Süleyman Güneş

Bu Hayatta Bazı İnsanlarla Düşman Olmaya Bile Değmezler.

Süleyman Güneş

Kamu Yönetim Uzmanı ve Kamu Muhasebe Yetkilisi Süleyman Güneş yeni bir yazı kaleme aldı. Güneş kaleme aldığı yazısında " Bu Hayatta Bazı İnsanlarla Düşman Olmaya Bile Değmezler, konulu yazısında önemli bir konuyu aktardı.
Güneş’in yazısına şöyle devam etti. Karekter

İnsan Olmanın Kıymeti Karakterle Ölçülür

“Adam olmayana düşman bile olmam.”

Toplumda yıllardır dilden dile dolaşan bu söz, çoğu zaman Âşık Veysel’e atfedilir. Kaynağı kesin olarak doğrulanmamış olsa da taşıdığı anlam, insanlık tarihinin en önemli ahlaki derslerinden biridir.

Çünkü bu söz, aslında düşmanlıktan değil; insanın karakterinden bahseder.

Düşmanlık bile bir seviye ister.

Eskiler, “Düşmanın da mert olsun.” derdi. Çünkü mert insanla mücadele edersiniz; onun ne yapacağını, hangi sınırı aşmayacağını bilirsiniz. Fakat karakterini kaybetmiş, doğruluktan uzaklaşmış bir insanın ne dostluğu güven verir ne de düşmanlığı ciddiye alınır.

İnsan bazen hayatının en büyük dersini dostlarından değil, düşmanlarından alır.

Tarih bunun örnekleriyle doludur. Mert insanlar birbirleriyle mücadele etmiş, ancak mücadeleleri bittikten sonra birbirlerine saygı göstermeyi bilmişlerdir. Çünkü karakter, sadece dostlukta değil; rekabette de kendini gösterir.

Atalarımız boşuna söylememiştir:

“Yiğit düştüğü yerden kalkar.”

Çünkü yiğitlik, hiç düşmemek değil; düştüğünde onurunu kaybetmemektir.

Yine ne güzel söylenmiştir:

“Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz.”

Karakteri bozuk bir insandan doğruluk beklemek, kırık pusulayla yön bulmaya çalışmak gibidir.

Konfüçyüs ise asırlar öncesinden şöyle seslenir:

“Asil insan kusuru kendinde arar, basit insan başkasında.”

Gerçek olgunluk, başkalarını suçlamakta değil; önce kendini sorgulayabilmektedir.

Hz. Mevlânâ’nın şu sözü de insan ilişkilerinin özünü anlatır:

“Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol.”

Çünkü insanın yüzü değişebilir, makamı değişebilir, serveti değişebilir; fakat karakteri değiştiğinde geriye hiçbir şey kalmaz.

Bugün toplum olarak en büyük eksikliklerimizden biri de budur.

Bilgi arttı…

Teknoloji gelişti…

İletişim kolaylaştı…

Ama nezaket azaldı.

Empati zayıfladı.

Vicdan sessizleşti.

Eskiden insanlar “ayıp olur” diye yanlış yapmaktan çekinirdi.

Bugün ise “yakalanırsam ayıp olur” anlayışı yaygınlaşıyor.

Oysa ahlak, kimsenin görmediği yerde de doğru kalabilmektir.

Hz. Ali’nin şu sözü bu gerçeği özetler:

“İnsanların en değerlisi, ahlakı en güzel olandır.”

Mustafa Kemal Atatürk de milletlerin yükselişini sadece ekonomik güçte değil, ahlakta görmüştür:

“Bir milletin ahlak değeri, o milletin yükselmesini sağlar.”

Toplumun temel taşı kanunlar değildir.

Kanunlar düzen sağlar.

Vicdan ise huzur sağlar.

Kanun korkusuyla dürüst olunmaz.

Karakterle dürüst olunur.

İşte bu yüzden bazı insanlar hayatımıza dost olarak girer; bazıları ise bize yalnızca ders vermek için uğrar.

Her tanıştığımız insanı dost yapmak zorunda değiliz.

Her yanlış yapanla kavga etmek zorunda da değiliz.

Çünkü bazen en büyük cevap sessizliktir.

Bazen en ağır ceza, yok saymaktır.

Bazen en büyük asalet, seviyeni koruyabilmektir.

Yunus Emre ne güzel söylemiştir:

“Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm.”

İnsan olmak, yalnızca bedenen var olmak değildir; gönülle, vicdanla ve ahlakla yaşamaktır.

Sonuç olarak şunu unutmamak gerekir:

Düşmanlık bile bir değeri hak edene yapılır.

Karakterini kaybetmiş bir insanla mücadele etmek, çamura taş atmaktan farksızdır; sıçrayan sadece çamur olur.

Hayat bize herkesi değiştirme görevi vermedi.

Ama kendimizi koruma sorumluluğu verdi.

Bu nedenle insan, önce kendi karakterini inşa etmeli; sonra çevresini seçmelidir.

Çünkü karakter, insanın servetidir. Güven ise onun mirasıdır.

Ve belki de bütün bu yazıyı tek cümlede özetleyen en güzel atasözü şudur:

“Aslanla gezen aslan olur, çakalla gezen ulumayı öğrenir.”

İnsan, bulunduğu çevrenin aynasıdır.

Öyleyse dostumuzu da, mücadelemizi de, susacağımız yeri de iyi seçelim.

Çünkü her insan muhatap olmaya bile değmez.

Çünkü Güç noktası değiştiğinde bu kişiler karekteri geri yeni güç merkezlerine doğru hızlı bir şekilde akı. Edecekler.
Neden mi çünkü gücün makamın yeri değişti.
Zamanla bu hayatta çok karektersiz ve ahlaksız gördü bu gözler.
Ne diyelim, zamana  bırakalım gitsin.
Sevgiyle kalın.

Yazarın Diğer Yazıları