Süleyman Güneş

Yüzümüz, Sözümüz ve Özümüz...

Süleyman Güneş

Kamu Yönetim Uzmanı ve Kamu Muhasebe Yetkilisi Süleyman Güneş yeni bir yazı kaleme aldı. Güneş kaleme aldığı yazısında " Yüzümüz, Sözümüz ve Özümüz, konulu yazısında önemli bir konuyu aktardı.
Güneş’in yazısına şöyle devam etti. Yüz Mü .... 
İnsan, yeryüzünde sadece aklıyla değil; vicdanı, merhameti ve ahlakıyla değer kazanan bir varlıktır. Ne var ki yaşadığımız çağ, insanın iç dünyasını değil, dış görünüşünü öne çıkaran bir anlayışı adeta hayatın merkezine yerleştirmiş durumda. Sosyal medya filtreleriyle kusursuzlaştırılan yüzler, gösterişli yaşamlar, süslü cümlelerle inşa edilen sahte imajlar ve alkış almak adına sergilenen yapay davranışlar… Her şey görünmeye, dikkat çekmeye ve beğenilmeye odaklanmış durumda.
Oysa insanın gerçek değeri, başkalarının gördüğü yüzünde değil; kimsenin görmediği yüreğinde saklıdır. Bu gerçeği yıllar önce söylenmiş veciz bir söz ne kadar güzel anlatıyor: “Yüreğinde güzellik yoksa insanın ne yüzü güzel olur ne sözü ne de özü.” Aslında bu kısa cümle, insan karakterini anlatan uzun kitapların özeti gibidir.
Yüzümüz Kalbimizin Aynasıdır; İnsanlar birbirlerini ilk bakışta yüzleriyle tanırlar. Fakat zaman geçtikçe yüzün güzelliği değil, o yüze anlam veren duygu ve karakter dikkat çekmeye başlar. Gerçek tebessüm ile yapmacık gülümseme arasındaki farkı herkes hisseder. Merhamet taşıyan gözlerle, kibir taşıyan gözler birbirine benzemez. İçinde sevgi bulunan insanın bakışı bile huzur verir.
Buna karşılık öfke, kıskançlık ve kinle dolu bir kalbin izleri zamanla yüze yansır. Eskiler boşuna “Kalp neyle doluysa yüz onu söyler.” dememişlerdir. Bugün estetik operasyonlar, kozmetik ürünler ve dijital filtreler dış görünüşü değiştirebilir. Ancak hiçbir teknoloji insanın vicdanını güzelleştiremez. Çünkü gerçek güzellik ciltte değil, karakterde başlar.
Sözün Gücü Kalbin Temizliğinden Gelir; Konuşmak kolaydır, Etkileyici cümleler kurmak da öyle… Fakat insanı değerli yapan yalnızca konuşması değildir; söylediği sözün samimiyetidir. Tatlı dil sadece güzel kelimeler kullanmak değildir. Karşımızdakini incitmeden konuşabilmek, farklı düşüncelere saygı gösterebilmek, öfke anında bile ölçüyü koruyabilmektir.
Bugün ne yazık ki iletişim araçları çoğaldıkça insanlar birbirini daha az anlamaya başladı. Bir tuşla gönderilen kırıcı bir mesaj, yılların dostluğunu bitirebiliyor. Sosyal medyada yazılan düşüncesiz bir yorum, bir insanın onurunu zedeleyebiliyor.  Oysa kelimeler, sahibinin karakterini ele verir.
Atalarımız “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.” derken yalnızca güzel konuşmayı değil; gönül kazanmayı anlatıyordu. Çünkü söz, kalpten çıkarsa kalbe ulaşır.

Özümüz; Kimsenin Görmediği Gerçek Kimliğimiz, İnsanın en büyük sınavı, yalnız kaldığında nasıl davrandığıdır. 
Kimse görmüyorken dürüst kalabiliyor muyuz?

Menfaat söz konusu olduğunda adaletten vazgeçiyor muyuz?

Elimize güç geçtiğinde tevazumuzu koruyabiliyor muyuz?

İşte bütün bu soruların cevabı özümüzde gizlidir.

