Eynular Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesinde yaşayan bir Türk halkıdır. Yasal olarak Uygurlar içinde sayıldıkları için tanınmayan bir etnik grup olarak kabul edilmektedirler.
Eynular ağırlıklı olarak Alevi inanç sistemine bağlıdır. Nüfuslarının yaklaşık 50.000 civarında olduğu tahmin edilmektedir ve çoğunlukla Taklamakan Çölü'nün çevresinde yaşarlar.
Eynu halkının kökeni tartışmalıdır. Bazı tarihçiler, Eynu atalarının birkaç yüz yıl önce veya daha öncesinde Batı Asya'dan gelen İrani göçebe bir topluluk olduğunu öne sürerken, kimileri de Äynu dilindeki Farsça kelime dağarcığının, bölgedeki İrani dillerinin bir zamanlar baskın ticaret dilleri olmasının veya İrani tüccarların yerel halkla evlenmesinin bir sonucu olduğunu savunur.
Eynu halkı, belirli bir dönemde Uygurlarla birlikte İslam'a geçiş yapmıştır. Uygurlar ve bölgedeki diğer Türk topluluklarıyla yaşanan gerilimler sonucunda, daha az verimli topraklara, Taklamakan Çölü yakınlarındaki Tarım Havzası'na sürülmüşlerdir.
Eynular kendi diline Eynuca diyorlar. Bu dilde Türkçe ile Farsça çok birbirine girmiştir. Fakat çoğunlukla Türkçe kelimeler yaygındır. Eynuca sadece evde konuşulur, dışarıda Uygur Türkçesi konuşurlar.
Eynular kendilerini Abdal olarak da tanımlarlar. Uygur Türkleri ile evlilikler yaygın değildir. Buna karşılık Çin hükûmeti Eynu halkını Uygur saymaktadır. Bölgedeki diğer Uygur Türkleri sünni olmasına karşın, Eynular Şii İslam'ın Alevi meşrebinden olup, Anadolu ve Balkanlara da uzanan Tarikat-ı Aleviyye aşiretindendir.
Äynu, 1864 civarında Yakub Beg’in Qing yönetimine karşı isyanına katıldı. 1930’larda Äynular Kumul isyanına katıldı . 1949’da Komünist devletin kurulmasının ardından bazı etnik gruplar devlet tarafından tanındı ve daha fazla kültürel özgürlüğe izin verildi. Aynular ayrı bir etnik grup olarak tanınmak için başvurdu ancak reddedildi ve devlet onları Uygur olarak saymayı tercih etti. Oysa ki Äynu halkının ana dili, Farsça’nın güçlü etkisine sahip bir Türk dili olan Äynu’dur . Äynu genellikle sadece evde konuşulurken, Uygurca halk arasında Äynu erkekleri ve kadınları tarafından konuşulur.
Äynu halkı şehirlerde çoğunlukla tarım, hayvancılık veya inşaat sektöründe çalışmaktadır. Birkaçı da balık tutar veya avlanır. Geçmişte bazıları seyyar satıcı, sünnetçi veya dilenciydi.
Äynu’yu aşağılayıcı anlam taşıyan bir isim olan Abdal olarak tanımlayan komşuları tarafından Äynu’ya karşı bir ayrımcılık geleneği vardır. Komşuları olan Uygur halkıyla evlilikler nadirdir. Ama Çin hükümeti Äynu halkını Uygur olarak saymaya devam etmektedir.
Äynu halkının, dini Şii İslam ile özdeşleştirilen bir gelenek olan Aleviliktir, ancak kimi Aynular arasında Sünni İslam’ı kabul edenler de bulunmaktadır.
***
Äynu, Abdal olarak da bilinir. Bunların dilleri, Batı Çin’de konuşulan bir Türk dilidir. Bazı dilbilimciler bunu karışık bir dil olarak adlandırıyor ; çoğunlukla Türkçe dilbilgisi, esasen Uygurca, ancak esas olarak İranca kelime dağarcığı var. Diğer dilbilimciler bunun karma bir dilin teknik gereksinimlerini karşılamadığını savunuyorlar. Bu dili, iletişimlerini yabancılardan gizli tutmak için kullanan göçebe bir halk olan Äynu tarafından konuşulmaktadır .
Dil, Abdal, Aini, Ainu, Ayni, Aynu, Eyni ve Eynu dahil olmak üzere birçok farklı yazımla bilinmektedir. Uygur kaynaklarında yaygın olarak Abdal yazımı kullanılmaktadır. Rus kaynaklarında Eynu , Aynu, Abdal kullanılırken Çincede Ainu yazımı kullanılır. Äynu halkı kendi dillerine Äynú diyorlar. Äynu, Batı Çin’de, Sincan’da, Tarım Havzası’ndaki Taklimakan Çölü’nün kenarındaki Alevi Müslümanlar arasında konuşulmaktadır .
