Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Trump’ın densiz hareketleri, keyfine göre bir dünya oluşturma çabaları, Avrupa Birliği (AB) ülkelerini harekete geçirmiştir. Bu cümleden olarak, Fransa’nın Başkenti Paris’te, “Paris Savunma ve Güvenlik Forumu” düzenlenmiştir.
Yuvarlak Masa şeklinde, “Panel” olarak da adlandırılan bu toplantının ana amacı,
değişen uluslararası sistem bağlamında, NATO’nun geleceği, Avrupa’nın ittifak içindeki
rolü ve transatlantik ilişkilerin dönüşümünü tartışmaktır.
Özellikle Avrupa’nın NATO içinde daha güçlü bir rol üstlenmesi, stratejik özerklik tartışmaları ve savunma sanayi kapasitesi gibi konuların ele alındığı toplantıda görüş ve düşüncelerini beyan eden zevat içerisinde yer alanlar şunlardır:
Cyril Carcy (Fransız Genelkurmayı NATO ve AB nezdinde askeri temsilcisi), Samuel Faure (Askeri Akademi Stratejik Araştırma Enstitüsü’nde araştırmacı), Prof.Dr.Peter Thompson (Milli Savunma Üniversitesi Öğretim Üyesi), Prof.Dr.Andrew Novo (Georgetown Üniversitesi Öğrnetim Üyesi), Prof.Dr. Jonathan Paquin (Université Laval), Amélie Zima (Program Müdürü),
Elie Baranets (Araştırmacı)…
Panelde, uluslararası sistemin giderek daha belirsiz, rekabetçi ve çok kutuplu bir yapıya
evrildiği vurgulanmıştır. İttifakların artık statik değil, dinamik ve esnek yapılar haline geldiği;
stratejik belirsizlik, fırsatçı ortaklıklar ve yeniden hizalanmaların arttığı ifade edilmiştir.
Avrupa’nın NATO içindeki rolü, ABD’nin değişen dış politikası ve Rusya’nın devam
eden tehdit algısı çerçevesinde değerlendirilmiştir.
NATO’nun Geleceği ve Avrupa’nın Rolü
Panelde öne çıkan temel tartışmalardan biri, NATO’nun gelecekteki yapısı ve Avrupa’nın bu yapı içindeki konumudur.
Avrupa’nın NATO içinde daha güçlü bir rol üstlenmesi gerektiği genel olarak kabul
Edilmiştir. Ancak Avrupa’nın kendi içinde siyasi ve stratejik bütünlük sağlamasının zor olduğu
Vurgulanmıştır. Keza ABD’nin de NATO içindeki rolünün giderek daha da azalmış olduğu ifade
Edilmiştir.
Öte yandan bir başka değerlendirmede de; ABD’nin liderliğinin artık müttefiklerin desteğine değil, daha fazla baskı ve zorlamaya dayandığı belirtilmiştir. Keza NATO’nun kuruluşundaki temel ilkelerin önemli ölçüde değiştiği ifade edilmiştir
Avrupa’nın karşılaştığı temel zorluklara da değinilen Panelde, siyasi konsensüs eksikliği
dile getirilmiş, Avrupa ülkeleri arasında oluşan tehdit algıları anlatılmış ve şöyle denilmiştir: “Doğu Avrupa ülkeleri kesinlikle, ABD’nin güvenlik garantisinin devam etmesini” öncelikli şart olarak görmektedir.
Bununla birlikte, Avrupa merkezli bir NATO’nun, özellikle Rusya nezdinde nasıl algılanacağının önemi vurgulanmıştır. Öte yandan, ABD’nin rolünün azalması, caydırıcılığın zayıflaması riskini doğurabileceği ifade edilmiştir.
Savunma Sanayi ve Kapasite Tartışması
Avrupa’nın savunma sanayi kapasitesinin artmakta olduğu ancak yeterli seviyeye ulaşmadığı belirtilerek, şu hususlara dikkat çekilmiştir:
*Savunma bütçeleri artmaktadır.
