İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Ermeni Soykırımı Safsatası!...

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Afyonkarahisarlı Ermeniler ile, benim hemşehrilerim arasında dostluk-arkadaşlık ilişkileri olumlu bir seyir halinde iken, Yunanistan Ordusunun,Afyonkarahisar’ı işgali ile birlikte, bazı kötü niyetli ve kimi nedenlerle kuyruk acısı olan Ermeniler, Yunan askerleriyle birlikte,Afyonkarahisar halkına karşı düşmanca bir tavır sergilemişlerdi. Bunun tezahürü ile, Ordumuzun Kocatepe taarruzunun ardından Afyonkarahisar’a girmesiyle birlikte kaçmaya başlayan Yunan askerlerinin peşine takılan Ermeniler de Afyonkarahisar’ı terketmişlerdir. Tabii o arada, kimi Ermeni hemşehrilerimizin bireysel yanlışları ve ihanetleri nedeniyle, intikam aleviyle kimi Ermenilerin de canları yanmıştır. Yani toqlumsal bir soykırım söz konusu değildir.
Bakınız, Ermeni asıllı Türk araştırmacı-yazar Levon Panos Dabağyan ne diyor: 
    “Bir Türk Ermenisi olarak ve de bir T.C.Hükümeti ile bağımsız Ermenistan’ı yenetenler, iki yıldır iyi niyetli görüşmelerle, Türk-Ermeni ilişkilerinin düzeltilmesi çabası içerisindedirler. Bu hususta önemli aşamalarda kaydedilmiştir. Fakat, Ermenistan dışındaki bazı fanatik Ermeniler ile, Ermenistan’daki Ermeni din adamları, hâlâ bir soykırım teranesi yapıyorlar. Tabii onların bu tutum ve davranışları, yumuşamaya başlayan tarihçi kimliğiyle söylüyorum; Türkler, Ermenilere asla soykırım yapmamıştır! Türkler soykırım yapsaydı ben şu anda burada olmazdım.”

***

Bu yıl da Ermeni toplumunca “soykırım anma günü” olarak kabul edilen 24 Nisan, farklı coğrafyalarda çeşitli etkinliklerle anılmıştır. Başta Ermenistan olmak üzere, Ermeni diasporasının yoğun olarak yaşadığı ülkelerde düzenlenen törenler, hem sembolik hem de politik mesajlar içermiştir.
2026 yılı anma etkinliklerini mahiyetleri itibarıyla üç ana kategoriye ayırmak mümkündür. İlk olarak, Ermenistan’da gerçekleştirilen ve devlet protokolünün de katılım sağladığı geleneksel anma törenleri öne çıkmaktadır. İkinci olarak, Fransa, ABD vb. diaspora nüfusunun yoğun olduğu ülkelerde sivil toplum kuruluşları ve yerel aktörler tarafından organize edilen etkinlikler dikkat çekmektedir. Üçüncü olarak ise, başta Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi olmak üzere bazı ülkelerde bu anmaların Türkiye’ye yönelik siyasi bir söylem alanına dönüştüğü gözlemlenmektedir.
Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ın 24 Ocak 2025’te Zürih’te yaptığı değerlendirmede dile getirdiği, “Ne olduğunu, neden olduğunu anlamamız gerekiyor. Yaşananları nasıl, kim vasıtasıyla algıladık? Nasıl oldu da 1939’da Ermeni Soykırımı diye bir gündem yoktu ve nasıl oldu da 1950 yılında böyle bir gündemimiz oldu? Nasıl oldu?” yönündeki sorgulama da özellikle Sovyetler Birliği döneminde kimlik ve tarih anlatılarının nasıl kurgulandığına dair tartışmaları vurgular niteliktedir.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da Türkiye Ermenileri Patrikliği ve Türkiye Ermeni toplumuna hitaben bir mesaj yayınlamıştır.  Recep Tayyip Erdoğan mesajında, I. Dünya Savaşı sırasında yaşanan olayların yalnızca Ermeni toplumu için değil, Osmanlı İmparatorluğu’nun çözülme sürecinde farklı etnik ve dini gruplar açısından da ciddi insani kayıplar ve kitlesel yer değiştirmelerle sonuçlandığını vurgulamış ve birlikte yaşama kültürüne değinmiştir. İlaveten tarihten husumet üretmeye yönelik söylemlere karşı, ideolojik kalıpların ötesine geçilmesi gerektiğini ve barış, empati ile diyalog dilinin üstün tutulmasının önemine değinmiştir.  Erdoğan’ın bu mesajı, Türkiye’nin normalleşme sürecine verdiği önemi göstermesi ve tarihine olan güveninin bir göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır.
Sonuç olarak, 24 Nisan etrafında şekillenen anma ve siyasi söylemler, yalnızca geçmişe ilişkin bir hafıza alanını değil, aynı zamanda güncel uluslararası ilişkilerde farklı devletlerin kendi politikalarını yeniden üretme biçimlerini de ortaya koymaktadır. Dolayısıyla tarihsel olayların ve hukuki iddiaların tek taraflı anlatılarla değil, geniş bir analiz ve karşılıklı iletişim perspektifiyle ele alınması; hem bölgesel istikrarın güçlendirilmesi hem de Türkiye ile Ermenistan arasında sürdürülen normalleşme sürecinin sağlıklı bir zeminde ilerlemesi açısından belirleyici olmaya devam edecektir.

