İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Gagauz Türklerinin Millî-Dini Lideri Mihail Çakır

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Mihail Çakır, 27 Nisan 1861 tarihinde Moldova’nın Cumhuriyeti sınırları içerisindeki Gagauzya Özerk Bölgesi’nin Çadır Kasabasında Dobruca’dan Besarabya’ya göç etmiş olan Gagauz bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.

Kişinev İlahiyat Semineri'nde eğitim gördü. Mezun olduktan sonra bir erkek ilahiyat okulunda öğretmenlik yaptı. Üç yıl sonra Kişinev Okul yönetiminin Başkanı oldu.

1896'da Moldova dilinde kitap basma izni için Rusya Eğitim Bakanlığı'na başvurdu. Moldovaca metnin Rusçaya paralel olması koşuluyla bu izin verildi. 

Çakır 1901'den itibaren Moldova dilbilgisi üzerine dersler verdi ve kitaplar yayınladı. Moldovalıların Rusça öğrenmelerine yardımcı olmak için yazdığı ders kitabı on dört yıl içinde üç kez basıldı.. 

1904 yılında Çakır, Doğu Ortodoks Kilisesi'nin yönetimine başvurarak Gagauz dilinde dini literatür yayınlamasına izin verilmesini talep etti. Üç yıl sonra, Eski Ahit'ten seçilmiş bölümlerin yanı sıra Aziz Matta İncili'ni de Gagauzca çevirisiyle yayımladı. Gagauz bilginleri tarafından basılı dilin havarisi olarak adlandırıldı.

1918'den sonra Besarabya Romanya Krallığı'nın bir parçası haline geldiğinde Çakır, Gagauz yazısının önceki Kiril alfabesinden Latin alfabesine geçişini başlattı. 1924 yılında Besarabya'nın Romanyalılaştırılmasına karşı mücadeleyi koordine etmek üzere Doğu Ortodoks Kilisesi'nin Alexander Nevsky kardeşliğinin liderleri arasına katıldı. 

Çakır Atatürk ile temas halindeydi ve “Besarabya Gagauzlarının Tarihi” adlı kitabının bir kopyasını ona sundu. Atatürk ayrıca Çakır aracılığıyla Gagauzların asimilasyonunu önlemek için onlara çeşitli Türkçe kitaplar ve öğretmenler gönderdi.

Çakır 1933 ve 1934 yılları arasında Romanya’da yayımlanan Viata Basarabiei Dergisinde  çalıştı. 1934 yılında Gagauz dilinde Besarabya Gagauzlarının Tarihi ve iki yıl sonra Gagauzların Düğün Törenleri adlı kitaplarını yayınladı. Bu iki kitapta Geleneksel Gagauz folklorunun izleri vardı ve etnografik çalışma yapanlar, bu bilgilerden yararlandılar.

Çok yönlü ve lider kişiliğinden dolayı Gagauz halkı Mihail Çakır’a Ay-Boba Mihail demeye başladı. Gagauzlar’ın dini ve millî lideri olan bu büyük insan  08 Eylül 1938 tarihinde Kişinev’de öldü ve oraya defnedildi. Hastalığına rağmen hiç ara vermeden yayına hazırlamış olduğu Gagauzca-Rumence Sözlük, ölümünden hemen sonra yayımlandı.

Mihail Çakır profesyonel eğitim almış bir araştırmacı olmamasına rağmen, dile, tarihe ve Gagauz geleneğine yaptığı katkılardan dolayı, daima minnet ve şükranla anılmakta, yad edilmektedir. Günümüzde de Gagauz araştırmacılar onun eserlerine güvenmekte ve onları yeniden yorumlarken, karşılaştırmalı bir tarihsel perspektifle yürütülen araştırmalar için değerli bir kaynak olarak el üstünde tutmaya devam etmektedirler. 

Çakır'ın edebi ve tarihi etkisinin yanı sıra, Gagauz halkının tanımlanmasındaki rolü, özellikle de Gagauz halkına manevi ve ahlaki liderliği övgüyle zikredilmektedir.

Gagauz Özerk Bölgesi Başkanı Mihail Formuzal 2011 yılını Çakır Yılı olarak ilan  etti.

            Burada önemli vurgulamak isterim ki, Mihail Çakır, Gagauz ulusal bilincinin oluşmasında önemli rol oynadı. Bugün Moldova ve Gagauzya’da adı yaşatılmakta, eserleri tekrar tekrar yayımlanmaktadır.

