Kamu Yönetimi Uzmanı ve Kamu Muhasebe Yetkilisi Süleyman Güneş yeni bir yazı kaleme aldı. Güneş kaleme aldığı yazısında, Belediye Şirketlerinde Yeni Dönem Yetki, Sorumluluk, Denetim ve Kamu Yararı konulu yazısında önemli bir konuyu aktardı.
Güneş’in yazısına şöyle devam etti. Belediye Şirketlerinde Yeni Dönem,
Süleyman Güneş’in ilgili yazısı: Yerel yönetimler, anayasal tanımı gereği, vatandaşın günlük hayatına, ikamet ettiği çevreye ve mahalli müşterek ihtiyaçlarına en doğrudan dokunan, devlet teşkilatlanmasının en dinamik ve tabana yayılmış kamu kurumu niteliğindedir.
Kamu yönetiminde Yeni Kamu Yönetimi yaklaşımı olarak adlandırılan, kamusal hizmetlerin sunumunda özel sektörün esneklik, hız, etkinlik, verimlilik ve basiretli yönetim anlayışının gelişmesine zemin hazırlamıştır. Türkiye yerel yönetim sisteminde de bu idari dönüşümün en belirgin yansıması, belediye şirketleri (yerel iktisadi teşebbüsler) olmuştur.
Belediyelerin şirket kurulmasına ilişkin temel düzenleme 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 70’inci maddesi ile düzenlenmiştir. Ayrıca Büyükşehir belediyeleri açısından ise 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 26’ncı maddesi özel düzenlemeler içermektedir. Söz konusu Kanunların atıfta bulunduğu temel Kanunlar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 26.maddesinde şirket kurulması ile ilgili ayrıntılı hükümler yer almaktadır
Belediyelerde Şirketleşme Anlayışı ve Yeni Hukuki Çerçeve; Yerel yönetimler, vatandaşın hayatına en yakın kamu kurumlarıdır.
Belediyeler; ulaşım, altyapı, çevre, temizlik, sosyal hizmetler, kültür ve ekonomik faaliyetler gibi birçok alanda önemli görevler üstlenmektedir.
Temel Kuruluş Amaçları:
• Esneklik ve Hız: Bürokratik engelleri aşarak özel sektör hızıyla hizmet üretmek.
• Maliyet Yönetimi: Hizmetleri daha düşük maliyetle ve verimli bir şekilde vatandaşa sunmak.
• İstihdam: Kentteki iş gücüne istihdam olanakları yaratmak.
• Gelir Getirici Faaliyetler: Belediyeye sadece vergi ve iller bankası payı dışında, ticari faaliyetlerden de kaynak sağlamak.
En Yaygın Faaliyet Alanları: Belediye şirketleri hayatımızın neredeyse her alanında karşımıza çıkar. Büyükşehirlerde metro ve otobüs işletmesinden, her gün ekmek aldığımız büfelere kadar bu şirketlerin imzası vardır.
• Ulaşım ve Altyapı: Metro, metrobüs, otobüs işletmeleri ve otopark yönetimi
• (Örnek: İSPARK, ULAŞIM A.Ş.).
• Gıda ve Sosyal Tesisler: Halk ekmek fabrikaları, belediye restoranları ve sosyal tesisler.
• Çevre ve Enerji: Çöp toplama, atık yönetimi, geri dönüşüm ve yenilenebilir enerji yatırımları.
• Kentsel Dönüşüm ve İnşaat: Sosyal konut projeleri, yol yapımı ve asfalt üretimi
• (Örnek: KİPTAŞ).
• Kültür ve Turizm: Kültür merkezlerinin yönetimi, organizasyonlar ve fuarcılık hizmetleri.
Yerel yönetimler, vatandaşın günlük hayatına doğrudan dokunan, devlet yönetiminin en önemli yapı taşlarından biridir. Belediyeler; altyapıdan ulaşıma, çevre hizmetlerinden sosyal desteklere, kültür faaliyetlerinden ekonomik gelişmeye kadar geniş bir alanda kamu hizmeti üretmektedir.
Şehirlerin büyümesi ve hizmet ihtiyaçlarının çeşitlenmesiyle birlikte belediyeler, klasik idari yapılarının yanında daha esnek ve hızlı hareket edebilen yeni yönetim modellerine yönelmiştir. Bu modellerin başında ise belediye şirketleri gelmektedir.
Belediye şirketleri, yerel hizmetlerin daha etkin, ekonomik ve uzmanlaşmış şekilde yürütülmesi amacıyla oluşturulan önemli yapılardır. Ancak bu şirketlerin sermayelerinin kamu kaynaklarından oluşması, belediyeler tarafından kurulmaları veya yönetilmeleri ve kamu hizmetleriyle doğrudan bağlantılı olmaları nedeniyle özel sektör şirketlerinden farklı bir konuma sahiptirler.
Artan hizmet ihtiyaçları karşısında belediyeler, klasik idari yapıların yanında belediye şirketleri aracılığıyla da hizmet üretme yoluna gitmiştir. Belediye şirketleri, doğru planlandığında yerel hizmetlerin daha hızlı, etkin ve uzmanlaşmış şekilde yürütülmesine katkı sağlayan önemli araçlardır.
Ancak belediye şirketlerinin kamu kaynaklarıyla bağlantısı nedeniyle kuruluş, sermaye kullanımı, ortaklık yapısı ve denetim süreçleri her zaman kamu yönetimi açısından hassas bir alan olmuştur. Bu nedenle yapılan yeni düzenlemelerle birlikte belediye şirketleri konusunda daha kontrollü bir döneme girilmiştir.
Belediye şirketleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerine göre kurulmuş, ticaret siciline tescil edilmiş ve özel hukuk tüzel kişiliğini haiz çoğunlukla anonim şirket, daha az sayıda ise limited şirket statüsünde faaliyet göstermektedir.
Ancak bu şirketler, sermayelerinin doğrudan ya da dolaylı olarak kamusal menşeli olması, kamu kaynaklarını ve yetkilerini kullanmaları, yönetim organlarının belediye iradesi ve siyasi yönetim tarafından şekillenmesi ve en önemlisi varlık nedenlerinin kâr maksimizasyonu değil, "mahalli müşterek ihtiyaçların karşılanması, kentsel refahın artırılması ve kamu yararı" olması sebebiyle özel sektördeki muadillerinden tamamen ayrışırlar.
