Süleyman Güneş

Kelimelerin Medeniyeti, Güzel Sözün Kaybolmaya Yüz Tuttuğu Çağda İnsan Kalabilmek.

Süleyman Güneş

Kamu Yönetim Uzmanı ve Kamu Muhasebe Yetkilisi Süleyman Güneş yeni bir yazı kaleme aldı. Güneş kaleme aldığı yazısında Kelimelerin Medeniyeti, Güzel Sözün Kaybolmaya Yüz Tuttuğu Çağda İnsan Kalabilmek Ne Kadar Önemli, konulu yazısında önemli bir konuyu aktardı.

Güneş’in yazısına şöyle devam etti.

“Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı; söz ola ağulu aşı bal ile yağ ede bir söz.”
Yunus Emre

İnsanlık tarihi boyunca medeniyetler yalnızca yaptıkları saraylar, köprüler, yollar ve şehirlerle değil, insanlarının birbirleriyle kurduğu iletişim biçimiyle de değerlendirilmiştir. Bir toplumun gerçek gelişmişlik düzeyi, ekonomik göstergelerden önce insanların birbirine nasıl hitap ettiğinde, farklı fikirlere nasıl yaklaştığında ve anlaşmazlıkları nasıl çözdüğünde ortaya çıkar.
Bugün teknolojinin zirve yaptığı bir çağda yaşıyoruz. Birkaç saniye içerisinde dünyanın öbür ucundaki insanla görüntülü görüşebiliyor, milyonlarca kişiye aynı anda ulaşabiliyor ve bilgiye anında erişebiliyoruz. Ancak bütün bu gelişmelere rağmen insanlığın çözmekte zorlandığı önemli sorunlardan biri hâlâ iletişimdir.

İnsanlar birbirlerine ulaşabiliyor ama birbirlerini anlayamıyor. Konuşabiliyor ama dinleyemiyor. Tartışabiliyor ama uzlaşamıyor. İşte tam da bu noktada iletişimin özü olan “güzel söz” yeniden önem kazanmaktadır. İletişim Sadece Konuşmak Değildir. Birçok kişi iletişimi konuşmak olarak algılar. Oysa iletişim yalnızca ses çıkarmak veya düşünce aktarmak değildir.
İletişim;
* Dinlemektir.
* Anlamaya çalışmaktır.
* Empati kurmaktır.
* Saygı göstermektir.
* Karşımızdaki insanın onurunu koruyabilmektir.

Günümüzde yaşanan birçok aile içi problem, iş yeri çatışması, toplumsal gerginlik ve hatta uluslararası krizlerin temelinde iletişim eksikliği bulunmaktadır. Sorunların büyük kısmı aslında insanların farklı düşünmesinden değil, düşüncelerini yanlış ifade etmesinden kaynaklanmaktadır. Çünkü insanlar çoğu zaman fikirlerden değil, üsluptan incinmektedir.

Dil Bir Karakter Meselesidir. Atalarımızın “Kişi dilinin altında gizlidir” sözü son derece anlamlıdır. Bir insanın kullandığı kelimeler onun eğitimini, kültürünü, ahlakını ve dünyaya bakışını ortaya koyar. Öfkelendiğinde kullandığı dil, gerçek karakterini gösterir.

Güç sahibi olduğunda sergilediği üslup, insanlara verdiği değeri ortaya çıkarır. Nezaket aslında bir görgü kuralından çok daha fazlasıdır. Nezaket, insanın kendisine ve karşısındakine duyduğu saygının göstergesidir.

Medeni toplumlarda insanlar birbirlerine bağırarak değil konuşarak, hakaret ederek değil ikna ederek, ötekileştirerek değil anlayarak yaklaşırlar. Bir Kelimenin Değiştirdiği Hayatlar, Tarih boyunca söylenen bazı sözler milyonlarca insanın kaderini etkilemiştir.

Büyük liderler, düşünürler ve devlet adamları sadece yaptıkları işlerle değil, söyledikleri sözlerle de hatırlanmaktadır.

Bir öğretmenin öğrencisine söylediği “Sen başarabilirsin” cümlesi bazen bir bilim insanının doğmasına vesile olur.