***

            Gagauz Türkleri çok değerli bilginler yetiştirdiler ve bu bilginler de birbirinden değerli eserleri, Türk literatürüne kazandırdılar. Bunlardan birisi benim çok değer verdiğim, dostum Prof.Dr.Mihail Guboğlu idi. Bu değerli dostumun onunla ilgili yazılarından birisindeki şu cümleleri buraya almak isterim:

            “…Sayın ve çok değerli öğretmenimiz ve başpapazımız Mihail Mihailoviç. Biz ancak birkaç günden beri gazetelerden haberi aldık eğitim, öğretmenlik ve papazlık mesleğinizde tanı 50 yıl doldurmuşsunuz.

… Cenabınız, zatınız otuz yıldan ziyade türlü türlü kitaplar bizim Gagauz Türkçesine, ana dilimize çevirdiniz ve yazdınız. Böylece hayatımıza, ömrümüze ışık ve nur indirdiniz hem de saçtınız. Bize büyük bir iltifat gösterdiniz. Millî, ana dilimizde kendi paranızla kitaplar bastırdınız. Zatıalinize değin, biz Gagauzlar kağıtlara yazılmış ama sözümüzü görmüş değildik. Sizden başka bize bu büyük hizmeti kimse yapamadı. Bu bakımdan, çok pahalı öğretmenimiz ve başpapazımız sizin iyiliğiniz bizim Gagauzlar için nasıl Kiril hem Metodidir. Siz bizim aziz peygamberimizsiniz. Bilindiğine göre siz İncil'i ana sözümüzle Gagauz diline çevirdiniz. Böylece biz onu hem pazar hem yortu günlerimizde kilisede dinliyoruz.

 Büyük hem iyi Allah'a çok çok şükür ediyoruz ki bize de, bizim aramızdan olarak bir aziz peygamber gibi peyda oldunuz. Bizim anadilimizde 30 yıldan beri üzerimize ışık, şavk getiriyorsunuz. Sayın babamız ve değerli başpapazımız Mihail size, cenabiniza bin kere teşekkür şükür ediyoruz.”

Sonuç olarak demek istediğim odur ki; Gagauz halkı ilk kez Türkçe metinleri Karamanlıca adı verilen Grek harfli Türkçe dinî eserler aracılığıyla okudu ve konuşma dilleri olan Gagauz Türkçesinin yazılı hâle getirilip okunması Mihail Çakır’ın çalışmalarıyla gerçekleşti. İlk metinleri Kiril harfleriyle kaleme alan Çakır, Besarabya bölgesindeki otoritenin Çarlık Rusya’sından 1917 yılında Romanya Krallığına geçmesiyle Latin harf temelli yazılar yazdı… 

***

Ortodoks Hristiyan dini Papazı, ama gerçek bir Türk Milliyetçisi olan, Mihail Çakır’la ilgili güzel bir çalışma yapmış olan, Selcen Özyurt Ulutaş’ın, şu değerlendirmesi de çok önemlidir:

“…Mihail Çakır, günümüzde de Gagauz halkının belleğinde canlı bir figür olarak yer almaktadır. Adına dikilen anıtlar, eğitim kurumlarına verilen ismi ve hakkında yazılan akademik çalışmalar, onun hem tarihsel hem simgesel bir kişilik olarak yaşatıldığını göstermektedir. Özellikle Komrat ve Çadır-Lunga’da onun adını taşıyan sokaklar, kültür merkezleri ve okullar, Çakır’ın mirasının günlük yaşamda da görünür olduğunu kanıtlamaktadır.

Ayrıca 1991’de doğumunun 130. yılı vesilesiyle Çadır-Lunga’da düzenlenen uluslararası Türkoloji konferansı, Çakır’ın sadece yerel değil; uluslararası düzeyde de tanınan bir kültürel figür olduğunu ortaya koymuştur. Gagauzlar için Mihail Çakır hem bir entelektüel hem de bir önder olarak kolektif kimliğin hafızasında yer edinmiştir.

Mihail Çakır, etnik kökeni bilinçli bir tarih anlatısıyla; dili sözlükler ve gramer çalışmalarıyla, inancı ise çeviri metinlerle yapılandırarak, bu etnik aidiyeti bütüncül bir inşa sürecine dönüştürmüştür. Onun yaklaşımı, modern sosyolojideki kimlik bileşenlerinin neredeyse tamamını kapsamış ve bu bileşenleri sistematik biçimde örgütlemiştir.

