İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Transilvanya'da Yaşayan Attilâ'nın Torunları Sekel Türkleri

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Sekeller adlı Türk Topluluğunu henüz hiç duymamış olanlar mutlaka vardır. Zira, bilinen meşhur Türk topluluklarının arasında bu küçük topluluk hiç yer almamış ve Türk Dünyasının kayıp evlatları olarak kendilerinden haberimiz bile olmadan binlerce yıl yaşamışlardır. Bu nedenle ben bu kez, Sekeller kimlerdir? Sekelistan nerededir? gibi soruların yanıtını vereceğim. 

Evet. Sekeller Kimdir?...Aslen Hun Türkü olan Sekeller, Kavimler Göçünden sonra Macaristan’a yerleşen Batı Hunları’ndan bir gruptur. Sekellerin, Avrupa Hunları’nın en güçlü hükümdarı olarak tanınan ve “Tanrı’nın Kırbacı” olarak tanımlanan Atilla’nın, küçük oğlu olan Çaba’nın kavmi olduğu konusunda tarihçiler ortak kanıya sahiptir. Öyle ki, Bahaeddin Ögel’in yaptığı, “Sekellerin Ataları Hakkında” adlı çalışma bu iddiayı içerir ki, aynı iddia Hüseyin Namık Orkun’un “Peçenekler” kitabında da belirtilmiştir. Sekel isminin etimolojik kökeni tam olarak saptanamasa da, tarihçiler bu topluluğun Attila’nın torunları olduğu konusunda birleştiler. Birçok tarihçi, bu Sekel isminin, 10.yy’dan itibaren Çuvaşistan ve Tataristan’da yaşayan Eskil  halkıyla ilgili olabileceğini yazıp söylemişlerdir. 

Sekellerin Tarihteki Yeri ve Önemi: Macaristan Bölgesi’nde Hıristiyanlığın kabulüyle pek çok Hun Türkü asimile olup Türklüğünü unutsa da, Macaristan tarihine baktığımızda Sekeller denilen bu küçük topluluğun Macar ordularında sınır birlikleri olarak kullanıldıkları görülür ki, bu da onların Türk olduklarını vurgulayan saptamadır.

Daha, sonra Sekeller denilen topluluk  Transilvanya’nın Erdel Bölgesi’ne gelmişlerdir ki, günümüzde Romanya topraklarında yaşayan yüzbinlerce Sekel Türkü vardır. Erdel toplumsal düzeninde Sekeller, Macarlar ve Saksonlarla birlikte “üç ulus”un başlıca unsurlarından biridir.

Bunların günümüze kadar korudukları kendilerine özgü bir alfabeleri vardır ki bu alfabenin Köktürk Alfabesi’ne benzerlik göstermesi, Sekeller’in Türk olduklarının başka bir kanıtıdır. Keza masalları, türküleri ve bazı gelenekleri de Orta Asya’dan izler taşımaktadır. Romanya’da komünist rejimin düşmesinden sonra milli bir uyanış yaşayan Sekeller, 1990 yılında Genç Sekeller Forumu adını verdikleri bir grup oluşturarak, kendilerine özgü Sekel Bayrağı’nı kullanmaya başlamışlardır. Dahası, kendi içlerinde milli bilinci pekiştirmek için bir kitapçık yayımlamışlar ve burada Köktürk alfabesini de kullanmışlardır. 2003 yılında Milli Sekel Konseyi adlı başka bir organizasyon oluşturan Sekeller, Transilvanya’nın doğusundaki Karpatların bölgesine Sekelya adını vermişler ve bir anlamda bu bölgeyi kendi ulusal alanları ilan etmişlerdir.

Günümüzde Sekeller Türk Dünyası tarafından, yeni yeni bilinmeye başlasa da, araya giren binlerce yıla rağmen onlar özlerini korumayı başarmışlardır. Halen Romanya Sekelya (Sekelistan)’da 800 bin Sekel Türkü yaşamaktadır.

