Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıs Türk halkını ve Kıbrıs Adası’nın tamamını temsil etme yetkisine sahip olmayan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY)’nin, adanın tümünü ilgilendiren meselelerde tek taraflı anlaşmalar akdetmesinin “kabul edilemez” olduğunu açıkladı.
Kıbrıs Rum liderliğinin, yalnızca adayı değil, bölgeyi de hedef haline getirme riski taşıyan adımlar atmaktan vazgeçmesi gerektiğini kaydeden Bakanlık, Fransa’yı da, bölgeye zarar veren girişimlerini sonlandırmaya davet etti.
Bakanlık tarafından yapılan çok önemli açıklamanın tam metni şöyledir:
“Fransa ile GKRY arasında, Fransız askeri unsurlarının adamızda konuşlandırılmasının yanısıra askeri alanda teknoloji paylaşımı, ortak askeri tatbikatların icrası, askeri alanda eğitim faaliyetleri ile askeri tesislere teçhizat desteği sağlanması ve Fransa-GKRY askeri sanayi iş birliğinin geliştirilmesi gibi unsurları içeren SOFA anlaşması 8 Haziran 2026 tarihinde imzalanmıştır.
İnsani amaçlar kisvesi altında esasen askeri kazanım ve avantaj elde etmeye yönelik giderek yoğunlaşan ve Kıbrıs Türk halkının ada üzerindeki özden gelen egemen eşit haklarını yok sayan bu ve benzeri adımlar, adamız ve bölgemizin güvenlik ve istikrarına ilişkin kurulan hassas dengeleri bozmaya yönelik olup Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Kıbrıs Türk halkı açısından yok hükmündedir.
Yaşanan gelişmeler, Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin teminatı olan Türkiye Cumhuriyeti’nin etkin ve fiili garantisinin taşıdığı hayati önemi bir kez daha teyit etmekte ve Anavatan Türkiye ile savunma ve güvenlik alanlarındaki işbirliğimizi daha da güçlendirme yönündeki ihtiyacı görünür kılmaktadır.
Bir yandan Doğu Akdeniz’e kıyısı dahi bulunmayan ülkeler de dahil olmak üzere çeşitli devletlerle askeri işbirliği ve silahlanma anlaşmaları imzalayan, yabancı askeri unsurların adamıza konuşlanmasına olanak sağlayan düzenlemeler yapan ve Kıbrıs’ın çeşitli askeri amaçlarla üs olarak kullanılmasına imkan tanıyan Kıbrıs Rum liderliğinin, diğer yandan da adada bir anlaşmaya varılabilmesi bağlamında “sıfır asker, sıfır garanti” şartını sürdürmesi samimiyetsizliğinin açık tezahürüdür.
Bu tür provokatif adımların adadaki iki halk arasındaki güven eksikliğini daha da derinleştirdiği açıkça ortadadır.
Kıbrıs Rum liderliği, sistematik biçimde Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarını yok sayan ve adada oldu bittilere yol açan tek taraflı adımlar atarak gerçek niyetini açıkça göstermektedir.
Kıbrıs Türk halkını ve Kıbrıs Adası’nın tamamını temsil etme yetkisine sahip olmayan GKRY’nin, adanın tümünü ilgilendiren meselelerde tek taraflı anlaşmalar akdetmesi kesinlikle kabul edilemezdir. Kıbrıs Rum liderliği yalnızca adamızı değil, bölgemizi de bir hedef haline getirme riski taşıyan adımlar atmaktan bir an önce vazgeçmelidir.
Kıbrıs adasındaki mevcut gerçekleri ve Kıbrıs Türk halkının özden gelen egemen eşitlik haklarını göz ardı ederek GKRY ile tek taraflı adımlar içerisine giren Fransa gibi Devletlerin adadaki iki devlet arasında işbirliği ve diyalog yaratılması yönündeki sürece zarar vermeye devam ettikleri aşikardır.
1974 Mutlu Barış Harekatı ile Doğu Akdeniz’de sağlanan güvenlik ve istikrara yönelik düzende hiçbir şekilde yeri olmayan Fransa’yı da bölgemize zarar veren girişimlerine son vermeye davet ediyoruz.”