*Üretim kapasitesi bazı alanlarda genişlemektedir.
*Ancak hız ve ölçek açısından yetersizlik devam etmektedir.
*Avrupa’da savunma harcamalarının yaklaşık yarısı hâlâ Avrupa dışı tedarikçilere gitmektedir.
*Ortak savunma projeleri toplamın %20’sinden azını oluşturmaktadır.
Panelde ekonomik gücün askeri güçle doğrudan bağlantılı olduğu vurgulanmıştır:
*Askeri kapasite, ekonomik altyapıya dayanır.
*Enerji, finans ve altyapı unsurları stratejik önem taşımaktadır.
*Tedarik zincirleri (özellikle kritik mineraller) jeopolitik rekabetin merkezinde yer
Almaktadır.
*Çin yatırımları ve küresel ekonomik bağımlılıklar önemli bir risk faktörü olarak
değerlendirilmiştir.
NATO – AB İlişkisi
Panelde NATO ve Avrupa Birliği’nin farklı roller üstlendiği belirtilmiştir:
NATO:
*Operasyonel askeri yapı
*Komuta-kontrol (C2) kapasitesi
*Yüksek yoğunluklu savaş kabiliyeti
AB:
*Ekonomik ve düzenleyici yapı
*Hibrit tehditlere karşı araçlar
* Savunma kapasitesi geliştirme
Bu iki yapının tamamlayıcı olduğu vurgulanmıştır
Stratejik Özerklik Tartışması
Stratejik özerklik kavramı panelde tartışmalı bir konu olarak öne çıkmıştır:
Bazı konuşmacılar, stratejik özerkliğin ulusal stratejilerin parçalanmasına yol
açabileceğini belirtmiş; diğerleri ise bunun Avrupa savunma sanayisinin güçlendirilmesi açısından gerekli olduğunu vurgulamıştır. Stratejik özerkliğin NATO’nun Avrupa ayağının güçlenmesinden farklı bir kavram olduğu ifade edilmiştir.
Operasyonel Hazırlık ve Zaman Perspektifi
Panelde Avrupa’nın 2030’a kadar hazır olması gerektiği ifade edilmiştir.
Ancak bazı katılımcılar tehditlerin daha kısa vadede gerçekleşebileceğini belirtmiştir.
NATO’nun mevcut savunma planları sayesinde kısa vadeli tehditlere karşı hazır
olduğu vurgulanmıştır.
Netice itibariyle Panelde öne çıkan başlıca sonuçlar şunlardır:
1. NATO’nun varlığını sürdürmesi kritik önemdedir.
2. Avrupa’nın rolü artmalıdır ancak ABD tamamen saf dışı edilemez.
3. Avrupa savunma kapasitesi artmakta ancak yetersizdir.
4. İş birliği eksikliği en önemli yapısal sorundur.
5. Ekonomik güç ve askeri güç birbirine bağımlıdır.
6. AB ve NATO tamamlayıcı yapılardır.
Panel, NATO’nun geleceğinin Avrupa’nın kapasite geliştirme süreci, ABD ile ilişkilerin
dönüşümü ve küresel güç dengelerindeki değişim tarafından belirleneceğini ortaya koymuştur.
Avrupa’nın daha güçlü bir aktör haline gelmesi gerektiği konusunda genel bir uzlaşı
bulunmakla birlikte, bunun nasıl ve hangi araçlarla gerçekleştirileceği konusunda önemli
belirsizlikler devam etmektedir.
Tüm bu konuşmalar ve saptamalar gösteriyor ki, Avrupa ABD yönetimindeki NATO’dan memnun değildir. Görülüyor ki, Trump yönettiği ABD ile birlikte NATO’ya da zarar vermiştir. Bu arada Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın “Dünya Beşten büyüktür” feryadı duyulmuş ve yanıt bulmuştur. Artık ya NATO feshedilecek ya da yeni bir statü ile, yeniden kurulacaktır…