Bir annenin çocuğuna söylediği sevgi dolu bir söz, onun bütün hayatını şekillendirebilir.
Bir yöneticinin çalışanına duyduğu güveni ifade etmesi kurumsal başarıyı artırabilir.
Buna karşılık aşağılayıcı, küçümseyici ve kırıcı sözler de yıllarca silinmeyen izler bırakabilir.
İnsan hafızası olayları unutabilir; ancak kendisine hissettirilen duyguları kolay kolay unutmaz.
Bu nedenle her söz aynı zamanda bir sorumluluktur.

Ailede İletişim Bir Gelecek Meselesidir. Toplumun temeli ailedir. Aile içerisindeki iletişim dili, geleceğin toplumunu inşa eder. Bugünün çocukları yarının öğretmenleri, doktorları, belediye başkanları, yöneticileri ve siyasetçileri olacaktır. Sevgiyle büyüyen çocuklar güven duygusu geliştirir. Sürekli eleştirilen çocuklar ise çoğu zaman özgüven problemi yaşayabilir. Aile içerisinde kullanılan dil yalnızca günlük konuşma biçimi değildir; aynı zamanda bir eğitim yöntemidir. Çocuklar anne ve babalarının söylediklerinden çok, nasıl konuştuklarını öğrenirler. Bu nedenle ailede kullanılan her kelime geleceğe bırakılan bir mirastır.

Kamu Yönetiminde İletişimin Önemi; Kamu hizmetlerinin kalitesi yalnızca yapılan yatırımlarla ölçülmez. Vatandaşın kendisini nasıl hissettiği de önemlidir. Bir belediye çalışanının vatandaşa yaklaşımı, bir zabıta personelinin hitabı, bir sağlık çalışanının tutumu veya bir kamu görevlisinin kullandığı dil; devletin vatandaşa yansıyan yüzüdür. Vatandaş çoğu zaman yapılan hizmet kadar gördüğü saygıyı da hatırlar. Yerel yönetimlerde iletişim kültürü geliştikçe vatandaş memnuniyeti artmakta, kuruma duyulan güven güçlenmektedir. Bu nedenle günümüz kamu yönetiminde teknik bilgi kadar iletişim becerileri de önem kazanmıştır.

Sosyal Medyanın Getirdiği Büyük Sınav; Dijital çağ iletişimi kolaylaştırırken bazı yeni sorunları da beraberinde getirmiştir. Sosyal medya sayesinde insanlar düşüncelerini özgürce paylaşabilmektedir. Ancak zaman zaman bu özgürlük sorumluluktan uzaklaşabilmektedir.

Hakaretler, kutuplaştırıcı ifadeler, ötekileştirici söylemler ve sanal linç kültürü toplumsal huzura zarar vermektedir. Yüz yüze söylenemeyecek sözler ekranların arkasından kolaylıkla yazılabilmektedir. Oysa gerçek medeniyet, farklı düşünen insanlarla da saygı çerçevesinde konuşabilmektir.

Yunus Emre’nin Asırlar Öncesinden Verdiği Mesaj; Türk düşünce tarihinin en önemli isimlerinden Yunus Emre, sözün gücünü yüzyıllar öncesinden anlatmıştır:

“Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı…” Bu ifadeler günümüzde iletişim biliminde anlatılan pek çok kavramın özeti niteliğindedir. 
Bir söz savaş başlatabilir.
Bir söz barış sağlayabilir.
Bir söz gönül kırabilir.

Bir söz gönül yapabilir. Bu nedenle sözün sorumluluğu büyüktür.

Mevlânâ’nın İletişim Felsefesi; Mevlânâ’nın eserlerinde insan ilişkileri ve iletişim önemli yer tutar. Mevlânâ insanları yargılamadan dinlemeyi, anlamaya çalışmayı ve gönül kırmamayı öğütler. Onun düşüncesinde insanı kazanmak, tartışmayı kazanmaktan daha değerlidir.

Bugün aile içinde, siyasette, bürokraside ve sosyal yaşamda en çok ihtiyaç duyduğumuz anlayışlardan biri budur. Haklı olmak ile gönül kazanmak her zaman aynı şey değildir. Bazen bir insanı anlamak, ona cevap vermekten daha değerlidir.

Kur’an ve Sünnette Güzel Söz; Kur’an-ı Kerim’de güzel söz birçok ayette teşvik edilmektedir.
Bakara Suresi 83. ayette: “İnsanlara güzel söz söyleyin.” buyrulmaktadır.

