Millî Mücadelemizin kimi kadın kahramanları ile ilgili araştırmalarımızı sürdürüyor ve saptamış olduğumuz kahramanlarla ilgili bulgularımızı yayınlıyoruz. Bu kez de yine Çukurova Bölgemizde, işgalci Fransız’lara kan kusturan bir kahramanımızdan, Kılavuz Hatice veya Hatice Hatun ya da Gülekli Hatice adlarıyla ünlenen bir kahraman gündemimizde olacaktır.
Milli mücadelede Adana ve yöresinde savaşan bu kahramanımız, I. Dünya Savaşı'ndan sonra Adana ve yöresini işgal eden Fransız güçlerine karşı verilen mücadelede yer aldı. 1920 yılının Mayıs ayında, Pozantı'da mahsur kalan Fransız birliklerine sözde kılavuzluk ederek onları Kuvâ-yi Milliyeciler'e esir düşecekleri Karboğazı'na getirdi. Böylelikle, bu düşman askerlerine yaptığı Kılavuzluk sayesinde Hatice ve onun da içinde bulunduğu, 44 kişilik Kuvay-ı Milliye grubu, yaklaşık 700 kişilik bir Fransız Birliği'ni ele geçirdi…
Karboğazı Baskını denilen bu olay, Anadolu'da Fransızların askeri direncinin kırılmasında ve Fransa'nın Türkiye Büyük Millet Meclisi ile anlaşma koşulları arayışına girmesinde en büyük etken oldu.
Kılavuz Hatice, Adana Gülek ilçesinin Yaylaçukuru köyündendir. Babası Hasan Ağa, ağabeyleri Emin ve Derviş Ağalar idi ve bunlar da Millî Ordunun emrine girmişlerdi. Ailenin hayatları hakkında fazla bir bilgi edinilememiştir.
Fransa, Mondros Mütarekesi'nin ardından 17 Aralık 1918 tarihinde Mersin'i işgal etmiştir. Fransız işgali başladığında Toros Dağlarının dik yamaçlarında ve geçiş yerlerinde, sayıları ve silah ve mühimmatları az da olsa, Kuvâ-yi Milliye güçleri hakimdi. Bunlar Fransızlar'ın geçişlerini güçleştiriyorlardı. Hatice Hanım'ın babası ve ağabeyleri de Kuvâ-yi Milliyeci idi. Fransız birlikleri Türk kuvvetlerinin yardım yolu olan Gülek Boğazı'nı eke geçirmeye kalkışınca Fransızlarla Kuvâ-yi Milliyeciler arasında çatışmalar başladı. O sırada Hatice Hanım'ın 35 yaşlarında olduğu tahmin edilmiştir.
Kuvâ-yi Milliye'nin direnişi sonucu Fransızlar Toroslar'da tutunamadı; Pozantı hariç Toroslar'ın tamamı Fransızlar'dan kurtarıldı. Millî birlikler, Nisan 1920'de Fransız taburunun bulunduğu Pozantı'yı kuşattı. Kuşatılan Fransız taburuna yardım için Mayıs başında gelen Fransız birlikleri başarısız olup Adana'ya dönerken, Pozantı'daki tabur komutanı Binbaşı Mesnil'e bir yarma hareketi yaparak Pozantı'dan çıkmasını, dağ yollarından Mersin'e çekilmesini bildiren bir talimat ve kroki gelmişti.
Bnb.Mesnil, 25 Mayıs 1920'yi 26 Mayısa bağlayan gece, taburu ile çemberden çıkmayı başardı. Dağ yollarından geri çekilirken, yolu şaşırdılar. Ne yapacaklarını ve hangi istikamette yol alacaklarını düşünürlerken Hatice Hatun ve Kumcu Veli'ye rastladılar. Hatice Hanım, düşman Birliğinin komutanına yaklaşarak, sıkıntılarının ne olduğunu sordu ve kendilerine kılavuzluk edebileceğini söyledi.
Toroslar'ın dik dağları ve dar geçitlerinde hareket etme zorluğu yaşayan Fransız Birliği, Hatice Hanım’ın peşine düştü, gece yürüyüşüyle Elmalı Boğazı'na getirildi!...
Karboğazı'nın Delmeli Mezarlık Boğazı denilen yerinde konuşlanmış olan Kuvay-ı Milliye güçleri, onları bekliyordu. Kılavuz Hatice'den gelen işaret üzerine çatışma başladı. Fransız işgal birliğinin başındaki Binbaşı Mesnil, birliğiyle beraber teslim olmak zorunda kaldı. 44 kişilik Kuvâ-yi Milliyeciler, Fransız ordusunun özel eğitimli birliğini teslim almıştı!...
Çatışmalarda 200 civarında Fransız askeri öldü ve 1'i binbaşı olmak üzere 23 subay ve 650 civarında er teslim alındı. Esirlerle birlikte, 2 top, 8 makineli tüfek, 1000 kadar tüfek, 13 kadana (iri, güçlü, kuvvetli, cins at türü) ve 90 tane katır ele geçirildi. Bu baskının haberi, Çukurova Batı Kesimi Komutanı Sinan Paşa’ya verildi; Sinan Paşa da Mustafa Kemal Paşa’yı bir telgrafla haberdar etti. Olayı öğrenen Mustafa Kemal Paşa aşağıdaki takdir ve tebrik mesajı gönderdi:
“Büyük başarınızı tebrik eder. Size ve kahraman Kuvay-ı Milliyemize teşekkür ederim.”
Bu olay Fransız kuvvetlerinde büyük bir moral bozukluğu yarattı. Zira işgal ettikleri Adana, Mersin, Gaziantep, Şanlıurfa, Kahramanmaraş ve Doğu Akdeniz’e hakimiyet planları suya düşmüş, memleketlerine geriş dönmek mecburiyetinde kalmışlardı. Tabii bilahare yapılan anlaşmada Ülkemizin eli güçlenmişti.
direnişin en sıra dışı isimlerinden biri, adı uzun yıllar unutulmuş bir kadın; Kılavuz Hatice idi. Cesaretiyle Fransız taburunu Toroslar’ın sarp yollarında yanılttı, Kar Boğazı Zaferi’ne giden yolu açtı. Sıradan bir köylü kadının, bir milletin kaderini değiştiren kahramanlığa dönüşen öyküsünü Sabri Karayel yazdı ve kitap bütünlüğünde yayımladı. Titiz araştırmalar, sözlü tarih tanıklıkları ve arşiv belgeleriyle kaleme alınan bu eser; sadece bir biyografi değil, aynı zamanda direnişin kadın yüzünü ve halkın unutulmaz fedakârlığını anlatan belgesel-roman tadında bir yolculuktur.
“Kılavuz Hatice”, yalnızca Toroslar’ın değil, Türk kadınının cesaretini temsil eden bir destandır.
1930'lu yılların ortasında Adana’nın Atatürk Parkına "Kahraman Türk Kadını Heykeli" dikilmişti. Gülekli Hatice’ nin kahramanlığının anısını yaşatan bu anıtı Atatürk 19 Kasım 1937 günü ziyaret etmiştir.
Mersin-Tarsus karayolu üzerinde, Gülek'e 7 kilometrelik mesafede, baskının yaşandığı yere dikilen Karboğazı Kuvâ-yi Milliye Anıtı da Gülekli Hatice'nin anısını yaşatmaktadır.