Benzer şekilde Türkiye ve Özbekistan dahil diğer yerlerde de Türkçe ve Farsçanın karışık çeşitleri konuşulmaktadır. Bu çeşitleri konuşanlara “Abdal” adı da verilmektedir.
Äynu dilini konuşan kişiler, başkaları tarafından anlaşılmadan iletişim kurmak için kendi yerleşim bölgelerinin dışında bu dili konuştukları görülen yetişkin erkeklerdir. Uygurca, Äynu dilini konuşmayan yabancılarla ve evde kişinin konuşmasını gizlemenin gerekli olmadığı durumlarda konuşulur.
Aynuca’nın temel sözcüklerinin çoğu İran dillerinden gelmektedir ve bu dilin aslen İran dili olduğu ve uzun bir süre sonra Türk diline dönüştüğü tahmin edilmektedir. Ainu dilinde üç kelime oluşturma yöntemi vardır: basit kelimeler, türetilmiş kelimeler ve bileşik kelimeler. Türetilmiş kelimelerin ekleri hem Uygur hem de Fars kökenlidir. Yaşlılar çoğunlukla Farsça ekleri kullanırken, gençler ise Uygurca kökenli kelime ve ekleri kullanmaktadır.
Doğu - batı hattında Çin’den başlayıp Anadolu’dan geçerek Avrupa’ya uzanan kadim ticaret rotası İpek Yolunun geçiş güzergâhında, Taklamakan Çölünün batı kıyısında yer alan kuzeyden güneye Kaşgar, Yarkend, Hotan çizgisi boyunca farklı şehir, ilçe ve köylerde dağınık hâlde yaşayan Abdallar, günlük yaşamlarında Uygurca konuşmakla beraber kendilerinden olmayan kimselerin onları anlamalarını istemedikleri durumlarda kendi aralarında ayrı bir dil kullanırlar. Bu dil, temel kelime hazinesi büyük oranda Farsça menşeli sözcüklerden oluşan ancak gramer hususiyetleri bakımından bütünüyle yerli Uygur ağızlarına benzeyen melez bir lisandır. Yerli ahalinin işaret edilen Abdal gruplarına verdiği isim Eynu olduğu için söz konusu dil literatürlerde sıklıkla Eynuca adıyla anılmaktadır.
Son olarak bu ilginç anlaşma vasıtasının niteliği ve menşei ile ilgili fikirler beyan edilmiş ve Anadolu Abdalları ile Eynuların sosyo - ekonomik durumları ve onların gizli dilleri ile Eynuca arasındaki benzerlikler dikkate sunularak Eynucanın Tarım Havzası Abdallarının gizli dili olduğu sonucuna varılmıştır.
Eynuların menşeine dair en çok kabul gören iddialardan biri de onların 5. ila 6. yüzyıllarda Türkistan ve Hindistan coğrafyasında imparatorluk kurmuş olan Akhunlar (Eftalitler)’ın torunları olduğu yönündedir. Eftalitler ile Abdallar arasında münasebet kurulmasının temel sebebi tarihî kaynaklarda Akhunlara verilen isimlerin Abdal adıyla benzerliğidir. Örneğin: Süryani yazarları Akhunları; Eptalit ve Abdel; Grek kitapları Abdelai şeklinde kaydeder. İslam Arap kaynaklarında ise Abdal ile ilgili Heyatıl Heyatıla yazılışları vardır.
JAPONYA’DAKİ AİNULAR
Bitmedi!...Japonya’da da Aiunular var…Bunlar Japonya'nın bilinen İlk sahipleri Dünyanın en eski dillerinden birini konuşan Halk: Ainu...M.Ö 1200'lere kadar dayanan Ainu kültürünü Japon kaynakları; beyaz tenli, açık renk gözlü,oldukça tüylü ve ayıya tapan bir topluluk olarak gösteriyormuş. 1991'de Ainu dilini Japonya'da akıcı bir şekilde konuşabilen sadece 15 kişi varmış.
Günümüzde Japonya’da yaşayan eski bir halk. Bunlar ayı'ları kutsal sayarlardı. çok kıllı bir halk olduklarından bunların bir ayı ile bir kadının çiftleşmesinden meydana geldiklerine inanılırmış. En önemli bayramlarının adıda ayı bayramıymış. Bu bayramlarda bir yavru ayı kurban edilirmiş. Bu yavru ayı kurban edilmeden önce anasından alınır ve Aino kadınları tarafından beslenirmiş. Bayram zamanı ise Aino erkekleri tarafından alınarak parçalanır ve yenirmiş. Günümüzde bu millete Japonya'nın Hokkaido adasında rastlamak mümkümmüş.
