Futbol sezonunun başlamasıyla birlikte, ak-kara da belli olmaya başladı. Beşiktaş (BJK), Fenerbahçe (FB) ve Galatasaray’ın, bu güne kadar yaptıkları maçlara bakınca, son üç yılın lig şampiyonu GS’ın, 2025-26 sezonunda da rahatlıkla şampiyon olacağını işaret etmektedir. Gerçi GS da hâlâ transfer konusuyla ilgilenmektedir ama, BJK ve FB daha ideal bir kadro oluşturabilmiş değillerdir. Her gün ya BJK’a ya da FB’ye yeni yeni futbolcular gelmektedir.
Medyadan öğrendiğime göre, bütün profesyonel futbol takımı olan kulüplerin hepsi, özellikle de üç büyük kulübümüzün borç denizinde yüzüyorlar!...Fakat gelin görün ki, hâlâ milyon avrolar havada uçuşuyor. Oynatamadıkları futbolculara, başarısız olan teknik direktörlerle yardımcılarına, milyon avrolarla tazminatlar ödüyorlar.
Yabancı futbolcu olsun da çamurdan olsun (!) zihniyetiyle, bir yönetim kurulunun transfer etiği futbolcular, sahalarda dökülünce, kadro harici bırakılıyor, transfer mevsiminde de, ellerinden çıkarmak için ne yapacaklarını bilemiyorlar.
Yandaşı olduğum BJK, önceki Yönetim Kurullarının öve öve bitiremeyip, çuvallar dolusu paralar ödediği şu futbolcular, adeta kovulmuşlardır:
Ciro İmmobile, Gedzon Fernandez, Elex Oxlade-Chamberlain, Jackson Muleka, Arthur Masuaku, Kerem Atakan Kesgin, Azad Demir, Can Keleş, Bahtiyar Zeynutdinov, Onur Bulut, Tayfur Bingöl, Elan Ricardo, Emrehan Terzi, Fahri ay, Arda Kılıç, Göktuğ Baytekin…
Bu futbolculardan Gedzon Fernandes ve Arthur Masuaku ayarında, BJK takımında futbolcu yoktur!...Serdal Adalı ve arkadaşlarının bu iki futbolcuyu göndermiş olmalarının bir nedeni olamaz. Olmamalıdır.
Bunlar giderken BJK’ı yönetenler şu futbolcuları transfer ettiler.
Orkun Kökçü, Ridvan Yılmaz, Tammy Abraham, Tiago Djalo, El Bilal Toure, Taylan Bulut, Wilfred Ndidi, Joao Mario, Felix Uduokhai, David Jurasek Elan Ricardo, Keny Arroyo.
BJK’ın Lausanne ile oynadığı iki maçı da seyrettim. BJK’ın bu takıma nazaran daha iyi ve üstün olduğu yanlar vardı. Ama aptal bir futbolcusunun yaptığı büyük hata ile sahada on kişi almış ve 1-0 yenilerek elenmişti. Tüm olumsuzluklara rağmen yeni alınan Tammy Abraham adlı santrfor, sanki hiç futbol oynamamışçasına, gol olması gereken pozisyonları değerlendiremeyince, BJK yandaşlarının, geceyi uykusuz geçirmelerine neden olmuştu. Topa vurmayı, şut atmayı unutmuş olan bu futbolcunun, önceki bir maçta penaltı vuruşunda da topu kalecinin üzerine atmasını görmüş ve “inşallah penaltı atışlarını bu adam yapmaz” demiştim.
BJK’ın başına getirdikleri Ole Gunnar Solskjaer'in, iyi bir teknik direktör olmadığını, çevremdeki tüm BJK’lı dostlarıma söylediğim gibi, internette de yazdım. Bu adamı kim, ne zaman, nerede beğenmiş de almış bilmiyorum ama, asırlık BJK Kulübümüzü ayağa düşürmemek gerek!...
BJK’ı Avrupa macerasının dışında bırakan Teknik Direktörle ilgili olarak gazeteci-yazar Güntekin Onay’ın yu yazısının altına aynen imzamı atarım:
“Beşiktaş camiasında anlamsız bir duygusallık var.
Neymiş efendim? “Solskjaer’e sahip çıkılmalıymış.” Neden? Geçen sezon Alanya ile berabere kalıp, iç sahada Rize’ye yenilerek 3’üncülüğü Samsunspor’a kaptırıp 3 eleme oynadığı için mi?
Son hedef olan Türkiye Kupası’nda iç sahada Göztepe’ye elendiği için mi?
Bu sezon başı St.Patrick gibi bir takıma karşı bile temposuz ve kötü futbolla turu geçtikten sonra Arda Turan’ın genç Shaktar’ına karşı futbol adına ortaya birşey koyamadan elendiği için mi?
Neden Solskjaer’e sahip çıkılıyor? Lausanne gibi son derece vasat bir rakibe karşı elendiği için mi?
