İrfan Ünver Nasrattınoğlu

YUNANİSTAN'A HADDİNİ BİLDİRMEK GEREK!...

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının tanındığı Lozan Anlaşması ile ilgili toplantılara katılan delegasyonumuzun  Başkanı Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa (İnönü) idi. Dışişleri Bakanı sıfatıyla görevlendirilen İsmet Paşa ile birlikte Lozan’a giden heyette şu zevat vardı: Sağlık Bakanı Dr.Rıza Nur ve Hasan (Saka) Baş Delege yardımcıları’ydı… Ayrıca Dışişleri Bakanlığı Hukuk Danışmanı Münir (Ertegün), Bayındırlık Bakanlığı Müsteşarı A. Muhtar (Çilli), Burdur Milletvekili Prof. Veli (Saltık), Diyarbakır M.Vekili Zülfü (Tigrel), Adana Milletvekili Zekai (Apaydın), Maliye Denetleme Kurulu Başkanı Şefik (Başman), Vakıflar Hukuk Danışmanı Seniyüddin Başak, Deniz Yarbayı Şevket (Doruker), Kurmay Yarbay Tevfik (Bıyıklıoğlu), Adalet Bakanlığı Danışmanı Tahir (Taner), Dışişleri Hukuk Danışmanı Nusret (Metya), Dışişleri Siyasi İşler Müdürü Yusuf Hikmet (Bayur), Prof. Zühtü (İnhan), Fuat (Ağralı), Mustafa Şeref (Özkan), Mülkiye Müfettişi Şükrü (Kaya) Kızılay II. Başkanı Hamit (Hasancan), Eski Maliye Bakanı Cavit Bey, Adalet Bakanlığı Mezhepler Müdürü Baha Bey, Manisa Milletvekili Mahmut Celaleddin (Celal Bayar), Haim Naum Efendi…Basın Danışmanları: Ruşen Eşref Ünaydın, Yahya Kemal Beyatlı… Genel Sekreter ve Danışman: Reşit Saffet Atabinen…Sekreterler: Ali Türkgeldi, Mehmet Ali Bali, Cevat Açıkalın, Celal Hazım Arar, Saffet Şar, Süleyman Saip Kıran, Rıfat Bey, Dr. Nihat Reşat Belger, Atıf Esenbel, Sabri Artuç ve Çevirmen: İngilizce Öğretmeni Hüseyin Pektaş…

Lozan’da yapılan toplantılarda, Türkiye ile Yunanistan’ın sınırları belirlenmiş, iki komşu ülkenin hak ve hukukları, arzu ettikleri biçimlerde Kabul ve imza altına alınmıştır.

Ancak, kapıkomşumuz Yunanistan’ı yöneten zevat, ikide bir kendi kafasına göre takılarak, iki ülke ilişkilerine çomak sokmaktadırlar!...Oysa bir süre Türk-Yunan ilişkileri son derece güzel ve olumlu geçmiştir. Örneğin bizim sinemalarımızda Yunan filmleri, Yunanistan sinemalarında da Türk filmleri gösterilmiş, yakın külterel, sanatlar ve sportif ilişkilerimiz olmuştur.

Dr. Nejat Tarakçı soruyor: Yunanistan-Patrikhane-Helenizm Üçgeninde Türk-Yunan Dostluğu Mümkün Mü?...Yahu, elbette mümkün, ama gel gör ki, Yunanistan’ı yönettiğini zanneden bazı zibidiler, Türk’ün, Türk Milletinin, Türkiye’yi yöneten iradenin, kapı komşumuzun kafasına göre arzu ettiklerini Kabul edebilmesi mümkün değildir…

Bir kısım düşünür ve yazarlar Yunan Megali İdea’sının 1922 yenilgisi ile sona erdiğini, bu tarihten sonraki Yunan hükümetlerinin bu ülküden vazgeçtiğini her vesile ile vurgulamaktadırlar. Ancak takip eden 83 yılda meydana gelen olaylar, bu ülküden vazgeçildiğini değil çok daha keskin ve ihtiraslı bir şekilde mücadeleye devam edildiğini göstermektedir.

Yunanistan’ın buna ilişkin olarak tek taraflı veya diğer ülkelerle işbirliği içinde gerçekleştirdiği uygulamalarını şöyle sıralayabiliriz;

  • Ege’deki hava sahasının 10 deniz miline çıkarılması, (1931)
  • Karasularının 3 deniz milinden 6 deniz miline çıkarılması, (1936)
  • Oniki Ada ve Meis’in Yunanistan’a ilhakı ve bu adaların silahlandırılması,(1947)
  • Kıbrıs’ta anlaşmalarla kurulmuş yasal statükoyu darbe ile bozma girişimi, (1974)
  • Ege’de Kıta Sahanlığı iddiası ile açık deniz alanında petrol araştırması, (1978)
  • Ege’de aidiyeti belirsiz adacık ve kayalıklar üzerine bayrak dikme ve tesis kurmaya başlaması,(1992)
  • Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile ve ardından da sırasıyla Bulgaristan, Suriye, Arnavutluk, Ermenistan ile savunma ve askeri işbirliği anlaşmaları yapması, (1995)
  • Kardak Adacığına asker çıkarması (1996)
  • Uluslararası Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin yürürlüğe girmesini takiben Yunan Parlamentosunun hükümete uygun zaman geldiğinde karasularını 12 mile kadar genişletme yetkisi vermesi,(1995)
  • Eski Yunan Kültür Bakanı Elena Merküri’nin Türkiye’yi 6’ya parçalanmış olarak gösteren haritaları bastırıp dağıtması,
  • Resmi adı Greece olan Yunanistan’ın, sporcu formalarında ve diğer uluslararası yarışmalarda Hellas ismini kullanması,
  • Andreas Papandreau’nun partisi PASOK’un seçimlerde kullandığı:"Ege Savaşı Kürdistan dağlarından başlar." sloganı,
  • PKK’yı açık ve gizlice desteklemesi,(militanların Yunanistan’da eğitilmesi, Aptullah Öcalan’ı saklamaları)
  • Trabzon bölgesindeki gizli istihbarat ve propopanda faaliyetleri,
  • Patrikhane’ye sağlanan politik ve idari destek (Yunanistan  Patrikhane’ye bağlıdır)
  • Türk düşmanlığının Yunan halkının bilincine ve ideolojisine yerleştirilmesi.

Ben bu Yunanistan’ı yöneten zevatını çoğunluğunu mankafa olarak görüyorum. Çünkü, taih içerisinde Türk Milletinden yedikleri dayağın haddi hesabı yoktur. Yıllar yılı Türk egemenliği altında yaşamış olmalarını bir yana koyalım; Milli Mücadele yıllarındaki kayıpları!...Kıbrıs’ta cereyan eden olaylar…Her seferinde Türk dayağı yediler ama, bir türlü doymak bilmediler…Türk düşmanı Fransız’ın, İngiliz’in dolduruşuna gelerek üzerimize saldırdılar, ama büyük kayıplar verdiler!...Azıcık yüz bulduklarında neler yaptılar ama, her zaman başlarını öne eğerek çekip gittiler.

Yukarıda sıraladığım eylem ve taleplerinin hepsinde dayağı hak ettiklerinde, benim Milletim asil davranış içinde olmuş ve “bunlar ne halk ettiklerini bilmiyorlar, boşver! Deyip geçmiştir. Evet boş verelim ama, fazla da yüz vermemek gerektiğine inanıyorum. Hatta artık, bir ders verilmesi de gerekir kanısındayım

Yazarın Diğer Yazıları