Yahya Kemal Beyatlı, Türk Edebiyatının temel taşlarından olan büyük bir şair ve yazardır. Doğum adıyla Ahmed Agâh, 2 Aralık 1884- Üsküp - 1 Kasım 1958- İstanbul tarihleri arasında yaşamış Türk şair, mütefekkir, yazar, siyasetçi ve diplomattır. Yahya Kemal’i birçok eseri olmakla birlikte daha ziyade Sessiz Gemi şiirinden biliyoruz..
Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol
Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli
Günlerce siyah ufuka bakar gözleri nemli
Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler
Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler
Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden
Birçok seneler geçti; dönen yok seferinden..
Güzel bir şiir şarkısı da yapıldı, zevkle dinliyoruz..
Biz bu yazıda Yahya Kemal’in hayatının son kısmındaki dramından bahsedeceğiz. Yahya Kemal Beyatlı hayatının son 19 yılını bir otel odasında geçirmiştir. 19 yıl boyunca Park Otel'de yaşamıştır.
Diğer büyük bir edebiyatçı Ahmet Hamdi Tanpınar, hocasının otel odasındaki halini şu sözlerle ifade eder:
"Zavallı Yahya Kemal. Bir insanın bir insanda bu birbiri ardınca değişen çehreleri ne garip ve hazin oluyor ve nasıl en son çehre hepsini siliyor, bitiriyor. Park Otel’in barında gördüğüm küçük, dar, takatsiz adımlarla ancak yürüyebilen bîçare ve acınacak ihtiyar"
Şairin ziyaretçileri arasında bulunan arkadaşı Sermet Sami Uysal, Yahya Kemal'in yalnızlığını şöyle anlatır: “Otel odası dağınık, gömme dolabın hemen yanında üst üste konulmuş bavullar göze çarpıyor. Bavulların tepesinde kitaplar, gazeteler ve boş pasta kutuları. Şairin karyolası odasının ortasındadır. Yahya Kemal hep karyolada oturur. Ufak bir sehpada gelişigüzel duran Bi.in.i si.arası paketleri, kibrit kutuları, paslı çakı, kalemler, cep saati. Tam bir savruluş içinde. Telefonun az berisinde dolu ve boş maden suyu şişeleri, reçeteler, ilaçlar… Tuvalet masasında bir dolu küçük makas, kolonya şişeleri, fırçalar… Şurda bir radyo…
Şurada Yahya Kemal’in eski bir fotoğrafı…
Ne yaman bir yalnızlık”
Yahya Kemal’in hayatına da kısaca değinelim:
2 Aralık 1884'te, o dönem Osmanlı Devleti'ne bağlı olan Üsküp'te (bugünkü Kuzey Makedonya) doğdu. İlk öğrenimini Üsküp'te tamamladı. Paris'e giderek yaklaşık 9 yıl siyaset ve edebiyat eğitimi aldı. Fransız edebiyatından ve özellikle klasik şiir anlayışından etkilendi. 1912'de İstanbul'a döndü. Darülfünun'da (İstanbul Üniversitesi) tarih ve edebiyat dersleri verdi. Gazetecilik yaptı, milletvekilliği görevinde bulundu ve Varşova, Madrid, Lizbon ve Pakistan'da büyükelçilik gibi önemli diplomatik görevler üstlendi.
***
Yahya Kemal Beyatlı, 1 Kasım 1958 tarihinde İstanbul'da, bir süredir tedavi gördüğü Cerrahpaşa Hastanesi'nde 73 yaşında hayatını kaybetti. Uzun yıllar sağlık sorunları yaşamış, özellikle 1949'dan sonra rahatsızlığı ağırlaşmıştı.
Cenazesi, büyük bir katılımla kaldırıldı ve İstanbul'daki Aşiyan Mezarlığı'na defnedildi. Mezarı, Boğaz'a bakan bu mezarlıkta, Türk edebiyatının önemli isimlerinin arasında yer almaktadır.
Yahya Kemal'in ölümünden sonra, hayattayken kitaplaştırmadığı birçok şiiri ve yazısı dostları tarafından derlenerek yayımlandı. Bu nedenle bugün okunan eserlerinin önemli bir bölümü ölümünden sonra kitap hâline getirilmiştir.
Sessiz Gemi’den sonra en çok bilinen şiiri de İstanbul için yazdığı aşağıda bir kısmını vereceğimiz şu şiirdir:
Bir Başka Tepeden
Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!
Görmedim, gezmediğim, sevmediğim hiç bir yer.
Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul!
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.
Nice revnaklı şehirler görülür dünyada,
Lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan.
Yaşamıştır derim, en hoş ve uzun rüyada
Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan.
***
Şairlerimizin yazarlarımızın, değerlerimizin yaşarken kıymetlerinin bilinmesi dileğiyle..