(Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2005 yılında yayımlanan
Atatürk’le ilgili mesajını İnternetteki Türkiye Cumhurbaşkanlığı sitesinden alıp,
noktasını virgülünü değiştirmeden aynen sunuyorum)
Bağımsızlık savaşımızın önderi, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, Ulusumuzun kurtarıcısı, büyük komutan ve devlet adamı Yüce Atatürk'ün aramızdan ayrılışının 67. yılında, yüksek anısı önünde saygıyla eğiliyorum.
Aradan uzun yıllar geçse de bugün ülkenin her köşesinde tüm yurttaşlarımızın O'nun yokluğunu yüreklerinde duyumsadıkları bilinmektedir. Türk Ulusu, sonsuzluğa uğurladığı günün yıldönümünde Yüce Atası'nı sevgiyle, özlemle, gönül borcuyla anarken, aynı zamanda tarihe ve insanlığa malolmuş, eylemleri ve söylemleriyle dünyada saygınlık kazanmış, tüm yönleriyle örnek alınan bir önderi yetiştirmenin övüncünü ve coşkusunu da yaşamaktadır.
Atatürk, insanlığın sevgisini kazanan, Ulusu'nun tüm bireyleriyle gönülden bağlı olduğu, tarihte ender karşılaşılan bir dahi, üstün bir kişilik, yenilmez bir komutan, büyük bir devrimci ve devlet adamıdır.
Atatürk'e duyulan, güven, sevgi ve saygı eksilmeyecek, Ulusumuz O'nu sonsuza değin gönlünde yaşatacaktır. Düşünceleri, ilke ve devrimleriyle yolumuzu aydınlatmayı sürdürecektir.
Yüce Önder'in aramızdan ayrıldığı 10 Kasım'larda, Atatürk'ü anarken önce onun şu sözlerini anımsamalıyız: "Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır; ancak, Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır." Bu sözle, sonsuza kadar yaşaması öngörülen Türkiye Cumhuriyeti'nin temelinde, Atatürk ilke ve devrimleri bulunmaktadır. Bu nedenledir ki, 10 Kasımları, Yüce Önder'i daha iyi anlamanın ve özümsemenin fırsatı olarak kullanmalıyız.
Bir yabancı düşünür "Gerçek devlet adamlığı, bir ulusu olduğu biçimden olması gereken biçime dönüştürme sanatıdır." demiştir. Yüce Atatürk, ümmetten ulus, kuldan birey, bağnaz bir toplumdan çağdaş bir dünya devleti yaratırken üstün bir devlet adamlığı sergilemiştir.
Atatürk, halifeliği kabul etmemekle kalmamış, şu sözlerle halifeliğin Türkiye Cumhuriyeti'nin önünde engel oluşturduğunun altını çizmiştir. "Efendiler, açık ve kesin söylemeliyim ki, Müslüman halkı bir halife korkuluğu ile hâlâ uğraştırmayı sürdürmek çabasında bulunanlar yalnız ve ancak Müslümanların ve özellikle Türkiye'nin düşmanıdırlar." Uygar devletler arasında yer almasını istediği Türkiye Cumhuriyeti'ni kurmaya çabaladığında, elinde Avrupa'nın "hasta adam" ilan ettiği bir toplum, köyden bozma bir başkent bulunuyordu. Ancak, bunların yanında O'nun birçok şeyi yoktan var edecek gücü, kararlılığı, inancı, "çağdaş bir ülke" imgesi ve devrimlerle yaratacağı bir değişim modeli vardı.
Yüce Atatürk, "Çok değerli ve güçlü bir kimse olsa bile, vatan savunmasında bir kişiye bağlılığın doğru olmadığı" düşüncesiyle başkanlık sistemine sıcak bakmamış, "Kişisel iktidar gibi bir örnek bırakarak ölmeyeceğim. Parlamenter bir cumhuriyet kuracağım.", sözleriyle parlamenter sistemi savunmuştur.
Yüce Önder komutasında kazanılan kurtuluş savaşı öylesine önemlidir ki, bu savaşla dönemin gelişmiş ülkeleri, ilk kez işgal ettikleri yoksul bir ülkede yenilgiye uğramışlardır. Bu savaş, tüm sömürge ülkelere ışık olmuş, yol göstermiştir.
Atatürk, karşı düşünceleri dinleyen, yoğun dikkat gösteren, soğukkanlı kararlar verebilen önderdir. O'nun kararları tarihin akışını değiştirmiştir. Her karar düşünsel bir hazırlık sürecinin sonunda verilmiştir. Kararları ilkelere dayanmakta ve uygun yer, zaman ve durumda açıklanıp uygulamaya konulmaktadır. Tüm dış etkilere, hatta gerektiğinde yakınındakilere karşı da kararlarını uygulamada duraksamamıştır.
Büyük Önder, Ülke'nin ve Ulus'un varlığını koruma görevinin halkın kendisinde olduğunu görmüş, savaşım gücünü elindeki olanaklarla ölçmemiş, yurdu kurtarmak için önce kafasıyla ve yüreğiyle savaşıma yönelmiştir. Açlık, yorgunluk, yoksunluk, düşmanın gücü, kısaca hiçbir nedeni özür olarak görmemiş, öne sürmemiş, arkasına saklanmamıştır.
Yüce Önder'in en önemli niteliklerinden biri de karşısındaki düşman da olsa, insana saygıyı ilke edinmiş olmasıdır.