Kökenleri Orta Asya olduğu için Türklerle akraba oldukları rivayet ediliyor. Yüz hatları Japonlara benziyor, fakat dalgalı saçları ve erkeklerin gür sakal-bıyıkları ile ayrılırlar ki bu da Japonlarda olmayan bir özelliktir. Acıdır ki Japonların barış zamanında balinalarla birlikte soykırıma uğrattığı ikinci türdür.
Bugünkü adıyla Hokkaido, Ainu'ların, M.Ö. başlayan, güneyden gelen istilalar sonucunda yoğunlaştığı yerdi ve Ainu dilinde bu topraklar ezo olarak anılır, halka da genel olarak ezochi denirdi, kabaca "ezolu" gibi bir şey. Ainular kendisine "ainu" demezlermiş.
Japonlar bugün artık Japonların bile kabul ettiği gibi, sanılanın aksine "pür bir ırk" değildir. Ainular da bugünkü Japon milletinin atalarından biridir. Esasen, Japon adalarına ilk göçlerin, buralarda bolca bulunan istiridyelerde inci arayan inci avcıları olduğu söyleniyor. Bilindiği gibi, başta Çin olmak üzere inci kıymetli bir takı... zamanla, kıtlık, hastalık, nüfus artışı gibi sebeplerle Çin'den ve Kore'den yeni göç dalgaları, Ainuları kuzeye ittikçe itmiş, en sonunda Ainu'lar Hokkaido'da toplanmış. yüzyıllar boyunca burada yaşadıkları biliniyor.
Ainular fiziksel açıdan da Japonlardan farklı olan bir etnik grup. Saç, sakal ve bilumum vücut tüyleri Japonlardan çok daha fazla, ki bu durum, Japonlarca onların "hayvansılıklarının bir işareti" olarak yorumlanmış. ayrıca, yeraltına kazdıkları mağaramsı inlerde yaşamaları da, iklimle değil, yine onların hayvansı içgüdülerinin esirleri olmalarıyla bir tutulmuş!...
1600'lerden itibaren bir uç beyliği olan Matsumae'nin güdümünde olan Ainuların asimilasyonu 1830'lardan itibaren devlet politikası haline gelmiş. Tokugawa yönetimince yollanan fermanlarda "onların yeme düzenini pirinçle değiştirmeye çalışın. sizin için çalışmayı kabul ederlerse onları pirinçle ödüllendirin. Ainular kendi topraklarında kutsal Japoncamızı konuşmasınlar ama bizim topraklarımızda konuşabilirler. Lakin siz yöneticiler, sakın ha Ainu dilini konuşayım demeyin! Eğer bir Ainu, kendi geleneklerini bırakıp bizim geleneklerimizin yolunu tutmak isterse onu yıkayın, saçlarını kesin, yüzünü traş edin, ona bizim giyeceklerimizden sağlayın ve yiyecek temin edin" şeklinde emirler verilir.
Görüldüğü gibi, Ainular kirli, Ainular barbar, lakin Japonlar için faydalı ürünler sağladıkları için tamamen yok edilmemişler, sadece boyun eğdirilmişler. Öyle ya, Japonlar budizm sebebiyle avlanamıyorsa, bu işi yapacak günah keçileri lazım. Bir de bazı adetleri Japonlara tuhaf ve kirli geliyor. Örneğin kadınlardaki bıyık şeklinde dövme!...
Yarış vardır, kimisi atla, kimisi ayıyla…hem bu avlayanın "gücü" onu sıcak tutacak ayı postuyla ödüllendirilmiş oluyor, hem de ayının kökü kurutulmuyor. Nitekim bu ayıyı baştanrı edinme yoluna 15.-16. yy.'dan sonra geçilmiş, yani, Japonya ile sürekli ticari temas kurup, onlara post satmaya başlandıktan sonra... haliyle, ayıların ilk anda fazlaca avlanılıp, sonra ayıların azaldığı görülünce, kökünü kurutmamak için böyle bir yola gidildiği açıklaması çok anlamlı, taşlar yerine oturuyor. Ne yazık ki bu halk günden güne azalmış, bazıları genetik olarak yaşasa da kimlik olarak Japonlaşmış. Kuril Ainuları 1940'lar civarında Rus ve Japonlar tarafından tamamen yok edilmişler. Sakhalin Ainuları ise hala hayatta, lakin sayıları sadece binlerle ifade edilebiliyor. Bu halk, Japonya'nın en kuzey ucu Hokkaido'da yaşadığı için, bildiğiniz Rus ve Japon imparatorlukları arasında tampon bölge olmuşlar...
Japon Adalarının bilinen ilk sahipleri olan Ainuların durumu böyle... Korelilerle birlikte, Japonya'nın yaptığı bir diğer soykırım-asimilasyonun mağduru olarak...