***

Geçenlerde, Afyonkarahisar Belediyesi’nin geçmişte yayımladığı Taşpınar Dergisinin eski nüshalarından birisinde, değerli hemşehrimiz Erdoğan Emre’nin çok hacimli bir yazısında adı geçen Afyonkarahisarlı Ermeniler’in isimlerini kaydettim. Bu isimleri yazmak isterim:

Cerrah Kosta Oğlu Anastı Ef. –Cerrah, Hekim
K. Yoğurtcuyan - Eczacı 
S. Sinanyan - Eczaı 
Pavlaki ve Simon Eczaneleri
Simon Efendi -Eczacı
A. Arapyan
Kamburyan Efendi 
Kevork Abacıyan- Diş Hekimi 
Sarkis Efendi
Yanko Efendi (Belediye Tbb. 1892): Sık sık alkollü içki içtiği için padişaha şikayet edilmiş ve görevden alınarak başka bir ile tayin edilmiştir.
O dönemin Belediye Reisi; Es Seyyit Ebubekir Efendi, Üyeler Mehmet Şükrü, Mehmet Rasih, Himmet,  Grekos,     Agop,  ve    Stephan…
Ohannas Kasparyan: 1893’te Afyonkarahisar’da doğar. İlk öğrenimini burada yaptıktan sonra ailesi tarafından İstanbul’a gönderilir. Rüştiye ve İdadi eğitimi sonrasında yine İstanbul’da Tıp tahsili yapar. İhtisas için Paris’e giden Kasparyan Dahiliye alanında uzmanlığını tamamlar. Yurda dönüşünde bir süre İstanbul’da çalışır, daha sonra ailesinin isteğiyle Afyonkarahisar’a dönerek burada muayenehane açar. Milli Mücadele’de Türk ordusu saflarında doktor olarak görev alır ve İstiklal madalyası almaya hak kazanır. Büyük Taarruz sonrası Afyon’da kimsesi kalmayınca İstanbul’a yerleşir ve Beyoğlu’nda muayenehane açar. 1977’te vefat eder. (Bknz. Hasan Özpınar İstiklal Madalyalı Afyonlu Ermeni. Kocatepe Gazetesi 31 Ağustos 2018).

***

Bu adamların hepsinin çok iyi işleri, görevleri var ve hepsi de iyi yaşıyorlar iken, Rumlar ile birlikte olup, aralarındaki hainler yüzünden  doğup büyüdükleri Afyonkarahisar’ı terk etmek mecburiyetinde kalmışlardır. 
Gerek Afyonkarahisar’da, gerekse Türkiye’nin herhangi bir yerleşim biriminde, ihanet etmeyen Ermeniler’e dokunulmamış ve hele hele soykırım yapılmamıştır.  Belki de Ermeniden daha fazla sayıda Türk ölümleri vuku bulmuştu…
Öyle olmasaydı, Osmanlı Bankası Müdürü Berç Keresteciyan, Atatürk’e giderek, “Paşam bankamızın kasası emrinizdedir!...” der miydi?...Böyle asil davranışı nedeniyle Büyük Önder, bu zata soyadı olarak “Türker” adını vermis ve onu TBMM’ne Afyonkarahisar Milletvekili olarak göndermiştir.
Öyle olmasaydı, bugün bile, on binlerce T.C. vatandaşı Ermeni olur muydu?...
 

Yazarın Diğer Yazıları