İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Kazak Şair-Bestekâr-Düşünür Abay İbrahim Kunanbayoğlu

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Kazakistan seyahatlerimde her yerde ve her adımda adını işittiğim, hakkında çok şey okuduğum, Abay, Kazakistan’da yaşamış olan önemli kişilerin başında gelmektedir. Tam adı Abay İbrahim Kunanbayoğlu olan bu büyük insan, şair, bestekâr ve filozof olarak, Ülkesinde silinemeyecek kadar büyük izler bırakmıştır,

Liberal İslam'ı da temel alarak Kazak-Türk Medeniyetini Avrupa ve Rus medeniyetlerine yakınlaştırmayı hedefleyen bir reformcuydu, Abay. Şiirlerinde genel olarak, Kazak halkının sosyal ve ahlaki sorunlarına değinmiştir. 

Abay, Kunanbay ve Uljan çiftinin bir oğlu olarak, 10 Ağustos 1845'te Doğu Kazakistan Eyaletindeki Şıngıs dağındaki Argın kasabasında doğdu. Doğum adı İbrahim idi, ancak daha sonra Kazakçada "dikkatli" anlamına gelen Abay takma adı verildi.  Eğitim hayatına bir Rus okulunda başladı, ardından bir medreseye gitti. Semey şehrinde okurken Mihail Lermontov ve Aleksandr Puşkin'in eserlerini okudu. ArapFars ve Türk edebiyatının eserlerinden aldığı ilhamla şiirlerini yazmaya başladı. 

Abay'ın Kazak Türk kültürü ve halk bilimine yaptığı ana katkılar, büyük bir milliyetçilik duygusu besleyen ve Kazak halk kültürünün gelişmesini sağlayan şiirleriyle olmuştur. O'ndan önce çoğu Kazak şairleri, Kazakistan bozkırlarında yaşayan insanların göçebe alışkanlıklarını yansıtan sözlü eserler vermişlerdir. 

Abay, şiir yazdığı gibi, ünlü Rus şairlerinden tercümeler de yapmış, halkına Rus şair ve ediplerini tanıtmak istemiştir. Şiirleri şekil ve içerik bakımından halk şiiri tarzında olmuştur. Genellikle didaktik olan şiirleri 1906 yılında ölümünden sonra yayımlanmış, Rus İhtilali'nden sonra da 1921 ve 1922 yıllarında iki kez basılmıştır.

Kazak bağımsızlığı için çalışmış Alaş Orda hareketi liderleri onu esin kaynağı ve ruhani lider olarak görüyorlardı. Abay'ın çağdaş Kazak figürü genellikle, tamamıyla geleneksel kıyafetler içinde ve elinde Kazak Türk milli çalgısı olan tamburu tutarken tasvir edilir. Bugün, Kazaklar Abay'ı  bir halk kahramanı olarak görürler. Almaata'daki Kazak Devlet Üniversitesi ve şehrin ana bulvarlarından biri ve Abay Meydanı ismini Kunanbayoğlu'ndan almıştır.

            Türkiye’de de Ankara’da Tunalı Hilmi Caddesi ile kesişen Abay Kunanbay Caddesi ve İstanbul  Zeytinburnu ‘nda Abay Kunanbayoğlu Meydanı'nda görkemli bir büstü bulunan Abay’ın Kazakistan'ın birçok şehrinde ve Rusya'nın başkenti Moskova'da heykelleri vardır. Ayrıca Hayatını konu alan bir film 1983 yılında Abay adıyla Kazakfilm tarafından çekilmiştir. Abay ayrıca ünlü Kazak hikâyecilerinden Muhtar Avezov'un da bir romanına konu olmuştur.

Doğumunun 175. yılı dolayısıyla 2020 yılı Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı TÜRKSOY tarafından Abay Kunanbayoğlu yılı ilan edilmiştir. 

Abay’ın babası Kunanbay Öskenbayev varlıklı ve nüfuzlu bir adamdı. İlk öğrenimine köyünde başlayan Abay, on yaşına geldiğinde Semey şehrindeki bir medresede din ilimlerinin yanında edebiyat, tarih, matematik, coğrafya gibi modern bilimleri de tahsil etti. Özellikle edebiyata merak sararak Doğu klasiklerini okudu. Nizâmî, Ali Şîr Nevâî, Fuzûlî, Sa‘dî-yi Şîrâzî ve Hâfız-ı Şîrâzî gibi nazım ustalarının eserleriyle tanıştı. Bu yıllarda şiir de yazmaya başladı. İlk eserleri çoğunlukla aruzla yazdığı aşk şiirlerinden oluşuyordu. Fakat asıl eserlerini Kazak halk edebiyatı türlerinde verdi. Bu arada bir Rus mahalle mektebine devam ederek Rusça öğrendi. On üç yaşında iken, hacca gidecek olan babasının yerine ailenin idaresini üstlenmesi gerektiğinden öğrenimini bıraktı. Bu yıllarda kendi halkını yakından tanıma fırsatı buldu. Daha sonra idarî işlere ve siyasete karışmaya başladı. 1876-1878 yıllarında Konır Kökşe adlı bir yerin idareciliğine seçildi.  