Cumhuriyet tarihinde yaşananları, katlanılan güçlükleri bilmesi ve bunları yeni kuşaklara öğretmesi, her Türk yurttaşının ülkesine karşı borcudur.Tarihini, öz değerlerini öğrenen, geçmişiyle, kahramanlarıyla gurur duyan, Ölümsüz Önderimize, Atatürk ilke ve devrimlerine yürekten bağlı, bilinçli yurttaşlar, Cumhuriyet'e yönelebilecek tehditler karşısında daha duyarlı davranacaklardır. Ancak, böylelikle ülkemiz üzerinde yeni oyunlar oynanmasını önleyebilir, Cumhuriyet'i sindiremeyen, bölünmez bütünlüğümüze zarar vermeyi amaç edinen düşüncelere ve etkinliklere karşı koyabiliriz.
Bu konuda başvurulabilecek en önemli kaynak, Yüce Önder'in gerçekleri kendisine özgü bir üslupla anlattığı Nutuk'tur. Nutuk, Cumhuriyet tarihini tüm yönleriyle ve ilk ağızdan Türk Ulusu'na ulaştıran tarihsel bir belgedir.Atatürk Nutuk'ta "tarihe mal olmuş bir dönemin öyküsünü" anlatmış, Türk Ulusu'nun ve genç kuşakların dikkatli ve uyanık olmasını sağlayacak konuları, gerçekleri dile getirmiştir.
Yüce Önder, Nutuk'un sonunda, "...Bu söylevimle, ulusal varlığı sona ermiş sayılan büyük bir ulusun, bağımsızlığını nasıl kazandığını; bilim ve tekniğin en son ilkelerine dayanan ulusal ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğumu anlatmaya çalıştım. Bugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan beri çekilen ulusal yıkımların yarattığı uyanıklığın ve bu sevgili yurdun her köşesini sulayan kanların karşılığıdır. Bu sonucu, Türk gençliğine, güvenle bırakıyorum" diyerek, "Gençliğe Hitabesi"ni" okumuştur.Türk Gençliği'nin, Nutuk'taki ve Gençliğe Hitabe'deki iletileri doğru biçimde anlayarak, kendisine emanet edilen Cumhuriyet'i, içinde bulunduğu koşullar ne olursa olsun, her türlü tehditten uzak tutacağına ve sonsuza kadar yaşatacağına yürekten inanıyoruz. Gençliğin Ata'ya yanıtı bunun en güzel kanıtıdır.
Sözlerime son vermeden önce bir konuyu dikkatlerinize getirmekte yarar görüyorum. Bildiğiniz gibi önümüzdeki yıl Cumhuriyetimizin kurucusu Yüce Atatürk'ün doğumunun 125. yılıdır.
Tarihte öyle önderler vardır ki, onlar ölümsüzdürler; insanlığa malolan yapıtlarıyla hergün yeniden doğarlar; yüksek ülküleri, düşünceleri ve ilkeleriyle yol gösterici olmayı, düşüncelerde ve yüreklerde yaşamayı sürdürürler. İşte Atatürk böyle bir önderdir.O, başka uluslara da yol gösteren savaşımı, reformları, başarıları, bilgisi, sevgisi, hoşgörüsü, barışçılığı, demokrat kişiliği ve öngörüleri ile insanlığın yetiştirdiği unutulmaz kişilikler arasındaki yerini almıştır.
Böylesine büyük bir öndere sahip olmanın sevincini tüm bireyleriyle gönülden duyumsayan Türk Ulusu, Yüce Atası'nın doğumunun 125. yılını da, O'nun büyüklüğüne ve üstün kişiliğine yaraşır etkinliklerle kutlamalıdır.Bu konuda kurumlarımıza, sivil toplum örgütlerine ve yurttaşlarımıza sorumluluk düşmektedir. Hazırlıkların şimdiden başlatılması ve eşgüdüm içinde sürdürülmesi, düzenlenecek etkinliklere halkın katılımının sağlanması için gerekli önlemlerin alınması büyük önem taşımaktadır. Yüce Meclisimiz başta olmak üzere tüm kurumlarımızın üzerine düşeni duyarlılıkla yerine getireceklerinden kuşku duymuyoruz.
Anımsanacağı gibi 20. yüzyılda tarih sahnesine birçok önder ve devlet adamı çıkmıştır. Ancak, bunların birçoğu yaptıklarıyla tartışılmış, güncelliğini yitirmiş ya da unutulmuştur. İçlerinden yalnızca Atatürk, güncelliğini korumuş, düşüncelerde ve yüreklerde yaşamayı sürdürmüştür.
Bir kez daha vurgulamak istiyorum ki, Atatürk'ü unutmadık ve unutmayacağız. En büyük eserine, kurduğu ve gelişimine yön verdiği Türkiye Cumhuriyeti'ne sahip çıkacağız. Sorunlarımızın çözümünde, güçlüklerin aşılmasında Yüce Önder'in Büyük Nutuk'unu rehber edineceğiz. Ulusumuzun dili, kültürü, tarihi ve saygın kimliğiyle aydınlık yarınlara el ele güçlü biçimde ulaşması için tüm olanaklarımızı seferber edeceğiz.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, eşsiz devlet adamı, büyük devrimci ve komutan Yüce Önder Atatürk, sonsuza kadar yolumuzu ve yüreğimizi aydınlatmayı, ilke ve devrimleri ülkemizin geleceğine yön vermeyi sürdürecektir. Bu duygu ve düşüncelerle, aramızdan ayrılışının 67. yılında, Türk Ulusu'nun gönlünde ölümsüzleşen Yüce Önder Atatürk'ü bir kez daha saygı ve gönül borcuyla anıyor, sizleri saygıyla selâmlıyorum."