cuci’nin soyundandır ve özellikle 1270–1299 yılları arasında Altın Orda’nın batı kanadında büyük bir nüfuz kazanmıştır. Resmi olarak hanlık makamına geçmemiş olsa da, birçok hanın tahta çıkmasında belirleyici ve fiilen devletin yönetiminde söz sahibi olmuştur. Bu nedenle tarihçiler arasında "kral yapıcı" (kingmaker) olarak anılır. 
Nogay Han'a tâbi olan çeşitli Türk ve Moğol boyları, onun etrafında birleşmiş ve zamanla “Nogay” adıyla anılmaya başlamıştır. Bu ad, hem siyasi bağlılığı hem de etnik kimliği ifade eden bir ünvana dönüşmüştür.
"Nogay" kelimesi, köken olarak Moğolca “nokhoi” kelimesinden gelir ve “köpek” anlamındadır. Moğol kültüründe köpek, sadakat ve koruyuculuk gibi özelliklerle ilişkilendirilmiş bir hayvandır; dolayısıyla bu tür adlandırmalar aşağılayıcı değil, yüceltici ve sembolik anlamdır. 
Nogay boylarından  Şırın, Arın, Kıpçak, Argın, Alçın, Katay ve Mangıt, Yedisan adıyla biliniyordu. Bunlardan başta Şırın olmak üzere ilk dördü Kırım tarafına gitmişti; kalanlar ise bir müddet aşağı İdil boyunda yaşamışlar ve bunlardan Mangıt boyu Nogay adı gibi anılmışlardır. 
1426 yılında Edige beyin oğlu Nurettin bey tarafından emirlik kururulmuş ve bunlar Nogay Orda adıyla 150 yıldan fazla bağımsız devlet olmuşlardır. Nogay Ordası'nın başkenti Yayık Nehri üzerindeki Saraycık'tı. 1563 yılında Rusların işgalinden sonra Ulu Nogaylar, Kiçi Nogaylar ve Altı oğul Nogayları olarak üç parçaya ayrılmışlardır.
Kazak Türkleri  kökenlerini Nogaylara ve Özbeklere dayandırırlar. Karakalpaklar 15. asırda Volga'dan Aral'ın güneyine gelmiş bir Nogay topluluğudur. Kırım Tatarlarının askerî gücünün bir kısmını asırlar boyunca Nogaylar oluşturmuştur.
Nogay Han'ın ölümünden (1299) sonra başlamak üzere çeşitli dönemlerde de göçler olmuştur. Bu göçlerin en büyüğü, Osmanlı-Rus Savaşından sonra 1860 yılında 180 bin Nogay'ın göç etmesidir. Bilahare 600 bin Nogay Türkiye'ye göç etmiş, bunların büyük bir kısmı Konya’ya yerleştirilmiştir.. 
Kendilerine özgü gelenek ve göreneklerini hâlen devam ettirmekte olan Nogaylar aralarında kaybolmaya yüz tutmuş Nogay diliyle konuşmaktadırlar. Nogaylar, Bugün Gaziantep'te Birecik'in doğusunda ve Fırat kenarındaki köylerin Ak Nogay soyundan Elbekli oymağı Nogaylarından oldukları bilinmektedir.
Romanya'dan göç etmiş çok az bir kısmı gümüş ve bakır işlemeciliği; el sanatı ürünleri; takı ve süs eşyası, boncuk, yüzük, kolye, bilezik yapımı ile uğraşırlar. Misafirperverdirler, aman dileyip hanelerine baş vuranları baştacı edip ölümüne korumaktadırlar. Günümüzde bu mesleklerin bir kısmını artık icra etmemektedirler. 
Konya Tuzlukçu-Erdoğdu Köyü, Konya-Adana-Ankara yol ayrımı olan Kulu Makası bölgesinde. Bunlar Şeker, Doğankaya, Akin, Kırkkuyu, Boğazören, Seyitahmetli, Ahiboz, Mandıra ve Gazi Antep'te Nogaylar, Tilmusa ve bazı çevre köyleridir. Günümüzde Eskişehir'de Alpu Aktepe (Rıfkıye) Köyü ve Işıkören (Aziziye; daha sonra Arap Kuyusu) köyü Nogay köyleridir. Yelice (Esence) Köyü'nde de bir miktar Nogay yaşamaktadır. Hamidiye Köyü de Nogay olan Zincir ve Taraktaş aileleri tarafından kurulmuştur.  Bu köyleri kuran Nogaylar 93 Harbi sonrasında Romanya'nın Köstence İli, Mecidiye İlçesine bağlı Alakapı ,Nazarca,  Aşağı Bülbül ve Yukarı Bülbül köylerinden alınarak 1893 yılında Eskişehir’in Alpu ilçesine iskân edilmişlerdir. Afyonkarahisar Yenibelkavak'ta da bir miktar Nogay bulunmaktadır. 
Genellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşmakta olup, gelir düzeyi ile eğitim düzeyleri yüksek olan Nogay’larda emekli sayısı epey fazladır. Bölgedeki diğer Nogay olmayan komşu köylerde tarımı biz tatarlardan öğrendik diye bir deyim oluşmuştur.
Nogay yemeklerinin olmazsa olmazı Çibörek, Tabakbörek, Sarburma, Göbete, Bavursak, Kaşıkbörek, Üykenbörek, Kalakay, Tavalokumu, Omaş Çorbası, Sorpa vb.dır.

