“Beden ölür, çürür; cana bakın siz,
Kim kiminle yürür, ona bakın siz.
Bırakın dönsün dönme dolaplar,
Haktan, hakikatten yana bakın siz.”
Hayat bazen insana çok şey öğretir. Kimin gerçekten yanında olduğunu, kimin menfaat için yaklaştığını, kimin makamla değiştiğini, kimin ise makamı değişse bile karakterini koruduğunu zaman gösterir.
İnsan çoğu zaman dış görünüşe aldanır. Makama, mevkiye, şöhrete, servete, kalabalığa bakar. Oysa insanı insan yapan ne makamıdır ne de sahip olduğu imkânlar…
Asıl mesele canadır, gönüledir, karakteredir.
Beden geçicidir.
Bugün güçlü görünen yarın güçsüz kalabilir. Bugün makam sahibi olan yarın o makamdan ayrılabilir. Bugün alkışlanan yarın unutulabilir. Dünya böyledir; hiçbir makam, hiçbir güç ve hiçbir servet insana sonsuza kadar eşlik etmez.
Geriye insanın bıraktığı iz kalır.
İşte bu nedenle insanın kim olduğuna bakarken elbisesine değil, ahlakına; makamına değil, duruşuna; söylediklerine değil, yaptıklarına bakmak gerekir.
“Kim kiminle yürür?” sorusu da aslında bunun için önemlidir.
Çünkü insanın yol arkadaşları, onun karakteri hakkında çok şey söyler.
Menfaatin olduğu yerde toplananlarla, zor zamanda yanında duranlar aynı değildir. Herkesin güçlü olduğu zamanda yanında olmak kolaydır. Asıl mesele, güç azaldığında elini bırakmamaktır.
Bir insanın gerçek dostunu anlamak için güneşli günlere değil, fırtınalı günlere bakmak gerekir.
Dönme dolaplar hep döner
Hayatta bazı insanlar vardır; dün bir yerde, bugün başka yerde, yarın başka bir yerde görünürler.
Rüzgâr nereden eserse oraya dönerler.
Makam değişir, söylem değişir. Güç değişir, dostluklar değişir. Dün söylediklerini bugün inkâr eder, dün eleştirdiklerinin yanında bugün fotoğraf verirler.
Bunları gördüğümüzde şaşırmamak gerekir.
Çünkü bazıları için mesele hakikat değil, pozisyondur.
Oysa gerçek bir duruş, şartlara göre değişmez.
İnsan bugün ne söylüyorsa yarın da aynı doğrulukla söyleyebilmeli; bugün doğru bildiğinin arkasında duruyorsa yarın da aynı cesareti gösterebilmelidir.
Dönme dolapların dönmesi hayatın gerçeğidir.
Ama insanın kendi ekseni olmamalıdır.
İnsan, her rüzgârda yön değiştiren bir yaprak değil; doğru bildiği yolda yürüyebilen sağlam bir karakter olmalıdır.
Makam geçer, insan kalır
Özellikle kamu hayatında bu gerçek daha da önemlidir.
Makamlar insanlara emanettir.
Bir görev verilir, bir süre yürütülür ve zamanı geldiğinde başka birine devredilir. Önemli olan makamın ne kadar uzun süre taşındığı değil, o makamın hakkının verilip verilmediğidir.
Çünkü makam insanı büyütmez.
İnsanın makamı taşıma biçimi, onun gerçek büyüklüğünü gösterir.
Bir insanın makamı yükseldiğinde çevresindeki insanların sayısı artabilir. Fakat bu, onun gerçek dostlarının arttığı anlamına gelmez.
Bazen makam yükseldikçe insanın etrafı kalabalıklaşır, fakat gönlü yalnızlaşır.
Bu nedenle insan, etrafındaki kalabalığa değil, yanında gerçekten yürüyenlere bakmalıdır.
Haktan yana olmak
“Haktan yana olmak” kolay söylenen fakat yaşaması zor bir sözdür.
Çünkü hak, bazen insanın kendi çıkarına karşı durmasını gerektirir.
Hak, bazen susmamayı; bazen de gereksiz konuşmamayı gerektirir.
Hak, bazen kalabalığın karşısında tek başına kalmayı göze almaktır.
Hak, güçlüden yana olmak değil; doğrudan yana olmaktır.
Hakikatten yana olmak ise her duyduğuna inanmak değil, araştırmak, düşünmek, sorgulamak ve doğruyu bulmaya çalışmaktır.
Bu nedenle insanın hayatında bir pusula olmalıdır.
O pusulanın adı da vicdan, adalet, ahlak ve hakikat olmalıdır.
İnsan geride ne bırakır?
Bir gün hepimiz bu dünyadan ayrılacağız.
Beden toprağa dönecek.
Makamlar geride kalacak.
İsimler zamanla unutulacak.
Ama insanın yaptığı iyilikler, dokunduğu hayatlar ve bıraktığı güzel izler yaşamaya devam edecek.
Belki de hayatın en büyük muhasebesi budur:
“Ben bu dünyada ne bıraktım?”
Kaç makam aldığımız değil…
Kaç insanın gönlüne dokunduğumuz.
Kaç kişinin hakkını koruduğumuz.
Kaç kişiye umut olduğumuz.
Kaç kişinin zor gününde yanında olduğumuz.
İşte asıl mesele budur.
Benim asil söylemek istediğim sözüm:
Dünya dönmeye devam edecek.
Dönme dolaplar da dönecek.
Makamlar değişecek, insanlar gelecek ve gidecek.
Bugün önemli görünen birçok şey, yarın unutulacak.
O hâlde bize düşen, dönen dünyanın peşinde savrulmak değil; kendi hakikatimizin peşinden yürümektir.
Beden ölür, çürür.
Makam geçer.
Servet tükenir.
Şöhret unutulur.
Ama güzel bir söz, doğru bir davranış, adaletli bir karar ve temiz bir gönül insandan geriye kalan en değerli mirastır.
Öyleyse dönme dolaplara fazla bakmayalım.
Kim nereye dönüyor, kim kimin yanında duruyor diye ömrümüzü tüketmeyelim.
Biz kendi yolumuza bakalım.
Haktan yana, hakikatten yana, adaletten yana ve insanlıktan yana yürüyelim.
Çünkü sonunda önemli olan kimin ne kadar döndüğü değil;
kimin doğru yolda yürüdüğüdür.
Neyine gerek başkasının kusruna bakmaya Dönde aynana bak.
Hayatımızda hep dost doğru insanlarla beraber olmak dileğiyle.
Hep haktan hakikatan yana olmak dileğiyle,
Sevgiyle kalın