Süleyman Güneş

Bu Hayatta Kişiliğini Muhafaza Edenler Kazanır

Süleyman Güneş

Kamu Yönetim Uzmanı ve Kamu Muhasebe Yetkilisi Süleyman Güneş yeni bir yazı kaleme aldı. Güneş kaleme aldığı yazısında " Bu Hayatta Özünü Muhafaza Edenler Kazanır, konulu yazısında önemli bir konuyu aktardı.

Güneş’in yazısına şöyle devam etti. Ahlak Mı…..

“İnsanı makam büyütmez; karakter büyütür. Servet zenginleştirmez; gönül zenginliği insanı yüceltir. 

Gerçek asalet ise doğuştan gelen bir unvan değil, ömür boyu korunan bir ahlaktır.”

Bazı sözler vardır ki yalnızca kulağa değil, vicdana da hitap eder. İlk duyulduğunda sade görünür; fakat üzerinde biraz düşündüğünüzde, yılların tecrübesini, hayatın süzülmüş bilgisini ve insanlığın ortak hafızasını içinde taşıdığı anlaşılır. Atasözleri işte böyledir. Onlar, kitaplara sığmayacak kadar büyük hakikatleri birkaç kelimeyle anlatmayı başarmış, milletimizin en kıymetli kültür hazinelerinden biridir.

İşte bu hazinenin en anlamlı örneklerinden biri de şudur:

“Asil azmaz, bal kokmaz.”

Belki çocukluğumuzda büyüklerimizden defalarca duyduk. Belki günlük konuşmalar içinde farkına varmadan kullandık. Ancak çoğu zaman bu sözün ne kadar derin bir hayat felsefesi taşıdığını düşünmeye fırsat bulamadık.

Oysa bu atasözü, insanın karakterini, aile terbiyesini, ahlakını, görgüsünü ve hayata bakışını anlatan güçlü bir pusuladır.

İnsan olarak bugün içinde yaşadığımız dünya, baş döndürücü bir hızla değişiyor. 

Hayatın her alanında değişimler boy gösteriyor en başta teknoloji gelişiyor, şehirler büyüyor, bilgi çoğalıyor. Fakat aynı hızla büyüyen başka bir şey daha var ki çok önemli bak Ben Burdayım ve beni görün  arzusu var.

Artık insanlar çoğu zaman nasıl yaşadıklarından çok, nasıl göründükleriyle ilgileniyor. 

Bakıyorsunun ki dijital dünyada hatta bu dünyanın vitrinlerinde kusursuz fotoğrafları olan gösterişli hayatları ve anlık yaşamlarının yanında başarılar ile ön plana çıkan yaşam şekillerini ön safta sergiliyorlar. 

Oysa insanın gerçek değeri, kalabalıkların alkışladığı anlarda değil; kimsenin görmediği zamanlarda ortaya çıkar.

Çünkü karakter, seyircisi olmayan davranışların toplamıdır.

Bir insan yalnızken de dürüst kalabiliyorsa çok kıymetlidir.

Kimse görmezken de emanete sahip çıkıyorsa oda önemlidir.

Kendisine haksızlık yapılmasına rağmen adaletten ayrılmıyorsa bir insan için çok ama çok kıymetli takdire şayan bir özelliktir.

İşte gerçek asalet budur.

Asalet; ne bir soyadıdır ne de bir mirastır.

Asalet, insanın kendi emeğiyle inşa ettiği ahlaki kişiliğidir.

Ne yazık ki günümüzde asalet kavramı çoğu zaman yanlış anlaşılıyor. 

Kimi insanlar onu servetle, kimileri makamla, kimileri de sosyal statüyle özdeşleştiriyor. 

Oysa tarih bize bunun tam tersini söylüyor.

Servet gelip geçer.

Makamlar değişir.

Şöhret unutulur.

Fakat güzel ahlak, insanın adını nesiller boyunca yaşatır.

Çünkü insanlar bir ömrün sonunda “Ne kadar kazandı?” sorusundan çok, “Nasıl bir insandı?” sorusunun cevabını hatırlar.

