Elif Çaylıoğlu

Amentü Billahi Ve Amilüs Salihati

Elif Çaylıoğlu

Sevgili Yılmaz Hocam Fatiha Suresini her salatta yani namazda okumamıza rağmen onu neden anlayıp hayatımızda canlı tutamıyoruz? Salat ve Fatiha ilişkisini biraz daha ete kemiğe büründürebilir miyiz? Hangisi yaşantımızda somut yani dokunabileceğimiz bir boyut?

Aslında salât Fatiha Sûresi’nin bir amel boyutudur. Salât ikamesini yalnızca seccadeye mahsus yapmaz da bir hayat tarzı olarak değerlendirebilirsek salâtın Fatiha’nın bir amel boyutu olduğunu görebiliriz. Biliriz ki bir görüşü, bir fikri canlı ve sürdürülebilir yapacak şey o fikre uygun davranışlar ortaya koymaktır. Fikir ve davranış ayrışmazlığı yani fikrin o fikre uygun davranışlarla birlikte olması o fikre ait bir disiplin oluşturur. Peki, bizim canlı tutmaya çalıştığımız fikir nedir? Onu bilelim ki o fikre uygun davranışlar ortaya koyalım. Bizim canlı tutmaya çalıştığımız ana fikir “Âmentü Billâhi”! İşin esası Âmentü Billâhi’dir. Bu yüzden, hep işimiz “Âmentü Billâhi”yi anlamak ve ona uygun davranışı yani “Salih Amal”i tarif etmek. 

Bir fikriniz var da o fikri anlamak, canlı tutmak, yükseltmek istiyorsanız bu amaçla yaptığınız işlere “AMEL” denir. Amelyani iş budur: Bir fikri canlı tutacak, sürdürülebilir kılacak o fikre uygun davranışlar. Yaşantınız o fikre uygun fiillerden oluşmalı ki o fikir sizde hayat bulsun. Bir fikir ancak böyle canlı kalır. Bu nedenle, ana fikrimiz olan “Âmentü Billâhi” için olmazsa olmaz olan FATİHA’yı ve onun bir amel boyutu olarak Salât’ı ele alacağız. Çünkü Fatiha’yı anlamamızı ve canlı tutmamızı sağlayacak amel yalnızca salâttır. 

Yılmaz Hocam, bu açıklamalarınızı değerlendirdiğimde “Amentü Billahi” ve “Salih Amel” kavramlarını birisi imanımız, diğeri onun yaşantıya dönüşmesi gibi düşünüyorum; bunu biraz açabilir miyiz?

Euzü Billâhi mineş Şeytanir Raciym, Bismillahir Rahmânir Rahıym. “Ya eyyühelleziyne amenu, Aminû Billâhi.” “Ey iman edenler Billâhi Anlamda, ‘Billâhi’ şeklinde iman edin.” (Nisa Sûresi 136) 

İman edenler bu hitapla uyarılıyor: Ey, iman edenler! Ey, iman etmek isteyenler! Ey, “İman ettim” diyenler! Ey, iman ettiğini zannedenler! “Billâhi” diyerek inanın. Ana fikir, bu uyarı yüzünden Âmentü Billâhi’dir ve bu yüzden "Âmentü Billâhi"yi canlı tutacak ameller çok önemlidir. Onlar neler, göreceğiz ve onlara sâlih amel diyeceğiz. Çünkü “Billâhi” anlamındaki imanı sürdürülebilir ve yükselebilir yapacak, canlı kılacak şey yalnızca sâlih ameldir. Kişi “Billâhi” anlamda imanı ile doğru yola (sırat-ı müstakiyme) girer ama yolda ilerlemesi ise ancak “sâlih” amelledir. Bu birlikteliği önemsememiz gerekiyor. Bu ayrılmazlık ayetlerde “Amenû Billâhi ve Amilus Sâlihati” ifadesiyle çok sık geçer. Bu ayrılmazlıktan maksat, aslında bizdeki Kader bilincinin “radiyallahum ve radû anh” hâline, “Allah onlardan, onlar Allah’tan razı” noktasına ulaşmaktır, yani Râdıye ve Mardıye idrakına yerleşmektir. 

Sevgili hocam “Amentü Billahi ve Amilus Salihati” arasındaki ayrılmazlığı yani aslında bunun tek şey olduğunu anlamamız için yaşantıdan bir misalle örneklendirebilir misiniz?

