Mahmut Emin Birliktir

İmam-ı Azam Menderes Ve Mesajı

Mahmut Emin Birliktir

Siyasi yaşamını Cumhuriyet Senatosu üyeliğiyle noktalayarak 1992’de hayata gözlerini yuman rahmetli Sebati Ataman’ın, Milliyetçi Türkiye adlı kitabında yer verdiği, ayrıca 1976’da bütçe müzakereleri sırasında naklettiği bir hatırasında:
Tanığı olduğu tabloyu şöyle anlatır;
“1955 yılında rahmetli Adnan Menderes bir heyetle birlikte Bağdat’a gitmişti. Ben de bu heyette bulunuyordum. Bu vesileyle Hanefi mezhebinin kurucusu İmam-ı Azam hazretlerinin türbesini de ziyaret ettik…
Menderes, bir cami içinde bulunan altın yaldızlı, gümüş parmaklıklarla çevrili kabrin başında saygıyla durup Fatiha okudu…
Orada derin bir düşünceye dalıp uzun süre kabrin başından ayrılmadı. Nihayet dışarı çıkıldığı zaman merhumun yanına yaklaştım, ‘Beyefendi’ dedim, ‘Mezarın başında adeta murakabeye vardınız…
Merak ettim acaba o sırada neler düşündünüz?’ Menderes kolumdan tutarak bir kenara çekti, aşağı yukarı aynen şu sözleri söyledi: Sebati, Osmanlı İmparatorluğu’nu düşündüm. Burada yatan muhterem zat İslam âleminin büyük bir kısmında ve yakın şarkta hâlâ hükmünü sürdüren manevi bir nizam kurmuştu…
Türk milleti İmam Azam hazretlerine aşk derecesinde bağlıdır ve dahi ben de öyleyim…
Osmanlı Türkleri de hemen hemen aynı topraklar üzerinde yüzlerce yıl devam eden siyasi bir nizam kurdular…
Bu nizam yıkıldı yıkılalı dünyanın bu parçası hâlâ sükûna hasrettir. Şimdi başka temeller üzerinde de olsa böyle bir nizamın yeniden kurulması zarureti var. Biz buraya işte bunun için geldik…
Bunu da ancak biz Türkler yapabiliriz. Bu bizim vazifemizdir. Milletimizin tarihi hasletleri bizim bu ulvi maksadı tahakkuk ettirebileceğimizin teminatıdır…
İmam-ı Azam’ın mezarı başında işte bunları düşündüm. Adnan Menderes bunları söylerken gözleri ışıl ışıl, yüzü ay gibiydi…
Yarın ne olacağı bilinmez. Ancak amacımız komünizm karşıtlığı perdesi altında mümkün olduğu kadar Müslümanları yakınlaştırmaktır…
Benim gözlerimin yaşlarla dolduğunu gördü, ‘Ne o, ağlıyor musun?’ dedi ve devam etti: Bu olacak mutlaka olacak. Merak etme bunu biz sonunda ölüm dahi olsa yapmak için azami gayret sarf edeceğiz…
Biz yapamasak bile günün birinde çocuklarımız mutlaka yapacaktır. Bu bir aşk meselesidir. Allah bu aşkı içimizde çoğaltsın…”
………
Türk heyeti Bağdat’tan ayrıldıktan sonra Şam ve Beyrut’u da birer gün arayla yani 14 ve 15 Ocak 1955 tarihlerinde ziyaret etti…
Ziyaretten 5 yıl sonra Menderes ve Osmanlı hanedanından bir kızla evlenmeye hazırlanan Irak Kralı II. Faysal bunu hayatlarıyla ödeyeceklerdir…
Ancak artık Büyük Türkiye vardır ve Irak da eski Irak değildir…

Yazarın Diğer Yazıları