İrfan Ünver Nasrattınoğlu

Barak Baraklar-Barak Türkmenleri

İrfan Ünver Nasrattınoğlu

İçinde bulunduğumuz yılın Haziran ve Temmuz aylarında, Almanya’nın çeşitli kentlerinde oynanan Avrupa Futbol şampiyosunda, Çekya Milli Takımında oynayan Barak soy adlı futbolcu dikkatimi çekmişti. Bu genç futbolcunun adı bize yabancı değildi. Acaba bizden mi? Düşüncesiyle araştırdım ama, adı Antonin idi. Sonra internette gezinerek, Barak adının anlamını araştırarak, bazı saptamalarda bulundum.
Baraklar, esas olarak Gaziantep İlimizin güneydoğu kesiminde bulunan Barak Ovası’nda yaşayan bir Türkmen boyudur. Barak aşiretleri Gaziantep, Nizip, Kargamış üç- geninde yoğun olarak yaşamıştır. Bu aşiret, sebebini bilemediğimiz bir göç hareketi ile Antalya Teke yöresi Kaş,çevresine yerleşmiştir. İlk defa Boğazcık Köyü’ne gelen Baraklar, birkaç yüz yıldan beri Kaş bölgesinde yaşamaktadır
Bu grubun “Barak” adını taşımasının nedeni tartışmalıdır ve tam olarak bilinmemektedir, ancak bu terim tarihin çeşitli örneklerinde karşımıza çıkmaktadır. Eski Türk takviminde köpek yılının adı Barak’tı. Barak, Oğuzname’de de eski Türk boylarından biri olarak geçmektedir.
Barak Hacip isimli saygın bir kişi, Selçuklu hakimiyetini takiben Kirman çevresinde Barak Beyliği’ni kurmuştur.
Tokat’ta doğup Hoy’da vefat eden Barak Baba 13. ve 14. yüzyıllar arasında yaşamış bir Türk dervişiydi.
Barak, hızlı koşan ve akıncı anlamına geliyordu.
Rivayete göre Baraklar Horasan’da iken, Feriz Bey’in önderliğindeki 80 bin Barak çadırının ve Aşık Dedemoğlu’nun önderliğindeki 4 bin Abdal çadırının Anadolu’da Yozgat çevresine göç etmiş olduğuna ilişkin bilgiler vardır.
Baraklar, Osmanlı makamlarıyla sorun yaşamaya başladılar. Edinilen bilgilere göre, Orta Anadolu’daki yakın köyler, Barakların varlığından rahatsız olup bunların kendi topraklarından çıkarmalarını istediler. O aşamada, Osmanlı posta aracı soyulmuş, güvenlik güçleri Baraklardan şüphelenerek, bir Barak Türkmen’ini tutukladılar. Ancak, Türkmen büyükleri arasındaki bir toplantıdan sonra, Baraklar isyan etme kararı aldılar ve böylelikle tutuklanan kişinin serbest bırakılmasını sağladılar.
Bu olaydan sonra Osmanlı yönetimi, isyancı Barak Türkmenlerini Akçakale’nin güneyine, Culab Nehri çevresine sürgün etti. Yönetim, devletin Türkmenleri af etmesi için, Türkmenlerin çadır başına bir koyun vergi vereceklerini ilan etti. Baraklar kabul edip Osmanlıya 84 bin koyun verdiler ve uzun süren bir çekişmeden sonra sorunu çözdüler.
Barak Türkmenlerinin lideri Feriz Bey daha sonra, aksakalların da onaylarını alarak, Acem ve Türkistan topraklarına dönmeye karar verdi. Feriz Bey ve Aşık Dedemoğlu, İran Şahı ile bir göç görüşmesi yapmak üzere İran’a gittiler. Şah bu teklifi memnuniyetle kabul etti. Feriz Bey dönerken Dedemoğlu ve Abdal yandaşları İran’da kaldı. Feriz Bey, geri döndüğünde, aşiretlerin dağınık olduğunu fark etti ve birçoğu geri göç etmek istemedi. Feriz Bey, 40 bin çadır topladı. Julab’da kalmak isteyenler onu aksine ikna etmeye çalıştılar; ancak aşiretlerin diğer yarısını (ki aralarında çocukları ve eşi dahil) geride bırakarak İran’a geri döndü.
Osmanlılar, kalan 40 bin Barak çadırının kendilerine sorun olacağından çekindiler. Barak Türkmen liderlerinden Bediroğlu, bir mesele için Birecik’e gittiğinde, onu orada öldürdüler. Bunun üzerine Baraklar Birecik’e saldırıp, bir intikam mücadelesine giriştiler. Devlet, Mısırlı Abbas Paşa’yı yörede sükuneti sağlamakla görevlendirdi.
Abbas Paşa ile Feriz Bey’in oğlu Mehmet Bey’in görüşmesinden sonra Barak grupları Urfa ve İzmir civarına yerleştirildi.