Yunanistan kaynaklı Rum hezeyanları, can sıkıcı hal almaya başlamıştır. Fransa’yı da arkalarına alarak, hayaller peşinde koşmakta olan tüm Rumlar, ne zaman ve nasıl akıllanacaklar bilmiyorum, ama tutum ve davranışları böyle devam ederse, bir Türk dayağı daha yemeyi hak edeceklerdir sanıyorum?...
Milletimizin en zor döneminde, Fransa ile birlikte İngiltere’yi de arkalarına alarak Anadolu’yu işgale yeltenen Yunanistan’ın başına neler geldiğini yazan tarihçilerin yazdıkları yazıların mürekkebi hâlâ kurumamıştır!...
Akıllanmadıklarını ortaya koyup, Kıbrıs Türkleri’ni katletmeye başlamışlar, ama Türk yumruklarını bir kez daha yemek mecburiyetinde kalmışlardır. “Barış Harekatımız” esnasında, Türk Ordusu isteseydi, Kıbrıs’ta tek bir Rum kalmaz ve Adanın tamamına Türk bayrakları çekilirdi…
Sonra bir gün, yine bir yerlerden cesaret alarak Kıbrıs’ta bir gönderdeki Türk Bayrağını indirmeye çalışmışlar, onu o haltı yemeye cesaret eden Rum genci, Türk askerinin tek kurşunu ile, bayrak direğinden aşağıya yuvarlanmıştır…
Bugün artık Kıbrıs Adasında iki devlet vardır. Adanın güneyinde Rum yönetimi, kuzeyinde ise Türk Cumhuriyeti bulunmaktadır.
Tarihi gerçeklerden ve Adanın bugünkü statüsünün nasıl oluşmuş olduğunu unutmaya çalışan kimi yabancı mihraklar, bugün bir kez daha canımızı sıkmaya başlamışlardır. Tarih boyunca Türk’e düşman olan Fransa’nın densizliklerini bertaraf etmek, Türk Milleti için zor değildir. Ama kardeş bildiğimiz kimi Türk Cumhuriyetlerinin başında görev yapan zevatın arasında, Türk olup olmadıkları hususunda kuşku duymaya başladığım kimileri, tavırlarını Rumlardan yana kullanarak (Azeri gardaşımın deyimiyle) galet eyleyirler!...
Kıbrıs’ın tarihinde, coğrafyasında, kültüründe, sanatında bir TÜRK gerçeği bulunmaktadır. Bu gerçeği gören ve Kıbrıs tarihini bilen yabancı bilim insanları bile, Ada’daki Türk haklarını biliyorlar. Elbette Yunanistan ve Kıbrıs Rumları da biliyorlar, ama “bir ara punduna getirip de, Kıbrıs’ın tamamına sahip olabilir miyiz” gibi aptalca duygular içerisinde yanlış üzerine yanlış yapıyorlar…
Gerek T.C. Devleti, gerekse KKTC Devleti sürekli teyakkuz halindedir…Ancak, özellikle Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ve Türkiye ve Türk’ün gerçek dostları olan başka ülke insanları nezdinde etkili girişimlerde bulunularak, Yunanistan ve Kıbrıs Rumları nezdinde uyarılar yapılmalıdır…Örneğin, çeşitli nedenlerle görüştüğümüz ve buluştuğumuz Kazak, Kırgız, Özbek ve Türkmen gardaşlarımıza Yunanistan ve KKTC gerçeğini anlatmalı, bilgilendirmeliyiz. Örneğin Azerbaycanlı gardaşlarımız ve bu kardeş ülkeyi yöneten irade, bu gerçekleri biilreke, uluslararası politika yapmaktadır. Keza örneğin Pakistan gibi bir gerçek gardaş ülkenin de KKTC ile dostluk ilişkisi vardır.
Evet Rumlar, yine ateşle oynuyorlar…Onlara yakın tarihte yedikleri tokatı hatırlatmakta yarar vardır…
Rumlar birlikte, Fransa gibi densizlik yapma eğiliminde olan kimi ülkelere de, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, KKTC’nin güvenliği konusunda ilgili ve yetkili olduğu zaman zaman hatırlatılmalıdır…Yeni KKTC’nin başına bir iş açılırsa, bunu yapmaya cesaret eden ülkenin karşısında Türkiye Cumkhuriyeti’nin güçlü ordusunu bulacağı hatırlatılmalıdır!...