Evet! Beşiktaş’ın kanat oyuncusu yok ancak yine de dün sahaya çıkan kadro Lausanne takımından kalite olarak kat be kat üstün ancak ne bir tempo var, ne baskı ne de saha içinde organize bir takım.
Norveçli teknik adam ilk geldiğinde bu takım Athletic Bilbao’yu 4-1 yenebilecek potansiyele sahipti. Aradan geçen bunca zaman takım hiç gelişmediği gibi her geçen gün geriye gitti. Asla güçlü bir oyun inşa edemedi. Oyuncu değişiklikleriyle maç içerisinde hiç fark yaratamadı. Taktiksel bir çeşitlilik sunamadı.
Beşiktaş'ın Lausanne ve Shaktar gibi takımlara karşı bu kadar kötü futbol oynayıp da elenmesini kadro kalitesiyle izah edemezsiniz. Bu takım ne fiziksel, ne taktiksel ne de organizasyon anlamında hiç bir teknik adam katkısı almıyor.
Solskjaer harika bir beyefendi olabilir ancak teknik adamlık becerileri, takım yönetme yeteneği ve asla liderlik vasıfları Beşiktaş’ı hedeflerine götürecek doğru profil değil.
Beşiktaş yeni bir sayfa açmak için daha fazla vakit kaybetmemeli. Dün 10 kişiyle ikinci yarı iyi mücadele eden bir Beşiktaş izledik. Ancak yeterli olmadı. Bakalım Serdal Adalı ve yönetim ivedilikle nasıl kararlar alacak?”
Güntekin Onay’ın bu yazısını okurken, internete düşen şu haber beni memnun etti. Evet, Serdal Adalı ve arkadaşleri Ole Gunnar Solskjaer’in işine son vermişlerdi…
***
Beşiktaş Laussane Sports'a kaybedilen maçın ardından teknik direktör Ole Gunnar Solskjaer'in sözleşmesinin feshedildiğini duyurdu.
İşte Beşiktaş'ın açıklaması;
Teknik Direktör Ole Gunnar Solskjaer ile olan sözleşmemiz yapılan yönetim kurulu toplantısında alınan karar neticesinde feshedilmiştir.
Başkanımız Serdal Adalı toplantı sonrası yaptığı görüşmede Solskjaer’e bugüne kadar olan hizmetleri için teşekkür etti.
Kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız
***
SOLSKJAER MAÇ SONU NE DEMİŞTİ?
Rakibimizle oynadığımız 2 maçı kazanamadık. Hayal kırıklığı yaşıyorum. Antrenmanlarda çalıştığımızı uygulayamadık. Hayal kırıklığı yaşıyorum. Gol atma konusunda zorlanıyoruz. Kırmızı kart kararı yanlış. Alakası yok. 10 kişiyle oynamak da zor.
Eleştiriler normal. Avrupa'dan elendik. Ancak şu da var. Beşiktaş geçen yıla göre daha da güçlendi. Her gün Beşiktaş için doğru olanı yapıyorum. Bunun için çabalıyor ve çalışıyorum. Sorumlu benim, suçlu benim. Suçu üstleniyorum.
Kulüp, Beşiktaş camiası için doğru olan neyse onu yapabilir. Ben Beşiktaş'ı daha güçlü yapmak için çalışıyorum. Ben hiç pes etmedim. Zorluklarla hep savaştım. Şu an yapmamız gereken pazar günü durumu tersine çevirmek.
Sorumlu benim. Suçlanacak benim. Biz Shakhtar maçlarında iyi değildik. Onlar bizden daha iyiydi. Lausanne karşısında da turu geçemediğimizden dolayı hayal kırıklığı yaşıyorum. Sorumlu benim.
Evet Hoca, sorumlu sensin. Sen BJK gibi tarihi de şanı da büyük bir kulübün futbol takımına hiçbir şey vermedin ve kovuldun. Güle güle!...
VE SERGEN YALÇIN
BJK isabetli bir kararla hemen Sergen Yalçın’la anlaştı ve Pazar günü Alanya’da, Alanyaspor’a 2-0 yenildi. Kaleciden, sol açığa kadar bütün futbolcuların dökülmeleri, içimi sızlattı. Ne oldu, ne oluyor, bu Beşiktaş’a?...
Son başkanların hepsi de başarısız oldular. Üstelik kulübü büyük borçlar altında bıraktılar. Alanyaspor maçında seyrettiğim BJK’ın bırakınız şampiyon olmayı, ligi üçüncü sırada bitirmesi bile çok zordur!...Yorumcular ve eleştirmenler sağda ve soyda kanat oyuncusu olmadığından falan söz ediyor ama, bana göre santrfor da yok!...Ve benim bu Beşiktaş’tan hiç umudum yok…Ve ben, maalesef, bu yılki kadar, hiçbir zaman böylesine umutsuz olmamıştım.