Dönemin Barak Ovası genellikle Reşwan aşiretinin göçebe Kürtleri tarafından işgal edilmişti. Bir gün, bir nedenden dolayı kabilenin geri kalanına kızgın olan bir Barak ailesi nehirden geçti. Reşwan lideri onları çadırında karşıladı. Kürtler başta samimi görünse de Türkmenlerin gitmesine izin vermediler.
Baraklar, devlete karşı başka bir ayaklanma planladı. Ekinlerini yakarak 80 görevliyi ateşe attılar. Aynı zamanda Baraklar develeri ve sürüleriyle nehri geçerek Kürtlerle kanlı bir savaş başlattılar.
Barak Türkmenlerinin çoğu Sünni Müslümanlardır; ancak geçmişte Barakların birçok Sünni Türk’ün dini uygulamalarından saptığı biliniyor. Örneğin, Barak Türkmen köylerinde, camiler Sünni topluluklar için toplanma yerleri olarak önem taşımasına rağmen, eskiden cami bulmak nadirdi. Aslında birçok Barak Türkmen büyüğü geçmişte Sünni değil Şii olduklarını iddia ediyorlardı.
Ezogelin çorbası, Barak Türkmenlerinden ödünç alınan Türkiye’nin ulusal mutfağından popüler bir yemektir. Adını 20. yüzyılın başlarında yaşamış bir Barak Türkmen olan Ezo Gelin’in hikâyesinden almıştır
Barakların halk oyunlarının çoğu el ele tutuşmayı içerir ve bunlara davul, zurna ve zambır eşlik eder. Bu nedenle halk arasında bu isim pek kullanılmasa da “halay” olarak sınıflandırılmıştır. Barakların çoğu halayları genellikle yavaştır. Çoğu halay gibi, genellikle bir lider (yerel lehçede “baş kültürü” veya “baş seken” olarak bilinir) bulunur. Barakların danslarının çoğunun Orta Anadolu’dan zorunlu göçe gönderme yapan semboller içerdiği iddia edilir.
Barak Ezo Gelin’in hikâyesi 1955, 1968, ve 1973 yıllarında, olmak üzere üç kez filme aktarıldı.
***
Gerek Kanuni dönemindeki defterlerde gerekse sözlü kaynaklarda Barak adının Halep Türkmenleri arasında yer aldığı ve Barak’ın Bayat boyuna bağlı bir oymak olarak gösterildiği görülür. Türk –Moğol Tarihinde de Barak adını hanedan isimleri arasında görebiliyoruz. Bu ismin taşıdığı mistik özellik, tarihin her döneminde ve Türk kültür coğrafyasının farklı kesimlerinde vardır. Batı Türklüğünde bu özellik ‘Barak Baba’ olarak görülmüştür.
İncelemelerde sonucunda, Barakların Kabil (Afganistan), Güney Horasan (İran), Semerkant (Özbekistan), Akmola (Kazakistan), Başkurdistan, Romanya, Kırım, Türkiye ve Rumeli toponimlerde izleri saptanmıştır. Barakların, tarihi kaynaklarda bahsedilen “İt Baraklar” ile aynı halk olduğu fikrinden hareketle, anayurtlarının Başkurdistan’ı ve Kuzey Kazakistan’ı içine alan bölge olup sonraki dönemlerde bunlardan bir bölüğün güneye (Semerkant-Kabil-Horasan), bir bölüğün ise (Doğu Avrupa-Kırım-Türkiye-Rumeli) göç ettikleri sonucuna varılmıştır
Anadolu ve Rumeli yer adlarındaki İzleri Barakların adını taşıyan yer adlarının en yoğun görüldüğü bölge Anadolu ve özellikle Rumeli’dir. Bugün Anadolu’da önemli sayıda Barak adını taşıyan yerleşim adı vardır: Barak – Barakobası (Keskin / Kırıkkale), Baraklı (Delice / Kırıkkale); Baraklı (Sarıkaya / Yozgat), Baraklı – Aşağıbaraklı (Keles / Bursa), Barakfakih (Kestel / Bursa); Baraklı (Evciler / Afyonkarahisar); Belbarak (Hacıbektaş /Nevşehir), Aşağıbarak (Hacıbektaş / Nevşehir); Yukarıbaraklı (Taşova / Amasya), Özbaraklı (Taşova / Amasya), Barak (Şahinbey / Gaziantep), Yeşilbarak – Sahil Barak (Kaş / Antalya)…Keza Barak ve bu sözcükten türetilen birçok yer adları ülkemizde kimi komşu Arap ülkelerinde mevcuttur.
Barak sözcüğü Çek Cumhuriyetine nasıl girmiştir, bunun da ayrıca araştırılması gerekir.

Yazarın Diğer Yazıları