İsra Suresi 53. ayette ise: “Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler.” emri yer almaktadır.
Peygamber Efendimiz (sav) de: “Ya hayır söyleyin ya da susun.” buyurarak sözün sorumluluğunu vurgulamıştır.

Bir başka hadis-i şerifte ise: “Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” buyurulmuştur. Bu ölçüler sadece bireysel ahlakın değil, toplumsal huzurun da temelidir.
Nezaket Kaybedilen Bir Değer mi?; Son yıllarda toplumsal hayatın birçok alanında nezaketin azaldığı yönünde yaygın bir kanaat bulunmaktadır.

Trafikte tahammülsüzlük artmakta, sosyal medyada hakaret dili yaygınlaşmakta, günlük yaşamda insanlar birbirlerine karşı daha sert davranabilmektedir.

Bunun nedenleri arasında hızlı yaşam temposu, ekonomik kaygılar, stres, dijitalleşme ve bireyselleşme sayılabilir. Ancak hangi şart altında olursak olalım nezaketten vazgeçmemeliyiz. Çünkü nezaket maliyeti olmayan ama değeri çok yüksek olan bir erdemdir.

Yerel Yönetimler ve Toplumsal İletişim: Yerel yönetimler vatandaşla en yakın temasta bulunan kamu kurumlarıdır. Bu nedenle belediyeler yalnızca altyapı hizmetleri üreten kurumlar değil, aynı zamanda şehir kültürünü şekillendiren kuruluşlardır. Şehirlerin ruhu yalnızca meydanlarıyla, parklarıyla veya binalarıyla oluşmaz. Şehirlerin ruhu, o şehirde yaşayan insanların birbirlerine gösterdiği saygıyla oluşur. Belediyeler sosyal projeler, eğitim faaliyetleri ve kültürel etkinliklerle iletişim kültürünün gelişmesine katkı sağlayabilir. Çünkü güçlü şehirlerin temelinde güçlü insan ilişkileri vardır.

Medeniyet Önce Dilde Başlar; Bugün daha güçlü aileler, daha huzurlu şehirler, daha başarılı kurumlar ve daha mutlu bir toplum istiyorsak işe iletişimden başlamalıyız. İnsanların birbirlerini dinlediği, anlamaya çalıştığı ve saygıyla konuştuğu bir toplumda sorunların çözümü çok daha kolay olacaktır. Medeniyet yalnızca betonla, teknolojiyle veya ekonomik göstergelerle ölçülmez. Medeniyet; insanların birbirlerine hitap ederken gösterdiği özenle de ölçülür. Kullandığımız her kelime ya bir köprü kurar ya da bir duvar örer. Tercih bizimdir.
Gelin; 
Öfkenin yerine nezaketi,
Kırmanın yerine kazanmayı,
Suçlamanın yerine anlamayı,
Kutuplaşmanın yerine diyaloğu,
Sertliğin yerine merhameti koyabilelim.
Çünkü güzel söz yalnızca bireyleri değil, toplumları da dönüştüren büyük bir güçtür.

Sonuç olarak baktığımızda, iletişim yalnızca bilgi alışverişi değil; aynı zamanda insanı, toplumu ve medeniyeti inşa eden temel unsurlardan biridir. Günümüzde teknolojik imkânlar artarken, insan ilişkilerinin niteliğini koruyabilmek her zamankinden daha önemli hâle gelmiştir. Daha huzurlu aileler, daha güçlü kurumlar ve daha yaşanabilir şehirler için önce kullandığımız dile dikkat etmeliyiz. Çünkü söz, sadece bir iletişim aracı değil; aynı zamanda karakterimizin, değerlerimizin ve medeniyet anlayışımızın yansımasıdır. Geleceğe bırakacağımız en kıymetli miraslardan biri de insan onurunu gözeten, saygıyı esas alan ve gönülleri birleştiren bir iletişim kültürü olacaktır. 
Ve unutmayalım:

Bir medeniyetin gerçek seviyesi, insanların birbirleriyle konuşurken kullandıkları dilde gizlidir.
Sevgiyle ve güzel sözlerde buluşmak dileğiyle.

Yazarın Diğer Yazıları