İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Terekeme-Karapapak Destan Kahramanı DARVAZLI MİHRALİ BEY

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Nerede Türk yaşıyor ise, orada kıvanç duyacağımız olaylar vuku bulmuştur. Örneğin orada yaşayan bir ya da birkaç Türk vardır ki, onlar Türk tarihinin kahramanları arasında yer etmişlerdir. Ben bu gün burada, işte böylesi Türklerden birini, onun kahramanlık hikayesini anlatacağım. Bu kahraman bu günkü Gürcüstan ülkesinin başkenti Tiflis vilayetinin kadim Borçalı bölgesinin Bolnisi (Bolus) kasabasının Darvaz köyünde, 1836 yılında doğmuş olan Türk oğlu Türk’tür. Doğduğu ve yaşadığı bölge insanı onu “Mehreli Bey” olarak tanıdı ve sevdi. Kimileri ona "İkinci Koroğlu" ve "İkinci Battal Qazi" ünvanlarını lâyık gördüler. Keza ona "Möhür Alı" da diyenler oldu. Halk kültürümüzün emektar akademisyenlerinden Doç.Dr.Doğan Kaya yayımladığı makale ve kitabının manşetinde onun için "Bir Destan Kahramanı: Mihrali Bey"  yakıştırması yaptı…
Darvazlı Mihrali Bey Karapapak-Terekeme Türklerindendir. Onun babası Memili’nin adı ile başlanan şecereye göre, Mihrali Beyin Muhammed Ali, İsa bey, Ali bey adlı kardeşleri ve Hürü Hanım, Kəzban adlı bacıları vardır. 

Mihrali Beyin Rüştü adlı bir oğlu vardır. 1932 yılında vefat eden bu Rüştü Beyin Nureddin, Mehreli, Kâmran, Turgut, Şemseddin adlı oğulları ile Zekiye, Şahdane, Meleyke ve Saniye adlı kızları ki toplam 9 evlâdı Dünyaya gelmiştir.

Mihrali çok küçük yaşlarından itibaren ata binmeyi, silah kuşanmayı, silah kullanabilmeyi  öğrenmiştir. O, kısa boylu, karayağız ve yakışıklı bir insandı. Genç yaşlarından itibaren göz açıklığı, cesareti, mertliği ve çevikliği ilə dillerde destan olmuştu…

***

Mihrali Bey, Karapapak asıllı Osmanlı askeridir. Hayat öyküsü Borçalı edebi geleneklerinin önemli ürünlerinden biri olan Mihrali Bey Destanı (bir diğer adıyla Karapapak Kartalı)'na konu olmuş bir halk kahramanıdır. Türkiye'de ve Azerbaycan'da kahraman olarak kabul gören Mihrali Bey, 1877 Osmanlı Rus savaşı'nda Osmanlı Devleti için Çarlık Rusyası'na karşı savaşmıştır. Binbaşılığa yükselip Ahmet Muhtar Paşa'nın sağ kolu oldu. Gösterdiği kahramanlıklar nedeniyle Osmanlı Devleti tarafından maiyetiyle Sivas'a gönderilerek Ulaş'a konuşlandı… 

Bir süre Ulaş'ta yaşadıktan sonra Hamidiye Alayları içinde yer alan birliğiyle isyanları bastırmak üzere Yemen'de görevlendirildi ve 1905 yılında orada vefat etti. 

On yedi yaşında iken kaybettiği babasının Müslüman mezarlığına gömülmesine izin vermeyen Rus yönetimine direnince Rus güçleri ile karşı karşıya geldi. Osmanlı ve Rus toprakları arasında gidip gelerek her iki devlette de aranan bir kanun kaçağı olarak yaşadı. 93 Harbi başladığında her iki devlet de suçlarını bağışlayıp, çetesiyle kendisi için savaşmasını teklif etti. Mihrali bey, suçlarının bağışlanması karşılığında çetesiyle Osmanlı hizmetine girdi. Ahmet Muhtar Paşa'nın onun kahramanlıklarını padişaha bildirmesi sonucu II. Abdülhamid tarafından Mecidiye Nişanı ile ödüllendirildi. Ailesini de Osmanlı Devleti topraklarına getirdikten sonra Erzurum’da Aziziye savunmasında yer aldı.

93 Harbi sonunda Ahmet Muhtar Paşa'nın İstanbul'a çağrılmasından sonra Mihrali Bey de beraberindekilerle Sivas'a gitti. Ulaş bucağına bağlı Acıyurt köyüne yerleştiler. Bu Köy, halk ağzında Büyük Köy, Papaklı Köyü, Mihrali Bey’in Köyü olarak anılmaktadır.

Mihrali, Sivas'ta 40. Hamidiye Süvari Alayı'nı kurdu. Yemen'de isyan baş gösterdiğinde kardeşi ile birlikte Yemen'de görevlendirildi. 1905 yılında Yemen'de hastalanarak öldü. Bir söylentiye göre Karapapakların liderliği için yaşanan rekabet sonucu öldürüldü. Halk arasında "Yularsız Aslan", "İkinci Battal Gâzî", "İkinci Köroğlu" olarak adlandırılan Mihrali Bey, adına türküler, ağıtlar, destanlar yakıldı…

Mihrali Bey, Karapapak-Terekemeler arasında, âşıklarca hakkında hikâye tasnif edilen, koçaklama söylenen ve çocuklara adı verilen bir kahramanlık timsali olarak görülür. Hakkında tasnif edilen hikâyelerden biri 2003 yılında Borçalı'da Mehemmed Sadaklı tarafından düzülüp koşulmuş; Bakü'de yayımlanan Azerbaycan Folkloru Antologiyası Borçalı-Karapapak Folkloru adlı eserde yayımlanmıştır. Bir diğeri ise Çıldırlı âşık Bayram Denizoğlu tarafından tasnif edilmiştir. 
Gazi Ahmed Muhtar Paşa ve Gazi Ahmet Muhtar Paşa'nın Mühimme Başkâtibi olarak görev yapan Mehmed Arif Bey'in anılarında Cengiz Çakaloğlu'nun "Yemen'den Dönemeyen Karapapak: 40. Hamidiye Süvari Alayı Komutanı Mihrali Bey" adlı kitabında Mihrali Bey'in hayatı ve kahramanlıkları anlatılmaktadır.