Dolayısıyla bir belediye şirketi, ticaret hukuku açısından birer "tacir" ve "basiretli iş insanı" sorumluluğu taşırken; kamu yönetimi açısından kamu yararı, mali şeffaflık, hesap verebilirlik ve mali disiplin ilkelerine mutlak surette uymakla mükelleftir.
Tarihsel süreç kronolojik olarak incelendiğinde, Cumhuriyet döneminin ilk köklü yerel mevzuatı olan mülga 1580 sayılı Belediye Kanunu'nun 15. maddesinin 70. fıkrasıyla belediyelere ticari işletme kurma yetkisi tanınmış, ancak bu yapı uzun yıllar boyunca belediye bütçesi ve hiyerarşisi içinde yer alan "bütçe içi iktisadi işletme" modeliyle sınırlı kalmıştır.
Zamanla kentsel büyümenin ve nüfus hareketlerinin getirdiği yapısal ihtiyaçlar doğrultusunda yürürlüğe giren 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 70. maddesi ve büyükşehir belediyeleri için 5216 sayılı Kanun’un 26. maddesi, belediyelerin meclis kararı ve merkezi idarenin izniyle şirket kurabilmesini veya mevcut şirketlere ortak olabilmesini net bir yasal prosedüre bağlamıştır.
Buna karşın, belediye şirketlerinin sayısının kontrolsüz şekilde artması, bu yapılarda istihdam edilen personelin yasal statüsü, kamu ihale mevzuatındaki uyuşmazlıkların giderilmesi, mali disiplinin sağlanması ve yerel yönetimlerin borçlanma sarmalının kontrol altına alınması amacıyla 2026 yılı itibarıyla yürürlüğe giren 7579 sayılı Kanun, belediye şirketlerinin kuruluş, ortaklık, hisse devri ve sermaye süreçlerinde yoruma kapalı, merkezi idarenin , merkezi yönetimin (devlet) yerel yönetimler ve kamu kurumları üzerindeki hukuka uygunluk ve kamu yararı denetimidir.
İdarenin bütünlüğünü sağlamak için anayasal bir zorunluluktur. Temel amacı yerel yönetimlerin özerkliğini korurken devlet bütünlüğünü ve kamu düzenini güvence altına almaktır. 7579 sayılı Kanun denetimi en üst seviyeye çıkaran daha kapsamlı ve kontrollü bir denetim dönemi başlatmıştır.
7579 sayılı Kanunla;
Şirket kurulması
Ortak olunması
Hisse edinimi işlemlerini Cumhurbaşkanı iznine bağlamaktadır.
Bir belediye şirketi, ticaret hukuku açısından bir sermaye şirketi olsa da kamu yönetimi açısından kamu yararı, hesap verebilirlik, şeffaflık ve mali disiplin ilkeleriyle birlikte değerlendirilmek zorundadır.
Bu nedenle belediye şirketleri konusu; sadece ticaret hukuku değil, aynı zamanda idare hukuku, kamu mali yönetimi, ihale hukuku, iş hukuku ve denetim hukuku açısından da önem taşıyan çok yönlü bir alandır.
İşte bu noktada belediye şirketleri devreye girer. Bu şirketler, Türk Ticaret Kanunu’na tabi, sermayesinin tamamı veya büyük bir kısmı belediyeye ait olan özel hukuk tüzel kişilikleridir.
BELEDİYE ŞİRKETİ (Özel Hukuk Tüzel Kişiliği)
KAMU HUKUKU REJİMİ ÖZEL HUKUK REJİMİ
5393 S.K. m. 70 (Kuruluş) 6102 s. TTK (Sermaye/Tacir)
7579 S.K. m. 17 (Cb İzni) 4857 s. İş Kanunu (Personel)
4734 S. KİK (İhale/Tedarik) İflas ve İcra Rejimi
5237 S.TCK m. 6 (Ceza Soruml.) Borçlar Kanunu Sözleşmeleri
Sayıştay Mali Denetimi
Belediyeler, temel kamu hizmetlerini (ulaşım, temizlik, park-bahçe bakımı vb.) doğrudan kendi personeli ve bütçesiyle yürütmekte bazen esneklik sorunları yaşayabilirler. Kamu İhale Kanunu ve devlet memurları mevzuatının getirdiği katı kurallar, hızlı hareket edilmesi gereken durumlarda süreci yavaşlatabilir.
İşlem Türü Cumhurbaşkanı İzni Hukuki Gerekçe / Detay
Şirket Tür Değişikliği
Tabi Değil Yeni şirket eski şirketin hukuki devamı niteliğindedir.
Faaliyet Konusu Değişikliği
Tabi Değil Mevcut şirkete personel çalıştırılması dahil faaliyet eklenmesi izin dışıdır.
Bütçe İçi İşletmeler
Tabi Değil 5393 s.K. uyarınca Bakanlık izniyle kurulur, ticaret siciline tescili gerekmez.
Şirket Birleşme ve Bölünmeleri
İzne Tabi Ortaya yeni bir tüzel kişilik çıkması veya pay edinimi söz konusudur.
375 s. KHK Şirketleri
Kısıtlı / Tür Değ. Hariç Münhasıran personel çalıştırma amaçlı kurulan bu şirketlerde faaliyet konusu eklenmesi yasaktır.