Asıl miras da budur.

Bir insanın geride bıraktığı evler, arsalar veya bankadaki hesaplar değildir.

Gerçek miras; güvenilir bir isim, temiz bir vicdan ve güzel bir hatıradır.

İşte atalarımızın “Asil azmaz.” sözü tam da bunu anlatır.

Mayası sağlam olan insan, şartlar değişse de değişmez.

Çünkü onun pusulası menfaat değil, vicdandır.

Hayatın en büyük imtihanlarından biri güçtür.

İnsan yoklukta sabrını, varlıkta ise karakterini gösterir.

Bir insanın gerçekten kim olduğunu anlamak istiyorsanız, ona biraz yetki verin derler. 

Çünkü yetki, karakteri gizlemez; aksine ortaya çıkarır.

Makam sahibi olduğunda kibirlenenler de vardır; tevazu sahibi olanlar da vardır önemli olan tevazu sahibi olmaktır.

Zenginleşince paylaşmayı unutanlar da vardır; kazandıkça daha fazla iyilik yapanlar da olduğu gibi.

İşte bu farklılığı belirleyen şey eğitimden önce karakter, bilgiden önce terbiyedir.

En Önemlisi  İse AHLAKTIR.

Anadolu insanı bunu çok güzel anlatır:

“Meyve veren ağaç eğilir.”

Olgun insan sesini yükseltmez.

Kendini övmez.

Başkalarını küçültmez.

Çünkü gerçek büyüklük, başkalarına tepeden bakmakta değil; herkesle aynı göz hizasında konuşabilmektedir.

Bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz değerlerden biri de budur.

İnsanların birbirini dinlediği, farklı düşüncelere saygı gösterdiği, nezaketin zayıflık değil olgunluk olarak görüldüğü bir toplum olmak zorundayız.

Böyle bir toplumun temeli kanunlarla değil, ailede verilen terbiye ile atılır.

Çocuk, anne ve babasının söylediklerinden önce yaptıklarını örnek alır.

Eğer evde dürüstlük varsa, çocuk dürüst olur.

Evde saygı varsa, çocuk saygıyı öğrenir.

Evde merhamet varsa, o merhamet büyüyerek topluma yayılır.

Çünkü karakter okul sıralarında değil, önce aile sofrasında şekillenir.

Eskiler bunun için “Ağaç yaşken eğilir.” demiştir.

Çocukluğunda doğruluğu öğrenen bir insan, büyüdüğünde doğruluktan kolay kolay ayrılmaz.

Tıpkı hakiki balın yıllar geçse de bozulmaması gibidir.

İşte atasözünde 

“Bal kokmaz.” Denirken 

Bal neden kokmaz?

Çünkü saftır.

Çünkü içine hile karışmamıştır.

Çünkü özü bozulmamıştır.

İnsan da böyledir.

Özü temiz olanı ne makam bozar ne para bozamaz çünkü temizdir 

Ne alkış şımartır ne de zorluk yıkar.

Çünkü onun karakteri, dış şartlara göre değişen bir elbise değil; ruhuna işlemiş bir değerdir.

Belki de bugün kendimize en çok şu soruyu sormalıyız:

Hayat bize ne kazandırdı?

Ve daha önemlisi…

Hayat bizden neleri alıp götürdü?

Eğer kazandıklarımız uğruna dürüstlüğümüzü kaybetmişsek…

Makam uğruna tevazumuzu yitirmişsek…

Servet uğruna vicdanımızı susturmuşsak…

Aslında kazandığımızı sandığımız şeyler, en büyük kayıplarımız olmuştur.

Çünkü insanı ayakta tutan malı değil, ahlakıdır.

Ve ahlakını kaybeden insanın, sahip olduğu hiçbir şey onu gerçekten zengin kılamaz.

Hayatımız bize, Güzel bir o kadar yüksek ahlak”,  yanında Erdemli Onurlu  yaşam ile faziletli duruş hayatımız tüm güzellikler devam etsin.

Bu hayatta ahlaklı ve vicdanlı kalabilmek dileğiyle…

Yazarın Diğer Yazıları