İrfan Ünver Nasrattınoğlu

TÜRK DÜNYASINDA TOFALARKARAGASLAR

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Rusya Federasyonu’nun Sibirya bölgesindeki İrkut Vilayetinin Nihneudinsky bölgesinde Alhıg Yer, Yukarı Gutara, Nerha gibi köylerde yaşayan, sayıları çok az olan Türk halkıdır. Tuva Türkleri ile akraba olan Tofalar’ın yaşadıkları coğrafyaya Ruslar, “Tofalarya” da diyorlar. Daha eski adı “Karagas” olan bu halk geleneksel olarak avcılık ve ren geyiği besiciliği ile uğraşmakta, ormanlık alanda bir anlamda göçebe biçiminde yaşamaktadır. 

Tofaca, Türk dillerinin Sibirya grubuna dahildir ve UNESCO tarafından kaybolan diller arasında gösterilmektedir. Tofalar’ın Tuva Türkleri ile aynı soydan ve Türk oldukları Rus bilim adamları tarafından da teyid edilmektedir.

SSCB’nin kurulmasından sonra Tofa çocuk ve gençleri Sovyet okullarında eğitim görüp Rusça öğrendiler ve kültürel geleneklerini yaşamaları kısıtlandı.

Çin kaynaklarında Türkçe konuşan ve Türk soylu halklar, "Topa" olarak adlandırılır. Günümüzde tarihi Türk topluluklarının göçüp devlet kurduğu bazı yer adları birbirlerine benzerler. Örneğin Hindistan'ın Carkhand eyaletinin Hazaribag ilçesinin küçük yerleşim birimlerinden birinin adı “Topa” dır. Keza Çin'in kuzeyinde bir bölgenin adı da “Tuoba” dır. 

Rusya Federasyonu İrkut ili sınırları içindeki ,  Birüsa ve Kan gibi akarsuların olduğu yerde yaşayan Tofa Türkleri, eski Türk boylarından “Tele” boyu içinde geçen Dubo adı değişimler sonucu Tuba, Tuha ve Tofa şeklinde adlandırılmış ve bölgeye “Tofalarya” denilmiştir.

Tofalarya XVII. yüzyılda Ruslar tarafından işgal edilmiştir. İşgal ile birlikte istila edilmiş olan bu ülke, SSCB kuruluşuna kadar Tofalar'ın Suglaan adı ile kendi meclisleri bulunmaktaydı. 

XX. yüzyıla kadar 8 boya sahip olan Tofalar'ın bu yüzyıldan sonra 5 tane boyu bilinmektedir. Bu Tofa boylarının adları: Kaş, Sarıg-Kaş, Çogdu, Kara-Çogdu, Çeptey’dir.

Tofa Türkleri ile ilgili ilk bilgiler XVIII. asrın sonlarına kadar uzanır. Bir doğa bilimci olan Peter S. Pallas, Tofa Türklerini 1788’de yazdığı ‘’Puteşestvie po razliçnim mestam Rossiyskogo gosudarstva’’ adlı eseriyle ‘Karagas Tatarları’ olarak bilimsel literatüre kazandırmıştır. 

1930 yılına kadar ‘’Karagas’’ olarak adlandırılan bu boya, Sovyet idaresi tarafından ‘’Tofa/ Tofalar’’ adı verilmiştir. 

Tofa Türklerinin kökeni hakkında ilgi çekici bir açıklama ise ünlü Alman Türkolog Eberhard’a aittir. Eberhard; Tofaların, Orhun Abidelerinde isimleri geçen Tabgaçlar olduğunu iddia etmiştir. 

Tofaların temel uğraş alanı avcılık ve geyik besleyiciliğidir. Balık, samur, sincap, kızıl geyik ve dağ keçisi başlıca av hayvanlarıdır. Bunun dışında yerleşik düzene geçmeden önce toplayıcılık da temel uğraşı alanı olarak göze çarpar. Dağ kekiği ve zambak gibi bitkiler öne çıkan toplama bitkileridir. Öte yandan büyük baş hayvancılığı ve sebze yetiştiriciliği yerleşik düzene geçişin getirdiği bir uğraşı alanı olarak dikkati çekmiştir. Tofalar avcılık ve geyikçilik mesleklerinin dışında demircilik, kerestecilik, ve deri işleri ile de uğraşmaktadırlar. 

