Afyonkarahisarlı Nasrattınoğlu Salih ile Fatma Hanımın oğlu olarak, 1945 yılında, Çavuşbaş Mahallesi, Küçük Olucak Sokak, 6 No.lu konakta dünyaya geldi. 6.yaşını idrak ederken, babasını kaybetti. Namık Kemal İlkokulunu bitirdikten hemen sonra, henüz 11 yaşında iken, Isparta-Gönenköy İlköğretmen Okuluna kaydını yaptırdı.
1956 yılında girdiği bu okuldaki 6 yıllık başarılı bir eğitimden sonra, 1962 yılında Öğretmen nasp edilerek, Kırşehir İli, Çiçekdağı İlçesine bağlı Tepecik Köyü İlk Okulu öğretmenliğine atandı.
Bu okulda öğretmenlik görevine başladıktan kısa bir süre sonra Bursa Eğitim Enstitüsü’ne girerek, iki yıl daha öğrenimini sürdürdü. Buradan 1964 yılında mezun oldu ve Mersin-Tarsus Lisesi Edebiyat Grubu Öğretmenliğine atandı. Burada bir yandan derslere girerek öğretmenlik yaptığı gibi, iki yıl da İdareci olarak, Lisenin Müdür Yardımcılığı görevini üstlendi.
Mehmet Ünver, 1967 yılında Balıkesir-Burhaniye Orta Okulu Edebiyat Grubu Öğretmeni olarak atandı.
1968 yılında İstanbul-Tuzla Yedek Subay Okulu’nda askerlik görevine başladı. İki yıl süreyle Subay olarak Vatanî görevini yaptıktan sonra, Bingöl ilinin Genç ilçesi Orta Okul Edebiyat Grubu Öğretmenlik görevine atandı.
1970 yılına kadar Bingöl-Genç’teki okulda öğretmenlik görevini ifa etmiş olan Mehmet Ünver sonra yılında Balıkesir-Burhaniye’ye atandı.
1973 yılında İzmir Bölgesine talin edilen Mehmet Ünver, önce Bergama’da, sonra Merkez Kestelli ve Alsancak Liselerinde görev yaptı.
1979 yılında Öğretmen Gönül Hanımla Evlendi ve bu evlilikten, oğulları Evren ve Utku dünyaya geldiler. Zamanı gelince evlenen Evren’in, Deniz, Utku’nun da Ege isimli oğulları Dünyaya geldiler ve Mehmet Ünver’e Dede olma, mutluluk ve onurunu kazandırdılar.
Mehmet Ünver’in şiir ve düzyazı çalışmaları, daha Gönenköy İlk Öğretmen Okulu sıralarında öğrenci iken başladı. Yazdığı edebi ürünlerini, kimi edebiyat dergilerine ve gazetelere
gönderip yayımladı.
Tarsus Lisesi Müdür Yardımcısı görevini sürdürürken mükemmel bir Okul Gazetesinin yayınını başlattı ve aynı zamanda bu gazetenin Sorumlu Müdürü görevini üstlendi.
Mehmet Ünver’in basılmış ve baskıya hazır durumda olan çok sayıda şiir, deneme, öykü gibi Türk Edebiyatı ile ilgili yazıları bulunmaktadır. Öğretmenlik yıllarında ve emekliye ayrıldıktan sonra, sürekli üzerinde durduğu, Türk Edebiyatı ile ilgili bir araştırma çalışması olup, bu çalışmanın birkaç ciltlik kitap bütünlüğünde yayımlanmasını planladı.
Öte yandan gerek Afyonkarahisar, gerekse başta Bitlis-Genç olmak üzere, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinin halk kültürü ile ilgili derleme çalışmaları da olan Mehmet Ünver’in, bu çalışmaları içerisinde en önemli olan bölümünün, özellikle Doğu Anadolu Bölgesi halk kültürü olduğunu biliyorum.
Mehmet Ünver’le birlikte gerçekleşen ciddi bir çalışmanın ürünü olarak yayımlamış olduğumuz. “Afyonkarahisar Ağzı” adlı ortak bir kitabımız vardır. 1986 yılında yayımlanan ve 205 sayfadan oluşan bu kitaptaki derlemeler bana aittir ama, Afyonkarahisar Ağzı’nın teknik ve bilimsel özelliklerinin değerlendirilmesi işini, Edebiyat Öğretmeni olan (kardeşim) Mehmet Ünver yapmıştır. Bu vesileyle bu önemli açıklamayı yapmış olmaktan da mutluluk duyuyorum.
Çocukluk ve ilk gençlik yıllarında futbol da oynayan Mehmet Ünver, Eğitim Enstitüsü öğrencisi iken basketbolu tercih eti ve Bursa Nilüferspor’un lisanslı Basketbolcusu oldu.
Burada Mehmet Ünver’in şairliğini ön plana çıkararak, örnekler sunacağım.
SİZLİ ŞİİR
Tomurcuk kokmalarına eşit dikenlerim
Kahrolarak düşmüşüm çanağınıza
Dilim-dilim soymalısınız hayvanlığımı
Bakışınızla.
Bakışınızla hem var-hem yok ellerim
Bucak-bucak aranmaklığında güzelliğiniz
Sanılar, düşler kendiliğinden bölük
Ve siz
Kentin üstüne düşen gölgelere benzersiniz
Kırk ikindi yağmurlarınca ıslak
Kırk ikindi yağmurlarınca bereketim.
Ben yeşile tutkunum öteden beri
Akça öyküler anlatamam bilmelisiniz
Bilmelisiniz yağmur çatlağında gözlerim
Gözlerim, güzelliğinize özlem.
FAKİRİN EKMEĞİ
Bir yağ olup erimesini özlediğim yüreklerin
Taş olup, saldırışı ne zor.
Ne zor, kişinin gözü gözbebeğimde
Dili Bengal Ormanı’nda yaşarken
Bir avuç dolusu ümit verdiler
Bu senin kaderindir dediler
Bölük-bölük dizildi kentin üstüne dağlar
Güneş bir kez daha gülümsedi gökyüzünde
Bulutlar, ipil-ipil ağlamaktaydı belli
İnsancıklar anlamadılar.
Bir hiçti gönül dediğin
Önce gölgesiydi bildiği
Bir de gerçeğe bar bar bağırmak
Bir avuç dolusu ümit verdiler
Bu senin kaderindir dediler
Bilinendi gülün güzel olduğu
Anlamamak bülbül dilinden
Kaktüs bezedi saksılarını
Kör olmağa eşit bir anlamsızlıkla
Akşam-sabah gülmesini beklediler, beklediler
Bir avuç dolusu ümit verdiler
Bu senin kaderindir dediler