Siyasî gücünü yanlış ve haksız uygulamaları durdurmak için kullanmaya çalışan Abay, bu konuda fazla başarı sağlayamadığı gibi adaletsiz yönetimi sebebiyle eleştirdiği babasıyla da anlaşmazlığa düştü. Gördüğü yanlışları şiir yazarak tenkide ve halkı uyarmaya çalıştıysa da şairlik o dönemde Kazak soyluları arasında hakir görülüyordu. Bu yüzden Abay 1886 yılına kadar şiirlerinde takma ad kullandı. Semey’e sürgüne gönderilen Çarlık karşıtı Rus aydınlarından E. P. Mihaelis gibi Rus arkadaşlarının ve Saint Petersburg’da bir askerî okulda öğrenim görmekte olan kardeşi Halil Öskenbayev’in yardımıyla Rusça’sını ilerletti. Rus edebiyatının önde gelen yazarlarının eserlerini okudu, ayrıca dünya edebiyatı klasiklerinin Rusça çevirilerini okuma imkânı buldu.Kırk yaşına geldiğinde kendini edebiyata veren Abay 1886’da yazdığı “Jaz” (yaz) adlı şiirinde ilk defa kendi adını kullandı. 

Bu tarihten sonra kaleme aldığı şiirlerle Kazak halkını uyandırmaya ve ilerletmeye çalıştı. Çağın gerisinde kalan halkı için kaygılanıyor, toplumu değiştirmenin yollarını arıyordu. 1890’lı yıllarda artık halk arasında beğenilen ve fikirlerine güvenilen bir şair olmuştu. Çeşitli yerlerden pek çok kişi Abay’dan istifade etmek üzere yanına gelmeye başladı. Bu şekilde birçok şair ve yazar yetiştirdi. Muka, Magaviya, Akılbay, Kekitay ve Şakerim gibi genç yetenekler Abay’ı kendilerine örnek alarak onun takipçisi oldular. Abay, oğlu Magaviya’nın ölümünden kırk gün sonra 6 Temmuz 1904’te Semey’de vefat etti. Naaşı Şıngıs dağındaki Jidebay kışlağında kardeşi Ospan’ın kabrinin yanına defnedildi.

XIX. yüzyılda ilk örnekleri ortaya çıkmaya başlayan Kazak yazılı edebiyatının kurucusu sayılan Abay Kunanbay modern Kazak edebiyatının en önemli temsilcisidir. Hem edebiyat hem sosyal hayatla ilgili yenilikçi düşünceleriyle kendinden sonraki Kazak aydınlarının örnek aldığı bir kişi olmuştur. Üslûp ve konu bakımından pek çok yenilik getiren Abay’ın eserleri Kazak edebiyatının klasikleri arasına girmiştir. Sovyetler Birliği devrinde birçok yazar ve şairin eserleri yasaklandığı halde Abay yasaklamanın dışında tutulmuş, bu sayede XX. yüzyıl Kazak edebiyatında önemli bir yere sahip olarak hakkında en çok araştırma yapılan edebiyatçılar arasına girmiştir.

Abay’ın eserleri şiir, nesir ve başta Rusça olmak üzere diğer dillerden yaptığı çeviriler olarak üç grupta toplanabilir. Her şeyden önce sözlü halk edebiyatının yazılı hale geçmesinde önemli bir rol üstlenmiş, şiirlerini bir kitap halinde toplamamışsa da yazıya döktüğü için bunlar günümüze kadar ulaşmıştır. Abay’ın şiirleri  manzum hikâye türünde yazdığı eserlerden oluşur. Modern şiir türlerinde eser vermemekle birlikte geleneksel Kazak şiirine biçim ve içerik yönünden yenilikler getirmiştir.

Abay’ın fikirleri ve eleştirileri kendisinden sonra gelen Kazak aydınlarını derinden etkilemiştir. Abay, XIX. yüzyıl Rus edebiyatı yazarlarından Krılov’un, Puşkin’in, eserlerini  Kazakça’ya çevirmiştir. En çok tercüme yaptığı Lermontov’un otuza yakın şiirinin yanı sıra onun başka dillerden Rusça’ya çevirdiği bazı şiirleri de Kazak kültürüne uyarlayarak Kazakça’ya tercüme etmiştir. “Gakliyat” veya “Kara Söz” olarak adlandırılan kırk beş adet yazıdan ve birkaç gazete makalesinden ibaret olan düz yazılarını ise 1890-1898 yılları arasında kaleme almıştır. Bunların konuları genelde felsefî düşünceler, özdeyişler, nasihat ve kıssalardan oluşur.