5393 Sayılı Belediye Kanunu (Md. 70) Yönünden Sınırlar ve Yetki Aşımı: Belediyelerin şirket kurabilmesi, kurulmuş şirketleri devir alabilmesi veya mevcut ortaklıklardan ayrılabilmesi için belediye meclisinin nitelikli kararı ön şarttır. Ancak buradaki en kritik yasal sınır, kurulacak veya ortak olunacak şirketin faaliyet amacının, belediyenin kanunla belirlenmiş asli görev ve hizmet sınırları içinde kalma zorunluluğudur. Belediye, kendi yasal görev alanı dışındaki (örneğin uluslararası finansal spekülasyonlar, yerel hizmetle bağı olmayan ağır sanayi yatırımları gibi) alanlarda şirket faaliyeti yürütemez. Belediyenin görev alanı dışındaki bir sektörde şirket kurması durumunda, ilgili meclis kararının "yetki tecavüzü” idare hukuku'nda yetkili bir kamu görevlisinin veya makamın, kendi görev alanını aşarak başka bir idari makamın yetkisine giren bir işlem tesis etmesi durumudur bu durum iptal edileceği kabul edilmektedir.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) Yönünden "Basiretli Tacir" Riski: Sermayesinin kamuya ait olmasına bakılmaksızın, ticaret siciline tescil edildikleri andan itibaren bu şirketler TTK hükümlerine göre birer "Tacir" sıfatı kazanırlar. Bu sıfat, yönetim kurulu üyelerine ve genel müdürlere "Basiretli Bir İş İnsanı" gibi hareket etme yükümlülüğü yükler (TTK Md. 18/2). Şirketin basiretsiz yönetim, kötü yatırım veya siyasi saiklerle zarara uğratılması durumunda; şirket iflas rejimine tabi tutulabileceği gibi, yönetim kurulu üyeleri de TTK’nın hukuki sorumluluk hükümleri (Md. 553) kapsamında şahsi mal varlıklarıyla şirkete, ortaklara ve alacaklılara karşı müteselsilen sorumlu tutulurlar.
5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu Karşısındaki Konumu: 5018 sayılı Kanun, kamu kaynaklarının etkili, ekonomik, verimli ve hesap verebilir şekilde kullanılmasını emreder. Belediye şirketleri doğrudan genel bütçe veya mahalli idare bütçesi içinde yer alan "kamu idaresi" sayılmasalar da belediyelerin bu şirketlere aktardığı sermayeler, uyguladıkları borçlanma garantileri ve şirketlerin yarattığı mali riskler doğrudan belediye bütçesini bağlar. Bu nedenle, yerel borç stoklarının kontrolü, bütçe içi kaynak aktarımlarının şeffaflığı ve harcama yetkililerinin şirket mali tabloları üzerindeki gözetim yükümlülüğü 5018 sayılı Kanun temelinde şekillenir.
7579 sayılı Kanun’un 17. maddesiyle gelen yeni Cumhurbaşkanlığı izni: 7 Mayıs 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7579 sayılı Kanun’un 17. maddesi, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un 26. maddesinde köklü ve sarsıcı bir değişiklik gerçekleştirmiştir. Bu düzenlemenin temel felsefesi, yerel yönetimlerin ticari esnekliğini merkezi idarenin idari denetimiyle sıkı sıkıya dengelemek ve belediyelerin alt iştirakler veya zincirleme ortaklıklar üzerinden merkezi mali kontrolden kaçmasının önünü tamamen kesmektir.
Yeni düzenlemeye göre; Yeni şirket kurulması, Kooperatif kurulması, Mevcut veya kurulacak şirketlere sermaye katılımı, Bedelsiz devir yoluyla gerçekleşenler dahil hisse edinimleri, Şirket veya kooperatiflere ortak olunması, Cumhurbaşkanı iznine tabi hale getirilmiştir.
Bu düzenleme ile amaçlanan temel yaklaşım; belediye şirketlerinin faaliyetlerinde kamu kaynaklarının daha etkin kullanılması, mali disiplinin güçlendirilmesi ve daha kontrollü bir yönetim anlayışının oluşturulmasıdır.
Eski Uygulama ve Yeni Dönem Arasındaki Fark; Daha önce uygulamada bazı işlemler bakımından belediye meclisi kararları yeterli görülmekte, özellikle bedelsiz pay edinimi veya bazı sermaye işlemleri konusunda farklı değerlendirmeler yapılabilmekteydi.
Yeni düzenleme ise izin kapsamını genişleterek yoruma açık alanları azaltmayı hedeflemiştir. Artık sadece belediyenin doğrudan şirket kurması değil, belediye şirketleri ve bağlı ekonomik yapılarının gerçekleştireceği bazı ortaklık ve sermaye işlemleri de aynı hukuki çerçevede değerlendirilmektedir.
Son dönemde yapılan düzenlemelerle birlikte belediye şirketleri açısından yeni bir hukuki dönem başlamıştır. Özellikle 7579 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler, belediyelerin ve iştiraklerinin şirketleşme süreçlerinde daha kontrollü ve denetimli bir yapının oluşmasını hedeflemiştir.
Şirketlerde Gelişme; Belediye şirketlerinin hukuki temelini öncelikle 5393 sayılı Belediye Kanunu oluşturmaktadır. Belediye Kanunu, belediyelere görev alanlarıyla ilgili konularda şirket kurma veya mevcut şirketlere ortak olma imkânı tanımıştır.
Büyükşehir belediyeleri açısından ise 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu özel düzenlemeler içermektedir. Bu hükümler doğrultusunda birçok büyükşehir belediyesi ulaşım, enerji, çevre, kültür, teknoloji ve sosyal hizmet alanlarında iştirakler oluşturmuştur.
Ancak belediye şirketlerinin artmasıyla birlikte bazı temel sorular gündeme gelmiştir:
Belediye şirketleri ne ölçüde kamu kurallarına tabi olmalıdır?
Kamu kaynağı kullanan şirketlerin denetimi nasıl yapılmalıdır?
Şirketleşme yöntemi ihale ve mali disiplin kurallarının dışında bir alan oluşturabilir mi?
Belediye iştirakleri aracılığıyla dolaylı şirketleşme yapılabilir mi?
Bu sorular, yeni düzenlemelerin temel gerekçelerinden biri olmuştur.
7579 sayılı Kanun’un 17. maddesiyle 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un 26. maddesinde yapılan değişiklik, belediye şirketleri açısından önemli bir hukuki değişiklik meydana getirmiştir.
Yeni düzenlemeyle birlikte; yeni şirket kurulması, mevcut veya kurulacak şirketlere sermaye katılımı, bedelli veya bedelsiz hisse edinimi, ortaklık işlemleri, Cumhurbaşkanı izni şartına bağlanmıştır.
Bu düzenlemenin temel amacı belediyelerin ekonomik faaliyetlerini engellemek değil; kamu kaynaklarının daha planlı, kontrollü ve hesap verebilir şekilde kullanılmasını sağlamaktır.
