Yılmaz Hocam, önceki hasbihalimizde Tekasür Suresi’nin “Billahi imanlı iseniz cehennemi ilmel yakin görmelisiniz” dediğini, bunu önemsememiz gerektiğine yönelik hatırlatmanız beni çok etkiledi; cehennemi gerçekten ilmel yakin görebiliyor muyum diye düşünmeye başladım. Cehennemi bu dünya yaşantısında ilmel yakin görüp göremediğimizi nasıl somutlaştırabiliriz, bize bu konuda çok anlaşılır bir tanım yapmak isteseniz ne diyebilirsiniz? Çünkü ayet bize cehennemi öyle görmelisiniz diyor.
Elif Hanım kardeşim, şu önemli; “La ilahe illallah” dediysek cehennemi ilmel yakin görebilmeliyiz. Peki, nasıl? Bu görme “La ilahe illallah” kelime-i tevhidinin manasını anlamakla mümkündür. “La ilahe illallah”, bize görmemiz gereken cehennemin dûnihi algı olduğunu öğretir. “La ilahe” denilerek işaret edilen “Müstakilen var ve muhtarlık” iddiası, bu iddia kaynaklı ilahlık hissiyatıyla yaşayan dûnihi ilahlar ve onların yaşantıları cehennemdir! Ayet bize “İşte bunu görün, bunu fark edin” diyor.
Hocam, bu böyle olduğu halde neden bu fark edilmiş değil; dunihi algı yaşantısının cehennem olduğunu neden ilmel yakin göremiyoruz? Kimler bu yaşantının cehennem olduğunu fark edemez, göremez?
“Kimler göremez?” sorusunun cevabı çok net: O yaşantıda olanlar göremez! Billahi Anlamda İmanlı olanlar bunu ilmel yakîn görebilirler, görmek zorundalar, ilmel yakîn bu cehennemi görmek zorundayız. Göremeyenler, göremeyecek olanlar inatçı, ısrarcı dûnihi ilahlardır, ancak onlar bizzat yaşadıkları o cehennem hayatını göremezler. Onların göremeyeceğini ayet söylüyor ve uyarısını şiddetlendiriyor: Onu ilmel yakin göremeyen dûnihi ilahlar zamanı gelince o cehennemi aynel yakîn görecekler... Tekasür Suresi 5, 6, 7. ayetler bize bu sebeple aslında şöyle sesleniyor: “Sen bu ilahlık hissiyatını, bu cehennem malzemesi yaşantıyı dünyada ilmel yakîn görür de hissedersen ondan kurtulabilirsin.”
Bizim dunihi algının cehennem yaşantısı olduğunu fark etmemiz, cehennemden kurtuluş mu oluyor bu durumda?
Gördüysen neden kurtulman gerektiğini biliyorsun demektir. Onun için ayet bunu görene “Sen onu ilmel yakîn gördün, ileride de aynel yakîn göreceksin.” demiyor. İlmel yakîn görene “Seninki bitti” diyor elhamdülillah. İmanlı olan onu ilmel yakîn gördü mü bitti. Niye? Çünkü bir kere gördü ya, eğer kafası çalışıyorsa kurtulur. Ama göremeyen dûnihi ilahlar, onlar günün sonunda cehennemi aynel yakîn görecekler; yani yüz yüze tanışacak ve “Cehennem buymuş.” diyecekler. Muhafaza buyur Allahım. Bakara Suresi 174, Ali İmran Suresi 77’den anlıyoruz ki, o cehennemi ilmel yakîn göremeyenler onunla aynel yakin tanıştıklarında Allah onlarla konuşmaz, onları muhatap almaz. Ve yine Bakara Suresi 167. ayetten anlıyoruz ki, ilmel yakîn görememenin, ona göre tedbir alamamanın, Allah’a karşı inatçı bir ilah olmanın dayanılmaz pişmanlık acısı cehennem azabı olarak yaşanacak; cehennem ehlini bu yakacak, bu yakıcı bir acı, bu pişmanlık ateşi onları yakacak. Meryem Suresi 81, 82’den de anlıyoruz ki onların iddia ettikleri ilahlık hissiyatı, gurur duydukları ilahlık hissiyatı orada geri tepecek ve büyük bir azaba dönüşecek.
Bu ayetleri okuyoruz ama bunları anlamadan, bu tefekkürlere ulaşamadan geçip gidiyoruz, çok üzücü değil mi sevgili hocam?
