İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Hark Adası Abd – İsrail Terörü Ve İran

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Körfezdeki Hark Adası, ekonomik olarak çok büyük bir öneme sahiptir. Bu yüzden, İran’a ait olan bu ada üzerinde ABD, İsrail, İran ve Çin’in ulusal çıkarları çatışmaktadır. Bu olay, küresel sonuçlara sebep olmaktadır ki, burada gerçekleşecek olan olayların tartışmaları, uzun yıllar devam edecektir. Zira ortada bir ABD korsanlığı vardır ve buna başka ülkeler de katılmaktadır.
İran petrolünün ihraç edilmesindeki hayati bölge Hark Adası’dır. Bu ada, İran’ın en büyük petrol üretim merkezidir. Çünkü yedi milyon varil petrol bu adada yüklenmektedir. Bu adanın, jeo-stratejik açıdan büyük bir önemi bulunmaktadır. Basra Körfezinde yer alan Hark Adası'nın, İran ana merkezinde kıyılara uzaklığı 30 km.dir. İran Petrolünün dış ülkelere ihracatının %90’ının bu merkezden yapıldığı bilinmektedir.
Buşehr Limanının kıyısındaki Hark Adası’nın yüzölçümü 21 km.karedir. Ada ile, Buşehr limanı arasındaki mesafe 55 km.dir. İran’ın en büyük petrol üretim merkezinin bulunduğu Hark Adası'nda 8000 bin İran vatandaşı yaşamaktadır. İran’ın ulusal çıkarlarının korunması açısından büyük bir öneme sahip olan bu Adaya, boru hatlarıyla aktarılan petrol büyük petrol tankerleriyle diğer ülkelere gönderilmektedir.
İran’ın enerji üretiminin gerçekleşmesinde merkezi konumda olan Hark Adası’nda direkt olarak bir petrol üretimi gerçekleşmemektedir. 
İran’ın egemenliğine ait deniz bölgesinde ve uluslararası denizlerde yer alan Ebu Zer, Furuzan ve Durud isimli petrol alanlarıyla diğer petrol alanlarında elde edilen ham petrolün denizin altında bulunan boru hatlarında kullanılarak Adada bulunan büyük depolama ve yükleme merkezlerine aktarılmaktadır. Tabii  tankerlerle Asya ülkelerine de gönderilmektedir.
İran’a uygulanan ambargolar sebebiyle petrolün pratikte olan ihracatı ancak % 65’de kalmaktadır. Ambargolar olmasaydı, İran’ın petrol ihracatının kapasitesi, 900 milyon varil olacaktı Çünkü, bu konuda ABD, İsrail ve İran’ın siyasi, ekonomik ve askeri alanlardaki ulusal çıkarları birbirleriyle çatışmaktadır. Zira ABD ve İsrail, İran’ın petrolünü satarak siyasi olarak sözü geçen devlet olmasını, ekonomik olarak büyümesini ve askeri olarak modern bir orduya sahip olmasını istememektedir. Keza İran da ulusal çıkarları doğrultusunda, üretmiş olduğu  petrolü satarak ABD ve İsrail’in siyasi, ekonomik ve askeri alanlardaki güçlerini kırmak istemektedir.
İran’dan en yüksek miktarda Petrol ithal eden ülkenin Çin Halk Cumhuriyeti olduğu bilinmektedir. Devamlı olarak son teknolojiyle yenilenen petrol merkezlerinde depolama miktarı 28 milyon, doldurma alanı ise, bir günün içerisinde 7 milyon varildir.  
ABD’nin ekonomik ambargosu sebebi ile diğer devletlerin İran’dan petrol ihraç edememesi neticesinde, bu sayı 1.6 milyon varilde kalmaktadır. Fakat bazı koşullar zorlandığında, bu sayı 4 milyon varile ulaşmaktadır. Çin ABD ve İsrail’in bölgede siyasi olarak kendi ulusal çıkarlarına yakın bir siyasi idareye getirmesini, ekonomik olarak İran’ın enerji kaynakları üzerinde hakimiyet kurması ve askeri olarak İran’ı kontrol altında tutarak nüfuzunu arttırmasını istememektedir.                   
Çünkü, bu gelişmeler Çin Halk Cumhuriyeti’nin siyasi, ekonomik ve askeri alanlardaki ulusal çıkarlarına ters düşmektedir. ABD ve İsrail’den Çin’in İran üzerindeki siyasi  ekonomik ve askeri alanlardaki gücünü arttırmasını istememektedirler.
 