 

***

Macarlar’ın Dünyaca ünlü ve Türkiye’de de şiirleri kitap bütünlüğünde yayımlanmış olan şairleri Sandor Petöfi’nin Sekeller’le ilgili şu şiirini sunmak isterim:

Haydi Sekeller gelin düşmanımız ortak,
Bize zarar veren size de zarar verir,
Sizi zincire vuran bizimkiyle aynıdır,
Birlikte kıralım ortak zincirlerimizi!
Haydi Sekeller düşmana karşı çıkın;
Kim karşı gelir Sekellerden başka onlara?


Çünkü Sekellerin atasıydı Attila,
Onun Tanrı’nın Kırbacı olduğuna inandılar.
Onlar ölümün önüne böyle gittiler,
Başkalarının düğüne gittiği gibi;
Çiçekler takarlar şapkalarının kenarına
Ve savaş meydanında şarkı söylerler.


Bir tek Sekel kanı hala yozlaşmadı!
Her bir damla kanı gerçek bir inci değerinde.
Kim onlara karşı gelmeye cesaret eder?
Kim böylesi bir cesareti yüreğinde taşır?
Rüzgâr gibi giderler, uçarlar ve kovarlar
Düşmanı, rüzgârın tozu süpürdüğü gibi!


Bir tek Sekel kanı hala yozlaşmadı!

Her bir damla kanı gerçek bir inci değerinde.

SEKEL MÜZİĞİ

            İnsan topluluklarından 21. yüzyıla kalan yeni bilgiler, hatta şaşkınlık yaratacak haberler olabilir mi? Keşfedilmemiş veya bulunmamış yer, tarihsel bulgu yok zannedilirken; Şanlıurfa’da bulunan Göbeklitepe’nin, bildiğimiz tarihi çok daha eskilere götürmesi, bu sorunun cevabını etkileyebilir. Ama yalnızca 5-10 yıl önceye kadar toplumsal tarih açısından, hem de Avrupa topraklarında bilmediğimiz bir Türk toplumu olduğu bilgisi; yeterince şaşırtıcı olmaz mı? Macarlar’ın bir kolu olan; Sekel Türkleri…Sn,Ersin Antep, konuyla ilgili bu girişi yaptıktan sonra devamla;

Gelin görün ki, onlar bize kendilerini tanıtmadan bir asır önce, Macar Besteciler Zoltan Kodály ve Bela Bartok, çoktan müziklerini yansıtmış. Geçmişte yaşanan bazı anekdotları, galiba şimdi anlayacağız!.. Büyük Hun İmparatoru Attila, bugünkü Avrupa’ya geldiğinde, yanında bulunan 3000 atlı muhafız, Karpat Dağları’nın doğu tarafında, Transilvanya’da bir bölgeye yerleşir. Zaman içinde sahipsiz kalmış bu topluluk, bulundukları toprağı yurt edinir. Macarlar’ın bir kolu olarak yaşarlar. İnanç olarak ise, Hıristiyan Katolikliği seçerler. Çok çocuklu, ormanla uğraşan bir topluluk olarak yaşamlarını sürdürür. Ta ki; Habsburg Hanedanlığı istila edip, birçok insanını katledene kadar… 

O günkü sınırları içinde Macaristan’ın parçası olan bölgeleri, zaman içinde Romanya topraklarında kalır. Bu durum; Macaristan ile ilişkilerin farklı boyuta taşınmasına sebep olur. Yakın zamanda Orta Asya kökenli olduklarını savunan bir siyasi parti yükselişte olsa da, Macaristan genel idare yapısı; Türk geçmişe uzak durmayı tercih eder. Sekel Türkleri’ni ise, hem Macar olarak kabul ederler, hem de eğitimsizlikleri, dağ köylüsü gibi gördüklerinden; kendi içlerine almaz, özerk eğitim ve sağlık gibi imkânlarla kucak açmayı düşünmez! 

