Ülkemizi ve ulusumuzu “ÇAĞDAŞ UYGARLIK DÜZEYİNİN ÜSTÜNE ÇIKARMAK“ı hedefleyen CUMHURİYETİMİZİN 99. Yılını büyük bir coşku, heyecan içinde kutluyoruz. Kırmızı beyaza büründü yurdumuzun her köşesi..
Atatürk’ün “Gençliğe Hitâbe”sinde “Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr-u zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.” sözleriyle belirttiği acı bir gerçekten, bir ulusal bir devlet, çağdaş bir cumhuriyet kurmak…
Cumhuriyet: Türk tarihinin en anlamlı ve fonksiyonel kilometre taşı.. Sosyo kültürel yaşamda, hukuk, siyaset, dış politika, sanat, eğitim, tıp, spor, askerlik, sanayi ve ticaret, bankacılık, madenler alanlarında dev adımlar… Kapitülasyonların kaldırılması … Dış borçların ödenmesi… Yanmış yıkılmış bir ülkenin küllerinden doğan bir yepyeni bir ülke ve ulus..
“29 Ekim 1923.. TBMM’nin tarihî oturumu.. Salonda milletvekilleri, balkonlarda dinleyeciler heyecan içinde.. İlk sözü Anayasa komisyonu Başkanı Yunus Nâdi Bey aldı. Kanun tasarısı hakkında bilgi verdi görkemli bir konuşmayla… Milletvekilleri, Vasıf Çınar Bey, Eyüp Sabri Efendi, Rasih Hoca, Şeyh Saffet Efendi ve ünlü şâir Mehmet Emin Yurdakul Bey, Emin Sazak Bey ve Süleyman Sırrı Beyler konuştular.. Şâir Mehmet Emin Yurdakul, süt beyaz sakalıyla çağdaş bir Dede korkut gibiydi.. Bütün Milletvekillerini ayağa kalkarak üç kez ‘Yaşasın Cumhuriyet’ diye bağırmaya davet etti.. Bütün vekiller coşku içinde ayağa fırlayarak “Yaşasın Cumhuriyet” diye bağırdılar..
..Kanunun tümü oya sunuldu. Bütün eller havaya kalktı..
Saat 20.30’du.. Öyle bir alkış koptu ki meclisin pencere camları zangırdadı.. Kucaklaşanlar ağlayanlar… Haber dışarda bekleyen halka ulaştı. Onlar da alkışa ve bağırmaya başladılar.. “Yaşasın Cumhuriyet”
İsmail Hakki Tekçe dışarıya koştu.. Namluları istasyon yönüne dönük toplara sırayla “Ateş” emrini verdi. Toplar yeri göğü inleterek Türkiye Cumhuriyeti’nin doğumunu duyurdular…
Gâzi M. Kemal Paşa oybirliğiyle Cumhurbaşkanı seçildi.. Saat 20’45 olmuştu. Yeni Türk Devleti’nin Cumhurbaşkanı Gâzi Mustafa Kemal Paşa, yoğun alkışlar ve dualar arasında kürsüye geldi; konuşmaya başladı; yüz yılların ötesinden gelen heyecanlı ve etkili bir sesle.. “Belâgat ve talâkât” ustası, ulusal lider ATATÜRK, hitâbet sanatının bütün inceliklerini kullanıyordu…
“Milletimiz, liyâkatini yeni rejim sayesinde, uygarlık âlemine daha kolaylıkla gösterecektir. Hep beraber ileriye gideceğiz. Türkiye Cumhuriyeti mesut, muvaffak ve Muzaffer olacaktır …
Meclis, yeni Türk devletinin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Gâzi Mustafa Kemal Paşa’yı ayağa kalkarak selamladı..
Ankaralılar, Cumhuriyet’i kutlamaya başlamışlardı. Meclis’in önüne akan seğmenlerin naraları top sesleriyle yarışıyordu..”
NOT: Turgut Özakman’ın Cumhuriyet –Türk Mucizesi kitabından alıntılar yapılmıştır