Özellikle geçmişte uygulamada tartışma konusu olan bedelsiz hisse edinimleri, sermaye artırımları ve iştirakler aracılığıyla yapılan dolaylı ortaklık işlemleri bakımından daha açık bir hukuki çerçeve oluşturulmuştur.
Yeni dönemle birlikte belediye meclis kararları önemini korumakla birlikte, bazı şirketleşme işlemleri bakımından tek başına yeterli olmayacaktır. İşlemin niteliğine göre Cumhurbaşkanı izni gerekliliği ayrıca değerlendirilmelidir. Belediye şirketlerinin bir diğer önemli boyutu ise mali disiplindir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu; kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasını temel ilke olarak kabul etmektedir.
Bu nedenle belediye şirketlerinde; güçlü mali planlama, etkin bütçe yönetimi, iç kontrol mekanizmaları, şeffaf raporlama, hesap verebilir yönetim, büyük önem taşımaktadır.
Ayrıca belediye şirketlerinin ihale süreçleri de önemli bir denetim alanıdır. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında yapılan hizmet alımları, doğrudan temin süreçleri ve istisna hükümleri hukuka uygun şekilde uygulanmalıdır.
Sayıştay denetimleri, belediye şirketleri bakımından özellikle kamu zararının önlenmesi, kaynakların doğru kullanılması ve mevzuata uygun işlem yapılması açısından büyük önem taşımaktadır.
Denetim anlayışı yalnızca hata arayan bir mekanizma değil; daha iyi yönetim oluşturmayı amaçlayan bir rehber olmalıdır.
Belediye şirketlerinde insan kaynağı yönetimi de ayrı bir öneme sahiptir. Şirketlerin başarısı, yalnızca kuruluş amacıyla değil, doğru yönetici seçimi, liyakat, uzmanlık ve kurumsal yönetim anlayışıyla mümkündür.
Bir belediye şirketi ancak; profesyonel yönetim, şeffaflık, etik yönetim, mali sorumluluk, vatandaş odaklı hizmet anlayışı ile gerçek anlamda başarılı olabilir.
Bakanlık Görüşü Işığında Diğer İstisnalar ve Yasaklar: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın resmi değerlendirmesinde, sistemin kilitlenmesini önleyecek diğer önemli netleştirmeler de yer almaktadır.
Belediye Şirketleri Kamu Yararı İçin Bir Araçtır, Belediye şirketleri ticaret hukuku bakımından şirket statüsünde olsa da temel bağlantıları kamu hizmetleridir. Bu nedenle bir belediye şirketinin başarısı sadece ekonomik kâr ile ölçülmemelidir.
Başarı;
Vatandaşa daha kaliteli hizmet sunmak,
Kaynakları verimli kullanmak,
Şeffaf ve hesap verebilir olmak,
Kamu yararını korumak, ilkeleriyle değerlendirilmelidir.
Belediye şirketleri, kamu hizmetlerinin özel hukuk esnekliğiyle yürütülmesini sağlayabilir. Ancak bu esneklik hiçbir zaman kamu sorumluluğunun ortadan kalkması anlamına gelmez.
Mali Disiplin ve Hesap Verebilirlik; 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasını temel ilkeler arasında kabul etmektedir.
Belediye şirketleri de kamu kaynaklarıyla ilişkileri nedeniyle;
*Mali planlama,
*Etkin bütçe yönetimi,
*İç kontrol,
*Denetim, konularında güçlü bir yönetim anlayışına sahip olmalıdır.
*Kamu yönetiminde güvenin temel şartı, yapılan işlemlerin hukuka uygun ve vatandaş tarafından anlaşılabilir olmasıdır.
Sayıştay ve Denetim Boyutu; Yerel yönetimlerde denetim mekanizması, hizmet kalitesinin ve mali sorumluluğun korunması açısından büyük önem taşımaktadır.
Belediye şirketleriyle ilgili işlemler; belediye bütçesi, kamu kaynakları ve yönetim sorumluluğu bakımından değerlendirilirken denetim ilkeleri göz önünde bulundurulmalıdır. Denetim sadece hata arama değil; doğru yönetimi geliştirme aracıdır.
Liyakat ve Profesyonel Yönetim Gereği; Belediye şirketlerinde en önemli konulardan biri de insan kaynağı yönetimidir.
Şirketlerin başarılı olabilmesi için;
Alanında uzman yöneticiler,
Liyakat esaslı görevlendirme,
Kurumsal yönetim anlayışı, gereklidir.
Aksi durumda şirketler hizmet aracı olmaktan uzaklaşabilir ve kurumsal verimlilik zarar görebilir.
Genişleyen Kurumsal Kapsam ve "Dolaylı İştirak" Barajı: Eski düzenleme döneminde, kanunda sadece "belediyeler" ifadesi geçtiği için, belediyelerin kendi kurdukları şirketlerin (iştiraklerin) gidip başka bir alt şirket kurması veya bir kooperatife ortak olması durumunda Cumhurbaşkanlığı izni aranmıyordu. Bu durum, belediyelerin 3. ve 4. derece alt şirketler kurarak denetim dışı holdingleşme yapıları oluşturmasına yol açmaktaydı.
7579 sayılı Kanun ile bu gri alan tamamen kapatılmıştır. Yeni yasal metne göre denetim ağına şu kurumlar dahil edilmiştir:
• Mahalli idareler (Belediyeler, İl Özel İdareleri),
• Belediyelere bağlı kuruluşlar (EGO, İSKİ, İZSU, ASKİ vb. genel müdürlükler),
• Mahalli idare birlikleri (Katı atık birlikleri, turizm altyapı birlikleri vb.),
• Bu kurumların doğrudan veya dolaylı olarak, birlikte veya ayrı ayrı sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldukları tüm iştirakler, alt şirketler ve kooperatifler.
Cumhurbaşkanı İznine Tabi İşlemlerin sınıflandırılması ve isimlendirilmesi:
Yukarıda sayılan kurum ve iştiraklerin gerçekleştireceği şu dört temel işlem grubu, belediye meclisi kararı olsa dahi, Cumhurbaşkanı izni olmaksızın ilgili izin prosedürü tamamlanmadan tescil işlemi gerçekleştirilemez.