Hep dedik ki ayetlere dikkat edelim, çünkü Allah’ın ayetleri, Allah belgeleri; bundan ötesi var mı?
Ayetlerin bize cehennemi önemle hem de çok önemle anlatışına nereden, hangi ayetlerden başlamıştık hocam?
“Cehennem herkesin güzergahı üzerindedir” ayetiyle başladık ve Tekasür Suresi 5, 6, 7 ile de devam ettik. Bu ayetlerde, hadislerde geçen cehennem ifadelerinin cehennemin anlaşılmasında bir yöntem olduğunu söyledik. Dilersen o yöntem gereği biz şimdi cehennem kelimesinin yerine “fitne” yazıp, yani cehennem demeyelim de “fitne” diyerek aynı noktaya ulaşmaya çalışalım. Böyle yapmakla aynı senaryoyu ahiretten alıp dünya hayatına getirmiş olacağız çünkü. Aynı şeyin orada adı cehennem, burada adı fitne, o halde cehennem kelimesi yerine fitne koyalım, bir de öyle tefekkür edelim. Çünkü bu noktaya gelmemize vesile olan bir hadisti ve o hadiste Rasulullah (SAV) Efendimiz’in mübarek eşlerine öğrettiği duada “fitne” kelimesi geçiyordu, o duayı bir önceki ve ondan önceki hasbihallerimizde paylaşmıştık.
Fitne, doğru Allah algısını bozan şeyler gibi mi düşünülmeli hocam?
Fitne; billahi anlamda imanlılara karşı bütün zulmani güçlerin el birliği ve iş birliğiyle oluşturdukları, uygulamaya koydukları her türlü fikir, plan, proje ve stratejilerdir. Fitne billahi anlamda imanlılara karşıdır. İşte bu fitne dünyayı kaplamıştır ve bütün insanların güzergahındadır. Nebe Suresi bize “Cehennem bütün insanların güzergahındadır” demedi mi? Fitne dünya hayatında bütün insanların güzergahındadır. Bunu fark ettiğimizde, hadisleriyle Efendimiz (SAV)’in eşleri üzerinden ümmetine öğrettiği “Ecirni min mudallatil fiten.” Duasını daha bir anlamış, hissetmiş oluruz. Bir başka duada da cehennemden korunmak üzere “Allahümme ecirni minen nar.” diyorduk, değil mi? Allah’ım o cehennem ateşinden beni kurtararak, güzergahta koruyarak kurtar lütfen; çekip çıkarıp, koruyup kurtar bizi (âmin).
Bu telaşla sığınmamız için şimdi içine girdiğimiz hissiyata bürünmemiz mi gerekiyor Yılmaz Hocam?
Evet, bu hissiyatı korumalı ve daima Rabbimize müracaat etmeliyiz: “Ey koruyup kurtaran Allah’ım! Şu sorundan, sırtımdaki şu yükten, yolumdaki şu engelden beni çekip çıkarıver, koruyup kurtarıver ya Rabbi!” Fitneden, cehennemden korunarak kurtulmak için daim duada olanın selameti kesindir Allah’ın izniyle. Çünkü fitne yani bütün zulmani güçler öyledir ki herkesin güzergahında. O yüzden biz hepimizin güzergahında olan fitneden korunmak üzere sığınıyoruz: Allah’ım bizi ondan koruyup kurtar.
Amentü Billahi diyenler için müthiş bir ilaç değil mi Yılmaz Hocam?
Dünyayı kaplayan ve bütün insanların güzergahında olan bu fitneden Billahi anlamda iman edenler çok korkarlar. Ahiret hayatındaki cehennemden korunarak kurtulmak istedikleri gibi, dünya hayatındaki bu fitneden de kendilerini Allah’ın koruyarak kurtarmasını isterler.
Yılmaz hocam, bu hasbihal bize anlatıyor ki, her şey başı da sonu da “La ilahe illallah”; yani korunmak ve kurtulmak için dunihi algıyı reddedip billahi imana ulaşmamız gerekiyor. Öyle olunca tek sığınağımıza, Rabbimize sığınıyoruz: Rabbimiz, biz kullarına lütfen billahi imanı çok sevimli, kolay eyle ve kalbimizi onunla süsle; dunihi algı ve zanlarının ürettiği heva ve heveslerin cazibesini bizden kaldır da onlar bize sevimli gelmesin, böylece korunup kurtulalım biiznillah (âmin).