Hacı Osman Kubat, Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesine özgü güçlü aşıklık geleneğinin önemli temsilcilerindendir.
Hacı Kubat 1940 yılında Afyonkarahisar’ın Emirdağ ilçesine bağlı Karacalar köyünde
Seydi Bey ve Hatice Hanımın dördüncü çocuğu olarak dünyaya geldi.
Toplumsal olayları, felaketleri ve günlük yaşamı konu alan eserleriyle tanındı, sevildi, sayıldı. Keza yazıp yayımladığı destanlar da onun daha geniş çevrelerde tanınmasını sağladı. Örneğin “Soma Destanı” bunlardan biridir.
Hacı Kubat'ın şiirleri, deyişleri veya ailesindeki diğer halk ozanları (örneğin ablası Kelime Kubat veya kardeşi Şemsettin Kubat / Yoksul Derviş) hakkında daha fazla bilgi ister misiniz?
Ailedeki Ozanlar ve Sanatçı Bağları
Hacı Kubat, kültür ve edebiyatla yoğrulmuş, bölgede "Kubat Ailesi" olarak bilinen çok güçlü bir aşıklık ve şairlik damarından gelir:
Kardeşleri: Köyde birlikte büyüdüğü kardeşleri arasında Dursun, Fatıma, Kelime, Necati ve Şemsettin Kubat yer alır. Yoksul Derviş mahlâsı ile tanınan Şemsettin Kubat, âşıklık geleneğinin bütün gereklerini yerine getirebilen, bu konuda Türkiye’deki yarışmalara da katılmış olan, ünlü bir ozandır.
Güçlü sesiyle Türkiye’de ve Türkiye dışında tanından, sevilen ve takdir edilen ünlü Türk halk müziği sanatçısı Kubat (Ramazan Kubat), Hacı Kubat'ın öz yeğenidir. Hacı Kubat, bu ünlü sanatçının amcasıdır.
Onun Şiir dünyasında öne çıkan yönlerine bakıldığında şu özellikler göze çarpmaktadır:
Geleneksel Çizgi: Eserlerinde geleneksel halk şiiri formunu ve hece ölçüsünü başarıyla uygulamaktadır.
Dini ve Tasavvufi Temalar: Babasının teşvikiyle küçük yaşta Kur'an okumayı öğrenmiş, bu manevi altyapı şiirlerine ve deyişlerine güçlü bir tasavvufi derinlik olarak yansımıştır.
Hacı Kubat, eğitimini maddi imkânsızlıklar yüzünden yarıda bırakmak zorunda kalsa da okuma azmini hiç kaybetmemiştir. Babasının teşvikiyle Kuran okumayı öğrenmiştir. Okuma azmiyle dolu olduğundan, mekânını başkent Ankara’ya taşındıktan sonra Seyranbağları 50. Yıl Lisesinin Gece Okulu'nda ortaokulu bitirmiş, ardından Ayrancı Akşam Ticaret Lisesine kaydolmuş ama bu lise eğitimini yarıda bırakmıştır.
Köyde bulunduğu süre içerisinde kardeşleri Dursun, Fatıma, Kelime, Necati ve Şemsettin ile birlikte çiftçilik yaparak hayatına devam etmiş, 1958’de Dudu Baş hanım ile evlenmiştir. Bu evlilikten Arif Çelebi, Zehra, Hatice, Zeynep ve Caferi Tayyar adlarında beş evladı dünyaya gelmiştir.
Ankara’da Mamak Muhabere Okulunda askerlik hizmetini yapan Hacı Kubat, 29 Aralık 1960 tarihinde terhis edilmiş olup 1962 yılında Emirdağ’a, Karacalar Köyündeki mekanına geri dönmüştür.
Köyde aradığı gibi bir yaşama ortamı bulamayan ozan, aile bireyleriyle birlikte tekrar Ankara’da göç etmiştir. Kara Harp Okulu ve Ankara Kent Oteli'nde bir süre çalıştıktan sonra 1971 yılında Emekli Sandığında işe başlamış ve 1993 yılında da buradan buradan emekliye ayrılmıştır.
Emeklilik sonrası Karacalar köyüne dönen Hacı Kubat, sık sık, yaşamını Belçika’da sürdüren oğlu Arif Çelebi’nin yanına gidip gelmeye başlamış, o arada 2000 yılında oturum izni ve belgesi de alarak, yaşamını Avrupa’da sürdürmüştür.
Eserlerinde derin bir tasavvufi etki gözlemlediğim Hacı Kubat’a “Tasavvuf Şairi” de denilse yeridir. Zira onun hemen hemen bütün şiirlerinde kasavvufi etki vardır ve bu etkinin temelini Karacalar Köyünde bulunan Kadirî Tarikâti'nin Hüseynî kolu olan Hak Halili Dergâhı'ndaki Bacı Sultan ve oğlu Kadir Şahbaz şekillendirmiştir.