1. Yeni Şirket Kurulması: Sıfırdan bir anonim veya limited şirket tüzel kişiliğinin oluşturulması.
2. Kooperatif Kurulması veya Ortak Olunması: Özellikle kentsel dönüşüm, tarımsal kalkınma ve toplu konut projelerinde belediye iştiraklerinin kooperatiflere katılım sağlaması.
3. Sermaye Katılımında Bulunulması: Kurulmuş veya kurulacak olan şirketlere nakdi veya ayni sermaye konularak ortaklık payı edinilmesi.
4. Her Türlü Hisse Edinimi ve Ortak Olunması: Bütçeden para çıkışı gerektirmeyen bedelsiz devirler (hibe), bağışlar, vasiyetler veya rüçhan hakkı genişletmeleri yoluyla ortaya çıkan tüm hisse devralma işlemleri bu kapsama alınmıştır.
Kritik Geçiş ve Derhal Uygulama İlkesi: Kanunun yürürlük tarihi olan 22.05.2026'dan önce belediye meclisi kararı alınmış, noter onayları yapılmış veya hisse devir sözleşmesi imzalanmış olsa dahi, ticaret sicilinde tescili henüz tamamlanmamış (tekemmül etmemiş) tüm işlemler yeni kanun hükmüne tabidir ve Cumhurbaşkanı izni alınması zorunludur. Tescili izinsiz yapan ticaret sicil müdürleri idari ve hukuki sorumluluk taşır.
Uygulamadaki Rüçhan Hakkı ve Tür Değişikliği: Kanunun yürürlüğe girmesinin ardından, uygulamada ticaret sicil müdürlükleri ile yerel yönetimler arasında ciddi bir hukuki tıkanıklık yaşanmıştır. Bu uyuşmazlığı çözmek amacıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü 19.06.2026 tarihinde resmi bir görüş yazısı (E-14399437-622.02-15951193) yayımlamıştır. Bu resmi görüşe göre işlemler ikiye ayrılmaktadır:
Cumhurbaşkanı İznine Tabi Olmayan İstisnai İşlemler (Bakanlık Yorumu):
o Mevcut Pay Oranını Koruyan Sermaye Artırımları: Şirketin sermaye artırımında, belediyenin veya iştirakin şirketteki mevcut hisse oranını (örneğin %99) korumak amacıyla gerçekleştirdiği, yeni bir hisse edinimi doğurmayan normal rüçhan hakkı kullanımları izne tabi değildir.
o Şirket Tür Değişiklikleri: TTK hükümleri uyarınca limited şirketten anonim şirkete geçiş gibi işlemler, ortaya yeni bir ortaklık veya yeni bir şirket kuruluşu çıkarmayıp mevcut şirketin hukuki devamlılığını sağladığı için izne tabi değildir.
o Faaliyet Konusu Değişikliği ve Pay Devri İçermeyen Esas Sözleşme Tadilleri: Şirketin mevcut ana sözleşmesine yeni bir faaliyet alanı (örneğin yenilenebilir enerji üretimi) eklenmesi izne tabi değildir.
o Bütçe İçi İşletmeler: 5393 sayılı Kanun’un 71. maddesi uyarınca kurulan ve ticaret siciline tescili gerekmeyen bütçe içi işletmeler bu kanun kapsamında değil, İçişleri/Çevre Bakanlığı iznine tabidir.
• Ticaret Sicil Müdürlüklerinin Katı Tutumu: Bakanlığın bu rahatlatıcı görüşüne rağmen, bazı Ticaret Sicil Müdürlükleri kanundaki "her türlü sermaye katılımı" ibaresinin emredici niteliğini öne sürerek, normal rüçhan hakkı kullanımlarında dahi nakit aktarımı yapıldığı gerekçesiyle tescil taleplerini reddetmekte ve Cumhurbaşkanlığı izni ısrarını sürdürmektedir. Bu durum yerel şirketlerin sermaye yapılarını güçlendirmesini geciktirmektedir.
Personel rejimi, %30-%40 malı sınırları ve tasarruf tedbirleri: Belediye şirketlerindeki insan kaynağı yönetimi ve personel istihdam politikaları hem kurumsal mali dengelerin korunması hem de kamusal bütçe disiplini açısından en katı yasal sınırlandırmalara tabi tutulan alandır.
İş Hukuku ve Kamu Hukuku Arasında Sıkışan Statü: 696 Sayılı KHK İşçileri: 696 sayılı KHK ile taşeron firmalardan kurtarılarak belediye şirketlerine (özellikle münhasıran personel çalıştırmak üzere kurulan KHK şirketlerine) geçirilen yüz binlerce işçinin hukuki statüsü kendine özgü bir yapıya sahiptir. Bu işçiler kamu hizmeti gördükleri için "kamu işçisi" statüsündedirler; ancak 657 sayılı Kanun'a tabi memur veya sözleşmeli personel olmadıkları gibi, güvenceleri de devlet memurluğu kapsamında değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 9. Hukuk Dairesi'nin istikrarlı kararlarına göre, bu işçilerin tüm bireysel ve toplu iş hukuku uyuşmazlıklarında (kıdem tazminatı hesabı, ihbar, fazla mesai, sendikal haklar ve toplu iş sözleşmesi yorumu) adli yargı (İş Mahkemeleri) görevlidir ve uyuşmazlıklara 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri uygulanır.
Personel Giderlerinin Kırmızı Çizgisi: %30 ve %40 Sınırları, Belediye Şirketleri Norm Kadro İlke ve Standartları mevzuatı ile Belediye Kanunu'nun ek hükümleri uyarınca, belediyelerin doğrudan personel giderleri ile şirketlerden hizmet alımı yoluyla çalıştırılan personelin belediyeye olan toplam maliyetinin toplamı; belediyenin en son gerçekleşen bütçe gelirlerinin (yeniden değerleme oranıyla artırılmış haliyle):
• Büyükşehir belediyelerinde %30'unu,
• Diğer belediyelerde (il, ilçe, belde) %40'ını yasal olarak aşamaz.
Bu oranların aşılması durumunda, ilgili belediye ve şirketleri hiçbir şekilde yeni personel istihdam edemez, işçi alım ilanı açamaz. Eğer bu sınırlara rağmen siyasi veya idari saiklerle usulsüz personel alımı yapılırsa, Sayıştay denetçileri söz konusu personel maaşlarını ve SGK primlerini onaylayan harcama yetkililerine ve belediye başkanına şahsi borç (kamu zararı tazmini) olarak rücu eder.