    Buraya kadar verdiğim kitabi bilgilere, Ali Asker’in,internet adresinde yayımladığı “Nogay Türkleri: Kanla yazılmış bir tarih” başlıklı yazısından da biraz alıntı yapmak isterim…        Nogay toplumu kimlik olarak Türk ve Müslüman’dı. Bu yüzden Çarlık Rusya’sı bu topluluğu parçalayarak varlığını bir arada sürdürme imkânından yoksun bırakmıştı.
Türk kimliği, kendi bünyesinde değişik toplum, halk ve ulusları barındıran, çok eski tarihe ve kültüre sahip bir bütündür. Günümüze gelene kadar bu bütünlük içinde yer alan kimlik ler tarihin değişik aşamalarından geçerek toplumsal dönüşüm aşamalarından geçmiş, değişmiş bazen de yıpranmış ve tükenmiş fakat yeniden toparlanmıştır. Bu topluluklardan biri cesur ve savaşçı kimliği ile Türk tarihinde yer alan Nogay Türkleridir. 
Nogay Türklerinin kaderi Kırım Hanlığı’nın ortadan kalkmasıyla karanlık bir döneme girmiştir; bu gelişme Nogay toplumunu Rus İmparatorluğu’nun zulüm ve şiddet girdabına sürüklemiştir. Bilindiği üzere, Rusya, bir devlet olarak Moskova Knezliği’nden yükselerek ağırlıklı olarak Türk toprakları üzerinde gelişmiştir. Kendi aralarında kavga ve mücadele süreçlerini yaşayan Altınorda ardılı olan Türk hanlıkları zamanla tükenerek Rusya’nın işgal, baskı ve şiddetine maruz kalmıştır. Bu talihsiz süreçler birçok Türk toplumunu ve Türk vatanını yok olmanın eşiğine getirip çıkarmıştır. Nogay toplumu da bahsi geçen işgal, istila ve kıyım süreçlerinden nasibini almış bir toplumdur. 
1260’tan itibaren Azak denizi havzasına kurulmuş olan No gay Ordası’nın adı Cuci Ulusu’ndan gelen Nogay’ın adıyla ilişkilidir. Nogay 1277’de Mengü-Temür ordularının komutanı olarak Don’dan Dnyeper’e kadar uzanan topraklara, ayrıca Taman ve Kuban’a hâkim olmuştur. Nogay Türklerinin etnik kimliğinin 13-14. yüzyılda Altın Orda hanları arasındaki savaşlar sonucunda meydana geldiği iddia edilmektedir. Araştırmacılara göre Nogay etnik kimliği 6-13. yüzyıldaki mevcut Türk boylarına bağlı olarak şekillenmiştir. Bu kimliğin şekillenmesinde Uysun, Uygur, Nayman, Kongırıt, Bayat, Koban, Katagan vd. boyların (6-8. yy.) yanı sıra Peçenek Türkleri (9-11. yy.) ve Kıpçak (11-13. yy.) boyları etkin olmuşlardır. 
Nogay adı 15. yüzyıl Rus kaynaklarında geçmektedir. 1481’de yazılmış bir kaynakta Büyük Orda Hanı Ahmet’in, Nogay olan kayın biraderi tarafından öldürüldüğü yazılmıştır. Nogaylar I. Sahip Giray Han (1532-1551) döneminde Kırım hanının tebaası olmuşlardır. Sahip Giray Han tarafından ağırlıklı olarak Kırım yarımadasına yerleşen Nogaylar, Kuzey Kafkasya halklarıyla birlikte A.V.Suvorov’a direnmiş, Şeyh Mansur ayaklanmasına katılmışlardır. Kırım’ın işgalinin ardından Nogaylar hayatî önemi haiz bir seçim yapmak zorunda kalmıştır: Ya Rusya İmparatorluğu’nun tebaası olmak ya da Osmanlı İmparatorluğu’na göçetmek. Rus tebaasına girmeyen Nogayların bir kısmı öldürülmüş, bir kısmı da sürülmüştür. Rusya tebaası olmayı kabul eden Nogaylar ise imparatorluğun başka bölgelerine sürgün edilmiştir. 18. yüz yılın 90’lı yıllarına gelindiğinde Nogay toplumu iki çatışan devleti, yani Osmanlı ile Rusya’yı birbirinden ayıran Kuban nehrinin her iki tarafında, bölünmüş bir vaziyette yaşıyordu. Rusya tebaasındaki Nogaylara uygulanan göç, sürgün ve baskı politikaları şüphesiz bu topluluğun başkaldırı duygusunu kuvvetlendirmiştir.