Ozan şiirlerinde ve kimi düzyazılarında Ehl-i Beyt ve On iki İmam'a dair sistemli ve detaylı bilgilere yer vermiş ve özellikle nesirlerinde didaktik unsurları dikkate değer şekilde kullanmıştır. Hacı Kubat’ın bulunduğu çevre, âşıklık geleneğinin canlı bir şekilde yaşandığı bir coğrafyadadır. Bu çevre, onun düşünce dünyası ve şiirlerinin yapısının şekillenmesi açısından önem arz etmektedir. Özellikle kardeşi Şemsettin Kubat (Yoksul Derviş); bunun yanında Necati Kubat, Ali Bilge gibi bağlı bulunduğu dergah etrafında yetişen âşıkların büyük etkisi olduğu muhakkaktır.
Kaleme alıp yayımladığı eserlerinde kendi yazdığı nefes ve duvaz imamların yanında başta kardeşi ünlü Ozan Yoksul Derviş olmak üzere Viranî, Hatâyî, gibi ustalara, ayrıca Kadir Şahbaz, Teberoğlu gibi pek çok günümüz halk ozanının şiirlerine de yer vermiştir. Türkiye ve Belçika'daki Erenler dergâhı ve derneklerde aktif olarak yer almış, dergâhlardaki sözlü sazlı etkinliklerde yapılan muhabbetlerde daha da güçlenen Ehl-i Beyt sevgisini ve Kadirî Tarikati'nin öğretisini daha geniş insan topluluklarıyla paylaşma düşüncesiyle, yıllardır sürdürdüğü araştırma ve incelemelere dayanan yazılarını kitaplaştırma kararı almıştır.
Hacı Kubat, irticalen şiir söyleme becerisinin yanında farklı şairlerden 100’ü aşkın şiiri de ezbere okuyordu. Ayrıca dergâhlardaki etkinliklerde kudüm enstrümanını çaldığını da görenler vardır.
Kubat'ın yayımlanan kitapları şunlar:
*Hak'ka Şehadet Kerbela. Ankara, 2025
*Sevgi Ehl-i Beyt'e. Ankara, 2017
Merhum Hacı Kubat, Ankara’da, ofisimi ziyaret ederek İkinci kitabını imzalayarak bana armağan etmişti. Bu vesileyle de tanışmış, sohbet etmiştik.
Kızı Zeynep Taner de Ankara’da ikamet ediyor, bizim hem Afyonkarahisar ve İlçeleri Dayanışma (Yeni adıyla Afyonkarahisar Kültür ve Turizm) Derneğimizin hem de halen Dr.Salih Ünver’in Başkanı olan HAKAK(Halk Kültürü Araştırmaları Kurumu) etkinliklerine katılmaktadır. Ressam da olan Zeynep Hanımın eserlerini Makedonya’da da sergilemiştik. HAKAK olarak 2019 yılında Makedona’da düzenlediğimiz etkinlik programında yer alan Uluslararası Karma Türk Sanatları Sergisinde. Makedonya ve Kosovalı sanatçılarla birlikte
Gülenay Yalçınkaya, Zeynep Gürman, Ülkü Küçükkurt, Elif Özdoğlar, Öznur İnal Sert, Haldun Şekerci, Çağrı Yalçın ve Dilara Yılmaz gibi sanatçılarının eserleriyle birlikte Zeynep hanımın eserlerine de yer vermiştik.
Tasavvufi ve millî şiirlerin değerli şairi Hacı Osman Kubat’ 05 Kasım 2018 tarihinde kaybettik. Bu vesileyle ona bir kez daha Allah’tan Rahmet niyaz ediyorum.
Ben burada Hacı Kub.at’ın şiirlerine yer vermeden önce, onun için Âşık Musa Karatepe’nin yazdığı bir şiiri burada yayımlamak istiyorum:
ORTA ÖRENDE
Hacı Kubat derler onun adına.
Doyulmazdı sohbetine tadına.
Yaktı bizi ayrılığın od'una.
Ben bir dost yitirdim orta örende...
Neşeli neşeli gelir geçerdi.
Gönül bahçesinden sevgi biçerdi.
Gülünce yüzünde güller açardı.
Ben bir dost yitirdim orta örende...
Gönül bağımızda poyraz gıcılar.
Aldı sinemizi goygun acılar.
Bölük bölük oldu gardaş bacılar.
Ben bir dost yitirdim orta örende...
Ozan musam gene yaktın özünü.
Sitem edip yaş doldurdun gözünü.
Verir mola bozuk bağlar üzümü.
Ben bir dost yitirdim orta örende...
İMAM HÜSEYİN
Cömertlik Efendim sizin işiniz
Şehit oldu Hakk`a vardı başınız
Allah tek yaratmış yoktur eşiniz
Size sığınırım İmam Hüseyin
Layık olamadım varayım size
Nasip et efendim divanınıza
Dedeyim aşkına lütfeyle bize
Size sığınırım İmam Hüseyin
Size erişenden koyma geride
Size uymaz emellimin biride
Himmetiniz günahlarım eride
Size sığınırım İmam Hüseyin
Ömür tükenip de tamam olunca
Çekilmez dertler bizi bulunca
Azrail de can almaya gelince
Size sığınırım İmam Hüseyin
Tatlı canım kafesinden ucunca
Gömleğimi soyup tenim açınca
Cenazem yıkanıp kefen biçince
Size sığınırım İmam Hüseyin
Tabut ile musallaya varınca
Cemaat de namazıma durunca
Komşulara hakkı helal sorunca
Size sığınırım İmam Hüseyin