2024/7 Sayılı Tasarruf Tedbirleri Genelgesi: Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan 2024/7 sayılı Tasarruf Tedbirleri Genelgesi, belediyelerin yanı sıra sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldukları tüm iştirakleri ve alt şirketleri de mutlak surette bağlamaktadır. Bu kapsamda şirketlerde şu katı kurallar uygulanmaktadır:
• İstihdam Kotası: Şirketler, ancak bir önceki yıl içinde emekli olan, istifa eden veya vefat eden personel sayısı kadar (birebir oranında) yeni personel istihdam edebilirler. Bunun dışında kadro genişletmesi yapılamaz.
• Araç ve Demirbaş Kısıtı: Şirket bütçelerinden lüks veya yabancı menşeli binek araç kiralanması ya da satın alınması kesinlikle yasaktır.
• Temsil ve Tanıtım Yasağı: Şirketlerin faaliyet alanıyla doğrudan (ticari olarak) ilgili olmayan hiçbir yerel festivale, spor kulübüne veya organizasyona sponsor olması, reklam vermesi, lüks ağırlama ve ikram harcaması yapması yasaklanmıştır.
İhale, satın alma süreçleri ve "alt taşeron" yasağı (kamu zararı): Belediye şirketlerinin mal, hizmet ve yapım işi tedarik süreçleri kamu kaynaklarının harcanması niteliğinde olduğundan, ilkesel olarak 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu (KİK) hükümlerine tabidir. Ancak kanun koyucu, yerel hizmetlerin aksamaması amacıyla belediyeler ile kendi şirketleri arasında bazı muafiyetler tanımıştır.
Doğrudan Hizmet Alımı ve İstisna Maddelerinin Sınırı: Belediyeler, Kamu İhale Kanunu'nun 3/g maddesindeki ticari ve sınai faaliyet istisnalarına veya 375 sayılı KHK’nın ek 20. maddesine dayanarak, temizlik, sayaç okuma, park-bahçe bakımı, güvenlik gibi münhasıran personel çalıştırılmasına dayalı hizmetleri, ihale açmaksızın doğrudan kendi kurdukları KHK şirketlerine devredebilmektedirler. Bu durum idari hızı artırmak adına yasal bir imkandır.
Sayıştay Temyiz Kurulu’nun Emsal "Alt Taşeron" Kararı (Tutanak No: 49512): Belediyelerin kendi şirketlerine ihalesiz olarak doğrudan iş devretme esnekliği, söz konusu şirketler tarafından bir "aracılık kurumu" gibi kullanılamaz. Uygulamada bazı belediye şirketleri, belediyeden doğrudan (ihalesiz) aldıkları devasa bütçeli hizmet veya yapım işlerini, kendi bünyelerinde işçi veya teknik ekipman bulunmadığı gerekçesiyle, piyasadaki özel firmalara alt yüklenici (taşeron) sıfatıyla ve yine ihalesiz/pazarlık usulüyle devretmekteydi.
Sayıştay Temyiz Kurulu’nun yerleşik içtihatlarına göre; belediye şirketinin belediyeden bizzat yürütmek üzere doğrudan aldığı bir işi, kendi yapmayıp kısmen veya tamamen özel sektöre alt taşeron sıfatıyla devretmesi kesinlikle hukuka aykırıdır. Sayıştay bu hileli yöntemi, "kamu ihale mevzuatının emredici ve rekabeti sağlayıcı hükümlerinin arkasından dolanarak piyasaya ihalesiz iş paylamak" olarak tanımlar. Bu durumda Sayıştay, belediyenin şirkete ödediği tutar ile şirketin özel firmaya yaptırdığı tutar arasındaki tüm fiyat farklarını, komisyonları ve usulsüz ödemeleri doğrudan "Kamu Zararı" ilan eder ve bu zararı belediye başkanına, harcama yetkilisine ve şirket yönetim kurulu üyelerine müştereken ve müteselsilen (şahsi mal varlıklarından) tahsil ettirir.
Türk Ceza Kanunu (TCK) Karşısında "KAMU GÖREVLİSİ" Sıfatı ve Cezai Sorumluluk: Belediye şirketlerinin yönetim ve organizasyon yapısı, ceza hukuku boyutuyla en yüksek risk barındıran alanlardan biridir. Şirket tüzel kişiliği ticaret siciline kayıtlı bir özel hukuk süjesi olsa da yöneticilerin ve personelin fiilleri karşısındaki ceza hukuku yaptırımları tamamen kamu hukuku statüsündedir.
TCK Madde 6/1-c Kapsamında Kamu Görevlisi Tanımı: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 6. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde kamu görevlisi; "kamusal faaliyete katılan, kamu adına görev yapan veya kamu kaynağı kullanan her kişi" olarak esnek ve geniş bir şekilde tanımlanmıştır.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin (görev suçlarına bakan daire) istikrarlı ve birleşik emsal kararlarına göre; belediye şirketlerinin yönetim kurulu başkan ve üyeleri, genel müdürleri, müdür yardımcıları, imza yetkisine haiz muhasebe ve satın alma şefleri, kamusal bir sermayeyi yönettikleri ve harcadıkları için ceza hukuku uygulamasında tereddütsüz birer "Kamu Görevlisi" sayılırlar.
Ağırlaştırılmış Ceza Rejimi ve Görev Suçları: Bu yasal statünün doğal ve kaçınılmaz sonucu olarak, belediye şirketi yöneticileri şirket bünyesinde gerçekleştirdikleri usulsüz eylemler nedeniyle yargılanırken, özel sektördeki bir şirket müdürü gibi değil, bir devlet memuru veya vali gibi yargılanırlar. İşlenen suçlarda doğrudan şu ağırlaştırılmış yaptırımlar uygulanır:
• Zimmet (TCK Md. 247): Şirket kasasından veya hesaplarından amaca aykırı para aktarılması, şirket malının şahsi veya siyasi menfaat için kullanılması durumunda nitelikli zimmet suçundan hapis cezası verilir.
• İhaleye Fesat Karıştırma (TCK Md. 235): Şirketin satın alma ve ihale süreçlerinde belirli firmalara avantaj sağlanması veya rekabetin engellenmesi durumunda doğrudan bu maddeden dava açılır.