"Ben gidiyom Rüştü Bey'im ağlama" türküsü bazı yörelerde "Mihrali Bey Türküsü" olarak bilinir. Ama bu Türküde ismi geçen Rüştü Bey; Mihrali Bey'in oğludur.

MİHRALİ BEY NELER YAPMIŞTIR?

Türk topraklarına girdikten sonra KARS´a gelirken Rusların erzak kollarını vurmuş, düşmandan aldığı İaşe ve Lojistik kaynakları da getirerek Gazi Ahmet Muhtar Paşa´ya teslim etmiştir.

Başgedikler (Kızıltepe) Muharebelerinde Şeyh Şamilin oğlu General Gazi Muhammet, Gamemdanlı Mehmet ve Mihrali Beyin üç koldan yarma ve taarruzlarıyla Ruslar büyük yenilgiye uğramışlardır. (Mihrali Bey bu muharebelerde Binbaşı, kardeşi Ali Bey Mülazim rütbesindedir.)

Yahniler Meydan Muharebesinde düşmana büyük kayıplar verdirilmiş ve Rusların Taarruz gücü kırılmıştır. Sürekli muharebelerle ordumuzun süvarisinin at ihtiyacı önemli ölçüde artmış, özellikle Muharebe kabiliyeti olan atlara ihtiyaç vardır. Mihrali Bey yanına en seçme adamlarını alarak Tiflis yakınlarında bulunan Rusların savaş için eğitilmiş at harasını basıp getirecektir. 

Gazi Ahmet Muhtar Paşanın düzenli geri çekilme harekatına uygun olarak, Yahnilerden başlayarak Dağ silsilelerini takip ederek ve yer yer yan saldırıları püskürterek düzenli çekilmeyi en az zararlı bir şekilde başarır. Deve Boynu Muharebelerinden yararlanır, Gazi Ahmet Muhtar Paşanın İstanbul´a çağrılması ile Mihrali Bey´de Sivas´a kadar gelmiş, şimdi merkeze bağlı Konak (Acıyurt) köyüne ve çevre köylere iskanla yerleştirilmiştir.

Sivas´ta kurulan 40. hamidiye alayının komutanıdır. Orta Anadolu´da ve Doğu´da bir çok eşkiya ve isyanları bastırmakta büyük hizmetleri olmuştur. Kuzey Irak´ta meydana gelen Arap kabile isyanlarının bastırılması için Kürt İsmail Hakkı Paşa (Hatun oğlu)´nun isteği ile Mihrali Bey bu isyanın üzerine Kırk 40.´ıncı Hamidiye Alayı ile giderek, önce kabile reisine haber gönderip, isyandan vaz geçmesi halinde kendisini affettireceğine dair söz vermiş, işin ciddiyetini anlayan kabile reisi isyandan vaz geçtiği gibi daha sonra devlet hizmetinde dahi bulunmuştur.

Bitip tükenmek bilmeyen Yemen isyanları yine başlamış, bilhassa bölge adı ile bilinen Asır isyanlarının bastırılması için Alayı ile birlikte Adana-Kadirli (Eski adı Kars´lı)´ya gelmiş ve burada bulunan kendisini Kafkas cephesinden tanıyan Adanalı-Kadirli halkı ve Muhaceretle buraya göçen Kars ve kafkasyalılarca büyük bir törenle karşılanmıştır. Gitmemesi için yapılan ısrarlara ve ilerlemiş yaşına rağmen Yemen´e hareket etmiş, isyanların bastırılması sırasında burada şehit edilmiştir. 
Bugün Radyo ve Televizyon Repartuarlarında sık sık okunan "Mihrali Bey uzun havası" anonim türküsü Mihrali Bey’in şehadetinden sonra ağıt olarak söylene gelmiştir. Daha bir çok şair ve aşıklarımız Mihrali Bey adına ağıtlar, şiir ve destanlar koşmuşlardır. Bütün bunların tamamı Halk edebiyatına mal olmuştur.

Mihrali Bey Türküsü

Mihr Ali Bey'de Hamidiye Alayı,
Araplar çıkardı türlü belâyı
Nedir beyim bu işlerin kolayı
Top olmazsa Arap gelmez imana

Mihr Ali Bey'im indimola Yemen'e,
Çadırını kurdum ola Yemen'e,
Kendim ettim, kendim buldum kime ne?
Top olmazsa Arap gelmez imana!

Kum tipisi çıktı da görünmez otlar,
Pelli perişan oldu, küheylan atlar,
Yoruldu askerler, atılmaz toplar,
Top olmazsa Arap gelmez imana!

Oturur masamda yazı yazarım,
Çekerim kılıcımı ordu bozarım,
Küçük hanım sende kaldı nazarım
Acep beyim indimola Yemen'e?

Mihrali Bey'i sormayın yaslıdır yaslı,
Askeri sorarsanız hepsi de Karslı,
Babayiğit erlerin hepsi de fesli,
Ne diyelim beyler böyle zamana? 
 

Yazarın Diğer Yazıları