Süleyman Güneş

Beklemek Mi, Geç Kalmak Mı?

Süleyman Güneş

Kamu Yönetim Uzmanı ve Kamu Muhasebe Yetkilisi Süleyman Güneş yeni bir yazı kaleme aldı. Güneş kaleme aldığı yazısında " Beklemek Mi Geç Kalmak mı işte hayat bu keşkeler yansımayan sevgiler , konulu yazısında önemli bir konuyu aktardı.
Güneş’in yazısına şöyle devam etti. Keşke 
Hayatın En Sessiz Sınavı

“Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar…”

Bazı şiirler okunmaz; yaşanır. Bazı dizeler ise insanın zihnine değil, doğrudan kalbine yazılır. Necip Fazıl Kısakürek’in “Beklenen” şiiri de işte böyledir. Çünkü bu şiir, yalnızca bir sevgiliyi bekleyen insanın hikâyesi değildir. Bu şiir; yıllarca gelmeyen bir dostu, söylenmeyen bir özrü, verilmemiş bir değeri, ertelenmiş sevgiyi ve geri dönmeyen zamanı anlatır.

Hayatın belki de en ağır yükü beklemek değildir. Asıl ağır olan, beklediğimiz şey geldiğinde artık ona ihtiyaç duymuyor olmaktır.

İnsan, beklerken değişir.

İlk gün umut eder.

Sonra sabreder.

Ardından alışır.

En sonunda ise beklediği şey gelse bile eski heyecanını bulamaz.

İşte Necip Fazıl’ın;

“Geçti istemem gelmeni…”

dizesi tam da bunu anlatır.

Çünkü bazı gelişler vardır ki, gelmek değil; geç kalmaktır.

Toprağa zamanında düşmeyen yağmurun bereketi olmaz.

Hasadı geçmiş tarlaya dökülen su, ürünü geri getirmez.

Kış bittikten sonra gelen odun, insanı ısıtamaz.

Fırtına geçtikten sonra yapılan sağlam çatı ise yalnızca bir pişmanlık eseridir.

Hayat da böyledir.

Sevginin de, dostluğun da, vefanın da, adaletin de bir zamanı vardır.

Atalarımız bunun için;

“Demir tavında dövülür.”

demiştir.

Çünkü fırsatın da, sözün de, davranışın da sıcak bir zamanı vardır.

O zamanı kaçırdığınızda geriye sadece keşke kalır.

Bir öğretmenin öğrencisine yıllar sonra söylediği “Sen çok başarılıydın.” cümlesi…

Bir babanın büyüyüp evden ayrılan çocuğuna “Seni seviyorum.” demesi…

Bir evladın mezar başında annesine “Hakkını helal et.” diye ağlaması…

Bir dostun cenazede söylediği “Onu çok seviyordum.” sözü…

Hepsi doğrudur.

Ama hepsi gecikmiştir.

Hayatta doğrular kadar zamanlama da önemlidir.

Çünkü geciken doğrular bazen yanlış kadar can yakar.

Mevlânâ’nın şu sözü bunun en güzel ifadesidir:

“Dün geçti. Yarın henüz gelmedi. Elinde yalnızca bugün var.”

Bugün…

Birini aramak için…

Bir gönül almak için…

Bir teşekkür etmek için…

Bir özür dilemek için…

Bir çocuğa sarılmak için…

Bir anneye “Seni seviyorum.” demek için…

En doğru zamandır.

Çünkü yarın bize ait değildir.

Çinlilerin çok güzel bir sözü vardır:

“Bir ağacı dikmek için en iyi zaman yirmi yıl önceydi. İkinci en iyi zaman ise bugündür.”

Hayat bize sürekli ikinci şans vermeyebilir.

Ama bugün hâlâ nefes alıyorsak, hâlâ bazı şeyleri değiştirebiliriz.

Yunus Emre;

“Sevelim, sevilelim; dünya kimseye kalmaz.”

derken yalnızca sevgiyi değil, zamanın kıymetini de anlatıyordu.

Çünkü dünya gerçekten kimseye kalmıyor.

Makamlar değişiyor.

Servetler el değiştiriyor.

Evler eskiliyor.

Fotoğraflar sararıyor.

Takvimler yapraklarını döküyor.

Ama insanın zamanında yaptığı bir iyilik, yıllar geçse de unutulmuyor.

Bugün birçok insan yalnızlıktan değil, geç kalınmış sevgilerden yoruluyor.

Çocuklar oyuncak istemiyor; anne babalarının zamanını istiyor.

Yaşlılar ilaçtan önce ilgi bekliyor.

Eşler pahalı hediyelerden çok samimi bir tebessümü özlüyor.

Dostlar ise uzun konuşmalar değil, “Nasılsın?” diye soran içten bir sesi bekliyor.

Ne yazık ki çoğu zaman bunları vermek için hep yarını bekliyoruz.

Oysa yarın, çoğu zaman hiç gelmiyor.

Bir mezarlığa gittiğinizde, en çok hangi kelimeyi duyarsınız bilir misiniz?

“Keşke…”

Keşke daha çok arasaydım…

Keşke daha fazla vakit ayırsaydım…

Keşke kırmasaydım…

Keşke affetseydim…

Keşke son görüşmemiz o tartışma olmasaydı…

İnsan hayatının en ağır kelimesi belki de “keşke”dir.

Çünkü “keşke”, geri alınamayan zamanın sessiz çığlığıdır.

Necip Fazıl’ın şiiri aslında hepimize şu soruyu soruyor:

Sizi bekleyen insanlar var mı?

Ve daha önemlisi…

Siz, sizi bekleyenlere zamanında gidiyor musunuz?

Çünkü hayat; geç gelenleri değil, zamanında yanında olanları hatırlar.

Vefa, gecikince değerini kaybeder.

Sevgi, söylenmeyince eksilir.

Özür, ertelenince anlamını yitirir.

İnsan ise bekledikçe değil, bekletildikçe yorulur.

Son Söz

Hayat, bize her gün yeni bir sayfa açıyor. O sayfaya ne yazacağımız bizim elimizde. Bugün sevdiğimiz insanlara değer vermek, gönül almak, bir dostu aramak, bir büyüğün duasını almak ve bir küçüğün başını okşamak için en doğru zamandır.

Çünkü zaman, sessiz akan bir nehir gibidir; geçen su geri dönmez. İnsan da çoğu zaman kaybettiklerinin değerini, onları arkasından bakarken anlar.

Gelin, bekleyen değil; beklenildiğinde giden insanlar olalım. Geç kalan değil; zamanında el uzatan, zamanında seven, zamanında affeden ve zamanında vefa gösteren insanlar olalım.

Unutmayalım ki; hayatın sonunda insan, sahip olduklarını değil, zamanında yapmadıklarını hatırlar. Ve en ağır pişmanlıklar, geç kalan sevgilerin gölgesinde büyür.
Sevgiyle Kalın

Yazarın Diğer Yazıları