Sovyet hakimiyeti tesis edildikten sonra Kuzey Kafkasya’da birkaç özerk yapı (Dağıstan, Çeçen-İnguş, Karaçay-Çerkes) ortaya çıkarken Nogaylar bu yapılar içinde bölünmüş bir hâlde varlığını sürdürmüştür.. Ne yazık ki bölünmüş bir halk olarak kültürel bütünlüğünü sağlamak uğruna verdikleri mücadelenin yanı sıra toprak ve temsil sorunları da Nogay toplumunun gündemini meşgul etmektedir.

Rus yayılmacılığı Türk ve Müslüman toplumların yaşadıkları alanda gelişmiştir. Rusların güneye doğru genişlediği bir dönemde Türk ve Müslüman halklar bu sürece karşı koymaya çalışmıştır. Dinsel farklılık Rusya’nın bu alan üzerinde hâkimiyet tesis etmesini zorlaştırmış, Türk ve Müslümanların Rusya yönetimine karşı ayaklanmalarına neden olmuştur. Rusya bu bölgede yaşayan halkları “içselleştirmenin” zorluklarını görünce asimilasyon ve yabancılaştırma politikaları ikileminde bir çizgi takip etmiştir. Yani bir taraftan Ruslaştırma politikası yürütmekle, işgal olunmuş bölgelere Rus nüfusu göç ettirerek demografik dengeleri bozmuş, diğer taraftan sürgün, şiddet, sindirme ve kıyım eylemlerinde bulunarak üstünlük kurmuştur. 
Bu anlamda Türk ve Müslümanların “Rus uygarlığı” alanına dâhil edilmesi süreci zor olduğu kadar da sancılı bir süreçti. Çarlık yönetimi bölge halklarını bünyesine katmanın zorluklarını hissedince “yabancılaştırma” taktiği ile hareket etmiştir. Paradoksal ve farklı bir mantık konseptine sahip Rus yayılmacılık stratejisi, işgal ettikleri bölgelerdeki halkları Rus tebaasına alsa da onları yabancı bir topluluk olarak görmüştür. Bu yüzden Nogaylar da “bölgenin yabancısı, Moğol’dan türeye gelmiş bir halk” olarak algılanmıştır. 
Rus tarih yazarlarının, Rus ordusunun Nogay ve başka Türk-İslam ahaliye uyguladıkları soykırım katliamları ile yazdıkları, yüreğimizi sızlatmaktadır. Özellikle A.V Suvorov’un ko mutasındaki düzenli ordu birlikleri savunmasız Nogaylara karşı acımasız bir kıyım uygulamıştır. Tarihçiler tarafından kıyım, soykırım, facia vs. adlarla tanımlanan bu olay Nogay tarihinin en kanlı olayıdır. 

***

Herkesin bildiği gerçek odur ki, Kırım bir Tatar yurdudur. Ben bu Kırım’a birkaç kez gittim. Gördüm ki oradaki soydaşlarımızdan bazıları “ben Tatar değilim, Nogay’ım” diyorlar. Yine bildiğimize göre Kırım Tatarları, Kazan Tatarları ve Nogaylar…Tabii bu karmaşık sorunun yanıtı bir gazete yazısı ile verilemiz. Zira uzun uzadıya anlatılması gerekir…
Nogaylar da Tatar değil mi? Bu soruya cevap verenlerden kimi “evet”, kimileri de “hayır” diyorlar…
    Tabii herkes kendisini ne olarak görüyorsa, onu söylemelidir. Ama böylesi konuların da, artık bilimsel yanıtları olmalıdır.

N o g a y l a r

Yaşamını Romanya’da sürdüren Nogay dostum Cenan Bolat’la

Yazarın Diğer Yazıları