Süleyman Güneş

İnsan İlişkilerinin Gerçek Gücü Saygı, Empati Ve İnsana Değer Vermekten Geçer.

Süleyman Güneş

Kamu Yönetim Uzmanı ve Kamu Muhasebe Yetkilisi Süleyman Güneş yeni bir yazı kaleme aldı.

Güneş kaleme aldığı yazısında " İnsan İlişkilerinin Gerçek Gücü Saygı, Empati ve İnsana Değer Vermekten Geçer, konulu yazısında önemli bir konuyu aktardı.

Güneş’in yazısına şöyle devam etti. Önce İnsan;

İnsan, sosyal bir varlıktır. Doğduğu andan itibaren ailesiyle, çevresiyle, eğitim hayatıyla, iş yaşamıyla ve toplumun farklı kesimleriyle sürekli iletişim halinde bulunur. Bu iletişim ağı, bireyin karakterini şekillendirirken aynı zamanda toplumun huzurunu ve geleceğini de belirler. Bu nedenle insan ilişkileri yalnızca bireysel bir mesele değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur.
Günümüzde teknolojinin hızla gelişmesi, iletişim araçlarının çeşitlenmesi ve dijital dünyanın hayatımızın merkezine yerleşmesi, insanlar arasındaki iletişimi kolaylaştırmış gibi görünmektedir. Ancak bu kolaylığın yanında önemli bir sorun da ortaya çıkmıştır. İnsanlar birbirlerine ulaşabilmekte, fakat birbirlerini anlamakta giderek zorlanmaktadır. Binlerce kişinin yer aldığı sosyal medya hesaplarına sahip olan bireyler, çoğu zaman gerçek dostluklardan ve samimi ilişkilerden uzak bir yaşam sürmektedir.

Modern çağın en büyük çelişkilerinden biri de budur. Fiziksel olarak birbirimize hiç olmadığı kadar yakın, duygusal olarak ise hiç olmadığı kadar uzağız. Oysa insan ilişkilerinin temelinde teknoloji değil, güven vardır; hız değil, anlayış vardır; görüntü değil, samimiyet vardır.

İnsan ilişkilerinin temelini oluşturan en önemli değerlerden biri saygıdır. Saygı, yalnızca büyüklerimize gösterdiğimiz bir nezaket davranışı değil, her insana insan olduğu için verilmesi gereken temel bir değerdir. Ne yazık ki günümüzde birçok kişi, insanları sahip oldukları makam, mevki, unvan veya ekonomik güç üzerinden değerlendirmektedir. Bir kişinin mesleğini, gelir seviyesini veya toplumdaki konumunu öğrendikten sonra ona karşı davranış biçimini değiştiren anlayış, sağlıklı insan ilişkilerinin önündeki en büyük engellerden biridir.

Oysa gerçek saygı, kişinin eğitimini, makamını veya unvanını bilmeden gösterilebilen saygıdır. Çünkü insanın değeri sahip olduğu etiketlerden değil, taşıdığı karakterden kaynaklanır. Bir insanı makamıyla değil, insanlığıyla değerlendirebilmek büyük bir erdemdir.

Toplumların gelişmişlik düzeyi yalnızca ekonomik göstergelerle ölçülmez. Bir toplumun gerçek gelişmişliği, insanların birbirlerine karşı gösterdiği saygı ve hoşgörü ile de yakından ilgilidir. Sokakta karşılaştığımız bir vatandaşla, bir kamu görevlisiyle, bir işçiyle, bir esnafla ya da bir yöneticiyle kurduğumuz iletişimde kullandığımız dil, aslında toplumun aynasıdır.

İnsanları tanımadan yargılamak, onları yalnızca dış görünüşleriyle veya toplumsal statüleriyle değerlendirmek, günümüzün en yaygın yanlışlarından biridir. Oysa her insanın bilinmeyen bir hikâyesi vardır. Kimi görünmeyen sağlık sorunlarıyla mücadele etmektedir, kimi ailesiyle ilgili zorluklar yaşamaktadır, kimi ekonomik sıkıntılarla baş etmeye çalışmaktadır. Dışarıdan bakıldığında mutlu görünen birçok insanın içinde fırtınalar kopabilmektedir.

Bu nedenle insanlara yaklaşırken önyargılar yerine anlayışı tercih etmek gerekir. Çünkü çoğu zaman insanların davranışlarının arkasında bizim bilmediğimiz sebepler bulunmaktadır. Bir insanı anlamaya çalışmak, onu yargılamaktan çok daha değerlidir.