Macaristan’ın, Hırvatistan’ın, yani Balkan coğrafyasının uç noktalarına dağılmış olan Sekeller’in, geçen yüzyılın başlarında Macaristan’dan bir şey beklememe, Fin-Ugor grubuna mensup oldukları diktesinden sıyrılıp tarihlerini Altay dilleri ekseninde merak etme ve araştırma tarafları; birkaç kişi de olsa, başlar. Dünya savaşları, onları çok zor durumda bırakır. Büyük çoğunluğu Romanya’da kalan ve ülke idaresinin baskıcı tutumlarına; bir gençlik hareketi bundan birkaç on yıl önce karşı çıkarak tarihlerini ortaya koyar…

Sekelistan’dan Orta Asya’ya kadar, kış zamanı olmasına karşın ayağında terlikle yürüyüş yapan, Edirne’den de Ekim 2011’de geçen Levente G. Borbely de; Edirne Haber Gazetesi’nde 19 Ekim 2011 günü yayınlanan röportajında, dikkat çeken bir ayrıntı verir. Borbely; yüzyıllarca yanıltıldıkları soylarına dair, gelişmiş ve bilimsel olarak da netleşmiş halleri ile doğru bir köken bilinciyle kendisini; “Macar değil, Hun Türkü” olarak ifade eder. Haberde kökenini ve kendilerini ise, şu şekilde anlatır: “Sekel Türkleri, Büyük Avrupa Hun İmparatoru Attila'nın ölümü (453) ve devamında gelen Hun İmparatorluğu'nun çöküşü sonrasında Karpat Havzası'nda güvenli bir yere çekilen 3 bin Hun savaşçısının torunlarıdır. Sekellerin 6 boyu ve her boyun 4 kolu vardır. Birçoğunun adı Türkçe'dir. Bugün Romanya'da Karpat Havzası'nda yaşayan 500 bin Sekel Türkü var. Sekel Türkleri, Gagauz Türkleri ve Macarlar, Hristiyan olmalarına rağmen Türk'tür. Aynı kanı taşıyoruz. Bugün Sekel Türkleri, Romanya içerisinde dışlanıyor. Ama Avrupa Birliği, Amerika, Rusya buna sesini çıkartmıyor, nedeni Türk olmaları.” 

***

            Sekelistan coğrafyasında dolaşırken simge yerleri ziyaret edip, geriye kalan zamanlarda kendinizi sürprizlerin kucağına bırakmanız tavsiye ediliyor. Sfântu Gheorghe’da Sekel Ulusal Müzesi’ne ve Miercurea-Ciuc’taki Csiki Szekely Muzeum’a mutlaka uğrayın deniliyor.

            Miercurea-Ciuc yakınlarında bulunan Nyergestetö’deki (Piatra Niergeș) Kahramanlar Tepesi, 1849’da hayatını kaybeden Sekel savaşçılar için yapılmış, ağaç oyma anıt mezarlık. 

Sekelistan’taki bir diğer simge yer; Farkaslaka/Lupeni Park, yani nam-ı diğer Kurt Park, burası da es geçilmemesi gereken yerler arasında. 

Sekelistan’ın başkenti Targu Mureş ise müzeleri, kalesi ve su parkıyla, sıkıcı ama rahat şehir. Sekelistan’ın son durağı olmasıyla bu özellikleri anlam kazanıyor aslında. Nihayetinde bu ilginç Hun diyarına ayak bastığınızda her köşesinden bir güzellik çıkacağını göreceksiniz zaten.

            Sekelistan uç beyliği, Attila’dan kalan tarihsel mirasın etkisinin hissedildiği kültürel kodları, tabiatının en güzel hâline ev sahipliği yapan dağları, ormanları, sıcak, dostane, samimi halkı ve bitmeyen sürprizleriyle görülesi yerler…

            Bize bu önemli bilgileri bırakan dostumuz diyor ki; “şu Sekelistan beşlisi”ni unutmayınız:

1. Bir Hun çadırına misafir olunuz.

2. Kutsal dağ Madarasi Harghita’nın zirvesine çıkınız.

3. Praid Tuz Mağarası’nı ziyaret ediniz.

4. Mureş’te Pelit İstanbul Kebab’a uğrayınız.

5. Dönerken hediye olarak bir Sekel bayrağı alınız.

Yazarın Diğer Yazıları