• Görevi Kötüye Kullanma (TCK Md. 257): Tasarruf tedbirlerine aykırı harcama yapılması veya yasal sınırlara uyulmaması durumunda kamu zararı oluşmasa dahi görevi kötüye kullanma suçu teşkil eder.
Belediye Şirketlerine Sonuç olarak güçlü belediyecilik, güçlü hukuk rejimi ve kamu yararı odaklı stratejik yönetim anlayışı olmalıdır.
Belediye şirketleri, modern kent yönetiminde hızı, operasyonel verimliliği, sektörel uzmanlaşmayı ve idari esnekliği sağlayan; doğru kurgulandığı ve dürüst yönetildiği takdirde yerel yönetimlerin hizmet kapasitesini en üst düzeye ulaştıran vazgeçilmez ekonomik enstrümanlardır. Ancak Türkiye genelindeki yüksek yargı organlarının (Danıştay, Yargıtay) mülga ve güncel kararları ile Sayıştay'ın denetim raporlarında ortaya koyduğu tavizsiz irade; bu şirketlerin sahip olduğu "özel hukuk tüzel kişiliği ve tacir esnekliğinin", hiçbir zaman kamu kaynaklarının denetimden kaçırılmasına veya yasal yükümlülüklerin arkasından dolanılmasına bir kalkan olamayacağı yönündedir.
7579 sayılı Kanun’un 17. maddesiyle 2026 yılı itibarıyla başlayan yeni dönem, belediye şirketlerinde daha fazla merkezi kontrol, daha sıkı idari denetimden kaçınılmaz bir mali disiplin anlayışını hukuki bir zorunluluk olarak yerel yönetimlerin önüne koymuştur. Bu düzenlemelerin temel makro amacı, belediyelerin kentsel hizmet üretme kabiliyetlerini engellemek değil; aksine yerel borçlanma krizlerinin önüne geçmek ve vatandaşın vergilerinden oluşan kamu kaynaklarının daha planlı, kontrollü, hesap verebilir ve rasyonel kullanılmasını güvence altına almaktır.
Yerel yönetimlerde asıl ve sürdürülebilir başarı; belediyenin kontrol ettiği iştirak sayısı veya bu şirketlerin mali cirolarının büyüklüğüyle değil; kent halkına ne ölçüde adil, ucuz, kaliteli ve kesintisiz kamu hizmeti ulaştırabildiğiyle ölçülür. Vizyoner bir yönetim modeli sergilemek isteyen belediyeler; iştiraklerini salt birer siyasi kadrolaşma alanı, lüks harcama kapısı veya ihalesiz iş başlama aracı olarak görmekten tamamen vazgeçmelidir.
İdari işleyişin kilitlenmemesi ve şirketlerin sermaye artırımı gibi zorunlu ticari hamlelerinin bürokratik engellere takılmaması adına, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nın getirdiği esnek "rüçhan hakkı" yorumu ile bazı Ticaret Sicil Müdürlüklerinin katı "mutlak izin" ısrarı arasındaki yorum çelişkisinin, Ticaret Bakanlığı ile müştereken yayımlanacak yasal bir sirkülerle ivedilikle netliğe kavuşturulması elzemdir. Bu geçiş sürecinde belediye iştiraklerinin, ağır cezai, adli veya mali yaptırımlarla (kamu zararı tazminleri ve TCK görev suçları davaları) karşılaşmamak adına, yapacakları her türlü sermaye, ortaklık, şirket birleşmesi ve hisse işlemlerinde bağlı bulundukları yerel ticaret sicil müdürlükleri ile ön mutabakat sağlayarak adımlarını atması en rasyonel ve koruyucu hukuki yaklaşım olacaktır. Sonuç olarak; güçlü ve müreffeh bir yerel yönetim yapısı, ancak güçlü bir hukuk rejimine sadakatle, liyakatli yönetim kadrolarıyla, şeffaf iç kontrol mekanizmalarıyla ve tavizsiz bir kamu yararı perspektifiyle inşa edilebilir.
Güçlü Belediyecilik, Güçlü Yönetimle Mümkündür; Belediye şirketleri, yerel yönetimlerin hizmet kapasitesini artırabilecek önemli yapılardır. Ancak bu yapıların başarısı sadece şirket kurmakla değil; doğru yönetim, güçlü denetim, şeffaflık ve kamu yararı anlayışıyla mümkündür. 7579 sayılı Kanun ile getirilen yeni düzenleme, belediye şirketlerinin kuruluş ve ortaklık süreçlerinde daha kontrollü bir dönemi başlatmıştır. Önemli olan; belediye şirketlerini engellemek değil, onları hukuka uygun, şeffaf ve vatandaşın yararına çalışan kurumlar haline getirmektir. Çünkü yerel yönetimlerde esas olan şirketleşme değil; vatandaşa kaliteli, adil ve sürdürülebilir hizmet sunma anlayışıdır.
Belediye şirketleri, günümüz yerel yönetim anlayışında önemli araçlardan biridir. Doğru yönetildiğinde belediyelerin hizmet kapasitesini artıran, uzmanlaşmayı sağlayan ve vatandaşlara daha kaliteli hizmet sunulmasına katkı veren yapılardır. Ancak belediye şirketleri hiçbir zaman kamu sorumluluğundan uzak, yalnızca ticari amaç taşıyan yapılar olarak görülmemelidir. Çünkü belediye şirketlerinin arkasında kamu kaynağı, vatandaşın vergisi ve kamu hizmeti anlayışı bulunmaktadır.
Güçlü Belediyecilik, Güçlü Yönetimle Mümkündür; Belediye şirketleri, yerel yönetimlerin hizmet kapasitesini artırabilecek önemli yapılardır. Ancak bu yapıların başarısı sadece şirket kurmakla değil; doğru yönetim, güçlü denetim, şeffaflık ve kamu yararı anlayışıyla mümkündür. 7579 sayılı Kanun ile getirilen yeni düzenleme, belediye şirketlerinin kuruluş ve ortaklık süreçlerinde daha kontrollü bir dönemi başlatmıştır. Önemli olan; belediye şirketlerini engellemek değil, onları hukuka uygun, şeffaf ve vatandaşın yararına çalışan kurumlar haline getirmektir. Çünkü yerel yönetimlerde esas olan şirketleşme değil; vatandaşa kaliteli, adil ve sürdürülebilir hizmet sunma anlayışıdır.