            Yazdığı şiirlerin bir kısmını besteleyen Abay’ın günümüze kırka yakın bestesi ulaşmıştır. Kazak halk müziğini çok iyi bilen Abay özellikle “en” adı verilen müzik türünde eserler vermiş, Birjan Sal, Akan Seri, Tettimbet, Jayav Musa gibi halk ozanlarının eserlerini örnek almıştır. Halk edebiyatında pek çok yeniliğin öncüsü olmuş, halk müziğine birtakım yeni ölçüler, türler ve yeni bir ses getirmiştir. “Segiz Ayak, Boyı Bulgan, Közimnin Karasındagı” gibi şiirlerine yaptığı besteler Kazak halk müziğindeki yeniliklerdendir.. Abay’ı diğer halk müziği bestecilerinden ayıran bir özellik de Rus halk müziğine ve Rus bestecilerinin eserlerine önem vermiş olmasıdır. 

Abay’ın birkaç şiiri sağlığında dergilerde basıldığı halde şiirleri kitap halinde yayımlanmamış, Mürseyit Biykeulı adlı bir dostunun hazırladığı el yazmaları şeklinde halk arasında yayılmıştır. Ölümünden sonra kardeşi Iskak’ın oğlu Kekitay (Abdülkerim) şiirlerini neşretmek için girişimlerde bulunmuş, nihayet 1909 yılında Saint Petersburg’da Kazak Akını İbrahim Kunanba Uġlının Öleni adıyla bir kitap bastırmıştır. Bu kitap sayesinde Abay hızla tanınmaya başlamış, günümüze kadar çeşitli tarihlerde otuzdan fazla değişik Abay antolojisi yayımlanmıştır. Sovyet devrinde ise Abay’ın hayatı ve eserlerine dair çeşitli inceleme ve değerlendirmeler yapılmış, eserleri başta diğer Türk lehçeleri olmak üzere birçok dile çevrilmiştir. Hayatı hakkında yazılan en önemli eser Muhtar Avezov’un Abay Yolu adlı dört ciltlik biyografik romanıdır. Kazak halkı için millî bir simge haline gelen Abay’la ilgili çalışmalar Kazakistan’ın bağımsızlığına kavuşmasından sonra da yoğun biçimde devam etmiştir. Özellikle doğumunun 150. yıl dönümü münasebetiyle UNESCO’nun 1995 yılını Abay yılı olarak ilân etmesi hem Kazakistan’da hem Türkiye’de Abay hakkındaki çalışmalara hız kazandırmış ve Abay’ın tanınma alanı genişlemiştir.

            Kazak diliyle yazılmış olan bir edebi metnin Türkiye Türkçesine tercüme edilmiş halini bir Türkiye Türkü’nün tam olarak anlayabilmesi mümkün değildir. Bu nedenle ben, Abay’ın sadece bir şiirinin Mustafa Öner tarafından Türkiye Türkçesi’ne çevirisini yayımlamakla yetineceğim.

 

 

GÜZ 

 

Boz bulut rengi soğuk, kaplıyor asuman, 

Güz olmuş nemli sis yerleri basmış. 

Bilmem doymuşu mu, donmuşu mu, 

Yılkı oynamış, kısrak kaçmış, tay yarışmış? 

 

Yeşil ot, kardelen yok, eskisi gibi, 

Gençler gülmez, koşmaz çocuk gürültüyle. 

Fakir ihtiyar ile kocakarı gibi rengi solup 

Yaprağından ayrılmış ağaç, kuru ot olup. 

 

Birisi deri tabaklar salıp tuzunu, 

Yıpranıp gitmişti yırtık giyim. 

Anasına eğirtmiş deve tüyü ipini, 

Genç kadınlar yırtılanını yamar, çadırını. 

 

Kaz, tuma katar olup dön se tamamen, 

Altında kervancı yürür, o da bir kervan. 

Hangi obayı görsen de, kederli gamlı, 

Gülme ve oyun görünmez, sefadan.

 

Kocakarı-ihtiyar iki büklüm, çocuk üşürken, 

Keyifsiz, kara soğuk kırda yürüsen. 

Kemik-parça. çorba suyu bulunmamış ki. 

Evde it yok, sıçan avlayan. nerede görsen. 

 

Güz yeri bozulmuş, otu yok ilin civarı. 

Duman olur, yel vursa, tozu toprağı. 

Ateş yakmadığı evinin keyfi kaçmış, 

Dumandan korkan Kazağın kurusun ildeti.

Yazarın Diğer Yazıları