Bir zamanlar Zeynep Hanlarova ve kimi Azerbaycanlı ses sanatçılarının tekrar tekrar icra ettikleri bir marş-türkü vardı:
Çırpınırdın Karadeniz
Bakıp Türkün bayrağına
Ah, ölmeden bir görseydim
Düşe bilsem torpağına
Sırmalar sarsam koluna
İnciler düzsem yoluna
Fırtınalar dursun yana
Selam Türkün bayrağına
Kafkaslardan aşacağız
Türklüğe şan katacağız
Türkün şanlı bayrağını
Turan ile asacağız
Bu türkünün yazılıp. Bestelenip, Türk kamu oyuna mal edilmesini sağlayan olayın kahramanı, tarihimizde müstesna bir yeri olan Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Paşa dır. Bu şiir, Kardeş Azerbaycan’ın büyük şairi Ahmet Cevat tarafından yazılmıştır.
Gözü kara, deli-fişek bir subay, idealist bir memleket sevdalısı. Hayatı silahlarla geçmiş, gerçek bir silahşor, Türk savunma sanayisinin temellerini atan, itilmiş, horlanmış ve unutulmuş, Bir kahraman, Enver Paşa'nın öz kardeşi Nuri Killigil Paşa.1890 tarihinde İstanbul’da doğdu.
Henüz 29 yaşındayken Kafkas İslam Ordusu Komutanı olarak, Ermenilerin ve Rusların işgalindeki Bakü’yü kurtaran adam. Bu zaferiyle Bakü Fatihi olarak anıldı…
Nuri Killigil Paşa,1890 yılında İstanbul’da doğdu. Birinci Dünya Savaşı çıkınca Enver Paşa, onu Libya'da yerli halkı teşkilatlandırmak, İtalyanlara ve İngilizlere karşı savaşmak üzere Trablusgarp'a gönderdi. Araplar üzerinde etkili olabilmesi için önce Fahri Mirliva, ardından Fahri Ferik rütbesi ve yetkisi verilerek paşalığa yükseltilmiştir.
Kardeş Azerbaycan’a egemen olan Rus ve Ermeni askerlerinin mart olayları olarak anılan Müslüman-Türk katliamları yapmaları üzerine Osmanlı yönetimi “Kafkas İslâm Ordusu” adıyla Müslüman Türk, Azerbaycanlı ve Dağıstanlı askerlerden oluşan bir Ordu oluşturdu ve işgal altındaki Azerbaycan’ı kurtarmak üzere bu ülkeye gönderdi. Ordunun Komutanı ise Nuri Paşa idi. Bu ordunun önünü kesmek ve Azerbaycan'ı kontrol eden Rus ve Ermeni birliklerine yardım etmek için İngilizler de Bakü'ye küçük bir askeri kuvvet yollamışlardı. Fakat Nuri Paşa'nın komutasındaki Kafkas İslam Ordusu'nun Azerbaycan genelinde büyük destek bulup güçlenmesi üzerine Bakü Muharebesi'nde yenilip buradan çekildiler.
15 Eylül 1918 tarihinde Bakü'nün kurtarılmasından sonra ekim ayında bir Osmanlı müfrezesi Dağıstan'a geçerek orayı da Rus işgalinden kurtarmıştı.
Ancak, daha sonraki olumsuz gelişmeler nedeniyle Mondros Mütarekesi yapılmış. Mütarekenin ardından da, Enver Paşa ülkeyi terk etmişti. Osmanlı Devleti de maalesef, Moskova Antlaşması ile Azerbaycan'ı Sovyetler Birliği'ne terk etmek mecburiyetinde kalmış, o sırada Kafkas İslam Ordusu da dağılmıştı.
Savaştan sonra Nuri Paşa bir süre Ankara’da kalmış, akciğerlerinden rahatsızlanınca tedavi için Berlin'e gitmek zorunda kalmıştır. Nuri Paşa, 1925'te özel izinle Türkiye'ye geri dönerek emekliye ayrılmıştır.
Nuri Paşa Azerbaycan süvarileriyle birlikte 12. Tümenin emrinde doğuda yarattığı kahramanlıklar, Trablusgarp Savaşı, I.Dünya Savaşı, Kafkas Cephesi, Karameryem Savaşı, Ağsu Savaşı ve Bakü’nün kurtarılışı gibi kahramanlıklarından dolayı 29 Şubat 1929 tarihinde İstiklal Madalyası ile taltif edilmiştir.
Bir süre Almanya'da yaşayan Nuri Killigil, 1938 yılında Türkiye'ye döndü ve Zeytinburnu'nda kok kömürü satan bir şirketi satın alıp burayı bir madeni eşya fabrikasına dönüştürdü. Bu fabrikada tabanca, matara, demir çubuk, gaz maskesi ve mermi üretmeye başladı. Daha sonra fabrikasını genişleterek 1946'da Sütlüce'ye taşıdı, yeni motor ve makinelerle havan ve havan mermisi üretimine de başladı.
2 Mart 1949'da Sütlüce'deki fabrikasında peş peşe üç büyük patlama meydana geldi. Aralarında Nuri Killigil'in de bulunduğu 27 kişi bu patlamada hayatlarını kaybetti. Nuri Killigil'in cesedi bulunamadı ve boş tabutla defnedildi. Kabri Edirnekapı Şehitliğinde bulunmaktadır.
***
Silah imal etmek Nuri Paşa’nın en büyük hayaliydi. Gençliğinde ağabeyi Enver Paşa'ya, "Ağabey bırak beni silah imal edeyim." demişti. Açtığı fabrikada silahlar üretmeye başladı. Killigil Tabancaları dünyanın en iyi 20 silahı arasında sayılıyordu.
Sütlüce’de kurduğu muhteşem fabrika bir yandan takdirlere mazhar oluyor, öte yandan kıskançlıklarla yıpratılmaya çalışılıyordu. O sırada hükümet Amerikalılarla Marshall anlaşmasını imzalamış, anlaşma uyarınca alacağı 300 milyon dolar karşılığında uçak ve silah sanayiinin kapatılacağı sözünü vermişti. Bu nedenle Nuri Killigil, baskılardan dolayı fabrikasında silah üretilmeyeceğini açıkladı. Fakat üretim gizlice devam ediyordu.
Ve Killigil tesislerinde artarda üç patlama yaşanıyor… Sabotajcılar önce kimyahaneyi uçuruyor. Ardından cephane parlıyor. Bu menfur saldırıda 27 insanımız ölüyor…
Kafkas İslam Ordusu Komutanı, şanlı zaferler kazanmış bir savaş kahramanı, Azerbaycan Türklerini, Rus-Ermeni zulmünden kurtaran “Bakü Fatihi”, Türkiye’nin ilk yerli ve milli silah üreticisi, savunma sanayinin kurucusu, ömrünü memleketine adamış bu Müslüman Türk evladı faili meçhul bir cinayete kurban gidiyor?...
Bugün Nuri Killigil tarafından sınırlı sayıda üretilmiş 9 mm çapında, yarı otomatik bir tabanca İstanbul Harbiye Askeri Müzesi'nde sergilenmektedir. Tabanca, Nuri Killigil'in mirasçıları tarafından müzeye bağışlanmış ve özel kutusunda ilk günkü gibi saklanmaktadır. Yedek şarjörü ve mermileri ile bir arada görülebilen bu tabanca, anlamı ve öyküsü büyük bir millî savunma sanayii ürünüdür.