Mahmut Emin Birliktir

Korkut Ata (Dede Korkut)'dan Günümüze

Mahmut Emin Birliktir

Korkut Ata (Dede Korkut), “Oğuz’un Gaflet Uykusu” tanımı ile aslında psikolojik tahlil yapmıştı…

Korkut Ata’nın bu hikayelerle yaptığı ilk psikolojik tahlilleri ve tespitleri şu şekilde özetleyebiliriz:

“Başarı Körlüğü” Tespiti (Hubris Sendromu) ;

Korkut Ata, insanın en zayıf anının “en güçlü olduğunu sandığı an” olduğunu keşfetmiştir…

Beyler savaşı kazanıp eğlenceye daldıklarında uykunun gelmesi, modern psikolojide güç zehirlenmesi veya aşırı kibir (hubris) sonrası gelen zihinsel körlüğün birebir tarifidir…

Korkut Ata, insanın egosu tavan yaptığında rasyonel zihninin kapandığını ilk görenlerdendir…

Sosyal Psikoloji ve “Grup Düşüncesi” (Groupthink) ;

Hikayelerde sadece tek bir bey değil, tüm Oğuz beyleri topluca uykuya dalar…

Korkut Ata burada harika bir sosyal psikoloji tahlili yapar: Topluluklar içinde bireyler birbirine bakarak rehavete kapılır…

Eğer herkes rahatsa, tehlike yokmuş gibi algılanır…

Korkut Ata, toplumsal uyuşmanın ve “bize bir şey olmaz” mantığının kolektif bir psikolojik hastalık olduğunu o dönemden ilan etmiştir…

“Şok Tedavisi” ve Yüzleşme İhtiyacı ;

Oğuz beylerinin uyanmak için fiziksel acıya (kamçılanmaya, parmaklarının kesilmesine) ihtiyaç duyması, Korkut Ata’nın insan psikolojisine dair derin bir analizidir…

İnsan, içine düştüğü yanılsamadan ve konfor alanından tatlı sözlerle çıkamaz…

Ağır zihinsel gafletler, ancak sarsıcı ve acı veren gerçeklerle (modern psikolojideki şok terapisi gibi) son bulabilir.

Arketipsel Denge (Eril ve Dişil Dengesi) ;

Korkut Ata, erkeğin (bilincin/eylemin) uyuduğu yerde kadının (sezginin/koruyuculuğun) uyanık kalması gerektiğini anlatarak, insan ruhunun ancak dişil ve eril enerjilerin dengesiyle ayakta kalabileceğini sezmiştir…

Bu, Carl Jung’un yüzyıllar sonra “Anima ve Animus” adıyla teorileştireceği psikolojik dengenin destansı bir tahlilidir…

Günümüze gelindiğinde savunma sanayimizin eskisine nazaran güçlendiği %80 yerlileştiği malumdur. Bölgemizin her bakımdan en güçlü ordusu ve ülkesi olduğumuzu kimileri istemese de, görmezden gelse de en güçlü ülkesidir.

Ancak her ne kadar Natonun en güçlü 2. Ordusu olsakta ABD’nin savunma sanayine 2026’da 1 trilyon dolar, 2027’de 1,5 trilyon dolar ayrıldığına bakıldığında tabiri caizse bizim savunma sanayisine ayırdığımız bütçe bunun yanında devede kulak gibi görülse de etrafımızdaki ülkerden son yıllarda çok daha fazla genel bütçede savunma sanayisine ödenek ayrılmaktadır.

Savunma sanayideki bu önemli atılımlar ordumuzun profesyonelleşmesi, terörün bitme noktasına getirilmesi ve son Nato Zirvesindeki mükemmel organizasyon Türkiye’nin gücünü dünyaya göstermiş olup Türkiye’ye bulaşmayı düşünen gafil ülke ve liderine göz korkusu vermiş ve vermeye de devam etmektedir.

Bu nedenle Korkut Ata(Dede Korkut)’nın söylediği gibi rehavete kapılmadan birliğimizi koruyarak aramızdaki hainleri tespit edip onları kontrol altında tutarak savunma sanayimizi sürekli güncelleyip güçlendirmek zorunda olduğumuz aşikardır.

Yani su uyur düşman uyumaz. Düsturuyla devlet olarak, millet olarak her an uyanık ve her türlü saldırıya hazırlıklı olmamız gerekmektedir.

Yazarın Diğer Yazıları