İşte bu noktada empati kavramı devreye girmektedir. Empati, bir başkasının yerine kendimizi koyabilme ve onun duygularını anlamaya çalışma becerisidir. İnsan ilişkilerinin güçlenmesinde empati vazgeçilmez bir role sahiptir. Empati kurabilen insanlar daha az çatışma yaşar, daha sağlıklı ilişkiler geliştirir ve toplumsal huzura daha fazla katkı sağlar.
Empati yalnızca insanların acılarını paylaşmak anlamına gelmez. Aynı zamanda başkalarının mutluluklarına ortak olabilmek, başarılarını kıskanmadan takdir edebilmek ve sevinçlerini içtenlikle paylaşabilmek demektir. Çünkü gerçek dostluklar yalnızca zor günlerde değil, güzel günlerde de samimi olabilen insanlar arasında kurulur.

Bugün dijital dünyanın sunduğu imkanlar sayesinde dünyanın herhangi bir yerindeki insanla saniyeler içerisinde iletişim kurabiliyoruz. Ancak teknolojinin sunduğu bu avantajlar, insan ilişkilerinin özünü oluşturan sıcaklığı ve samimiyeti tam olarak sağlayamıyor. Bir mesaj, bir emoji veya bir beğeni bazen gerçek bir tebessümün, içten bir selamın veya samimi bir sohbetin yerini tutamıyor.

Bu nedenle dijital iletişim ile yüz yüze iletişim arasında sağlıklı bir denge kurmak büyük önem taşıyor. İnsanlar birbirlerinin gözlerine bakarak konuşmayı, dinlemeyi ve anlamayı ihmal etmemelidir. Çünkü insan ilişkilerini güçlü kılan şey yalnızca bilgi alışverişi değil, duygu alışverişidir.
Toplum hayatında görev alan yöneticiler, kamu görevlileri, eğitimciler ve kanaat önderleri için de insan ilişkileri ayrı bir önem taşımaktadır. Özellikle kamu hizmetlerinde vatandaş odaklı yaklaşımın temelinde saygı ve anlayış bulunmaktadır. Vatandaşın eğitim düzeyi, ekonomik durumu veya sosyal konumu ne olursa olsun, herkese eşit mesafede yaklaşabilmek adaletin ve kamu hizmetinin en önemli gereğidir.

İyi bir yönetici olmanın yolu öncelikle iyi bir insan olmaktan geçer. İnsanları dinleyen, anlayan, sorunlarına çözüm üretmeye çalışan yöneticiler toplumun güvenini kazanırlar. Çünkü insanlar çoğu zaman kendilerine ne söylendiğinden çok, kendilerine nasıl davranıldığını hatırlarlar.

Hayatın hızlı akışı içerisinde çoğu zaman durup düşünmeye fırsat bulamıyoruz. Oysa bazen bir an durup çevremize bakmak, insanları daha dikkatli gözlemlemek ve onların hikâyelerini anlamaya çalışmak gerekir. Belki de günümüz insanının en çok ihtiyaç duyduğu şey; daha fazla teknoloji değil, daha fazla anlayıştır. Daha fazla bilgi değil, daha fazla bilgeliktir. Daha fazla kalabalık değil, daha fazla samimiyettir.

Unutulmamalıdır ki insanların hafızasında bıraktığımız iz, sahip olduğumuz makamlarla değil; gösterdiğimiz nezaketle, verdiğimiz değerle ve kurduğumuz gönül bağlarıyla şekillenir. Hayatın sonunda geriye kalan şey unvanlarımız değil, insanlara nasıl davrandığımızdır.

İnsan ilişkilerinin gerçek gücü; saygıda, empati kurabilme becerisinde ve insanı insan olduğu için değerli görebilme anlayışında saklıdır. Toplum olarak daha huzurlu, daha mutlu ve daha güçlü bir gelecek istiyorsak, öncelikle birbirimize karşı daha anlayışlı olmayı öğrenmeliyiz. İnsanları makamlarına göre değil, insanlıklarına göre değerlendirmeli; onları tanımadan yargılamamalı ve hikâyelerini dinlemeden haklarında hüküm vermemeliyiz.

Çünkü her insan, saygıyı hak eden ayrı bir dünyadır. O dünyayı anlamaya çalışmak ise insan olmanın en güzel ve en anlamlı sorumluluğudur.
 

Yazarın Diğer Yazıları