Bugün Gagauz halkının kimliği, siyasi statü tartışmalarından dil planlamasına, kültürel temsilden eğitim politikalarına kadar birçok alanda varlık gösteriyorsa, bu görünürlük Çakır’ın tarihsel çabalarının bir sonucudur. Onun düşünsel mirası, sadece yazılı belgelerde değil; halkın kimliğini yaşama biçiminde, kullandığı dilde ve inandığı değerlerde kendini göstermeye devam etmektedir.

Açıklama: C:\Users\İrfan Ünver\AppData\Roaming\Microsoft\Windows\Network Shortcuts\M.ÇAKIR.jpgGagauz Türkleri’nin millî ve dini lideri M.Çakır

 

Mihail Çakır, Gagauz halkının kolektif hafızasında sadece tarihî bir figür değil; kimliğin oluşum sürecine yön vermiş, onu şekillendirmiş ve kurumsallaştırmış öncüdür. Çalışmaları, bireysel bir aydının sınırlarını aşarak, halkın kendini tanıması, geçmişini anlaması ve geleceğini inşa etmesi sürecine doğrudan katkı sunmuştur. Dinî, dilsel ve tarihsel alanlardaki faaliyetleri, bu Gagauz kimliğinin inşasında eşsiz bir rol oynamıştır. Çakır’ın yaşamı boyunca sürdürdüğü çabalar, Gagauzların sadece etnik bir topluluk olmadığını; özgün dili, dini ve tarihi olan kültürel bir bütünlük taşıdığını açıkça ortaya koymuştur. Özellikle Besarabya Gagauzlarının Tarihi adlı eseri, Gagauz halkının kimliğini tanımlama sürecinde temel bir kaynak hâline gelmiş; halkın kendi kökenine, kültürel belleğine ve sosyal yapısına dair ilk sistemli anlatımı sunmuştur. Bu eser, halkın dış tanımlamalarla değil, kendi iç sesiyle biçimlenmesini mümkün kılmıştır.

Gagauz Türkçesinin yazıya geçirilmesi, dua kitaplarının, sözlüklerin ve gazetelerin hazırlanması gibi çalışmalar, kültürel sürekliliğin en güçlü araçlarını oluşturmuştur. Çakır’ın dilsel katkıları iletişim kolaylığı sağlamakla sınırlı kalmamış; Gagauz halkının kendi diliyle düşünmesini, inanmasını ve yazmasını mümkün kılmıştır. Bu, Gagauzların tarih sahnesindeki görünürlüğünü artıran en önemli adımlardan biridir.

Dinî metinleri anadile çevirerek Ortodoks inancı, halkın kültürel yapısıyla uyumlu hâle getiren Çakır, inancı yabancı bir sistemin unsuru olmaktan çıkarıp, Gagauzların gündelik hayatına içkin bir kimlik unsuruna dönüştürmüştür. İnanç ile dilin birleştiği bu alan, kimliğin içselleştirilmesini ve toplumsal düzeyde benimsenmesini hızlandırmıştır.

Mihail Çakır’ın bilimsel yaklaşımı; gözleme, derlemeye, kaynak karşılaştırmasına ve halk bilgisini merkeze almaya dayanmaktadır. Bu yönüyle o hem halk tarihçisi hem de bir kültürel inşa mimarıdır. Akademik yeterliliğiyle halkın içinde kalmayı başarabilmiş; bilgiyle halk arasında güçlü bir köprü kurmuştur. Bugün Gagauz toplumsal yapısı bir özerk yapıyla temsil edilebiliyorsa; dil eğitimi, kültürel yayıncılık ve tarih bilinci canlı bir şekilde devam ediyorsa, bu büyük ölçüde Mihail Çakır’ın açtığı yoldan ilerlenmesiyle mümkündür. Onun adı, sadece sokak tabelalarında ya da okullarda değil; Gagauz halkının hafızasında, dilinde ve inancında yaşamaya devam etmektedir.

Mihail Çakır, sadece bir dönemin değil, tüm zamanların Gagauz halkı için yol gösterici bir simgesidir. Küçük bir halkın büyük bir sesi olmayı başarmış; bireysel çabanın, entelektüel sorumluluğun ve kültürel adanmışlığın somut karşılığı olmuştur. Bugün bu etnik aidiyet hâlâ dirençliyse, bu direncin ardında Çakır’ın sabırlı, kararlı ve halkına sadık duruşu vardır.”

Yazarın Diğer Yazıları