Makamlar, servetler, unvanlar ve şöhret gelip geçicidir. Karakter ise insanın ömür boyu taşıdığı en büyük sermayesidir.  Bugün toplumların en fazla ihtiyaç duyduğu şey, bilgi sahibi insanlar kadar ahlak sahibi insanlardır. Çünkü bilgi kötü niyetli ellerde zarar verebilir; fakat güzel ahlak daima iyiliği büyütür.
Medeniyetler Kalple İnşa Edilir; Bir toplumun gelişmişliği yalnızca yollarıyla, binalarıyla veya teknolojisiyle ölçülemez.
Gerçek medeniyet; insanların birbirine duyduğu saygıyla, adalet duygusuyla ve merhametiyle ölçülür.
Komşusunun derdiyle ilgilenmeyen bir toplum ne kadar zengin olursa olsun eksiktir.
Yaşlısına sahip çıkmayan bir millet güçlü görünse bile içten içe zayıflamaktadır.
Çocuklarına sadece başarıyı öğreten fakat iyiliği öğretemeyen toplumlar gelecekte ciddi ahlaki sorunlarla karşılaşacaktır. Çünkü iyi insan yetişmeden güçlü toplum kurulamaz.
Büyük İnsanların Ortak Özelliği; Tarih boyunca iz bırakan insanların ortak noktası yalnızca zekâları değildir. Onları unutulmaz yapan, taşıdıkları yüksek ahlaktır. Malı, makamı ve gücü olan çok insan gelmiş geçmiştir. Fakat gönüllere dokunabilen insanlar yüzyıllar boyunca yaşamaya devam eder.
Bir insan öldüğünde geride bıraktığı evler değil, yaptığı iyilikler konuşulur.
Kazandığı servet değil, kazandığı gönüller hatırlanır.
İnsanlık tarihi bunun sayısız örneğiyle doludur.
Aynaya Bakmadan Önce Vicdanımıza Bakalım; Her sabah aynaya bakıyoruz.
Saçımızı düzeltiyoruz.
Elbisemizi seçiyoruz.
Görünüşümüze özen gösteriyoruz.
Bütün bunlar elbette hayatın doğal bir parçasıdır.
Ancak asıl üzerinde durmamız gereken, vicdanımızın bize ne söylediğidir.
Bugün bir insanı kırdık mı?
Bir ihtiyaç sahibine yardım edebildik mi?
Bir yanlışı düzeltmek için çaba gösterdik mi?
Bir özrü geciktirdik mi?
Bir teşekkür etmeyi ihmal ettik mi?
İşte insanı gerçekten güzelleştiren sorular bunlardır.

Hayatımıza sonuç odaklı baktığımızda; Hayatın sonunda insanlar bizi sahip olduğumuz makamlarla değil, bıraktığımız izlerle hatırlayacaktır. Hiç kimse bir mezar taşının önünde durup “Ne kadar zengindi.” diye dua etmez.
Fakat “Ne güzel insandı.” cümlesi, geride bırakılabilecek en büyük mirastır. Bu nedenle gerçek güzelliği aynalarda değil, yüreklerde aramalıyız.
Çünkü temiz bir kalp, güzel bir yüzün; samimi bir yürek, güzel bir sözün; sağlam bir karakter ise güzel bir özün kaynağıdır.
Unutmayalım ki dünya, birbirinin elinden tutan, merhametiyle umut olan ve iyiliği hayatının merkezine koyan insanların omuzlarında yükselmeye devam edecektir.
Belki de her gün kendimize tek bir soru sormamız yeterlidir:
“Bugün dışımı mı güzelleştirdim, yoksa içimi mi?”
Çünkü yürek güzelleştiğinde yüz de güzelleşir, söz de güzelleşir, öz de güzelleşir. İnsan da ancak o zaman gerçek anlamda insan olur.
Ey Yüce ALLAH’IM Bizleri Merhametsiz, Ahlaksız, Yüzsüz İnsanlardan Koru……….
İyi İnsan Olabilmek ve Kalmak Dileğiyle….

Yazarın Diğer Yazıları