Milletlerin tarihinde bazı isimler vardır ki, zaman geçtikçe unutulmaz; aksine daha da büyür, anlam kazanır ve nesiller boyunca yaşamaya devam eder.
Çünkü onlar sadece bir insan değil, bir değerin, bir idealin ve bir duruşun temsilcisi haline gelirler. Şehit Öğretmen Aybüke Yalçın da işte bu isimlerden biridir.
Bir öğretmenin hayatı, aslında bir milletin geleceğine dokunma hikâyesidir. Öğretmen; yalnızca bilgi aktaran değil, aynı zamanda karakter inşa eden, umut aşılayan ve geleceği şekillendiren kişidir. Bu nedenle öğretmenlik, sıradan bir meslek değil, fedakârlık isteyen kutsal bir görevdir.
Aybüke Yalçın, bu kutsal görevi büyük bir heyecan ve adanmışlıkla üstlenmiş genç bir vatan sevdalısı memleketi için Mustafa Kemal’in kurduğu bir Cumhuriyet öğretmeniydi. Hayalleri vardı. Öğrencileriyle paylaşacağı bilgiler, yetiştireceği nesiller ve ülkesine sunacağı hizmetler vardı. Atandığı Batman’ın Kozluk ilçesine giderken yanında yalnızca bavulunu değil, vatan sevgisini, meslek aşkını ve geleceğe dair umutlarını da götürmüştü.
Ancak karanlık odaklar, her zaman aydınlıktan rahatsız olmuştur. Çünkü bilirler ki bir öğretmenin yetiştirdiği nesiller, cehaletin, ayrışmanın ve karanlığın en büyük düşmanıdır. İşte bu nedenle Aybüke Öğretmen, bir terör saldırısının hedefi olmuş ve milletimizin yüreğine ateş düşürmüştür.
Onun şehadeti yalnızca ailesini değil, seksen beş milyonun ortak vicdanını derinden yaralamıştır. Çünkü Aybüke Öğretmen, bu milletin öz evladıydı. O gün Türkiye, sadece genç bir öğretmenini değil; geleceğe dair umutlarını taşıyan bir değerini kaybetmiştir.
Ancak şunu çok iyi biliyoruz ki; şehitler ölmez. Onlar, milletlerin hafızasında ve gönlünde yaşamaya devam ederler. Aybüke Öğretmen bugün bir mezar taşına sığdırılabilecek bir isim değildir. O artık ülkemizin her köşesinde görev yapan öğretmenlerin azminde, öğrencilerin hayallerinde ve milletimizin ortak hafızasında yaşayan bir semboldür.
Bizler, kamu hizmeti yapan yöneticiler olarak biliyoruz ki devletin en güçlü yönü; insanına verdiği değer, eğitimine yaptığı yatırım ve geleceğine duyduğu güvendir. Aybüke Yalçın’ın temsil ettiği ruh da tam olarak budur. O, devletin en ücra köşelere kadar uzanan şefkat elinin, eğitime verdiği önemin ve milletine hizmet etme idealinin sembolüdür.
Bugün Aybüke Öğretmen’i anarken yalnızca geçmişe bakmıyoruz. Aynı zamanda geleceğe dair sorumluluklarımızı da hatırlıyoruz. Çünkü onun hayalleri yarım kalmış olsa da bizlere düşen görev; o hayalleri yaşatmak, eğitim meşalesini daha da güçlendirmek ve çocuklarımızı daha aydınlık yarınlara hazırlamaktır.
Terörün amacı korku yaymak, umutları söndürmek ve toplumsal birlikteliği zedelemektir. Ancak tarih göstermiştir ki bu millet, hangi zorlukla karşılaşırsa karşılaşsın birlik ve beraberlik ruhundan asla vazgeçmemiştir. Şehitlerimizin emaneti olan bu vatan, onların fedakârlıkları sayesinde dimdik ayakta durmaktadır.
Aybüke Yalçın’ın gülümseyen yüzü bugün hâlâ hafızalarımızdadır. Çünkü o yüz, Anadolu’nun fedakâr öğretmenlerinin yüzüdür. O gülümseme, geleceğe inanan bir neslin umududur. O bakışlar, vatan sevgisinin ve görev bilincinin en güzel yansımasıdır.
Bir vatan sever bir Türk Milliyetçisi gözüyle baktığımda Aybüke Öğretmen’in hikâyesi aslında modern Türkiye’nin hikâyesidir. Bir yanda bilgiyle geleceği inşa etmeye çalışan gençler, diğer yanda bu aydınlığı engellemek isteyen karanlık zihniyetler…
Ancak tarih boyunca kazanan daima aydınlık olmuştur. Çünkü kalem, daima kurşundan güçlüdür. Bilgi, daima cehaleti yenmiştir. Sevgi, daima nefretten üstün gelmiştir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, eğitim camiası ve şehitlerimiz için genellikle şu tarihi sözüyle anılır: Öğretmenler; yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcilerini sizler yetiştireceksiniz ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır.
Atatürk'ün şehit öğretmenlerin manevi hatıralarını onurlandırmak ve fedakarlıklarını ifade etmek için kullanılan diğer temel vecizeleri ise şunlardır.
“Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet, henüz bir millet adını alma yeteneğini kazanamamıştır.”
“Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.”
"Eserinin üzerinde imzası olmayan yegâne sanatkâr öğretmendir
Şehadetinin yıl dönümünde Aybüke Öğretmen’i rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. Aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum; onun şahsında tüm şehit öğretmenlerimizi, vatan uğruna can veren kahramanlarımızı ve ülkemizin geleceği için fedakârca çalışan eğitim neferlerimizi selamlıyorum.
Rabbim tüm şehitlerimize rahmet eylesin. Makamları âli, mekânları cennet olsun. Aybüke Öğretmen; Sen bir sınıfta ders anlatırken susturuldun belki, ama öğrettiklerin susmadı. Senin sesin kesildi belki, ama bıraktığın izler hiç silinmedi.
Nasıl kıydınız alçak şerefsizler? Henüz 22 yaşındaydı Şenay öğretmen...
Görev için gittiği Batman'da 9 Haziran 2017'de şehit edildi…
Henüz ömrünün baharındaydı.
Ve sen bugün; Bir mezarda değil, Bir milletin kalbinde yaşamaya devam ediyorsun.
Sevgili kardeşim gerçekten bu yüce Türk Milletine hizmet etmek için çıktığın bu yolda şehit oldun. Rahmetle, minnetle ve sonsuz şükranla anıyorum. “Şehadet, bir insanın bu dünyada ulaşabileceği en yüce makamdır. Evladınız, eşiniz ya da kardeşiniz artık sadece sizin değil, tüm Türk milletinin gururu ve evladıdır. Onların emaneti olan bu vatana ve sizlere sahip çıkmak bizim en büyük borcumuzdur. Rabbim sabrınızı artırsın, mekânını cennet eylesin.”
Şehit öğretmenimiz Şenay Aybüke Yalçın’ın aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum.