Agah Bıyıkoğlu

Ali Çetinkaya

Agah Bıyıkoğlu

Dünkü Kocatepe Gazetemizde Değerli büyüğümüz İrfan Ünver Nasrattınoğlu, Merhum Ali Çetinkaya’nın pek bilinmeyen yönlerini anlatan kıymetli bir yazı yazmış…

Öğretmenlik yaşamım sırasında Ali Çetinkaya ile ilgili çeşitli yazılar yazmış, konferanslar vermiş, etkinliklere katılmış bir kişi olarak Değerli İrfan Ünver Nasrattınoğlu’na bu kadirbilirliği için şükranlarımı belirmek isterim.

Türk tarihinin en çalkantılı ve fırtınalı döneminde 1878 yılında Afyonkarahisar’da doğan Ali Çetinkaya‘nın babası demirci ustası Ahmet Efendi, annesi Fatma Hanım’dır. Ailesi, tanınmış ailelerinden Şerifoğullarındandır. Arkadaşları arasında ‘Vezir Ali’ olarak  ünlenen Çetinkaya.. Afyonkarahisar Rüştiye’sini ve Bursa Askeri İdadisini, Mekteb-i Harbiye’yi bitirip 26 Aralık 1898 yılında Teğmen olmuştur.

Ordu saflarına katıldıktan sonra Balkanlar’da Cuma-yı Bala, Pirlepe, Debre, Arnavutluk ve Bulgaristan dağlarında komitecilere karşı başarılı mücadeleler veren Ali Çetinkaya Osmanlı İmparatorluğu’nu çöküş  süreci içinde ülkenin dört bir yerinde her türlü sıkıntıya, zorluklara, tehlikelere adeta meydan okuyarak şerefle görev yapmıştır.

Ali Çetinkaya 1907’de Manastır’da İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katılmış, cemiyetin Kırcaova bölgesi teşkilatında görev almıştır. Kazım Karabekir, Kuşçubaşı Sami, Yakup Cemil, Abdulkadir Canpolat, Çerkez Reşit, Kuşçubaşı Eşref, Enver Bey, Rahmi Apak, C. Cahit Toydemir, Yenibahçeli Şükrü ve Topçu İhsan gibi İttihatçılarla tanışmıştır. Teşkilatın ‘Fedailer Grubu’nda kısa sürede sivrilerek Enver Paşa’nın güvenini kazanmıştır. 

Yukarıda adı geçenlerin her birinin efsane yaşamları görevleri ve icraatları olmuştur.. Ali Bey, bunlar arsında temayüz ederek adını Cumhuriyet Türkiyesine taşıyanlar arasına girmiştir. Onlar ölümden korkmayan gerekirse ölmek, ama asıl yaşamak ve başarmak için ant içen insanlardır; Namık Kemal’in ruh ve şevk veren şiirleri dillerindedir daima:

“Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,

Yok imiş kurtaracak bahtı kara mâderini”

“Ne  gam pür-ateş-i hwevl olsa da gavgay-ı hürriyet,

Kaçar mı mert olan bir can için meydan-ı gayretten?”

Dizeleri yaşamı boyunca Ali Çetikaya’nın yolunu aydınlatmışlardır.

1911 yılında Trablusgarp vilayetinde başlayan İtalyan işgal teşebbüsüne karşı Bingazi Sancağı’na memur edilmiştir. Ali Çetinkaya, Enver Paşa ve Mustafa Kemal Paşa ile bir yıl yerli kuvvetlere kumanda etmiştir. Mustafa Kemal Bey Derne’de aşiretlerden kurulu bir fırkanın komutanı iken, Ali (Çetinkaya) Ubeydat kolu komutanı olarak görev yapmıştı. 

Balkan Savaşı’nın patlak vermesi üzerine Ali Çetinkaya anavatana dönmüş ve Şark Ordusunda Aydın Taburu Kumandanı olmuştur. Birliği ile birlikte Selanik bölgesinde Yunanlılara karşı savaşmıştır. Balkan savaşlarının ikinci safhasında Enver Bey’le beraber çalışmış, Edirne Vilayet-i İstilâ Komisyonu azası olarak görev almış ve Edirne’deki Redif Birliğine atanmıştır. Kasım 1913’te Trablusgarp’taki başarılarından dolayı binbaşılığa terfi etmiştir. 

Dünya Savaşı başladığında bu görevinde Binbaşı Ali Çetinkaya Irak cephesinde Komuta ettiği Fırat Grubu, Irak Cephesi Genel Komutanı Yarbay Süleyman Askeri Bey emrinde İngilizlerle savaşmıştır. Bu mücadele sürerken Süleyman Askeri Bey’in Şuayyibe Muharebesindeki yenilgisinden dolayı kendini öldürünce birliklerin geri çekilişini Binbaşı Ali Çetinkaya komuta etmiştir. Başkomutan Vekili Enver Paşa tarafından 6 Nisan 1915’te yarbaylığa yükseltilmiştir.

Kutü’l-amare’de dört ay Türk birliklerine karşı dayanan General Townshend komutasındaki İngiliz birliğinin beş general, 481 subayı ve 13.300 er mevcudu ile teslim alınmasında Yarbay Ali Çetinkaya büyük katkı sağlamıştır.

Ali Çetinkaya Irak-İran ve Doğu-Kafkasya cephelerinden sonra Kafkaslardan Rumeli’ye geçen Ali Çetinkaya, burada Alman ve Avusturya kuvvetleriyle birlikte mücadeleler vermiş, ardından da Kuva-yi Taarruziye Komutanı olup Bolu, İzmit, Üsküdar Livaları içerisinde eşkıya ile mücadele etmiştir. Üsküdar İnzibat Müfettişliğine tayin olunan Ali Çetinkaya, mütarekeye kadar bu görevde kalmıştır. 

Mütareke döneminde “İttihatçı “ olduğu için kızağa çekilen Ali Çetinkaya Mütareke İstanbulu’nun yani, artık esir bir şehir olan İstanbul’un ızdırablarını, sıkıntı ve gurur kırıcı  olayları içinde, tahammül  edilemez atmosferinde yaşamak zorunda kalmıştır ancak umudunu yitirmemiştir. Bir süre sonra, 1919’da Ayvalık Mıntıka ve 172. Alay Komutanlığına atanmıştır. 

I. Dünya Savaşı’ndan sonra İstanbul’da Üsküdar’da Bölge Müfreze Komutanlığı görevine getirilmiştir. Gayri resmî işgalinden sonra İstanbul’da Mıntıka Müfettişliği görevini de üstlenmiştir. Teşkilat-ı Mahsusa dağıldıktan sonra ‘Karakol Cemiyeti’ ve Mim Mim Grubunu (Müdafaa-i Milliye İstihbarat Grubu) kurmuşlardır. Başta İsmet İnönü olmak üzere Millî Mücadele’ye katılacak birçok önemli şahsiyetin ‘Karakol Cemiyeti’ tarafından Anadolu’ya geçişleri sağlanmıştır. Ali Çetinkaya’nın da kurucular arasında yer aldığı ve “Yediler” diye bilinen ilk faaliyet grubunu oluşturmuşlardır. Cemiyetin amaçlarından biri, kalan ittihatçıları Anadolu’ya geçirmek, önemli miktarda silah ve cephaneyi millî mücadeleye kazandırmaktır. İttihatçı yapısından kurtulamadığı için Anadolu millî teşkilatlanmadan farklılık göstermişlerdir. Ayvalık’ta görev alıncaya kadar bu cemiyette gizli faaliyetlere katılacaktır.

Ayvalık’ta başında bulunduğu 172. Alay ile Ali Çetinkaya İngilizlerin görüşme tekliflerinden birini kabul edecek ve Amiral Calthorpe’nin muavini miralayla görüşecek Ayvalık işgal edilirse emir almadan karşı savaşacağını söylemiştir. Bölgesel kuvvetlerle, stratejik noktalara kuvvetler yerleştirerek, Yunanlıların hatlarını keserek yaptığı ‘ilk kurşun savaşı’ ile mücadelesinde önce Bergama’yı sonra Ayvalık’ı kurtarmış, az sayıdaki kuvvetle başarısı bölge halkının teşkilatlanmasında, direnişe katılmasında ‘Kuva-yı Milliyenin teşekkülünde büyük katkısı olmuştur.

Bir Kuva-yı Milliyecidir Ali Bey, Enver Behnan Şapolyo “Kuvay-ı Milliye” adlı eserinde Kuvay-ı Miliyeciyi şöyle anlatır: 

“Kuvvay-ı Milliyeci, yalnız milli vicdanından emir alan, mücadelesinde yılamadan hayatını istihkar eden (hayatını hiçe sayan), ferdî menfaalerden tamamiyle uzak, milli bir aşkla içi yanan emperyalistlere ateş püsküren, cesur, yiğit, milliyetçi ve halkçı bir kuvveti temsil ediyordu, Kuvay-ı Milliyeciler, hürriyet ve istiklâl için Milli Mücadele’ye giriştiler..”

Bu sözler tam da Ali Beyi anlatan sözler..

19 Mayıs 1919’da Samsun’da yakılan ateş kısa sürede bütün Anadolu’ya yayılmış, kongreler yerel direnişler, mücadeleler başlamıştı.

Mustafa Kemal bu sıralarda İstanbul’da toplanması kararlaştırılan Osmanlı Meclis için Erzurum’dan milletvekili seçilmiş, Anadolu’daki örgütlenmeleri telgraflarla destekliyordu. Kasım 1919 başlarında Afyonkarahisar halkının talebi ile vekil seçilen Ali Çetinkaya ilk olarak Afyonkarahisar’a geçmiş ve ardından İstanbul’a hareket ederek Meclis-i Mebusan’da mebus olarak göreve başlamıştır. Yapılan gizli oyla Misak-ı Millî‘nin kabul edilmesi üzerine 16 Mart 1920’de İstanbul resmen işgal edilecektir. Meclis basılarak milletvekilleri tutuklanarak Bekir Ağa bölüğüne götürülmüşlerdir. 28 Şubat 1919’da İngiltere’nin kara listelerinde ‘azledilip, sürülecekler’ arasında ilk sıralarda Ali Çetinkaya da vardır. Ali Çetinkaya, 13 Nisan 1920 günü Malta’ya sürülmüştür. Malta’da bir buçuk yıl geçiren Ali Çetinkaya 23 Ekim 1921’de Kızılay İkinci Başkanı Hamit Bey’le İngiltere Komiseri Rumbold Antlaşması üzerine istinasız tüm esirlerin mübadelesi kararlaştırılmıştır. Ali Çetinkaya 1 Kasım 1921’de Ankara’ya gelmiştir. Döndüğünde ülkede Sakarya Savaşı kazanılmış, büyük taarruz için hazırlanılmaktadır. TBMM’ye katıldıktan sonra Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu, Grup Yönetim Kurulu Üyeliğine seçilmiştir.

Ali Çetinkaya bundan sonraki yaşamını Cumhuriyet Türkiyesi’nin gelişmesi ilerlemesi ve yükselmesi için adamış, kısaca” ulusal kültürümüzün çağdaş uygarlık düzeyinin de üstüne çıkması” yolunda Atatürk’ün daima yanında yer almıştır.

Onun ülkemize ve Afyonkarahisarımıza unutulmaz, saymakla bitmez hizmetleri olmuştur ..

Üç tarafı denizlerle çevrili ülkenin, deniz nakliyatına önem vermiş, başta kabotaj hakkı olmak üzere bir dizi tedbirlerle deniz ticaret filomuzu geliştirip limanlarda daha iyi hizmet verecek hâle getirmiştir. Osmanlı hükûmetlerinin son dönemlerinde, imtiyazı yabancı şirketlerin ellerinde bulunan İstanbul-Galata Rıhtım şirketi, İzmir-Afyon hattı, Manisa-Bandırma hattı, İzmir-Eğridir hattı gibi belirli kesimleri işleten demiryolu şirket ve hatlarını Ali Çetinkaya millîleştirmiştir. Sivas-Erzincan, Erzincan-Erzurum, Malatya-Çetinkaya, Afyon-Karakuyu, Baladız-Burdur, Bozanönü-Isparta, Diyarbakır-Batman demiryolu hatlarının ya­pılmasını sağlamıştır. Demiryolu sanayinin de gelişmesi­ne önem vermiş, Eskişehir Lokomotif Fabrikasında tevsi yatı­rımlar yaparak modern hale getirmiş, Sivas Demiryolu Fabri­kasını hizmete açmıştır. Ankara’da TCDD (Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demir Yolları) hastanesinin temelini atmış, Ankara, Afyon, Aydın ve Turgutlu garlarını yenilemiş ve modern Af­yon gar binasını hizmete açmıştır. 1934 senesinde İzmir-Afyon, Manisa-Bandırma ve 1935’te Aydın Demiryolu hatları satın alınmıştır.

1937 yılında 14’ü betonarme toplamda 121 köprünün yapımı tamamlamıştır. Demiryolu 1938’de Erzincan’a, 1939’da Erzurum’a ulaşmıştır. 41 km uzunluğunda 222 tünel, İstanbul- Edirne yolu asfaltlanmış, Trabzon-İran yolu inşasına devam edilmiş ve gerekli onarımlar yapılmıştır.

Ali Çetinkaya, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ilk Ulaştırma Bakanı olmuştur. Ulaştırma Bakanlığı sırasında yeni demiryolları yapımına ve Türk Hava Yollarının kuruluşuna büyük katkı sağlamıştır. Telgraf ve telefon şebekelerinin yaygınlaşmasına ve posta hizmetlerinin köylere kadar götürülmesine büyük katkıda bulunmuştur.

Ruhu şâd olsun.

Yazarın Diğer Yazıları