Hark Adası İran merkezine uzak bir mesafede değildir. Ancak doğal derin bir su limanını içerisinde bulundurmaktadır. Bu özelliği adayı, jeo-strtaejik açıdan bölgeyi kontrol eden bir özelliğini ortaya çıkarmaktadır. Bununla birlikte, İran’ın Basra körfezinde yer alan denize kıyı olan yerlerde sular derin olmaması sebebiyle büyük petrol tankerleri yaklaşamazken, Hark Adası'nın etrafındaki su yapısı derindir. Bu yüzden, büyük petrol tankerleri bu adaya daha kolay giriş yapmaktadır. Bu sebepledir ki, İran’ın petrolü küresel alana taşıyan ana lojistik kaynağı olarak telakki edilmektedir.
Hark Adası, jeo-stratejik pozisyonu, büyük petrol merkezlerinin bulunması, İran petrol ihracat merkezi olması ve burada alınan askeri tedbirler sebebiyle kimsenin giremediği yasak Ada şeklinde açıklanmaktadır. Bu bölgeye, burada her zaman yaşamayan vatandaşların, dışarıdan gelen vatandaşların Buşehr eyaletine idari olarak bağlı bulunduğu valiliğinden veya Ulusal Petrol Şirketinde yazılı izin almasının yasal zorunluluk olduğu belirtilmektedir.
Öte yandan ABD’nin Hark Adası'nı işgal etmek için hazırlık yaptığı iddiası gündeme gelmektedir. ABD medyasında güncel olarak verilen bilgilerde, bu adanın ABD’nin muhtemel işgal edeceği bölgelerin içerisinde olduğu açıklanmaktadır. Bu olayın, adanın dış dünyayla bağlantısını kesmesi ya da işgal etme opsiyonlarını ele aldığı belirtilmektedir. Bununla beraber İsrail medyasındaki bir habere göre de, ABD’nin Hark Adası'nı işgal etmek için plan yaptığı iddia edilmektedir. Çünkü, ABD’li Devlet Adamları bu adanın ABD’nin egemenliği altına girdiğinde, İran’ın petrol elde ettiği ekonomik gücün biteceğini ve İran’daki siyasi idarenin gücünü kaybedeceği görüşünü savunmaktadır. Bir başka deyişle, ekonomik krizin siyasi bir krize dönüşeceğini düşünülmektedir.
Hark Adası’na ABD ve İsrail’in hava veya kara harekatı yapması küresel etkileri ortaya çıkarmaktadır. Diğer taraftan ABD’nin bu Adaya yapılacak bir askeri harekat konusunda çok ölçülü davrandığı ifade edilmektedir. ABD’nin İran’ın petrol rezervlerini hedef alan büyük bir saldırı başlatmasının küresel anlamda petrol fiyatlarını yükseltebileceği ve savaşın diğer devletlere de sıçrayacağı kaygısı vardır,
Hark Adası ile Hürmüz Boğazı arasında 800 km.lik bir mesafe vardır. Eğer İran’ın ABD ve İrail’in kendisine yönelik saldırılarının ardından Hürmüz Boğazı’ndan gemilerin geçişlerini engellemesi, petrol ve doğal gaz fiyatlarını çok büyük ölçüde yükseltmiş durumdadır. Bu olay, küresel anlamda olumsuz bir etki yaratmaktadır. İran’ın bu adaya saldırısının gündemde olmasından dolayı, bu adadaki tesislerinin tamamına yakınını başka yerlere taşıdığı bu adaya ya da İran’ın başka önemli tesislerine, altyapılara bir askeri operasyon olursa, bu saldırıya büyük bir saldırıyla küresel ölçekte füzelerle hava harekatlarıyla ve enerji taşınan hatları bombalayarak karşılık vereceğini defalarca dünya kamuoyu ile paylaşmaktadır.
Bununla birlikte, İran’ın füze saldırılarında isabet almamak için Hürmüz Boğazı’na girmeyen ABD askeri kuvvetlerinin, İran’ın Diğer yandan İran'ın saldırılarına karşı menzil dışında kalabilmek için Hürmüz Boğazı'na yaklaşamayan ABD güçlerinin, İran’a çok yakın bir konumda olan Hark Adası'nı işgal etmeye çalışması ABD’nde basın yayın kuruluşları tarafından eleştirilmektedir.
    Bu satırların yazıldığı günlerde ABD Başkanı, savaşın sonu ermiş olduğuna dair açıklamaları oldu. Ama artık şahsen benim de dahil olduğum çok sayıdaki kamuoyu insanları Trump’ın sözlerine inanmayıp, gerçekleşen eylemlere göre karar vermektedir.
    Sözün sonunda benim diyeceğim odur ki; ABD Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi, bu İran meselesinde de tam anlamıyla korsanlık yapmakta, psikolojik terör estirmektedir!...
    De…peki kim ve nasıl durduracaktır, bu canice davranışları ve olayları?...
 

Yazarın Diğer Yazıları