7579 sayılı Kanun ile başlayan yeni dönem; belediye şirketlerinde daha fazla kontrol, daha fazla şeffaflık ve daha güçlü mali disiplin anlayışını beraberinde getirmiştir. Önemli olan belediye şirketlerini azaltmak veya tamamen ortadan kaldırmak değil; onları hukuka uygun, etkin, verimli ve kamu yararına çalışan kurumsal yapılar hâline getirmektir.
Yerel yönetimlerde asıl başarı; kaç şirket kurulduğuyla değil, kaç vatandaşın hayatına kaliteli, adil ve sürdürülebilir hizmet ulaştırıldığıyla ölçülmelidir. Çünkü güçlü belediyecilik; güçlü hukuk, güçlü denetim ve güçlü yönetim anlayışıyla mümkündür.
Belediye şirketleri; doğru yönetildiğinde bir kentin çehresini değiştirebilecek, vatandaşa ucuz, kaliteli ve hızlı hizmet ulaştırabilecek harika birer hizmet enstrümanıdır. Ancak bu şirketlerin başarısı; liyakatli yönetim, mali şeffaflık ve siyasi kaygılardan uzak, tamamen kentin menfaatine odaklı bir işletme anlayışıyla doğrudan ilişkilidir. Modern kentlerin büyüme hızına ayak uydurabilmek için bu şirketlerin varlığı bugün artık bir lüks değil, zorunluluktur.
KAYNAKÇA
[1] 7579 Sayılı Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (07.05.2026 Tarihli Resmî Gazete, Sayı: 33140, Madde 17).
[2] 4046 Sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun (Mahalli İdarelerde Özelleştirme Uygulamaları Başlıklı Madde 26).
[3] 5393 Sayılı Belediye Kanunu (Meclisin Görev ve Yetkileri Başlıklı Madde 18/i, Şirket Kurulması Başlıklı Madde 70, İşletme Tesisi Başlıklı Madde 71).
[4] 5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu (Şirket Kurulması, İştirakler ve Doğrudan Hizmet Alımı Başlıklı Madde 26).
[5] 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu (Ticaret Şirketleri Genel Hükümleri, Tacir Sıfatı, Basiretli Yönetim İlkesi ve Yönetim Kurulunun Hukuki-Mali Sorumluluğu Esasları- Madde 18, 553).
[6] 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu (Kamu Kaynaklarının Etkili, Ekonomik ve Verimli Kullanılması İlkeleri, Stratejik Planlama ve Muhasebe Yetkililerinin Mali Sorumlulukları).
[7] 4734-4735 Sayılı Kamu İhale Kanunu (Kapsam, Temel İlkeler, İstisnalar Madde 3/g ve Kamu İhale Genel Tebliği Hükümleri).
[8] 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu (Kamu Görevlisi Tanımı, Zimmet, Rüşvet, İhaleye Fesat Karıştırma ve Görevi Kötüye Kullanma Suçları Rejimi- Madde 6/1-c, 235, 247, 257).
[9] 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (Ek Madde 20) ve 696 Sayılı KHK Hükümleri (Taşeron İşçilerin Şirketlere Geçiş Esasları).
[10] 4857 Sayılı İş Kanunu (Belediye Şirket İşçilerinin Kıdem, İhbar, Fazla Mesai ve Özlük Hakları Rejimi).
[11] T.C. Cumhurbaşkanlığı Tasarruf Tedbirleri Genelgesi (2024/7 Sayılı Resmî Gazete, Kamu Harcamaları, Araç Kiralama ve Personel İstihdamı Kısıtlamaları).
[12] T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü'nün 19.06.2026 tarihli ve E-14399437-622.02-15951193 sayılı "Belediye Şirketleri Hk." Resmi Görüş Yazısı.
[13] Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK), E. 2021/345, K. 2022/122 sayılı Emsal Hizmet Devri, İdari Vesayet ve Kamu Hukuku Denetimi Sınırları Kararı.
[14] Danıştay 13. Daire Başkanlığı, E. 2019/1102, K. 2020/567 sayılı Belediye Şirketi İhale İstisnası, Saydamlık ve Rekabet İlkesi Kararı.
[15] Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/9-874, K. 2021/412 sayılı Belediye Şirket İşçilerinin Kıdem Tazminatı Sorumluluğu ve Adli Yargının (İş Mahkemelerinin) Görev Alanı Kararı.
[16] Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2020/2134, K. 2022/4511 sayılı Şirket Müdürlerinin Ceza Hukuku Karşısındaki Kamu Görevlisi Sıfatı, Zimmet ve Ağırlaştırılmış Ceza Rejimi Kararı.
[17] Sayıştay Temyiz Kurulu, 10.11.2021 tarihli ve 49512 tutanak sayılı "Belediye Şirketlerinin Doğrudan Aldığı Hizmet İşini Özel Sektöre Alt Taşeron Sıfatıyla İhalesiz Devredemeyeceğine ve Oluşan Fiyat Farkının Kamu Zararı Olarak Tazminine" Dair Emsal Kararı.
[18] Sayıştay Genel Kurulu, Mahalli İdareler Genel Denetim Raporları ve Belediye İştirakleri Özel İnceleme ve Bulguları Raporu (2020-2025 Dönemi Verileri).
[19] Belediye Şirketleri Norm Kadro İlke ve Standartları Yönetmeliği ile Mahalli İdare Şirketlerinin Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımı Yönetmeliği (%30 ve %40 Gider Limitleri Sınırı).
[20] Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Hukuk Komisyonu Yayınları, "Yerel Yönetimlerde Şirketlerin Hukuki, İdari ve Mali Yönetimi, Ortaklık Süreçleri ve Denetim Rehberi", Ankara.
[21] 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname
[22] Sayıştay Başkanlığı Mahalli İdareler Denetim Raporları
[23] Türkiye Belediyeler Birliği Yerel Yönetimler Yayınları
[24] Danıştay ve Yargıtay ilgili kararları
[25] İçişleri Bakanlığı – Mahalli İdareler Mevzuatı