Ruslar tarafından Hıristiyanlaştırılmış olan Tofalar, eski inançlarını da unutmamışlar ve bugün Şaman ritüelleri ile karışık bir Hıristiyan inancı yaşamaktadırlar. 

            Tofa Türkçesinin Türk lehçelerinin hangi koluna dahil olduğu meselesi birden fazla araştırmacı tarafından farklı görüşlerle ifade edilmiştir. Bu konuda tam ve kesin bir sınır henüz çizilememiştir. Fakat ortak kanaat odur ki; Tofa Türkçesi, Tuva Türkçesine çok yakındır. Tofa Türkleri 200 yıl öncesine kadar “Güney Samoyed” ana dilini konuşuyorlardı. Tofa Türkçesi için bir yazı sistemi oluşturulmasına rağmen, tarihsel süreç içinde yazı dili özelliğini kazanamamıştır.  

Tofa Türkçesi UNESCO tarafından “varlığı tehlikedeki diller” listesine eklenmiştir. Günümüzde  Tofa Türk dilini akıcı bir şekilde konuşan çok az kişi bulunmaktadır. 

Asırlar boyunca sözlü gelenek ile ayakta kalmaları Tofaların sözlü kültür ürünlerini işlevsel olarak daha da önemli kılar. Efsaneler, masallar, şarkılar, atasözleri ve bilmeceler sözlü kültürün önemli türleri arasındadır. Örneğin Tofa bilmecelerinde; insan, hayvanlar ve kuşlar, yeryüzü ve tabiat olayları, beslenme kültürü, avlanma geleneği, manevi değerler ve gelenekler işlenmiştir. Çeşitli araştırmacılarca bilmecelerin doğuşu mitolojik unsurlar ile açıklanmaya çalışılmıştır. 

Bilgi sahibi olunabilmesi için şu birkaç bilmeceyi vermek isterim:

 

Ça˯en bora donnığ, Qı’ħin aq donnığ. (hodan)

“Yazın bora kürklü, Kışın ak kürklü. (tavşan)”

 

Qandığ ɲşqa qar çı’pşınbas? (ms)

                         “Hangi ağaca kar yapışmaz? (boynuz)”

 

On i’hi a’halışqı sıbırşıp sıbırşıp, 

bĩr bĩrsĩn çe’tĩp şıdavn. (çılıŋ on i’hi ay)

                         “On iki kardeş (birbirinin) peşine düşmüş, 

(ama) biri diğerini yakalayamamış. (yılın on iki ayı)”

 

U’ħup çoruda tıylr, Çerge tü’şkećik çer qazar. (qara-qu’rt)

                        “Uçarken vızıldar, Yere inince yeri kazar. (böcek)”

 

Toq-toq dep toyar. Toyarda ba’ħi rır. 

Toybasa hırnı aştr. (to’horğo)

“Tak tak diye vurur. Vurunca başı ağrır. 

Vurmasa karnı acıkır. (ağaçkakan)”

 

            Svetlana Bulkina adlı bir yazarın Tofalarla ilgili uzun bir yazısının kısa bir özeti ile bu yazıyı noktalamak isterim:

            “Tofalaria... İnsanlar ona farklı isimler takıyor. Kimileri gökyüzüne bitişik bir diyar, kimileri masal diyarı, kimileri de Sibirya İsviçresi diyor. Bu topraklar güzel ve sert, dönüşümden etkilenmemiş, bozulmamış ve korunmuş saflığını koruyan, yaşayan bir vahşi yaşam müzesi. Gezegenimizde bunun gibi çok az yer kaldı. Burada ağaçlar sadece yaşlılıktan yere düşüyor. Burada yürümek zor, ama nefes almak kolay... Keşke bu anlar sonsuza dek sürseydi; elbette her şey bize bağlı.

Ülkemizin en küçük etnik gruplarından biri olan ve burada yaşayan Tofların adını taşıyan Tofalaria toprakları, Asya'nın merkezinde, Doğu Sayan Dağları'nın orta kesiminde, İrkutsk bölgesinin en güneybatısında yer alır ve denizlerden ve okyanuslardan oldukça uzaktır. 21.426 kilometrekarelik bir alanı kapsar.”