"Sâlih amel" araba kullanmak kabul edilirse, arabanın doğru yolda olması “Âmentü Billâhi ve RasȗliHİ”dir. Doğru cadde budur: Âmentü Billâhi ve RasûliHİ. Biz “Âmentü Billâhi ve RasȗliHİ” idrakıyla iman etmekle arabamızı Hakk Yol'a, doğru caddeye çıkarmış oluruz. Eğer bulunduğumuz caddeyi önemsemezsek, yerimize dikkat etmez de yalnızca araba kullanmaya odaklanırsak yanlış yolda ve yerde araba kullanıyor olabiliriz ki, o durumda tüm gayretler boşa gider. Önce doğru caddeye girecek, arabamızı doğru yere getireceğiz, sonra o caddede caddenin kurallarına uygun araba kullanacağız. Bu yüzden doğru yolda, doğru idrakta olduğumuzdan emin olmalıyız. Doğru cadde Hakk Yol’dur ve oraya giriş yalnızca “Âmentü Billâhi ve RasȗliHİ” iledir. Girdik, yolda ilerlemek sâlih amelle mümkündür. Giriş Âmentü Billâhi ile mesafe almak Sâlih amel ile. Ayetler bu yüzden hedefe ulaşan başarılı bir hayatı “Amenû Billâhi ve Amilus Sâlihati” ayrılmazlığı ile tanımlanıyor. Bu ayrılmazlığın kastı Kader Bilinci’ni “Râdıye, Mardıye” noktasına taşımak, o noktada geri dönüşsüz hâle getirmektir. 

Maşallah, elhamdülillah, örnek aklımda çok güzel oturdu. Ayetlerdeki “Billahi iman” kastını, önerisini, anlamını biz sadece “iman etmek” olarak algıladığımızda bir Hristiyan, bir Yahudi veya inanıyorum diyen bir başka yanlış düşünceli kişiyle aslında aynı çizgiye düşmüş gibi oluyoruz sanki. İman ettim dediğimiz için yani bu bize yettiği için zihnimizde “acaba doğru şekilde iman ediyor muyum?” sorusu canlanmıyor. Aslında kendimizi sorgulamamız gereken konu “amentü billahi” diyen bizlerin Rabbimizin bize Kur’an ve Rasulullah (SAV) Efendimizle öğrettiği şekilde iman edip etmediğimiz olmalı korkusu sardı birden, yanlış mı bu duygu?

Hiç yanlış değil elhamdülillah. Bizim için çok öncelikli olan, mutlaka anlamamız gereken iki önemli şey var: Birisi Kelime-i Tevhid’e yüklenen mânâ, diğeri Kader Bilinci. “Amenû Billâhi ve Amilus Sâlihati” yani “Billahi Anlamda İman ve Sâlih Amel” ayrılmazlığı bu sebeple şu önemi de taşır, ifade eder: Kelime-i Tevhid’i “Billâhi” idrakıyla kabulle yapacağınız ameller “sâlih amel” olur ve ancak onlar sizin kader bilincinizi, kader idrakınızı “radıyallahu anhum ve radû anHU” yani “Allah onlardan ve onlar da Allah’tan razı” noktasına taşır, oturtur. Bu, özellikle Beyyine Sûresi’nde geçen “Râdıye ve Mardıye” idrakıdır. Ve öyle bir nokta ki o noktada “Allah onlardan onlar Allah’tan” razı; hedefi bu nokta olan için bu noktaya ulaştıracak doğru iman (Billahi Anlamda İman) ve onun hayat tarzı (Salih Amel yaşantısı) tek öncelik haline gelmez mi?

Billahi Anlamda İman ve sâlih amel kişiyi Râdıye ve Mardıye Noktası’na götürüyor ve orada sabitliyor. Seyr-i sülûka girmiş olan için Râdıye ve Mardıye yolun çok önemli birer durağıdır ama dikkat edin, bu duraklar yalnızca Billahi İman ile girilen doğru yoldadır, doğru idrakla seyirdeyseniz bu duraklar karşınıza çıkıyor, yanlış caddede o duraklar yok. Cadde yanlışsa arabayı istediğin kadar güzel kullan, o durakları göremez, o noktalara ulaşamazsın. Hâl böyle olunca öncelikle “Âmentü Billâhi” tanımını çok önemsemeliyiz, “Âmentü Billâhi ne demek, ben bunu doğru biliyor muyum, ben bunu doğru uyguluyor muyum? Billahi anlamda iman nedir ve ben ne durumdayım?” sorularını kendimize ısrarla, tatmin oluncaya, mutmain oluncaya kadar sormalı ve araştırmalıyız, mutlaka! “Şöyle duymuştum” diyerek olmaz, içinizde küçücük ikilemler varsa olmaz! Hiçbir ikilem olmamalı, ikilem kalmamalı, ikilem bırakmayacaksınız.

Yazarın Diğer Yazıları