“Bölgenin sınırları dağ sıraları ve su havzalarıdır. Doğal koşullar ve manzaralar açısından Tofalaria, jeolojik yapısı, dağlık arazisinin karmaşıklığı, iklimi, yüzey sularının doğası ve rejimi ile bitki örtüsündeki rakım değişiklikleri bakımından Doğu Sibirya'nın komşu bölgelerinden farklıdır. Tofalaria'nın toprak altı mineral zenginliği içerir ve Sibirya'nın altın madenciliği endüstrisinin doğduğu yerdir.”

Tofalaria'nın doğal güzelliği eşsiz ve çeşitlilik bakımından zengindir, ancak Sayan Dağları'nda kadim zamanlardan beri yaşayan küçük Tofa halkının tarihi de en az onun kadar şaşırtıcı ve gizemlidir. Tofa halkının geçmişi, yüzyıllar ve bin yıllar içinde kaybolmuş antik çağlara kadar uzanmaktadır. Orta Sayan Dağları'ndaki yerleşimin, Buz Çağı'ndan sonra iklimin ısınması ve dağların geniş alanlarını kaplayan buzun geri çekilip erimeye başlamasıyla yaklaşık 10.000 yıl önce başladığı tahmin edilmektedir. İki yüz yıldır Tofaların ekonomik faaliyetleri, yaşam biçimleri, dilleri ve kültürleri bilim insanlarının ilgisini çekmiştir. Bu halkın kökenleri ve Orta ve Kuzey Asya halklarının uzak geçmişindeki yeri büyük ölçüde gizemini korumaktadır. Bilim insanları, milattan sonraki dönemin başlarında, Tuvalıların, Tofaların, Hakasların, Kaçinlerin ve Altayların ataları olan kabilelerin, Altay ve Sayan dağ sıralarının geniş alanlarında yaşadığına inanmaktadır. Bu kabileler arasında ekonomik, kültürel, siyasi ve diğer bağlar mevcuttu. Bu halklar büyük bir kabile birliği olan Tuba'yı oluşturdu. Bu birlik daha sonra Tukyuy ve eski Uygurların daha büyük birliğinin parçası oldu. 13. yüzyılda, Moğol hanları güney Sibirya halklarını fethettiğinde, fatihlerden kaçan Dubo kabilesi Sayan Dağları'nın derinliklerine göç etti. O zamanlar kabile birkaç bin kişiden oluşuyordu.

1920'lerin sonlarına kadar Tofa halkının göçebe ekonomik faaliyetleri, ren geyiği yetiştiriciliği, avcılık, balıkçılık ve toplayıcılığa dayanıyordu. Dağlık tayga ile kaplı ve yüksek rakımlı platolarda ren geyiği yosunu ile kaplı geniş yüksek rakımlı tundra alanları içeren Tofalaria'nın doğal koşulları, ren geyikleri için ideal bir yaşam alanı sağlıyordu. Bu arada, vahşi ren geyikleri burada günümüze kadar hayatta kalmaktadır. Karagas ren geyiği dünyanın en büyük ve son derece dayanıklı ren geyiğidir; bu nedenle kışın, Tofa ren geyikleri, bir atın 10 kilometre bile gidemediği bölgelerde bile, eyer ve yük altında günde yaklaşık 60 kilometre yol kat edebilir. Ren geyiği, sütünün yanı sıra, pişirilip yenen et ve bağırsak, deri ve güçlü iplik haline getirilen sinir de sağlıyordu. Ayrıca, toynaklı hayvanların derilerinden giyim, ayakkabı ve kaplar da dahil olmak üzere çeşitli ev eşyaları yapılıyordu. Avlanan toynaklı hayvanlar arasında misk geyiği, kızıl geyik, elk, yaban ren geyiği, dağ keçisi, yaban domuzu ve karaca vardı. Tüm kürklü hayvanlar tüfek ve köpeklerle avlanırdı. Tofaların köpekleri Doğu Sibirya Laikalarıydı. Köpekler insanlarla birlikte çadırda yaşar ve ateşin yanında uyurdu. Bir köpek avın başarısını garantilediği için iyi köpekler her zaman çok değerliydi.”

Yazarın Diğer Yazıları